AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ERDOĞAN VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 61243/19 ve 3 diğer başvuru)
KARAR
STRAZBURG
8 Ekim 2024
İşbu karar kesinleşmiş olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Erdoğan ve Diğerleri / Türkiye davasında,
Başkan
Jovan Ilievski,
Hâkimler
Diana Sârcu,
Gediminas Sagatys
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine, aşağıdaki listede yer alan başvuranlar tarafından (“başvuranlar”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AİHM” veya “Mahkeme”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, çeşitli tarihlerde yapılmış başvuruları;
Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki şikâyetleri, kendi görevlileri Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi eski Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesi ve 61243/19 ve 47140/20 no.lu başvuruların geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunu beyan etme kararını;
Tarafların beyanlarını;
14483/21 no.lu başvuruda, Alman Hükümetinin yargılamalara müdahale etme hakkını (Sözleşme’nin 36 § 1 maddesi) icra etmeme kararını;
Hükümetin, başvuruların bir Komite tarafından incelenmesine karşı itirazının reddedildiği kararı dikkate alarak;
17 Eylül 2024 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Mevcut başvurular, başvuranların Türk Ceza Kanununun (TCK) 299. maddesi kapsamında, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan mahkûmiyetlerine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkindir. Başvuranlar, Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki haklarının ihlal edildiğinden şikâyetçidir.
61243/19 NOLU BAŞVURU2. İzmir Cumhuriyet Savcısı, 16 Kasım 2017 tarihli bir iddianamede başvuran hakkında, Facebook hesabında yaptığı bazı paylaşımlar sebebiyle Cumhurbaşkanına hakaret suçlamalarında bulunmuştur.
3. Başvuran, 20 Ekim-20 Kasım 2017 tarihleri arasında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan gözaltında tutulmuştur.
4. İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesi, 25 Eylül 2018’de Ceza Kanununun 299. maddesi uyarınca başvuranın 11 Aralık 2016 tarihinde Facebook’ta yaptığı “Senin de başkanlığının da, taa, Yeter ulan!” şeklindeki paylaşımı sebebiyle Cumhurbaşkanına hakaret suçundan 10 ay hapsine hükmetmiştir. Bununla birlikte, Asliye Ceza Mahkemesi Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 231 § 5 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (bk., bu hükmün lafzı için, Durukan ve Birol / Türkiye, no. 14879/20 ve 13440/21, § 23, 3 Ekim 2023,) ve 5 yıllık bir denetim süresi uygulanmasına karar vermiştir.
5. 7 Aralık 2018 tarihinde, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi başvuran tarafından yapılan bir itirazı, söz konusu kararın usul hukuku ve maddi hukuka uyduğu gerekçesiyle reddetmiştir.
6. Başvuran 11 Ocak 2019 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamında, mahkûmiyetinden şikâyetçi olmuştur. Ayrıca Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında, mahkûmiyetine karşı yaptığı itirazı inceleyen mahkemenin, esas hakkındaki argümanlarını değerlendirmediğinden şikâyetçi olmuştur.
7. Anayasa Mahkemesi, 10 Ekim 2019 tarihinde, başvuranın bireysel başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Özellikle, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetleri hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması tedbirinin başvuranın rızasıyla uygulandığını ve bu nedenle başvuranın temyiz hakkını kaybettiğini belirtmiştir.
33231/20 NOLU BAŞVURU8. Bakırköy Cumhuriyet Savcısı, 21 Şubat 2019 tarihli bir iddianamede başvuran hakkında, polis memurları ile yaşadığı bir tartışma sırasında sarf ettiği bazı sözler sebebiyle Cumhurbaşkanına hakaret suçlamalarında bulunmuştur.
9. Bakırköy 12. Asliye Ceza Mahkemesi, 3 Nisan 2019’da Ceza Kanununun 299. maddesi uyarınca başvuranın polis ile olan tartışmasındaki şu sözleri sebebiyle Cumhurbaşkanına hakaret suçundan 10 ay hapsine hükmetmiştir: “Siz şerefsiz Tayyibin bana hiçbir şey yapamaz, dağda benim kardeşimi Tayyip’in askerleri öldürdü, bunun intikamını alacağım” ve “Siz şerefsiz Tayyip’in p*çleri”. Bununla birlikte, Asliye Ceza Mahkemesi Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 231 § 5 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıllık bir denetim süresi uygulanmasına karar vermiştir.
10. 10 Temmuz 2019 tarihinde, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi başvuran tarafından yapılan bir itirazı, söz konusu kararın usul hukuku ve maddi hukuka uyduğu gerekçesiyle reddetmiştir.
11. 5 Eylül 2019’da başvuran, söz konusu kararın, Sözleşme’nin 10. Maddesi anlamında kanuniliği dâhil olmak üzere, incelenmesi istemiyle Anayasa Mahkemesi nezdinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
12. Anayasa Mahkemesi, 23 Haziran 2020 tarihinde, başvuranın bireysel başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
47140/20 NOLU BAŞVURU13. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı, 30 Ekim 2018 tarihli bir iddianamede başvuran hakkında, Facebook ve Twitter hesabında yaptığı bazı paylaşımlar sebebiyle Cumhurbaşkanına hakaret ve kamu görevlisine alenen hakaret suçlamalarında bulunmuştur.
14. İstanbul Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesi, 25 Haziran 2019’da Ceza Kanununun 299. maddesi uyarınca başvuranın 4 Haziran 2013 ve 27 Aralık 2015 tarihleri arasında Facebook ve Twitter’da yaptığı “Len eşşek sıpası, Suriyeli teröristleri ve insan eti yiyenleri 2 sene besledin” ve “ne diye dötünü yırtıyorsun” şeklindeki ve Cumhurbaşkanının terörist gruplarla ilişkisi olduğunu ima eden birçok paylaşımı sebebiyle Cumhurbaşkanına hakaret suçundan 1 yıl, 2 ay ve 17 gün hapsine hükmetmiştir. Bununla birlikte, Asliye Ceza Mahkemesi Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 231 § 5 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıllık bir denetim süresi uygulanmasına karar vermiştir.
15. 5 Temmuz 2019’da İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesi başvuran tarafından yapılan bir itirazı, söz konusu kararın usul hukuku ve maddi hukuka uyduğu gerekçesiyle reddetmiştir.
16. Anayasa Mahkemesi, 30 Haziran 2020 tarihinde, başvuranın bireysel başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Özellikle, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetleri hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması tedbirinin başvuranın rızasıyla uygulandığını ve bu nedenle başvuranın temyiz hakkını kaybettiğini belirtmiştir.
14483/21 NOLU BAŞVURU17. Edirne Cumhuriyet Savcısı, 9 Nisan 2019 tarihli bir iddianamede başvuran hakkında, Facebook hesabında yaptığı bazı paylaşımlar sebebiyle Cumhurbaşkanına hakaret suçlamalarında bulunmuştur.
18. Edirne 6. Asliye Ceza Mahkemesi, 16 Eylül 2019’da Ceza Kanununun 299. maddesi uyarınca başvuranın Facebook’ta paylaştığı ve Cumhurbaşkanının Kürtlere yönelik saldırıları kışkırttığını ve katliama sebep olduğunu belirten bir yazı sebebiyle başvuranın Cumhurbaşkanına hakaret suçundan 1 yıl, 5 ay ve 15 gün hapsine hükmetmiştir. Söz konusu paylaşımda, Cumhurbaşkanının kafasında bomba şeklinde bir türban ve elinde bir kılıç bulunan bir resim de yer almaktadır. Bununla birlikte, Asliye Ceza Mahkemesi Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 231 § 5 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıllık bir denetim süresi uygulanmasına karar vermiştir.
19. 15 Ekim 2019’da başvuran Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde bir itirazda bulunmuştur ancak bu itiraz reddedilmiştir.
20. Başvuran, 4 Şubat 2020’de Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması tedbirinin uygulanması nedeniyle temyiz başvurusunun yapılamamasından şikâyetçi olmuştur.
21. Anayasa Mahkemesi, 16 Eylül 2020 tarihinde, başvuranın bireysel başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Özellikle, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetleri hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması tedbirinin başvuranın rızasıyla uygulandığını ve bu nedenle başvuranın temyiz hakkını kaybettiğini belirtmiştir.
ŞİKÂYET22. Başvuranlar, Sözleşme’nin 10. maddesine dayanarak, eleştirel düşüncelerini belirttikleri için mahkûm edilmelerinden şikâyetçidir. Başvuranlar, özellikle, mahkûmiyetlerini gerektiren hükmün açıklanmasının geri bırakılması tedbirine itiraz etmiştir.
MAHKEME’NİN DEĞERLENDİRMESİ
BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ23. Mahkeme, başvuruların konuları bakımından benzer olduklarını göz önünde bulundurarak, bunları tek bir kararda müştereken incelemeyi uygun görmektedir.
SÖZLEŞME’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA Kabul Edilebilirlik Hakkında24. Hükümet birçok ön itirazda bulunmuştur. İlk olarak, askıya alınan cezaların başvuranlara herhangi bir yükümlülük veya kısıtlama getirmediğini ve bu nedenle başvuruların Sözleşme hükümleriyle konu bakımından bağdaşmadığını belirterek başvuranların mağdur statüsüne itiraz etmiştir.
25. Hükümet ayrıca başvuranların iç hukuk yollarını tüketmediğini beyan etmiştir. Bu bağlamda, askıya alma sürecinin sonra ermesi durumunda, mahkûmiyet kararlarının da bağlantılı tüm sonuçlarla birlikte silineceğini ileri sürmüştür. Başvuranların denetim süresi boyunca herhangi bir suç işlemeleri durumunda karar açıklanacak ve başvuranlar temyiz başvurusunda bulunma hakkına sahip olacaktır.
26. Hükümet ayrıca, başvuranların şikâyetlerini ve argümanlarını usule ilişkin kurallar bağlamında dinleyen ulusal yargı makamları önünde dile getirme fırsatları bulunmasından ve bu makamların tespitlerinin sorgulanması için bir neden bulunmamasından dolayı başvuruların açıkça dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüştür.
27. İlaveten Hükümet, 14483/21 nolu başvuruda, başvuran tarafından kullanılan ifadelerin hakaret teşkil ettiğini ve Sözleşme’nin 17. maddesi ile çeliştiğini iddia etmiştir. Dolayısıyla, başvuranın şikâyetinin konu bakımından Sözleşme hükümleriyle bağdaşmadığını ileri sürmüştür. Ayrıca, askıya alınmış cezanın başvurana herhangi bir yükümlülük veya kısıtlama getirmediğini ve askıya alınmış cezanın sona ermesiyle birlikte mahkûmiyetin tüm sonuçlarıyla birlikte silineceğini savunarak, aynı başvurunun önemli bir zararın bulunmaması sebebiyle kabul edilemez bulunması gerektiğini ileri sürmüştür.
28. Mahkeme, hâlihazırda mağdur statüsü ve önemli zarara ilişkin benzer itirazları Durukan ve Birol/Türkiye (no. 14879/20 ve 13440/21, §§ 43-44, 3 Ekim 2023) kararında inceleyip reddettiğini yineler. Dolayısıyla, Mahkeme bu itirazları aynı gerekçelerle reddeder.
29. İç hukuk yollarının tüketilmemesine dair itiraz hakkında Mahkeme, benzer itirazları inceleyip reddettiğini kaydeder (bk., Vedat Şorli/Türkiye, no. 42048/19, § 29, 19 Ekim 2021). Dolayısıyla, bu itiraz aynı gerekçelerle reddedilmelidir.
30. Başvuranların şikayetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ön itirazı hakkında Mahkeme, Hükümetin bu bağlamda ileri sürdüğü argümanların, esastan incelenmesi gereken hususlar ortaya koyduğu kanısındadır (bk., Durukan ve Birol, yukarıda anılan, § 45 ve Vedat Şorli, yukarıda anılan, § 30).
31. 14483/21 no.lu başvuruda Mahkeme’nin konu bakımından yetkisiyle ilgili itiraza gelince, Mahkeme başvuran tarafından Facebook’ta paylaşılan görsel ve yorumların (bk., yukarıda 18 paragraf) tartışmalı özelliklerine rağmen Sözleşme haklarını baltalamak gibi bir amaç gütmediği düşüncesindedir (bk., Durukan ve Birol, yukarıda anılan, §§ 46-47). Mahkeme, başvurunun Sözleşme’nin 17. maddesi kapsamındaki hakların suistimali olmadığına ve ön itirazın reddedilmesine karar vermiştir.
32. Mahkeme, başvuruların Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle de bağdaşmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, şikâyetlerin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
Esas Hakkında Tarafların beyanları33. Başvuranlar, haklarındaki ceza yargılamalarına konu olan ve cezalarının askıya alınmasına yol açan yazılı veya sözlü yorumların, Cumhurbaşkanına hakaret amacı taşımadığını, eleştirel görüşlerini ifade ettiklerini beyan etmiştir. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki ifade özgürlüklerine yönelik bir ihlal bulunduğunu iddia etmiştir.
34. Hükümet, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından dolayı adli sicil kaydına eklenen herhangi bir mahkûmiyet olmadığını vurgulayarak, başvuranların ifade özgürlüğüne bir müdahale olmadığını ileri sürmüştür. Bu nedenle, başvuranlar hakkındaki ceza yargılamaları veya mahkûmiyetlerinden kaynaklanan herhangi bir olumsuz yasal sonuç veya caydırıcı etki bulunmadığını iddia etmiştir.
35. Mahkeme’nin bir müdahale tespit etmesi halinde Hükümet, söz konusu müdahalenin Ceza Kanununun 299. maddesinde açıklık, erişilebilirlik ve öngörülebilirlik kriterlerini karşılayacak şekilde öngörüldüğünü beyan etmiştir.
Mahkeme’nin değerlendirmesi36. Mahkeme, beş yıllık bir denetim süresi de dahil olmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarıyla birlikte başvuranların mahkumiyetlerinin, söz konusu tedbirlerin caydırıcı etkisi göz önünde bulundurulduğunda, ifade özgürlüğü haklarına yönelik bir müdahale teşkil ettiği görüşündedir (bk., Üçdağ/Türkiye, no. 23314/19, § 75, 31 Ağustos 2021; Vedat Şorli, yukarıda anılan, § 41; ve Durukan ve Birol, yukarıda anılan, § 56).
37. Mahkeme mevcut davada öncelikle, başvuranların mahkûmiyetlerinin, Ceza Kanununun 299. maddesi olmak üzere yasal bir dayanağı olduğu konusunda taraflar arasında bir anlaşmazlık olmadığını kaydeder. Ayrıca CMK 231. maddenin, mevcut davada bir müdahale teşkil eden, başvuranlar hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı için yasal bir dayanak oluşturduğunu gözlemlemektedir (bk., yukarıda 36 paragraf).
38. Durukan ve Birol (yukarıda anılan, §§ 63-69) kararında Mahkeme, Ceza Muhakemesi Kanununun, mahkûmiyet kararlarının açıklanmasının askıya alınmasını öngören 231. maddesinin, Sözleşme’de güvence altına alınan hakların kamu makamları tarafından keyfi olarak ihlal edilmesine karşı gerekli korumayı sağlamadığını belirtmiştir.
39. Mevcut başvurular, bu karardan ayrılmayı haklı kılan herhangi bir özellik göstermemektedir. Bu sebeple, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından dolayı başvuranların ifade özgürlüğü haklarına yönelik yapılan müdahale Sözleşme’nin 10 § 2 maddesinin amaçları açısından “kanunla öngörülmüş” değildir.
40. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
41. Başvuranlar, manevi tazminat olarak sırasıyla 8.000 avro (EUR), 20.000 avro, 25.000 avro ve 50.000 avro talep etmiştir. Masraf ve giderler açısından, 61243/19 ve 33231/20 no.lu başvurularda, başvuranlar sırasıyla 350 avro ve 13.098 avro talep etmiştir. 47140/20 no.lu başvuruda, başvuranın bu başlık altında herhangi bir talebi olmamış ve 14483/21 no.lu başvuruda, başvuran bu bağlamda herhangi bir miktar belirtmemiştir. Başvuranlar masraf ve giderler bakımından olan taleplerini destekleyecek herhangi bir belge sunmamıştır.
42. Hükümet başvuranların taleplerini dayanaksız ve aşırı bularak itiraz etmiştir.
43. Davanın koşullarını göz önünde bulunduran Mahkeme, 61243/19 no.lu başvuruda başvurana manevi tazminat olarak miktara yansıtılabilecek vergiler hariç olmak üzere 5.000 avro ödenmesine karar vermiştir. Ayrıca, diğer başvuranlara bu başlık altında, miktara yansıtılabilecek vergiler hariç olmak üzere 2.600 avro ödenmesine karar vermiştir.
44. Mahkeme, taleplerini destekleyecek herhangi bir belge sunmamaları sebebiyle, başvuranların masraf ve giderlere ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
Başvuruların birleştirilmesine; Başvuruların kabul edilebilir olduğuna; Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine,(a) (a) Davalı Devlet tarafından, kararın Sözleşme’nin 44 § 2 maddesi uyarınca kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere, yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, 61243/19 no.lu başvuruda, başvurana 5.000 avro (beş bin avro), diğer başvuranların her birine 2.600 avro (iki bin altı yüz avro) manevi tazminat ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
Başvuranların adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup; Mahkeme İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 8 Ekim 2024 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Jovan Ilievski
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
EK
Başvuruların listesi:
Sıra no.
Başvuru no.
Dava adı
Başvuru tarihi
Başvuran
Doğum tarihi
İkamet yeri
Uyruğu
Temsilcisi
1.
61243/19
Erdoğan/Türkiye
13.11.2019
Binali Erdoğan
1965
İzmir
Türkiye
Meltem Salman
2.
33231/20
Şorli/Türkiye
17.07.2020
Mihriban Şorli
1988
İstanbul
Türkiye
İnan Akmeşe
3.
47140/20
Kurnaz/Türkiye
8.10.2020
Tugay Kurnaz
1975
İstanbul
Türkiye
Abdullah Bilici
4.
14483/21
İnaç/Türkiye
12.03.2021
Saide İnaç
1963
Köln
Almanya
Veysel Ok