AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ERENLER VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 53310/10)
KARAR
STRAZBURG
17 Ocak 2023
İşbu karar kesinleşmiş olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Erenler ve Diğerleri / Türkiye davasında,
Başkan
Egidijus Kūris,
Hâkimler
Pauliine Koskelo,
Frédéric Krenc,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla bir Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Başvuran bilgilerinin ekli listede yer aldığı Ankara barosuna kayıtlı avukatlar M.R. Tiryaki, Z. Çolak, N. Şabbaz Başel ve M.N. Eldem tarafından temsil edilen dört Türk vatandaşının (“başvuranlar”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (“AİHM” veya “Mahkeme”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, 15 Haziran 2010 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine yapmış oldukları başvuruyu (no. 53310/10) göz önünde bulundurarak;
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”), Sözleşme’nin 11. maddesi kapsamındaki şikâyetin tebliğ edilmesine ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna dair kararı,
Tarafların beyanlarını,
Hükümetin başvurunun bir Komite tarafından incelenmesine yönelik itirazının reddedilmesine dair kararı dikkate alarak;
13 Aralık 2022 tarihindeki kapalı müzakerelerin ardından,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVA KONUSU
1. Başvuru, başvuranların sendika üyeliği ve faaliyetleri nedeniyle Türkiye’nin farklı şehirlerindeki devlet okullarına atanmalarından dolayı Sözleşme’nin 11. maddesi kapsamındaki örgütlenme özgürlüğü haklarının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvuranlar Tunceli’de devlet okulunda öğretmen olarak görev yapmaktaydılar ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) üyesiydiler.
3. Tunceli Valiliği (Valilik) 7 Ekim 2005 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığına (Bakanlık) başvuranların Tunceli’de istihdam edilmelerinin güvenlik, asayiş, kamu düzeni ve hizmetlerini olumsuz etkileyeceğini kaydederek diğer şehirlere atanmalarını teklif etmiştir. Teklifin ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:
“İlimiz öteden beri terör yönünden hassasiyet arz etmektedir. İlimizde pek çok marjinal grup ve terör örgütlerinin legal uzantıları olarak hareket eden yapılar tarafından yine öteden beri vatandaşlarımıza yönelik yanlı bilgilendirme ve propaganda faaliyetleri yürütülmekte terör örgütüne sempatizan kazandırılması çalışmaları sürdürülmektedir. Valiliğimizce ve bütün kurumlarımızca bu ve benzeri faaliyetlere karşı mücadelemizi tüm imkânlarımızla sürdürmekteyiz.
Adı geçen personelin yukarıda arz etmeye çalıştığımız, propaganda faaliyetleri içerisinde doğrudan ve dolaylı olarak yer aldığı ve her fırsatta değişik platformların adı altında çeşitli etkinlikler düzenleyen sivil toplum örgütlerinin bölücü örgütleri destekleyen mahiyetteki etkinliklerine katıldığı ve desteklediği tespit edilmiştir.”
4. Valilik, teklifinde başvuranların katıldığı etkinlikleri ve bu etkinlikler sırasında katılımcıların attığı sloganların içeriğini sıralamıştır. Valilik, diğerlerinin yanı sıra, aşağıdaki etkinlikleri kaydetmiştir:
- 23 Nisan 2005 tarihinde belediye yeraltı çarşısının önünde kamu hizmetlerinde istihdam politikalarına ilişkin bir basın açıklaması
- 1 Haziran 2005 tarihinde Eğitim-Sen’in kapatılmasına ilişkin Ak Parti’nin yerel teşkilatı önünde bir basın açıklaması
5. Bakanlık 8 Kasım 2005 tarihinde Valilik teklifi uyarınca başvuranların görev yerlerinin değiştirilmesine karar vermiştir.
6. Başvuranlar Bakanlık kararlarının iptal edilmesi için Elazığ İdare Mahkemesine başvurmuştur. Başvuranlar atamalarının kamu menfaati ve hizmet ihtiyaçları değerlendirilmeksizin Eğitim-Sen üyesi oldukları için yapıldığını belirtmiştir.
7. Elazığ İdare Mahkemesi 16 Ocak 2007 tarihinde başvuranların davalarını ayrı kararlarda reddetmiştir. Mahkeme, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 76. maddesi ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 9. maddesi kapsamında başvuranların atamalarının hukuka uygun olduğu sonucuna varmıştır. Bununla birlikte, başvuranlarının atamalarının kamu menfaatine ve kamu hizmeti ihtiyaçlarına uygun olduğunu değerlendirmiştir.
8. Elazığ İdare Mahkemesi gerekçesinde terör açısından Tunceli’nin hassasiyetine ve başvuranların istihdamının kamu güvenliğini ve asayişini olumsuz yönde etkileyeceğine ilişkin Valilik değerlendirmesini (bk. yukarıdaki 3. paragraf) kaydetmiştir. Mahkeme ek olarak, “Dişe Diş Kana Kan Seninleyiz Öcalan”, “Kürdistan Faşizme Mezar Olacak”, “Vali İstifa”, “Gerillalar Ölmez Yaşasın Halk Savaşı”, “Yaşasın Devrimci Dayanışma” , “Albay Şaşırma Sabrımızı Taşırma”, “Baskılar Bizi Yıldıramaz” sloganlarının atıldığı bazı etkinliklere başvuranların katılımını kaydetmiştir. Mahkeme gerekçesinde yukarıdaki 4. paragrafta bahsedilen etkinlikler hususunda başvuranların katılımına atıfta bulunmamıştır.
9. Başvuranlar temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. Başvuranlar, diğerlerinin yanı sıra, atamalarının kamu menfaati ve hizmet ihtiyaçları temelinde değil de Eğitim-Sen üyeliklerinden dolayı yapıldığını belirtmişlerdir.
10. Danıştay 6 Kasım 2009 tarihinde özetle bu kararlardaki gerekçelerin hukuka ve usule uygun olduğunu kaydederek Elazığ İdare Mahkemesinin kararlarını onamıştır.
11. Başvuranlar, sendika üyelikleri ve faaliyetleri nedeniyle Türkiye’nin farklı şehirlerindeki devlet okullarına atandıklarını iddia ederek Sözleşme’nin 11. maddesine dayanarak örgütlenme özgürlüğü haklarının ihlal edildiğinden şikâyet etmiştir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
SÖZLEŞMENİN 11. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
12. Hükümet, başvuranların şikâyetlerinin Sözleşme’nin 11. maddesi ile konu bakımından bağdaşmadığını ileri sürmüştür. Hükümet bu açıdan, atama kararlarında sendika faaliyetlerinin hiçbir şekilde temel alınmadığını belirtmiştir. Bununla birlikte Hükümet, başvuranların söz konusu sendika üyeliğinden mahrum bırakılmadıklarını ve dolayısıyla atamalarından sonra dahi sendika faaliyetlerini devam ettirme olasılıklarını muhafaza ettiklerini kaydetmiştir.
13. Mahkeme, bu itirazın başvuranların örgütlenme özgürlüğü haklarına bir müdahale olup olmadığı sorusuyla yakından ilişkili olduğu kanaatindedir. Bu doğrultuda Mahkeme, Hükümetin başvuranların şikâyetinin Sözleşme hükümleri ile konu bakımından bağdaşmadığına dair itirazının, bu başlık altındaki şikâyetlerinin esasıyla birleştirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
14. Hükümet ek olarak, başvuranların Danıştayın kesinleşmiş kararının düzeltilmesi talebinde bulunmamalarından dolayı iç hukuk yollarının tüketilmediğini gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğunun beyan edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
15. Mahkeme, karar düzeltmenin başvuranların Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi kapsamında tüketmesi gerekmeyen olağanüstü bir kanun yolu olduğunu kaydeder (bk. diğerlerinin yanı sıra Karaduman/Türkiye, no. 16278/90, 3 Mayıs 1993 tarihli Komisyon kararı, Kararlar ve Raporlar (DR) 74, s. 106, ve Sarıdaş/Türkiye, no. 6341/10, § 31, 7 Temmuz 2015). Dolayısıyla, Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmemesi hususundaki itirazı reddedilmelidir.
16. Mahkeme, bu şikâyetin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı dâhilinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığını veya başka herhangi bir gerekçeyle kabul edilemez olmadığını kaydetmektedir. Dolayısıyla, söz konusu şikâyetin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
17. Mahkeme, sendika üyeliği ve faaliyetleri nedeniyle bir kamu görevlisinin zorunlu atamasının kamu hizmetinin uygun şekilde yürütülmesi ve işletilmesi kapsamına girmediğini ve bu durumun 11. maddeyi ihlal ederek kamu görevlilerinin sendika faaliyetlerine katılma hakkına yapılan haksız bir müdahale teşkil ettiğini gözlemlediği Metin Turan/Türkiye (no. 20868/02, 14 Kasım 2006) davasını yinelemiştir (bk. yukarıda anılan Metin Turan, §§ 30-31).
18. Somut davada, daha sonra yerel mahkemeler tarafından teyit edildiği üzere, Bakanlığın kararında dayandığı 7 Ekim 2005 tarihli Valilik teklifinin içeriğinden başvuranların atama kararlarında, diğerlerinin yanı sıra, Eğitim-Sen sendika faaliyetleri bağlamındaki eylemlerinin dikkate alındığı açıktır. Bununla birlikte Mahkeme, Valiliğin atama teklifinde özellikle başvuranların “sivil toplum örgütlerinin” faaliyetlerine katılımlarını kaydettiğini gözlemlemektedir (bk. yukarıdaki 3. paragraf). Mahkeme bu doğrultuda, başvuranların söz konusu kararın sendika ile bağlantılı faaliyetlerin bir sonucu olduğu hususundaki iddialarını yeterli ve ikna edici şekilde ortaya koydukları ve bu durumun Sözleşme’nin 11. maddesinde öngörülen örgütlenme özgürlüğü hakkına müdahale teşkil ettiği kanaatindedir. Hükümetin belirttiği ve başvuranların itiraz etmediği üzere, başvuranlar atamalarının ardından sendika faaliyetlerine katılabilmiş olsa da Mahkeme başvuranların farklı devlet okullarına atanma kararlarında sendika faaliyetlerinin dikkate alındığını değerlendirmektedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında Mahkeme, başvurunun Sözleşme’nin hükümleri ile konu bakımından bağdaşmadığı açısından Hükümet tarafından yapılan itirazı reddetmektedir.
19. Bununla birlikte Mahkeme, bu müdahalenin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 76. maddesi ile öngörüldüğünü ve Sözleşmenin 11 § 2 maddesi kapsamında kamu düzeninin korunması ve diğer kişilerin haklarının korunması olmak üzere meşru amaçlar taşıdığını tarafların kabul ettiklerini gözlemlemektedir.
20. Demokratik bir toplumda müdahalenin gerekliliği açısından Mahkeme, şikâyet edilen müdahaleyi davanın ışığında bir bütün olarak incelemeli ve “izlenilen meşru amaç ile orantılı” olup olmadığına ve ulusal makamlarca haklı kılınması için ileri sürülen gerekçelerin “ilgili ve yeterli” olup olmadığına karar vermelidir. Mahkeme bu şekilde, ulusal makamların Sözleşme’nin ilgili hükümlerinde öngörülen ilkeler ile uyumlu standartlar uyguladığından ve kararlarında ilgili olayların kabul edilebilir bir değerlendirmesine dayandıklarından emin olmalıdır (bk. diğerlerinin yanı sıra, Demir ve Baykara/Türkiye [BD], no. 34503/97, § 119, AİHM 2008, ve Silgir/Türkiye, no. 60389/10, § 20, 3 Mayıs 2022).
21. Mahkeme, somut davada başvuranların ulusal mahkemeler önündeki savunmalarında kamu menfaati ve hizmet ihtiyaçları gözetilmeksizin sendika faaliyetleri dolayısıyla atamalarına karar verildiğini açıkça ileri sürdüklerini kaydetmiştir (bk. yukarıdaki 6 ve 9. paragraflar). Bununla birlikte Mahkeme, Elazığ İdare Mahkemesinin kararlarında başvuranların argümanlarına değinilmediğini ancak bazı etkinlikler sırasında atılan birkaç sloganın içeriği dolayısıyla atamaların hukuka ve kamu menfaati ve hizmet ihtiyaçlarına uygun olduğunun tespit edildiğini gözlemlemektedir. Elazığ İdare Mahkemesi bu etkinliklerin niteliği açısından özellikle barışçıl olup olmadıklarına veya sendika faaliyetleri bağlamında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediklerine dair bir değerlendirme yapmamıştır. Mahkeme başvuranların bu hususa ilişkin argümanlarına rağmen, başvuranların atamalarının gerekçesi olarak dayanılan 23 Nisan ve 1 Haziran 2005 tarihli gösterilere katılımlarının yerel mahkeme tarafından dikkate alınmamasını kayda değer bulmaktadır. Bununla birlikte, bu faaliyetler sendika ile bağlantılı faaliyetler olarak değerlendirilmelidir (bk. yukarıdaki 18. paragraf). Ek olarak, ne Valilik ne de Elazığ İdare Mahkemesi başvuranların söz konusu sloganları attığını ve sloganların içeriğini onaylayacak şekilde hareket ettiklerini tespit etmiştir. Mahkeme son olarak, başvuranların temyiz başvuruları hususunda Danıştayın ayrıntılı bir gerekçe sunmadığını, yalnızca Elazığ İdare Mahkemesinin gerekçesini onaylayan kararlarını onadığını kaydetmektedir.
22. Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında Mahkeme, somut davanın koşullarında, başvuranların atamasına karar verilirken ve başvuranların itirazları reddedilirken ulusal makamların başvuranların örgütlenme özgürlüğü hakkını izlenilen meşru amaçlarla ve içtihatta belirtilen kriterlere uygun olarak dengelemediği sonucuna varmıştır (bu davaya uygulanabildiği ölçüde, Ergündoğan/Türkiye, no. 48979/10, § 34, 17 Nisan 2018, ve yukarıda anılan Silgir, § 32). Bu nedenle Mahkeme, ulusal makamların şikâyet edilen tedbirin “acil bir toplumsal ihtiyacın” sonucu olduğunu ve “demokratik bir toplumda gerekli” olduğunu kanıtlayamadığını değerlendirmiştir.
23. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 11. maddesi ihlal edilmiştir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
24. Başvuranların her biri manevi tazminat olarak 5.000 avro (EUR) ve avukatlık ücretleri ile ilgili olarak toplamda 22.000 Türk lirası (TRL) talep etmişlerdir. Başvuranlar taleplerini desteklemek üzere Ankara Barosunun tavsiye edilen ücret tarifesini ibraz etmişlerdir. Bununla birlikte, taleplerini destekleyecek herhangi bir fatura veya belge ibraz etmemişlerdir.
25. Hükümet başvuranların taleplerini dayanaksız ve aşırı bularak itiraz etmiştir.
26. Hakkaniyet temelinde karar veren Mahkeme (bk. yukarıda anılan Metin Turan, § 43), başvuranların her birine manevi tazminat olarak yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere 2.500 avro ödenmesine karar vermiştir.
27. Mahkeme İç Tüzüğü’nün 60 § 2 maddesi kapsamındaki koşullar ve başvuranların taleplerini desteklemek amacıyla Mahkemeye herhangi bir belge sunmamaları dikkate alındığında; başvuranların masraf ve giderlere ilişkin talepleri reddedilmelidir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Hükümetin başvurunun Sözleşme hükümleri ile konu bakımından bağdaşmadığına dair itirazının esas ile birleştirilmesine ve reddedilmesine;Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;(a) Davalı Devlet tarafından, başvuranların her birine, üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere, yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, manevi tazminat olarak 2.500 avro (iki bin beş yüz) ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
Başvuranların adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddedilmesine karar vermiştir.İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 17 Ocak 2023 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Egidijus Kūris
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
EK
Başvuranların listesi:
Başvuru no. 53310/10
No.
Başvuranın Adı
Doğum/Kayıt Yılı
Uyruğu
İkamet Yeri
1.
Hüseyin ERENLER
1973
Türk
Tunceli
2.
Vedat Ali ÇELİK
1955
Türk
Tunceli
3.
Hasan Hayri KILIÇ
1968
Türk
Tunceli
4.
Selma Polat KILIÇ
1972
Türk
Tunceli