AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
ERSOY/TÜRKİYE
(Başvuru numaraları 13761/17, 13762/17, 21711/17, 21718/17 ve 21722/17)
KARAR
STRAZBURG
14 Aralık 2021
İşbu karar kesin olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Ersoy / Türkiye davasında,
Başkan,
Valeriu Griţco,
Hâkimler,
Egidijus Kūris,
Branko Lubarda,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
1959 doğumlu, Löhne’de yaşayan, ve Ankara Barosuna bağlı avukat M. Yıldırım tarafından temsil edilen Orhan Ersoy adlı bir Türk vatandaşı (“başvuran”) tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi kapsamında, ekli tabloda belirtilen çeşitli tarihlerde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Mahkemeye yapılmış olan başvuruları (no. 13761/17, 13762/17, 21711/17, 21718/17 ve 21722/17),
Başvurunun, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Sayın Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesi kararını,
Hükümetin başvuruların bir Komite tarafından incelenmesine dair itirazının reddine ilişkin kararı,
ve tarafların beyanlarını göz önüne alarak,
23 Kasım 2021 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Mevcut beş başvuru, gerekli mahkeme harçlarını ödeyemediğinden dolayı başvuranın idare mahkemeleri önünde tazminat davası açamaması ve yerel makamların, ekte belirtilen farklı yargılamalarda başvurana muafiyet tanımamasına ilişkindir. Anayasa Mahkemesi, başvuranı, yetersiz mali durumu nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvuru harcı ödemekten muaf tutmuştur fakat başvuranın şikâyetlerinin dördüncü derece mahkemesi şikâyeti niteliğinde olduğunu değerlendirerek, mahkemeye erişime ilişkin şikâyetlerine dair bireysel itirazlarını açıkça dayanaktan yoksun bularak reddetmiştir.
2. Başvuran, idare mahkemelerinin, taleplerini esas yönünden değerlendirmemesinden dolayı Mahkemeye erişiminin reddedildiği hususunda Mahkeme nezdinde şikâyette bulunmuştur. Başvuran ayrıca, Sözleşme’ye Ek 1. No.lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, mal ve mülk dokunulmazlığına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyette bulunmuştur.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
Başvuruların birleştirilmesi3. Mahkeme, başvuruların konuları bakımından benzer olduklarını göz önünde bulundurarak, bunları tek bir kararda müştereken incelemeyi uygun görmektedir.
SÖZLEŞME’NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA4. Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine dayanarak, başvuran, mahkeme harçlarından muaf tutulmasına ilişkin taleplerinin reddedilmesinin, talebinin idare mahkemeleri tarafından incelenmemesine yol açtığı ve dolayısıyla, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği konusunda şikâyette bulunmuştur.
5. Hükümet, başvuranın şikâyetlerinin, Anayasa Mahkemesi dâhil olmak üzere yerel mahkemeler tarafından farklı bir seviyede değerlendirildiği ve bu bağlamda vardıkları sonuçların keyfi olduğunun veya açıkça makul olmadığının değerlendirilmeyeceği kanaatine varmıştır. Hükümet ayrıca, başvuranın, iç hukuk yargılamalarında adli yardım bakımından uygunluğunu kanıtlayan destekleyici belgeler sunmadığını ileri sürmüştür.
6. Mahkeme bu şikâyetin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığı veya kabul edilemez olduğuna ilişkin başka bir gerekçe de bulunmadığı kanısındadır. Dolayısıyla, söz konusu şikâyetin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
7. Mahkeme, talepte bulunurken hukuk mahkemelerine harç ödeme gerekliliğinin, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesiyle tek başına bağdaşmayacak şekilde, mahkemeye erişim hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilemeyeceğini hatırlatmaktadır. Bu bağlamda Mahkeme, başvuranın mahkeme harçlarını ödeyebilmesi ve harç uygulandığı esnada yargılamanın bulunduğu aşama gibi hususların mahkemeye erişimin engellenip engellenmediği değerlendirilirken dikkate alındığını kaydetmiştir (bk. diğerlerinin arasında, Kreuz/Polonya, no. 28249/95, § 52 ve devamı, AİHM 2001-VI). Mahkeme ayrıca, daha önce benzer şikâyetleri incelediğini ve, diğerleri arasında, Türkiye’deki adli yardım sisteminin şahısların keyfilikten korunması için önemli bir güvence sağlamamasından dolayı Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini gözlemlemektedir (bk. özellikle, Bakan/Türkiye, no. 50939/99, §§ 74-78, 12 Haziran 2007; Mehmet ve Suna Yiğit/Türkiye, no. 52658/99, §§ 31-39, 17 Temmuz 2007; ve Eyüp Kaya/Türkiye, no. 17582/04, §§ 22‑26, 23 Eylül 2008; Kaba/Türkiye, no. 1236/05, §§ 19-25, 1 Mart 2011; ve Ilbeyi Kemaloğlu ve Meriye Kemaloğlu/Türkiye, no. 19986/06, § 52, 10 Nisan 2012).
8. Mevcut başvurulara ilişkin incelemesinde, Mahkeme, yukarıda belirtilen kararlarda yer alan tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir özel durum bulunmadığı kanaatine varmıştır. Özellikle, Mahkeme, başvuranın mahkeme harçlarından muaf tutulmasına ilişkin talebini reddederken, idare mahkemelerinin belirli bir gerekçe sunmadığını yalnızca adli yardıma ilişkin genel hükümlere atıfta bulunduğunu (başvuru no. 13761/17) veya başvuranın davasının sağlam bir temele dayanmadığını değerlendirdiğini (geri kalan başvurular) kaydetmektedir. Hükümet tarafından beyan edilenin aksine, başvuranın muafiyet taleplerinin reddedildiği yerel mahkeme kararları, başvuranın yetersiz mali durumunu kanıtlayamamasından veya davalarının başarı ihtimali olmamasından kaynaklanmamaktadır (Marić/Hırvatistan (k.k.) kararının aksine, no. 37333/17, § 58, 10 Kasım 2020). Dolayısıyla Mahkeme, idare mahkemelerinin, başvuranın muafiyet taleplerini ilgili ve belirli gerekçeler sunmaksızın reddetmesinden ve bu durumun, başvuranın taleplerinin bir mahkeme tarafından esas bakımından incelenmemesine yol açmasından dolayı başvuranın mahkemeye erişim hakkının özünün ihlal edildiği kanaatine varmaktadır.
9. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
GERİ KALAN ŞİKÂYETLER10. Başvuran ayrıca, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, mahkemelerin taleplerini reddetmesinden dolayı mülkiyet haklarının ihlal edildiği hususunda şikâyette bulunmuştur. Mahkeme, başvurunun bu kısmını incelemiştir ve elindeki tüm materyaller ışığında ve şikâyet edilen hususların yetki alanına girdiği ölçüde, bu şikâyetlerin Sözleşme’nin 34 ve 35 maddelerinde belirtilen kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamadığı veya Sözleşme veya Protokollerinde yer alan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğini göstermediği kanaatine varmıştır.
Dolayısıyla, başvurunun bu kısmı, Sözleşme’nin 35 § 4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
11. Başvuran adil tazmin talebinde bulunmamıştır. Dolayısıyla, Mahkeme, başvurana bu bağlamda herhangi bir meblağ ödenmesine hükmetmeye gerek duymamaktadır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Başvuruların birleştirilmesine;Mahkemeye erişime ilişkin şikâyetlerin kabul edilebilir, başvuruların geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunun beyan edilmesine;Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3 maddesi uyarınca 14 Aralık 2021 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
{signature_p_2}
Hasan Bakırcı Valeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
EK
Sıra No.
Başvuru no.
ve tarihi
İlgili İç Kararlar
13761/17
04/01/2017
Danıştay tarafından 29 Kasım 2013 tarihinde onanan 2012/1455 E. sayılı, 28 Eylül 2012 ve 27 Şubat 2013 tarihli Ankara İdare Mahkemesi kararları
13762/17
04/01/2017
Danıştay tarafından 29 Kasım 2013 tarihinde onanan 2012/1479 E. sayılı, 21 Eylül 2012 ve 10 Nisan 2013 tarihli Ankara İdare Mahkemesi kararları
21711/17
05/01/2017
Danıştay tarafından 14 Kasım 2012 tarihinde onanan 2012/405 E. sayılı, 9 Mart 2012 ve 11 Temmuz 2012 tarihli Ankara İdare Mahkemesi kararları
21718/17
04/01/2017
Danıştay tarafından 29 Kasım 2013 tarihinde onanan 2012/1480 E. sayılı, 21 Eylül 2012 ve 10 Nisan 2013 tarihli Ankara İdare Mahkemesi kararları
21722/17
04/01/2017
Danıştay tarafından 29 Kasım 2013 tarihinde onanan 2012/1438 E. sayılı, 20 Eylül 2012 ve 21 Şubat 2013 tarihli Ankara İdare Mahkemesi kararları