Fazia Ali / Birleşik Krallık – 40378/10 - 20.10.2015 tarihli Karar [IV. Bölüm]
Olaylar - İki küçük çocuk annesi olan başvuran, 1996 tarihli Konut Edindirme Yasası’nın (“1996 tarihli Yasa”) VII. Bölümünün anlamı dâhilinde öncelikli konut ihtiyacı bulunan evsiz bir kimseydi. Yetkili yerel makam tarafından yapılmış olan birinci teklifi reddetmiş olan başvuran telefonla aranmış ve kendisine kendisi için başka bir incelemenin daha ayarlanmış olduğunu ve bir mektubun gönderileceği bildirilmiştir. Söz konusu mektupta, şayet başvuran teklifi iyi bir gerekçe olmaksızın reddederse, ilgili makamın bu durumu kendisine karşı görevini yerine getirmiş olarak değerlendireceği belirtilmiştir. Başvuran kendisine böyle bir mektubun hiç gelmemiş olduğu ifade etmiş ancak, ilgili mülkü incelemiş ve bu teklifi de reddetmeye karar vermiştir. Daha sonra, yetkili yerel makam başvurana yazılı bir bildirimde bulunmuş ve kendisine ait görevi yerine getirmiş olduğunu kaydetmiştir. Yetkili makamın kararı Evsizlik İnceleme Ofisinin kurum içi inceleme usulü ile yapmış olduğu değerlendirme sonucu onanmıştır. Bunun ardından, başvuranın hukuki bir sorun temelinde İl Mahkemesi’ne yapmış olduğu temyiz başvurusu, söz konusu yegâne meselenin başvuranın ikinci mülke ilişkin teklif mektubunu almış olup olmadığı ile alakalı olduğu ve İl Mahkemesi’nin delillerin İnceleme Ofisi tarafından hâlihazırda uygun ve adil bir şekilde değerlendirilmiş olması sebebiyle bahse konu meseleye dair delilleri değerlendirmesine gerek bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvuranın Temyiz Mahkemesi’ne ve Yüksek Mahkeme’ye yapmış olduğu diğer temyiz başvuruları ise, İl Mahkemesi’nin İnceleme Ofisi’nin kararı Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin amaçları doğrultusunda “yeterli bir şekilde” incelemiş olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.
Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündeki yargılamalarda, söz konusu fiili tespit bakımından bağımsız ve tarafsız bir mahkemeye temyiz başvurusunda bulunamamasının Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine ilişkin bir ihlal teşkil ettiğinden şikâyetçi olmuştur.
Hukuki Değerlendirme – Madde 6 § 1
(a) Uygulanabilirlik – Başvuranın, 1996 tarihli Yasa’nın VII. Bölümünün 193 maddesi uyarınca, barınma olanağı sağlanma yasal hakkı bulunmaktaydı. Bununla birlikte, bu hakka belirli koşullar altında son verilebilmekteydi. Yerel mahkeme nezdindeki söz konusu yargılamalar açık bir şekilde, bahse konu hakkın içeriğiyle ilgili olmasa da, mevcut olup olmamasına dair “bir anlaşmazlık” ile alakalıydı ve ilgili yargılamaların sonucu bu hak bakımından doğrudan belirleyici olmuştur.
İlgili hakkın bir “medeni hak” sayılıp sayılmaması ile alakalı olarak, başvuranın davası, 1996 tarihli Yasa’nın 193. maddesi uyarınca sağlanacak yardımın koşula bağlı olmakla kalmayıp aynı zamanda kesin olarak tanımlanamaması sebebiyle, sosyal yardımların medeni hak olarak kabul edildikleri daha önceki davalardan farklıdır (karşılaştırınız, örneğin, sabit bir parasal miktarda olan konut yardımına ilişkin anlaşmazlığın söz konusu olduğu Tsfayo/Birleşik Krallık kararı, 60860/00 14 Kasım 2006). Barınma yardımı ayni bir yardımdı ve hem başvuranın yardım hakkına sahip olması hem de sonrasında bu hakkın Konsey tarafından uygulamaya konması, bir takdir hakkının kullanılmasına tabiydi. Bununla birlikte, Mahkeme, bu etkenlerin tümünün ya da herhangi birinin bu tür bir hakkın “medeni bir hak” olarak tanınmasına engel olduğu kanaatinde değildir. Mahkeme, başvuranın barınma yardımı alma hakkı ile Tsfayı davasındaki başvuranın ileri sürmüş olduğu konut yardımı hakkı arasında ayrım yapılması için ikna edici hiçbir gerekçenin bulunmadığı görüşündedir. Bu nedenle, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi somut davaya uygulanabilir niteliktedir.
(b) Esas – Kurum içi inceleme usulüyle bir değerlendirme yapmış olan Evsizlik İnceleme Ofisi, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin anlamı dâhilinde “bağımsız bir mahkeme” olarak düşünülemez. Buna karşın, Mahkeme’nin içtihatlarına göre, “medeni hak ve yükümlülükler” ile ilgili anlaşmazlıkları karara bağlayan adli bir makamın bazı yönlerden Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine uymaması halinde, söz konusu makam nezdindeki yargılamalar daha sonra “tam yargı yetkisi” olan ve Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinde belirtilen güvenceleri sunan bir yargı makamının kontrolüne tabi tutuluyorsa herhangi bir Sözleşme ihlalinden bahsedilemez. Uygulamada, söz konusu yargı makamının “yeterli yargı yetkisinin bulunması” veya “yeterli inceleme” yapmış olması durumunda, ilgili koşulun sağlanmış olduğu değerlendirilecektir.
Mahkeme, bu meseleyi karara bağlarken, söz konusu yasal programın tamamını ve özellikle, başvuranın “medeni haklarının” “tespit edildiği” adli sürecin, bir bütün olarak değerlendirildiğinde olayların gerektiği gibi incelenmesini sağlayıp sağlamadığı hususunu incelemek durumunda kalmıştır. Mahkeme, İnceleme Ofisinin başvuranın bir teklif mektubu almış olduğu kanaatine varmak için yeterli fiili gerekçelerinin olduğunu kaydetmiş ve hiçbir şekilde başvuranın söz konusu mektubu almamış olsa dahi mülkü incelemiş ve mülke ilişkin teklifi tamamen ilgisiz gerekçelerle reddetmiş olması sebebiyle, herhangi bir haksızlığın ya da adaletsizliğin mevcut olmadığına kanaat getirmiştir. İnceleme Ofisi nezdindeki inceleme işlemine birtakım önemli usuli güvenceler eşlik etmiştir; ve İl Mahkemesinin olaylara ilişkin tam bir yeniden yargılama yapma yetkisi olmamasına karşın, başvurana açık olan temyiz yolu ile İl Mahkemesinin hem olayları hem de usulü incelemesine olanak tanınmıştır.
Mahkeme, yasal programın bir bütün olarak ele alındığında dava konusu olaylara ilişkin yeterli bir inceleme yapılmasını sağlayıp sağlamadığını değerlendirirken, yasal programın niteliğini ve amacını da dikkate almak durumundadır. Nitekim idari hukuk kapsamındaki temyiz başvuruları ile ilgili olarak, gerçekleştirilen yargı denetiminin kapsamının “yeterli” olup olmadığı sorusu, yalnızca temyiz edilen kararın konusunun takdiri ya da teknik niteliğine ve başvuranın mahkemeler önünde dile getirmek istediği özel meseleye değil, aynı zamanda, daha genel olarak, söz konusu “medeni hak ve yükümlülüklerin” niteliğine ve temelindeki iç hukukun gözettiği politika hedefinin niteliğine de bağlı olabilir.
Mevcut davada bahse konu program, evsizlere konut sağlama amacıyla tasarlanmıştır. Bu nedenle, ilgili program çok sayıdaki küçük davaları kapsayan ve ihtiyaç sahibi kişilere ekonomik anlamda ve adil şekilde, mümkün olduğunca çok yardım sağlamayı amaçlayan yasal bir sosyal yardım programıydı. Bu tür bir sosyal yardım programından kaynaklanan hak ve yükümlülüklerin “tespit edilmesi” konusuna ilişkin olarak, idari yargı aşamasında olaylara dair gerekli incelemenin yapılmış olması halinde, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi, bir mahkeme nezdinde gerçekleştirilen yargı denetiminin tanıkların yeniden dinlenmesi suretiyle yeniden yargılama yapılmasını gerektirdiği şeklinde yorumlanamaz, zira bu durumun hem yasal program ve mahkeme hem de mahkeme sistemi üzerinde önemli etkileri olacaktır.
Özetlemek gerekirse, başvuranın davasındaki yargı denetiminin kapsamı Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin gereklerini yerine getirecek yeterlilikte olmuştur.
Sonuç: ihlal yok (oy birliğiyle).
Full & Egal Universal Law Academy