C O N S E I L D E L ' E U R O P E AVRUPA KONSEYĐ AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ FAZIL AHMET TAMER ve Diğerleri - TÜRKĐYE DAVASI (Baꢀvuru no:19028/02) KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK KARARININ ÖZET ÇEVĐRĐSĐ 7 ꢀUBAT 2006 OLAYLAR Baꢀvuranlar, 1966 doğumlu Fazıl Ahmet Tamer, 1967 doğumlu Erol Kaplan, 1967 doğumlu Hasan Demir, 1969 doğumlu Rıdvan Kura, 1975 doğumlu Fatma Günay ve 1963 doğumlu Mustafa Demir, Türk vatandaꢀı olup, Đstanbul’da ikamet etmektedirler. Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından Florinali, Demir ve Türker tarafından temsil edilmektedirler. Tarafların sunduğu üzere dava koꢀulları aꢀağıdaki gibi özetlenebilir. 1. Baꢀvuranların yakalanması Đstanbul polisi, 19 Nisan 1994 tarihinde, yasadıꢀı örgüt olan Türkiye Halk Kurtuluꢀ Partisi (THKP)-Yeniden Kuruluꢀ Birliği/Halk Kurtuluꢀ Güçleri’ne karꢀı düzenlenen operasyon çerçevesinde baꢀvuranları yakalamıꢀ ve sorgulamak üzere Đstanbul Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁubesi’nde gözaltına almıꢀtır. Baꢀvuranlar, 2 Mayıs 1994 tarihinde, Cumhuriyet Baꢀsavcısı tarafından dinlenmiꢀ ve daha sonra Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne (DGM) götürülmüꢀlerdir. Baꢀvuranlar, 3 Mayıs 1994 tarihinde Đ stanbul DGM yedek hakimi önünde ifade vermiꢀlerdir. DGM yedek hakimi baꢀvuranların tutuklu yargılanmasına karar vermiꢀtir. Baꢀvuranlar, gözaltı sona erdiğinde ve akabinde birçok kez sağlık muayenesinden geçmiꢀler ve haklarında sağlık raporu düzenlenmiꢀtir. 1 ______________________________________________________________________________________ © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir. 2. Baꢀvuranların ꢁikayeti ve Sözkonusu Gözaltından Sorumlu Sekiz Polisin Kötü Muamele Yapmakla Suçlanması Cumhuriyet Baꢀsavcısı, 21 Haziran 1994 tarihinde, baꢀvuranların gözaltına alınmasından sorumlu sekiz polis hakkında iꢀkence yaptıkları gerekçesiyle soruꢀturma baꢀlatmıꢀtır. 1994 yılı Temmuz-Ekim ayları arasında, Terörle Mücadele ꢁubesi’ne bağlı Dursun Ali Öztürk, Ali Ersan, Nizamettin Tuncer, Nihat Çulhaoğlu, Bahattin Çiftçi, Aydın Oruç Aydemir, Erhan Mamikoğlu ve Ramazan Ayan adlı sekiz polis memuru sorgulanmıꢀlardır. Sözkonusu polis memurları verdikleri beyanlarda, baꢀvuranlara kötü muamele yapıldığı iddiasını yalanlamıꢀlardır. Baꢀvuranlardan beꢀi, 6 Aralık 1994 tarihinde gözaltına alınmalarından sorumlu polisler aleyhinde ꢀikayette bulunmuꢀlardır. Cumhuriyet Baꢀsavcısı, sözkonusu ꢀikayet çerçevesinde, 28 Mart 1995-27 Ekim 1995 tarihleri arasında, suçlanan sekiz polisi tekrar dinlemiꢀtir. Polis memurları sözkonusu baꢀvuranlara kötü muamele yapmadıklarını belirtmiꢀlerdir. Cumhuriyet Baꢀsavcısı, 26 Aralık 1995 tarihli iddianameyle, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi önünde, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 243. maddesine dayanarak sözkonusu polisler aleyhinde kamu davası açmıꢀtır. Baꢀvuranlar Tamer, Demir, Kura ve Kaplan, 7 Mart 1996 tarihli duruꢀmada, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (CMUK) 365. maddesi uyarınca cezai yargılamaya müdahil taraf olma talebini sunmuꢀlardır. Sözkonusu talep kabul edilmiꢀtir. Sözkonusu duruꢀma esnasında, Ağır Ceza Mahkemesi, duruꢀmada hazır bulunan sanıkları dinlemiꢀtir. Sanıklar baꢀvuranlara kötü muamele yapıldığı iddiasını yalanlamıꢀlardır. Ancak sanıklar, ꢀikayetçileri yakalarken zor kullandıklarını belirtmiꢀlerdir. Sanıklar ayrıca, olay tatbikatı sırasında baꢀvuranları filme kaydettiklerini ve video kasetlerin kötü muamele izlerinin bulunmadığını kanıtlayabileceğini belirtmiꢀlerdir. Aynı duruꢀma sırasında baꢀvuranlar da dinlenmiꢀtir. Baꢀvuranlar, haklarında düzenlenen sağlık raporlarına itiraz etmiꢀlerdir. Baꢀvuranların avukatı, 30 Mart 1998 tarihinde, yargılamayı etkileyen birçok usulsüzlüklere dikkati çekerek, yargılamanın hızlandırılmasını istemiꢀtir. Baꢀvuranların avukatı, 10 Haziran 1998 tarihinde sağlık raporlarının birbirine uymadığını belirtmiꢀ ve sanıklara göre sorgulama sırasında kaydedilen video kasetlerinin ve Tamer’in EMG sonuçlarının dosyaya konulmasını istemiꢀtir. Aynı gün yapılan duruꢀmada, Ağır Ceza Mahkemesi baꢀvuranların avukatının taleplerini haklı bulmuꢀtur. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Ekim 1998 tarihli duruꢀmada, bir tanık dinlemiꢀ ve baꢀvuranlar tarafından istenilen video kasetlerin dosyaya konulduğunu tespit etmiꢀtir. Ağır Ceza Mahkemesi, 17 ꢁubat 1999 tarihinde, Abdulkadir Dilber, Mustafa Ekici ve Đlhami Çavuꢀ adlı polis memurlarını dinlemiꢀtir. Polis memurları baꢀvuranları yakalamak için 2 zor kullandıklarını belirtmiꢀlerdir. Aynı ꢀekilde sözkonusu polis memurları, yakalama sırasında yoldan geçenlerin de baꢀvuranları tartakladıklarını savunmuꢀlardır. Aynı duruꢀma sırasında Tamer, iꢀkencecilerden biri olduğunu savunduğu Abdülkadir Dilber’i teꢀhis etmiꢀtir. Ağır Ceza Mahkemesi, yakalama tutanağında isimleri geçen polislerin birçoğunu dinlediğine kanaat getirerek baꢀka tanık dinlenmesini reddetmiꢀ ve tespit edilen yaraların kaynağının araꢀtırılması için baꢀvuranlara ait dosyaların Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesine karar vermiꢀtir. Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Mayıs 1999-30 Ocak 2001 tarihleri arasında altı duruꢀma yapmıꢀ ve sözkonusu duruꢀmalarda istenilen sağlık dosyalarının tebliğ edilmediğini tespit etmiꢀtir. Sanıkların avukatı, 3 Nisan 2001 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nin TCK’nın 243. maddesinin Anayasa’ya uygunluğu hakkında karar vermeye çağrıldığını ileri sürmüꢀ ve sonuç olarak Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararı beklemek istemiꢀtir. Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranlar hakkında Adli Tıp Kurumu’nun düzenlediği sağlık raporlarının dosyaya konulduğunu tespit etmiꢀtir. Baꢀvuranların avukatı, 12 Haziran ve 12 Temmuz 2001 tarihli duruꢀmalarda, ceza davasının zamanaꢀımına uğrama riski taꢀıdığına Ağır Ceza Mahkemesi’nin dikkatini çekmiꢀ ve yargılamanın hızlandırılmasını istemiꢀtir. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Temmuz 2001 tarihli duruꢀmada, Anayasa Mahkemesi’ne yapılan baꢀvurunun sonucunu istemeye karar vermiꢀtir. Sanıkların avukatı, 18 Eylül 2001 tarihli duruꢀmada, baꢀvuranların yakalanması koꢀullarını tespit etmek için soruꢀturmanın kapsamının geniꢀletilmesini istemiꢀtir. Ağır Ceza Mahkemesi, soruꢀturmanın kapsamının geniꢀletilmesinin uygun olup olmadığının değerlendirilmesi ve gerektiğinde iddianamenin hazırlanması için, dosyayı Cumhuriyet Baꢀsavcısı’na göndermeye karar vermiꢀtir. Ağır Ceza Mahkemesi, 15 Ocak 2001 tarihli kararla Dursun Ali Öztürk, Nizamettin Tuncer, Nihat Çulhaoğlu, Bahattin Çiftçi, Aydın Oruç Aydemir, Erhan Mamikoğlu ve Ramazan Ayan adlı sanıklar aleyhinde zamanaꢀımından dolayı yürütülen yargılamaya son verilmesine karar vermiꢀtir. Ağır Ceza Mahkemesi, Ali Ersan hakkında delil yetersizliğinden beraatine karar vermiꢀtir. Dava hala Yargıtay önündedir. ꢀĐKAYETLER Baꢀvuranlar AĐHS’nin 3. maddesiyle bağdaꢀmayan muamelelere maruz kaldıklarını iddia etmektedirler. Baꢀvuranlar ayrıca, AĐHS’nin 13. maddesi alanında etkili baꢀvuru yolunun bulunmamasından ꢀikayetçi olmaktadırlar. 3 HUKUK AÇISINDAN 1. Đç hukuk yollarının tüketilmemesi hakkında Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğini ileri sürmektedir. Bu bakımdan yargılamanın halihazırda Yargıtay önünde olduğunu vurgulamaktadır. Baꢀvuranlar bu sava itiraz etmektedirler. AĐHM, tarafların argümanlarını ve dava koꢀullarını gözönünde bulundurarak, Hükümet’in iç hukuk yollarının tüketilmemesine iliꢀkin itirazını esasla birleꢀtirmeye karar vermektedir (Bkz. aynı yönde verilen Batı ve diğerleri-Türkiye (no: 33097/96 ve 57834/00, § 104, AĐHM 2004-...). 2. Esasa dair Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 3 ve 13. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmektedirler. Hükümet, sözkonusu hükümlerin ihlal edilmediğini savunmaktadır. AĐHM, tarafların argümanları ıꢀığında, baꢀvurunun, incelendiği bu aꢀamada çözüme kavuꢀturulamayacak ancak esastan incelemeyi gerektiren ciddi maddi ve hukuki sorunlara neden olduğu kanaatindedir. Buradan, baꢀvurunun AĐHS’nin 35§3 maddesince açıkça dayanaktan yoksun olduğunun söylenemeyeceği ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, baꢀka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi saptanmamıꢀtır. Bu gerekçelere dayalı olarak AĐHM, oybirliğiyle; Đç hukuk yollarının tüketilmemesine iliꢀkin sorunun esasla birleꢀtirilmesine, Esasa iliꢀkin tüm ꢀikayetler saklı kalmak üzere baꢀvurunun kabul edilebilir olduğuna, Karar vermiꢀtir. 4
Full & Egal Universal Law Academy