Gafgaz Mammadov / Azerbaycan - 60259/11 - 15.10.2015 tarihli karar [I. Bölüm]
Olaylar – Başvuran, bir muhalefet grubunu desteklemek amacıyla katıldığı barışçıl bir gösterinin dağıtılmasına yönelik bir polis operasyonu esnasında tutuklanmıştır. Gösteri, gösteri düzenlenmesine izin verilmeyen şehir merkezinde devam etmiştir. Daha sonra, İdari Suçlar Kanunu uyarınca başvuran hakkında kovuşturma yapılmıştır. Bununla birlikte, söz konusu Kanun’un 298. maddesi gereğince toplantı yapılmasını düzenleyen kuralları ihlâl etmekten (ki bunun için para cezası veya kınama öngörülmüştür) ziyade, 310. maddenin 1. fıkrası uyarınca, gözaltına alınmasını gerektiren bir suç olarak, polisin hukuka uygun bir emrine itaatsizlikten beş gün süreyle idari tutukluluğa mahkûm edilmiştir.
Hukuki Değerlendirme – Madde 11: Gerek gösterinin dağıtılması gerekse başvuranın tutuklanması ve suçlu bulunması, başvuranın barışçıl toplantı özgürlüğü hakkına müdahale etmiştir.
Söz konusu müdahalenin hukuka uygunluğuna gelince, halk toplantılarını düzenleyen Azerbaycan mevzuatının öngörülebilirliği ve açıklığı ve de bu tür toplantıların suistimal edici bir şekilde yasaklanması veya dağıtılması riski konusunda Mahkemenin ciddi kaygıları bulunmaktadır. Uluslararası kuruluşlarca hazırlanan bir dizi raporda, Anayasa ile öngörülen ön bildirim sisteminin yerini uygulamada Toplantı Özgürlüğü Hakkında Kanun içerisinde yer alan yetkiler uyarınca bir izin sisteminin almış olduğu vurgulanmıştır. Mahkemenin ayrıca başvuranın tutuklanması ve suçlu bulunması için yetkililerce öne sürülen resmî gerekçenin güvenilirliği konusunda da şüpheleri de bulunmaktaydı; başvuran bir polis memurunun hukuka uygun emrine itaat etmemekten yakalanmış ve suçlu bulunmuştur; Oysa gerçekte hakkındaki yargılamaların kilit dayanağı, gösteri için izin olmamasıdır.
Bununla birlikte, Mahkeme, ortaya müdahalenin gerekliliği ile ilgili olarak daha belirgin bir sorun ortaya çıktığı için, 11. madde kapsamında yürüttüğü incelemesini müdahalenin hukuka uygunluğu ile sınırlamamıştır.
Bu bağlamda, Mahkeme, planlanan gösterinin bildirimi kendilerine ulaştıktan sonra yetkililerin “izin” vermeme nedenini ve karmaşanın en aza indirilmesi ve güvenliğin sağlanması için tedbirler almaktansa toplantıyı dağıtmaya karar verdiklerini açıklamamış olduğunu kaydetmiştir. Yerel mahkemeler, izin olmamasının göstericilerin dağıtılmasını haklı kılıp kılmadığını incelemeye çalışmamıştır. Anayasa izin değil, yalnızca bildirim gerektirdiği için; Mahkeme, yetkililerin dolayısıyla toplantının dağıtılmasının gerekli olup olmadığının değerlendirilmesinde bilhassa önemi bulunan koşulları dikkate almamış olduğuna kanaat getirmiştir.
Başvuranın yakalanması ve suçlu bulunmasıyla ilgili olarak, başvuranın suçlu bulunmasının altında yatan gerekçenin başvuranın izinsiz bir barışçıl gösteriye katılımı (söz konusu zamanda gözaltı gerektirmeyen bir davranış) olmasına karşın, başvuran “izinsiz bir gösteriye katılımı durdurmadığı” ithamıyla beş günlük idari tutukluluğa mahkûm edilmiştir. Başvuranın yakalanması ve suçlu bulunması için keyfi bir gerekçe olarak idari bir suça başvurulması, bu sebeple, aksi durumda geçerli olmayan bir ceza verilmesini mümkün kılmıştır. İlâveten, yetkililer, gösteriye katılma anlamında başvuranın Sözleşme’nin 11. maddesi kapsamında sahip olduğu hak ile bu durumun kamusal veya kişisel diğer menfaatlere verebileceği her tür zarar arasında denge sağlanması hususunda hiçbir çaba sarf etmemiştir.
Özet olarak, yetkililer, başvuranın toplantı özgürlüğü hakkı konusunda gerekli hoşgörü ve iyi niyet ile hareket etmemiş, söz konusu müdahaleyi haklı kılacak yeterli ve ilgili gerekçeler ileri sürmemiş ve söz konusu koşullar içerisinde orantısız bir yaptırımda bulunmuşlardır.
Sonuç: ihlâl (oybirliğiyle).
Mahkeme ayrıca oy birliğiyle, Sözleşme’nin 5. maddesi ve 6. maddesinin 1. ve 3. fıkralarının ihlâl edildiğine hükmetmiştir.
Madde 41: Manevi tazminat olarak 15.600 EUR.
Full & Egal Universal Law Academy