Gahramanli ve Diğerleri / Azerbeycan – 36503/11 - 8.10.2015 tarihli Karar [I. Bölüm]
Olaylar – Başvuranlar, 2010 yılında yapılan milletvekili seçimlerinde muhalefet partilerinden milletvekili adaylıklarını koymuştur. Başvuranlar seçim komisyonu üyelerinin seçim sürecine kanuna aykırı bir şekilde müdahale etmelerinden, seçmen seçimlerinin kanuna aykırı olarak etkilenmesinden, gözlemcilerin önünün kapatılmasından ve oy sandıklarının istiflenmesinden şikâyetçi olmuşlardır. Başvuranların bu şikayetleri Merkezi Seçim Komisyonu (MSK) ve yerel mahkemeler tarafından dayanaksız oldukları gerekçesiyle bu şikâyetleri reddedilmiştir.
Hukuksal Değerlendirme – 1 no’lu Protokol’ün 3. maddesi: Başvuranlar, seçim bölgelerinde özgür ve adil bir şekilde seçim yapılmadığına ilişkin çok ciddi ve tartışmaya açık bir iddia ileri sürmüşlerdir. Bu nedenle, meydana geldiği iddia edilen yolsuzluklar, usulüne uygun olarak kanıtlandığı takdirde, seçimlerin demokratik mahiyetine halel getirecek niteliktedir. Başvuranların iddiaları, gözlemcilerin ifadelerine dayanmaktadır. Seçim sürecinde en sık karşılaşılan sorunlara ilişkin genel bir inceleme sunan AGİT 7 Kasım 2010 tarihli Milletvekili Seçimlerine ilişkin Gözlem Heyeti Sonuç Raporu, başvuranların iddialarını dolaylı olarak desteklemiştir. Davalı Devlet’in, bu nedenle, başvuranın şikâyetlerinin etkili bir şekilde incelenmesini sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır.
Ancak, MSK tarafından yapılan delil değerlendirmesi, yeterli ve kapsamlı değildir. İlk olarak, Seçim Kanununun gerektirdiklerine rağmen, başvuranların MSK’ de görülen duruşmaya katılmaları sağlanmamıştır. Bu durum, onları kendilerini savunma olanağından mahrum bırakmıştır. MSK, uygulamada şikâyetlerin esasını incelemeden, sorgulamaksızın bir uzman grubun görüşünü kabul ettiğinden, gerçek bir duruşma gerçekleştirmemiş olabilir. MSK, ayrıca, başvuranların şikâyetlerini desteklemek için kanıt olarak sundukları yolsuzluklara ilişkin gözlemci ifadelerini yeterince dikkate almamıştır. Söz konusu gözlemcilerin hiçbiri sorgulanmamış ve bu iddialar hakkında ek soruşturma yürütülmemiştir. MSK, öte yandan, başvuranlara erişim sağlanmayan diğer bazı gözlemci ifadelerine atıfta bulunmuş ve başvuranlar tarafından sunulan gözlemci ifadelerine neden ağırlık verilmediğine ilişkin ikna edici bir açıklama sunmamıştır.
Yerel mahkemeler, söz konusu eksiklikleri tazmin etmemiş ve ileri sürülen iddialara ilişkin bağımsız bir inceleme yapmaksızın ve MSK’ nin izlediği usuldeki eksikliklere ilişkin başvuranların şikâyetlerini ele almaksızın MSK kararını onamıştır.
Ayrıca, başvuranların bulundukları seçim bölgesinde seçim haklarının ihlalinin mevcut temyiz sistemiyle tazmin edilmesini istemesine ve Yüksek Mahkemeye temyiz başvurusunda bulunmak için yasa tarafından öngörülen süre devam etmesine rağmen, Anayasa Mahkemesi, ülke genelinde gerçekleştirilen seçim sonuçlarının kanuna uygun olduğuna erkenden karar vermiştir. Yüksek Mahkeme, bu nedenle, başvuranların seçim bölgesindeki seçim sonuçlarını etkileyen herhangi bir karar alamamaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin kararı bu nedenle başvuranların tazmin olanağını ortadan kaldırmış ve başvuranların davasında bireysel olarak seçimlerle ilgili şikâyetlerin incelenmesini sağlayan bütün sistemi boş ve yanıltıcı kılmıştır.
Seçim komisyonlarının ve mahkemelerin davranışları ve aldıkları kararlar, ileri sürülen seçim yolsuzluklarıyla mücadele etmek ve başvuranların seçimlerde aday olma haklarını korumaya ilişkin gerçek bir endişe içinde olmadıklarını gözler önüne sermiştir.
Ayrıca, iktidar partisi üyelerinin, MSK dahil olmak üzere, bütün seçim komisyonlarındaki oranı, oldukça yüksektir. Bu, başvuranların seçimlere ilişkin şikâyetlerin MSK tarafından gerçekleştirilen incelenmesinin etkisizliğine katkıda bulunan sistematik unsurlardan biridir. Davalı Devlet tarafından sunulan bilgiler ışığında, Mahkeme’nin kararının icra edilmesi, Sözleşme’ye uygun olarak genel tedbirlerin alınması ve seçim yönetimi sisteminin geliştirilmesini denetlemek Bakanlar Komitesi’nin görevidir. Seçim komisyonlarının yapısal oluşumlarında reform yapmayı planlayan davalı Devlet’in gösterdiği çabalar, bu nedenle, seçimle ilgili şikâyetlerin etkili bir şekilde incelenmesini arttırma amacıyla desteklenmelidir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Madde 41: Manevi tazminat olarak her bir başvurana 10.000 avro ödenmesine karar verilmiştir; manevi tazminat talepleri reddedilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy