Gajtani/İsviçre – 43730/07 - 9.9.2014 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar – Kosova Cumhuriyeti[1] vatandaşı olan başvuran iki çocuğu ve çocuklarının babası ile birlikte Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti’nde yaşamıştır. Başvuran 2005 yılının Kasım ayında, çocuklarının babasından ayrılmış ve çocuklarıyla birlikte ailesinin yanına gitmek üzere Kosova’ya taşınmıştır. Başvuran Kosova’da bir İtalyan vatandaşı ile evlenmiş ve bu kişi ile birlikte yaşamak üzere İsviçre’ye gitmiştir. Çocukların babası 2006 yılında, çocuklarının Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti’ne geri gönderilmeleri için yasal adımlar atmıştır. Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti yetkilileri Aralık 2006’da çocukların velayetini çocukların babasına vermiştir. Bundan birkaç gün sonra, İsviçre yetkilileri çocukların anne ve babası ile o zaman 11 buçuk yaşında olan büyük erkek çocuk ile bir görüşme gerçekleştirmiştir. 2007 yılının Mart ayında, İsviçreli denetleme makamı babanın çocuklarının geri gönderilmelerine yönelik başvurusunu, büyük oğlunun babasıyla birlikte yaşamak üzere geri gönderilmesi fikrine şiddetle karşı çıkması ve hatta babasıyla görüşmeyi dahi reddetmesi sebebiyle reddetmiştir. Denetleme makamının kararı, İsviçre’deki temyiz mahkemesi tarafından 2007 yılının Haziran ayında bozulmuş ve temyiz mahkemesi büyük erkek çocuğunun geri gönderilmeye ilişkin mutlak itirazının dikkate alınmasına yetecek yaşa henüz ulaşmamış olduğuna karar vermiştir. Çocuklar Ekim 2007’de polis tarafından alınarak yanlarında başvuran bulunmaksızın Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti’ne geri götürülmüşlerdir.
Hukuki Değerlendirme – Madde 8: Başvuranın aile hayatına saygı hakkına ilişkin bir müdahale olmuştur. Lahey Sözleşmesi[2] söz konusu müdahaleye dayanak olarak gösterilmiş olup, müdahaleyle çocukların ve çocukların babasının hak ve özgürlüklerinin korunması şeklinde meşru bir amaç hedeflenmiştir. Bu davada gündeme gelen husus yalnızca, yetkili makamların çocukların görüşlerini yeterli ölçüde dikkate alıp almadıkları sorusudur.
Temyiz mahkemesi başvuranın oğlu tarafından ileri sürülen açıklamaları dikkatli bir biçimde incelemesinin ardından, başvuranın oğlunun geri gönderilmeye ilişkin mutlak reddinin dikkate alınmasına yetecek yaşa henüz ulaşmamış olduğuna karar vermiştir. Temyiz mahkemesi, başvuranın oğlunun bu tutumunun görüşlerinin yeteri ölçüde bağımsız olduklarının değerlendirilmesine yetecek bir olgunluk seviyesine ulaştığını göstermediğini değerlendirmiştir. Mahkeme, erkek çocuğunun annesini özellikle de çocuk kaçırma olmak üzere herhangi bir sorumluluğa karşı koruma isteğinde olduğunu kaydetmiştir. Mahkeme ayrıca, çocuğun bağlılık duygusuna ilişkin bir anlaşmazlığın ortasında kalmış olduğunu ve muhtemelen, babasıyla görüşmeye devam etmesi halinde kendisini annesinden ayıracaklarından korktuğunu gözlemlemiştir.
Temyiz mahkemesinin çocukların geri gönderilmesine ilişkin karara varılırken başvuranın oğlunun ifadelerinin dikkate alınamayacağı yönündeki kanaati makul olmayan bir durum değildir. Çocuğun alt makam ile yapmış olduğu görüşmeyi esas alarak karar veren mahkeme, bu kararına ilişkin detaylı gerekçeler sunmuştur. Bu alanda bir değerlendirmede bulunma konusunda Mahkeme’den daha iyi bir konumda olan yerel makamlar tarafından kullanılan açık takdir yetkisi dikkate alındığında, temyiz mahkemesinin, özellikle bahse konu türdeki görüşmelerin bir çocuk üzerinde travmatik etkilerinin olabileceğinden ve yargılamalarda gecikme yaşanmasına yol açabileceğinden ötürü, erkek çocukla tekrar bir görüşme yapılmasının gerekli ve uygun olmadığı kanaatine varması makul kabul edilmiştir.
Çiftin söz konusu zamanda beş yaşında olan kızları ile bu anlamda herhangi bir görüşme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Başvuran, kızı ile görüşme yapılmasını istediği ve bu talebinin reddedildiği şeklinde bir iddiada bulunmamıştır. Ayrıca, başvuran Lahey Sözleşmesi’nde çocuğun geri gönderilmesinin engellendiği belirtilen koşulların herhangi birinin geçerli olup olmadığının tespit edilmesi için bir görüşme gerçekleştirilmesinin gerekli olduğu iddiasında da bulunmamıştır. Bunun yanı sıra, Lahey Sözleşmesi ulusal makamlara çocukla görüşme yapılmasına ilişkin herhangi bir yükümlülük getirmemektedir.
Dolayısıyla, temyiz mahkemesi geri gönderme konusuna ilişkin olarak özellikle başvuranın oğlu tarafından dile getirilmiş olan itirazları dikkate almayı reddettiği için eleştirilemez. Bu nedenle, iç hukuk kapsamındaki karar verme süreci Sözleşme’nin 8. maddesinde öngörülen usuli gereklilikleri yerine getirmiştir.
Sonuç: ihlal yok (oybirliğiyle).
Mahkeme ayrıca, mahkemeye erişimin olmaması bakımından Sözleşme’nin 6. maddesine ilişkin bir ihlalin de söz konusu olduğuna karar vermiştir.
Madde 41: Manevi tazminat karşılığında 5.000 avro (EUR) ödenmesine karar verilmiş; maddi tazminata ilişkin talep reddedilmiştir.
[1] Ülke topraklarına, kurumlarına ya da nüfusuna olsun, Kosova’ya ilişkin yapılmış olan atıfların tümünün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1244 sayılı Kararına uygun biçimde ve Kosova’nın statüsüne halel getirmeksizin yapıldığı anlaşılmalıdır.
[2] Uluslar arası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Vehçelerine Dair 25 Ekin 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi.
Full & Egal Universal Law Academy