Karar 19.2.2013 [Üçüncü Daire]
Olaylar – Başvuran, Şubat 2003 tarihinde, altı yaş sınırının altında olan çocuğunun velayetinden dolayı, iş yönetmeliğine dayanarak, işvereninden çalışma saatlerinde azaltma istemiştir. İşvereni kabul etmeyince, başvuran İş Mahkeme’si nezdinde dava açmış ancak şikayeti reddedilmiştir. Anayasa mahkemesi 2007 yılında verdiği bir kararda, başvuranın şikâyetini onamıştır. Mahkeme, işverenin, başvuranın meslek hayatı ve aile hayatı arasında denge sağlayamamasından dolayı, cinsiyet temelli ayrımcılık yapılmaması ilkesinin başvuran açısından ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Mahkeme, yeni bir karar için davayı İş Mahkemesi’ne iade etmiştir. 2007 yılında, İş Mahkeme’si başvuranın davasını reddetmiş ve başvuran yeni bir itiraz için başvurmuştur. 2009 yılında Anayasa Mahkemesi, 2007 yılında verdiği kararın gerektiği gibi uygulanmadığı ve İş Mahkemesi’nin kararının yok hükmünde sayıldığı sonucuna varmıştır. Ancak, bu süre içerisinde başvuranın oğlu altı yaşına ulaştığı için, mahkeme, yeni bir karar için davayı İş Mahkemesi’ne iade etmenin uygun olmadığına karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, Anayasa Mahkemesi içtüzüğü tarafından izin verilmediği için, telafi olarak tazminat ödenemeyeceğine karar vermiştir.
Hukuki Değerlendirme – Madde 6 § 1 ile bağlantılı olarak 14. madde: Ulusal mahkemeler tarafından verilen kararların gereğince uygulanmasını sağlaması, idareye gerekli kılınmıştır. Anayasa mahkemesi 2009 yılında verdiği kararda, ayrımcılık yapılmaması ilkesinin ihlal edildiğini doğrulayan, başvuranın ilk hükmün infaz edilmesi hakkının çiğnendiği sonucuna ulaşmıştır. Yetkililer, açıkça kabul edip ve Sözleşme’nin ihlaline bir çözüm getirmedikçe, başvuranın lehine olan karar veya tedbir onu “mağdur” statüsünden çıkarmaz. Anayasa mahkemesi tarafından bulunan ihlal, mahkemenin iki kararına rağmen bugüne kadar düzeltilmemiştir.
Başvuranın başlangıçtaki niyeti tazminat almak değil, altı yaşından küçük olan oğluyla ilgilenebilmek için azaltılmış çalışma saati hakkının tanınması için uğraşmaktır. Başvuran daha sonra, çocuğunun yaş sınırını geçmesinden dolayı çalışma saatlerinde azaltma için gerekli vasıflara sahip olamadığı için tazminat talep etmiştir. Anayasa Mahkemesi 2009 yılında verdiği kararında tazminat talebini reddederek, başvurana, iddiasını başka bir idari veya yargı organına taşıma ihtimali ile ilgili bir bilgi belirtmemiştir. Yargılamaların sonunda çocuğun yaşından dolayı, başvuranın hakkının kabul edilmiş ihlali için alternatif tazminat olasılığının kalmadığı doğrudur. Bunun yanı sıra, mahkeme şikâyet metninde, tazminin nasıl sağlanacağını davalı tarafa belirtememiştir. Mahkeme, Anayasa Mahkemesi tarafından sağlanan korumanın yetersiz olduğu kanaatine kolayca varmıştır. Ayrıca, başvuranın, çalışma saatlerinin azaltılmasının reddedilmesine ilişkin İş Mahkemesinde açtığı dava, İş Mahkemesi’nin iki olumsuz kararının yok hükmünde sayılmasına rağmen, esas bakımından bir karara bağlanmamıştır. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi yasanın, temel bir hakkın ihlalinden dolayı tazminat yoluyla tazmin sağlamadığı kanaatinde olduğu için, başvuranın itirazı anlamsız olmuştur. Bundan dolayı, başvurana tüm haklarının iade edilememesi, Anayasa Mahkemesi tarafından şikâyetinin onanmasıyla sağlanan korumayı anlamsız kılmıştır.
Karar: ihlal (oy birliğiyle)
41. madde: manevi tazminat olarak 16,000 Avro
Full & Egal Universal Law Academy