© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2012. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2012. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2012. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Gebremedhin [Gaberamadhien]/Fransa – 25389/05
Karar 26.4.2007 [2. Daire]
Madde 13
Etkili yol
Havalimanının bekleme alanında tutulan bir mültecinin Fransa topraklarına girişinin reddi kararı ve sınır dışı edilmesi emrine karşı gidebileceği yürütmeyi durduran bir yolun bulunmayışı: İhlal
Madde 5
Madde 5–1–f
Ülkeye yasadışı yollardan girişi engelleme
Asıl ülkesine geri gönderilmesine karşı, AİHM’nin, iç tüzüğünün 39. maddesine dayanarak, verdiği tedbir kararından sonra, bir mültecinin havalimanının bekleme alanında tutulması: İhlal yok
Olaylar: Başvurucu Eritre vatandaşıdır. 1998’de ailesiyle birlikte Etiyopya’dan Eritre’ye göç ettirilmiştir. Bağımsız bir gazete için muhabir fotoğraf olarak orada çalışmıştır. 2000’de gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yazı işleri müdürüyle birlikte yakalanmış ve aylarca cezaevinde kalmıştır. 2001 Eylülünde ülkeyi terk etmiştir. Ondan sonra yakalanıp arkadaşıyla ilgili olarak sorgulanan başvurucu, kötü muameleye maruz kalmıştır. Altı ay boyunca cezaevinde kalan başvurucu, tüberküloz tedavisi nedeniyle bulunduğu cezaevi hastanesinden kaçmıştır. Önce Sudan’a giden başvurucu orada da hayatının tehlikede olduğunu düşünerek Güney Afrika’ya gitmiştir. Başvurucu başkasının adına düzenlenmiş bir Sudan pasaportu ve başka hiçbir seyahat belgesi olmadan Fransa’nın Paris–Charles de Gaulle havalimanına varmıştır. 1 Temmuz 2005 tarihinde, Fransız yetkililerine iltica talebinde bulunmak amacıyla Fransa topraklarına giriş yapmak istemiş ancak havalimanının bekleme alanında tutulmuştur. 5 Temmuz 2005 tarihinde, Fransa Mülteci ve Vatansızları Koruma Bürosu (OFPRA) başvurucuyu dinlemiş, ancak ifadelerinde başkasının hayat hikâyesini sahiplenmeye çalışıyormuş izlenimi veren uyumsuzluklar bulunması gerekçesiyle, başvurucunun Fransa topraklarına giriş talebinin reddi yönünde bir görüş sunmuştur. Bir sonraki gün, İçişleri Bakanlığı, başvurucunun iltica talebinde bulunmak amacıyla Fransa topraklarına girişini reddetmiş ve Eritre veya kendisini kabul edebilecek başka bir ülkeye gönderilmesine karar vermiştir. Başvurucu Fransa topraklarına giriş izni alsaydı, sınır polisi, iltica prosedürü çerçevesinde yetkili makama iltica talebini sunması için, Fransa’ya girmesine ve burada sekiz gün kalmasına izin veren bir belge verecekti.
Başvurucu, iltica talebinde bulunabilmek için, Fransa topraklarına girişine izin verilmesi talebiyle idare mahkemesinde seri muhakeme yoluna başvurmuştur. Kötü muamele gördüğünü ve hayatının tehlikede olduğunu tekrarlamıştır. 8 Temmuz 2005 tarihinde, yani bir sonraki gün, başvurucunun talebi reddedilmiştir.
Başvurucu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmuş, 15 Temmuz 2005 tarihinde, AİHM, iç tüzüğünün 39. maddesine (geçici tedbir) dayanarak, Fransız Hükümeti’nden, başvurucunun Eritre’ye gönderilmesi kararının uygulanmasının geçici olarak durdurmasını talep etmiştir. O anda başvurucu Roissy havalimanının bekleme alanında tutuluyordu. 20 Temmuz 2005 tarihinde, Fransız yetkililer, Avrupa Mahkemesi’nin kararına dayanarak, başvurucunun, valiliğe gidip geçici oturma iznine başvurması için, Fransa topraklarına giriş yapmasına ve orada sekiz gün kalmasına izin vermişlerdir. Böylece başvurucu bir ay geçerli Fransa’da oturma izni almış ve OFPRA’ya iltica talebinde bulunmuştur. 2005 Kasımında, OFPRA ona ilticacı statüsü vermiştir.
Hukuk: Madde 3 ve 13 bağlantılı olarak – Fransız hukukunda Fransa topraklarına kabulün reddi iltica talebinde bulunmayı engeller. İcra hükmünde bir karar söz konusudur. Yani başvurucu anında kaçtığını söylediği ülkeye geri gönderilebilir. Bu olayda, AİHM iç tüzüğünün 39. maddesinin uygulanması sonucu, başvurucunun ülke topraklarına girmesine izin verilmiştir. Bunun sonucunda başvurucu OFPRA’ya iltica talebinde bulunabilmiş ve iltica statüsüne kavuşmuştur. 28 Temmuz 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi’ne göre, başvurucu artık ülke dışına çıkarılamaz. Dolayısıyla başvurucu 3. maddenin ihlali iddiasına ilişkin olarak mağdur sıfatını kaybetmiştir.
AİHM Eritre’de kötü muamele görme riskiyle ilgili başvurucunun iddialarını, 3. madde altında ileri sürdüğü şikâyetin “savunulabilir” olduğunun kabul edilmesi için, yeteri kadar inandırıcı olduğuna karar vermiştir. Dolayısıyla, başvurucu 3. maddeyle bağlantılı 13. maddeyi ileri sürebilir. 13. madde, hakkında, 3. maddeye aykırı kötü muamele görme riski taşıdığını gösterir ciddi nedenleri bulunan bir ülkeye gönderilme kararı bulunan bir yabancının, bu karara karşı başvurabileceği ve bu kararın yürütmesini durduracak bir yolun bulunmasını gerektirir. Böyle bir risk taşıdığını iddia eden ve Fransa topraklarına giriş izni almış olan mülteciler için, Fransız hukuku, bu niteliklerin bazılarını taşıyan bir prosedür sunmaktadır. Bu durum böyle bir risk taşıdığını iddia edip sınıra – havalimanları gibi – gelmiş olanlar için geçerli değildir. Çünkü OFPRA’ya iltica talebinde bulunabilmek için bir yabancının Fransa topraklarında bulunması gerekmektedir. Böyle bir kişinin sınıra gelmesi durumunda bu kişi ülke topraklarına giriş izni almadan iltica talebinde bulunamaz. Bu izni yoksa öncelikle iltica nedeniyle ülkeye giriş talebinde bulunması gerekmektedir. Bu durumda iltica talebinin “açıkça dayanaktan yoksun” olup olmadığı idare tarafından incelenene kadar “bekleme alanı”nda tutulur. İdare talebini “açıkça dayanaktan yoksun” bulursa ülkeye giriş talebini reddeder. Bu durumda, ilgili şahıs OFPRA’ya iltica talebiyle başvurma olanağı bulmadan, otomatik olarak ülkeden uzaklaştırılacak kişi konumuna düşer. Şüphesiz, ilgili kişi bakanlık kararının iptali için idare mahkemesine başvurabilir, ancak bu yol yürütmenin durdurulması etkisine sahip değildir ve hiçbir süreye de tabi değildir. İlgili, hiç kuşkusuz, seri muhakeme yoluna da başvurabilir – başvurucunun boş yere başvurduğu gibi – ancak bu yolda yürütmenin durdurulması etkisine sahip değildir. Dolayısıyla, bu durumda da, adli karar verilene kadar ülkeden sınır dışı edilebilir. 3. maddenin önemi ve bir sözleşmeci devletin bir yabancıyı işkence veya kötü muamele görme ihtimali olduğunu düşündürecek ciddi nedenlerin olduğu bir ülkeye göndermesi durumunda, bu ihtimalin gerçekleşmesiyle doğacak zararın telafi edilemez oluşundan dolayı, 13. madde ilgilinin başvurabileceği yürütmeyi durduracak bir yargı yolunun (bir yolun “uygulamada” yürütmeyi durdurma etkisine sahip olması yeterli değildir) bulunmasını gerektirmektedir.
Sonuç: İhlal (Oybirliğiyle).
Madde 5(1)(f) – 1 Temmuz 2005 tarihinde, havalimanının “bekleme alanı”na yerleştirilen ve 20 Temmuzda Fransa topraklarına girişine izin verilen başvurucu “özgürlüğünden mahrum” edilmiştir. 15 Temmuzda, AİHM, iç tüzüğünün 39. maddesine dayanarak, Fransız Hükümeti’nden, AİHM önündeki yargılamanın selameti ve tarafların çıkarı için, 30 Ağustos 2005 gece yarısına kadar başvurucuyu Eritre’ye yollamamasını istemiştir. Böylece Hükümet, AİHS’nin kendisine yüklediği sorumlulukları ihlal etmeden, 15 Temmuz 2005 tarihinden itibaren başvurucuyu Eritre’ye yollayamazdı. Ancak, başvurucuyu Eritre dışında başka bir ülkeye – tabi ki bu ülkenin başvurucuyu Eritre’ye göndermeyeceği güvenceye alınmak şartıyla – göndermesinin önünde bir engel yoktu. Dolayısıyla, iç tüzüğün 39. maddesinin uygulanmasından sonra başvurucunun bu amaçla tutuklu kalması Sözleşme’nin 5(1)(f) maddesi anlamında “hakkında derdest bir sınır dışı ya da iade işlemi” olan bir kişinin ”yasaya uygun olarak” tutulması durumunu oluşturabilir. Bunun dışında, iç tüzüğün 39. maddesinin uygulanması sonucunda, sınır dışı edilme amacıyla özgürlüğünden mahrum bırakılan başvurucunun bu mahrumiyetine bir son vermek dışında, yetkililerin başka bir seçenekleri kalmamış ve bu durum da başvurucuya ülkeye giriş izni verilmesini gerektirmiştir. Bu durumda bu girişin yasallığından emin olmak için, yetkililerin ihtiyaç duyduğu azami süre boyunca, bir yabancının tutuklu kalması gerekebilir. Bu tutukluluk 5(1)(f) maddesi anlamında “bir kişinin, usulüne aykırı surette ülke topraklarına girmekten alıkonulması” amacıyla “yasaya uygun olarak tutulması” olarak değerlendirilebilinir.
Hükümet bu olayda da durumun böyle olduğunu iddia etmektedir. AİHM 15 ile 20 Temmuz arasında başvurucunun keyfi olarak özgürlüğünden mahrum edildiğini gösterir hiçbir şey bulamamıştır. Kısacası, AİHM başvurucunun 15 Temmuz 2005’ten sonra “bekleme alanı”nda tutulmasının 5(1)(f) maddesi anlamında “bir kişinin, usulüne aykırı surette ülke topraklarına girmekten alıkonulması” amacıyla “yasaya uygun olarak tutulması” olduğunu kabul etmektedir.
Sonuç: İhlal yok (Oybirliğiyle).
Madde 41 – Manevi zarar: ihlal tespiti yeterli.
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2012.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadelerin kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2012.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case–law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non–commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2012.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle–ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci–dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante: publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy