AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
GEROVSKA POPČEVSKA / MAKEDONYA CUMHURİYETİ
(Başvuru no. 48783/07)
KARAR
STRAZBURG
7 Ocak 2016
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2 maddesinde öngörülen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli değişikliklere tabi olabilir.
Gerovska Popčevska / Makedonya Cumhuriyeti davasında,
Başkan,
Päivi Hirvelä,
Yargıçlar,
Ledi Bianku,
Kristina Pardalos,
Paul Mahoney,
Ksenija Turković,
Robert Spano,
Armen Harutyunyan,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı André Wampach’ın katılımıyla Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Birinci Bölüm),
1 Aralık 2015 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından,
Söz konusu tarihte alınan aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Başvurunun temelinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi kapsamında 1 Kasım 2007 tarihinde Makedonya vatandaşı Snežana Gerovska Popčevska (“başvuran”) tarafından Makedonya Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yapılan bir başvuru (no. 48783/07) yer almaktadır.
2. Başvuran, Skopje’de avukat olarak görev yapan A. Pop-Trajkova Vangeli tarafından temsil edilmiştir. Makedonya Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi K. Bogdanov tarafından temsil edilmiştir.
3. Makedonya Cumhuriyetinde yargıç olarak seçilen Mirjana Lazarova Trajkovska, davaya katılamamıştır (Mahkeme İçtüzüğünün 28. maddesi). 26 Ağustos 2014 tarihinde Daire Başkanı, geçici yargıç olarak Ksenija Turković’i atamaya karar vermiştir (29. madde).
4. Başvuran, diğer hususların yanı sıra, Sözleşme’nin 6. maddesinde belirtilen standartları karşılamayan yargılama işlemleri neticesinde yargıçlık görevinden alınmaktan şikâyetçi olmuştur. Özellikle, başvuran, davasının “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” tarafından görülmediğini iddia etmiştir.
5. Başvuru 18 Şubat 2013 tarihinde Hükümet’e tebliğ edilmiştir. Ayrıca, Mahkeme İçtüzüğünün 41. maddesini uygulamaya ve başvuruya öncelik vermeye karar verilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
6. Başvuran, 1954 doğumlu olup Skopje’de ikamet etmektedir.
A. Görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle başvuranın görevden alınmasına karar verilen yargılama işlemleri
7. Daha sonra Adalet Bakanı olan (Temmuz 2006) M.M.’nin o sırada başkanlık ettiği Makedonya Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu, 3 Nisan 2006 tarihinde, Devlet Yargı Konseyi’nden (“DYK”), birinci derece mahkemesinde üç yargıçtan oluşan bir oturumun başkanı olarak görev yapan başvuranın karara bağladığı bir davayı (no. IV P.br. 2904/01) incelemesini (предлог за проверка) talep etmiştir. Dava, Devlet’e karşı açılmış bir tazminat davasıdır.
8. Yargıtay Hukuk Dairesi, 19 Nisan 2006 tarihinde, IV P.br. 2904/01 no’lu davaya ilişkin olarak başvuran hakkında görevini kötüye kullandığı için başlatılan yargılama işlemlerinin gerekçelerinin açıklandığı bir görüş hazırlamak için bir araya gelmiştir. Söz konusu toplantının kayıtlarına göre, ilgili görüşün hazırlanması, o sırada Yargıtay Başkanlığı görevini yürüten Yargıç D.I. tarafından talep edilmiştir. Görüşü kabul eden Yargıtay Hukuk Dairesi üyeleri belirtilmemiştir. Başvurana göre, Yargıç D.I., görüşü kabul eden hukuk dairesinin bir üyesidir.
9. DYK, 26 Nisan 2006 tarihinde, Yargıtay Genel Kurulundan, 1992 Devlet Yargı Konseyi Kanununun 21. maddesi uyarınca (“1992 Kanunu”, bkz., aşağıda § 24), başvuranın yargıçlık görevinden alınmasının gerekçelendirilebilir bir mesele olup olmadığına ilişkin bir rapor hazırlamasını talep etmiştir.
10. Aynı tarihte, Anayasa’nın 104. maddesine göre toplanan DYK (bkz., aşağıda § 22), IV P.br. 2904/01 no’lu davada usul ve esas bakımından kanunları yanlış uygulaması nedeniyle başvuran hakkında görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle yargılama işlemleri (поведува постапка) başlatmıştır. Makedonya Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu’nun talebine atıfta bulunulmuş ve ayrıca, diğer hususlar arasında, Yargıtay Hukuk Dairesi’nin görüşüne dayanılmıştır. Başvuran, yazılı olarak cevabını bildirmiştir.
11. DYK’nin sekiz üyesi (bütün yargıçlar), 2006 yılının Aralık ayında Anayasa’da yapılan XXVIII sayılı değişikliğe uygun olarak atanmışlardır (bkz., aşağıda § 23). DYK’nin bir üyesi olan V.G., başvuranın davasında 2006 Devlet Yargı Konseyi Kanununun 55. maddesinde belirtildiği gibi (“2006 Kanunu”, bkz., aşağıda § 25), davacı olarak atanmıştır.
12. Yargıç D.I.’nin başkanlık ettiği Yargıtay Genel Kurulu, 25 Aralık 2006 tarihinde başvuranın davasına ilişkin olarak görüş hazırlamıştır. Yargıç D.I. tarafından imzalanan görüşün ilgili kısmı aşağıdaki gibidir:
“Yargıtay Genel Kurulu... Hukuk Dairesi’nin görüşünün tamamını oy birliğiyle kabul etmekte ve başvuranın görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle görevden alınmasının gerekçelerinin olduğuna hükmetmektedir.”
13. 2006 Kanununun 58. maddesi uyarınca kurulan DYK önünde (Комисија за утврдување нестручно и несовесно вршење на судиската функција, “Komisyon”) 26 Şubat 2007 tarihinde bir yargıcın görevini kötüye kullanıp kullanmadığının belirlenmesi için duruşma gerçekleştirilmiştir (bkz., aşağıda § 25). V.G., Komisyonun bir üyesi değildir. Avukat tarafından temsil edilen başvuran ve V.G., görüşlerini sözlü olarak dile getirmişlerdir. Ayrıca, Komisyon, Yargıtay Genel Kurulunun ve Hukuk Dairesinin görüşlerini dikkate almıştır. 28 Şubat 2007 tarihinde, bir rapor hazırlanmış ve DYK’ye iletilmiştir.
14. Diğer yargıçlar tarafından seçilen sekiz yargıç ve daha önce resen DYK üyesi olan zamanın Adalet Bakanı ve Yargıç D.I. ile birlikte sadece on üyeden oluşan DYK Genel Kurulu (bk., Anayasada yapılan XXVIII sayılı değişiklik, aşağıda § 23), 14 Mart 2007 tarihinde, görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle başvuranın görevden alınmasına karar vermiştir. DYK, başvuranın, davaları ele alırken başvurması gereken yerleşik düzenin dışında karar verdiği IV P.br. 2904/01 sayılı davada usul hukukunu ve maddi hukuku yanlış uyguladığına karar vermiştir. Görevden alma kararında Devlet Yolsuzlukla Mücadele Komisyonunun talebine atıfta bulunulmuş ve ayrıca Hukuk Dairesinin ve Yargıtay Genel Kurulunun görüşleri dâhil olmak üzere Komisyon önünde gerçekleştirilen duruşmada elde edilen kanıtlara dayanılmıştır.
15. Başvuran, Yargıtay bünyesinde kurulan bir temyiz heyeti (“temyiz heyeti”) önünde (ikinci derece) söz konusu karara itiraz etmiştir. Bu tür kurullar her bir farklı dava için geçici olarak kurulmaktadır. 2006 Kanununun 60. maddesinde belirtildiği gibi (bkz., aşağıda § 25), Temyiz Heyeti, üç Yüksek Mahkeme yargıcı, dört Yargıtay yargıcı ve başvuranın mahkemesinden iki yargıç olmak üzere dokuz yargıçtan oluşmaktadır. 8 Mayıs 2007 tarihinde, Temyiz Heyeti, başvuranın itirazını reddetmiş ve DYK’nin kararını onamıştır. IV P.br. 2904/01 no’lu davayla bağlantılı olduğu iddia edilen başka bir davayı karara bağlayan Yargıç L.Š., Temyiz Heyetine katılmıştır. Başvurana göre, Yargıç L.Š.’nin çekilmesine ilişkin talebi (kopyası verilmemiştir) sonuçsuz kalmıştır.
B. Anayasa Mahkemesi önünde görülen yargılama işlemleri
16. Anayasa Mahkemesi, 19 Aralık 2007 tarihinde, başvuranın görevden alınmasının vicdan özgürlüğünü, düşünce özgürlüğünü ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiği yönündeki iddiasıyla anayasa mahkemesi önünde yaptığı itirazı reddetmiştir (отфрла). Başvuranın görevden alınmasına ilişkin olarak, Anayasa Mahkemesi, DYK’nin kararının hukuka uygunluğunu incelemek için yargı yetkisine sahip olmadığına karar vermiştir. Başvuranın görevden alınmasının ifade özgürlüğünü etkileyip etkilemediği konusuna ilişkin olarak, mahkeme, yargıçlık görevini yerine getirmekle söz konusu özgürlük arasında ayrım yapılması gerektiğine hükmetmiştir. Mahkeme, yargıçlık görevinin hukuka uygun olarak karar verme hakkını ve görevini kapsadığına ve bu hak ve görevin, Anayasa uyarınca haklarında karar verme yetkisine sahip olduğu hak ve özgürlüklerin bir parçasını oluşturmadığına karar vermiştir (У.бр.145/2007).
C. Başvuranın davasına ilişkin basın haberleri
17. Başvuran, Vreme ve Dnevrik isimli günlük gazetelerde 2006 yılının Nisan ve Aralık ayları arasında yayınlanan birçok yazının örneklerini sunmuştur.
18. 20 Nisan 2006 tarihinde yayımlanan bir yazıda, Yüksek Mahkeme tarafından hazırlanan IV P.br. 2904/01 no’lu davada kanunun yanlış uygulandığına ilişkin rapordan alıntı yapılmıştır.
19. 27 Aralık 2006 tarihli bir yazıda, Yüksek Mahkeme’nin başvuranın görevden alınmasını desteklediği belirtilmiştir. Yargıç D.I.’nin, yeni oluşumuyla DYK’nin tavsiyelerini takip etmesi gerektiğini söylediği kaydedilmiştir. Bu bağlamda, Yargıç D.I.’nin yazıda alıntılanan sözleri aşağıdaki gibidir:
“Biz sadece sorumluluğun tespit edilmesi gerektiğini hatırlatıyoruz (треба да се сноси одговорност).”
20. 28 Aralık 2008 tarihli bir yazıda aşağıdaki bilgiye yer verilmiştir:
“Yüksek Mahkeme’nin Başkanı D.I., DYK’dan görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle (başvuranın) görevden alınmasını talep etmiştir.”
21. Dnevnik isimli günlük gazetede 11 Ocak 2007 tarihinde yayımlanan bir yazıda alıntılanan Yargıç D.I.’nin sözleri aşağıdaki gibidir:
“(Başvuranın) görevden alınmasının gerekip gerekmediğine ilişkin görüşümüzü, diğer kurumların sorumlulukları tespit edilir edilmez açıklayacağız. Yüksek Mahkeme’ye göre, (başvuran açısından) görevi kötüye kullanma durumunun varlığı konusunda şüphe bulunmamaktadır (не е спорна нестручноста и несовесноста на судијката во случајов). Hukuk Dairesi, bu durumu zaten tespit etmiştir.”
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
A. 2005 yılında değiştirilmiş haliyle 1991 Anayasası
22. 1991 Anayasasının ilgili maddeleri aşağıdaki gibidir:
Madde 104
“Devlet Yargı Konseyi, yedi üyeden oluşmaktadır. Konsey üyelerini Parlamento seçer. Konsey üyeleri, ... takdirde tekrar seçilme olanağıyla birlikte altı yıllık bir dönem için başarılı yargı mensupları arasından seçilirler.”
Madde 105
“Devlet Yargı Konseyi:
- seçim için Parlamenterler Meclisine yargıç isimleri önerir ve Anayasa’da belirtilen durumlarda bir yargıcın görevden alınması taleplerini değerlendirir ...”
23. Parlamento, 2005 yılının Aralık ayında, Anayasa’ya ilişkin birçok değişikliği kabul etmiştir. 104. ve 105. maddelerin yerine XXVIII. Değişiklik ve XIX. Değişiklik getirilmiştir. İlgili hükümler aşağıdaki gibidir:
Değişiklik XXVI
“1. ... bir yargıç aşağıdaki gerekçelerle görevden alınabilir:
- ciddi bir disiplin kuralı ihlali nedeniyle yargıçlık görevini ifa etmeye artık uygun olmama; ve
- kanunda belirtilen koşullar altında yargıçlık görevini mesleğe ve vicdana aykırı bir şekilde yerine getirmek.”
Değişiklik XXVIII
“... Devlet Yargı Konseyi, on beş üyeden oluşmaktadır. Makedonya Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi Başkanı ve Adalet Bakanı, Konsey’in resen üyesidirler. Konsey’in sekiz üyesi, yargıçlar arasından seçilir... Konsey’in üç üyesi, Parlamento tarafından seçilir... İki üye, Cumhurbaşkanı tarafından teklif edilir ve Parlamento tarafından seçilir ...”
Değişiklik XXIX
“Makedonya Cumhuriyeti Devlet Yargı Konseyi:
-yargıçları seçer, görevden alır ve atamalarını yapar...”
B. 1992 Devlet Yargı Konseyi Kanunu (80/1992; 50/1999 ve 43/2003 sayılı Resmi Gazeteler)
24. 1992 Kanununun ilgili hükümleri aşağıdaki gibidir:
“b) Yargıçlık görevi yerine getirilirken görevin kötüye kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi
Madde 21§ 2
Bir yargıcın görevini kötüye kullanıp kullanmadığının belirlenmesi talebine ilişkin karar vermeden önce, Devlet Yargı Konseyi, ilgili yargıcın mahkemesinden ve Yüksek Mahkeme’nin, söz konusu görevden alma talebinin gerekçeli olup olmadığına ilişkin görüş almalıdır...”
C. 2006 Devlet Yargı Konseyi Kanunu (60/2006 sayılı Resmi Gazete)
25. 2006 Kanununun ilgili hükümleri aşağıdaki gibidir:
Bir yargıcın görevden alınması için gerekçeler
Madde 53 §§ 1, 2
“Bir yargıç, kanunda belirtilen koşullar altında yargıçlık görevini mesleğe ve vicdana aykırı bir şekilde yerine getirdiği takdirde görevden alınabilir.”
Disiplin davası
Madde 55
“DYK üyesi, görevden alınması istenen yargıcın görev yaptığı mahkemenin başkanı veya daha yüksek bir mahkemenin başkanı veya Yüksek Mahkeme Genel Kurulu tarafından disiplin yargılamaları başlatılabilir...
Disiplin yargılamaları ivedi ve gizli olmalıdır. İlgili yargıcın ününün ve onurunun korunması için kamuya açıklanmamalıdır.
DYK, beş üyesinden oluşan bir Disiplin Komisyonu kurar.
Hakkında disiplin yargılaması başlatılan yargıç, disiplin yargılaması talebine ilişkin olarak söz konusu talebin iletildiği tarihten itibaren sekiz gün içinde yazılı veya sözlü olarak görüşlerini bildirebilir.
Hakkında disiplin yargılaması başlatılan yargıcın, bir avukat tarafından temsil edilme hakkı bulunmaktadır.
Disiplin Komisyonu, söz konusu talebi aldığında, bilgi toplayıp bir rapor hazırlamakta ve bu raporu, talebin gerekçeli olup olmadığını tespit etmek için DYK’ye sunmaktadır. İlgili rapora dayanarak, DYK disiplin yargılamalarının başlatılmasına veya durdurulmasına karar verebilir.
...
DYK, yargılama işlemlerine ilişkin İçtüzüğü uygulamaktadır (bkz., aşağıda § 74).”
Bir yargıcın görevini kötüye kullanıp kullanmadığının belirlenmesi için yürütülen yargılama işlemleri
(постапка за утврдување на нестручно и несовесно извршување на судиската функција)
Madde 58
“Bir yargıcın görevini kötüye kullanıp kullanmadığının belirlenmesine ilişkin yargılama işlemleri, 55. madde uyarınca görevin kötüye kullanılmasının tespiti için kurulan bir Komisyon (“Komisyon”) tarafından yürütülürler.
DYK, beş üyesinden oluşan bir Komisyon kurar.
...
Kanunun 55 § 6 maddesi uyarınca hazırlanan rapora ve DYK nezdinde görülen duruşmaya dayanarak, DYK, yargılama işlemlerinin durdurulmasına veya yargıcın görevini kötüye kullanması nedeniyle görevden alınmasına karar verebilir.”
Temyiz hakkı
Madde 60
“Yargıç, DYK’nin görevden alma kararına veya Yüksek Mahkeme (“Temyiz Heyeti”) bünyesinde kurulan ikinci derece heyetince verilen disiplin kararına itiraz edebilir...
Temyiz Heyeti, üç Yüksek Mahkeme yargıcı, dört Temyiz Mahkemesi yargıcı ve aleyhinde yargılama işlemleri yürütülen yargıcın görevli olduğu mahkemeden iki yargıçtan oluşur.
Yüksek Mahkeme Başkanı, Temyiz Heyeti’nin üyesi olmayabilir.”
D. 2011 Devlet Yargı Konseyi Kanunu (110/2011 sayılı Resmi Gazete)
26. 2011 Devlet Yargı Konseyi Kanununun 1. maddesine göre, Adalet Bakanı, oy hakkı olmaksızın DYK’nin çalışmalarında yer alabilir.
27. Söz konusu kanunun 6. maddesi uyarınca, Adalet Bakanı, oy kullanma hakkına sahip olan DYK üyeleri gibi DYK’nin kararlarında yer almak ve bir yargıcın görevini denetlemek dışında bütün haklara, görevlere ve sorumluluklara sahiptir.
E. 2005 Hukuk Mahkemeleri Usulü Kanunu
28. 2005 Hukuk Mahkemeleri Usulü Kanunun 400. maddesinde, Mahkeme’nin Sözleşme’nin ihlal edildiğine karar verdiği yargılama işlemlerinin tekrar açılması olanağı sağlanmaktadır. Yeniden başlatılan yargılama işlemlerinde, yerel mahkemelerin Mahkeme’nin nihai kararına uygun hareket etmeleri gerekmektedir.
F. Yargıçların sorumluluğunun tespit edilmesi için yargılama işlemleri başlatmak ve olayların saptanması amacıyla kurulan Konseye ilişkin Kanun (20/2015 sayılı Resmi Gazete)
29. Parlamento, 2015 yılının Şubat ayında, yargıçların sorumluluğunun tespit edilmesi için yargılama işlemleri başlatmak ve olayların saptanması amacıyla bir Konsey kurulmasını sağlayan yeni bir kanun yürürlüğe koymuştur. Kurulan yeni organın rolü, söz konusu kanun uyarınca düzenlenen yargılama işlemleri sırasında ilgili olayları tespit etmek ve yargıcın görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle yargılama işlemlerine başvurulup başvurulmayacağına karar vermektir (2. ve 49. maddeler). Konsey, bütün yargıçlar tarafından doğrudan ve gizli oylamayla (16. madde) seçilen dokuz üyeden oluşur (emekli yargıçlar, savcılar ve avukatlar, 6. madde). Diğer hususlar arasında, bir yargıcın veya mahkeme başkanının sorumluluğunun tespit edilmesi için DYK’den yargılama işlemleri başlatmasını talep edebilir (32. madde). Kanun, yürürlüğe girdikten üç ay sonra uygulanabilir hale gelmiştir (53. madde).
G. Bir yargıcın görevini kötüye kullandığı için başlatılan yargılama işlemlerini düzenleyen içtüzük (15/2007 sayılı Resmi Gazete, Правилник за постапката и начинот за утврдување нестручно и несовесно вршење на судиската функција)
30. Bir yargıcın görevini kötüye kullandığı için başlatılan yargılama işlemlerini düzenleyen içtüzüğün ilgili hükümleri aşağıdaki gibidir:
Madde 5
“DYK üyesi, [görevden alınması talep edilen yargıcın görev yaptığı] mahkemenin başkanı, daha yüksek bir mahkemenin başkanı veya Makedonya Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi Genel Kurulu [davacı], bir yargıç aleyhinde görevini kötüye kullandığı için yargılama işlemleri başlatabilir.
Görevi kötüye kullanmaya ilişkin yargılama işlemi başlatılması talebi, söz konusu yargılama işlemlerinin başlatılması için gerekli dayanağa sahip olmalıdır.
İlgili talep, destekleyici kanıtlarla birlikte iletilmelidir.”
Madde 7
“DYK, görevi kötüye kullanma nedeniyle yargılama işlemlerinin başlatılması talebinin uygun, tam ve kabul edilebilir olup olmadığına karar verir.
...
DYK, görevi kötüye kullanma suçunun tespiti için beş üyesinden oluşan bir Komisyon kurar (Комисија за утврдување нестручно и несовесно вршење на судиската функција).”
Yargılama öncesi hazırlık süreci
Madde 8
“Komisyon, talebi ilgili yargıca iletir.
Yargıç, iletilen talebin ardından sekiz gün içinde yazılı veya sözlü olarak görüşlerini iletebilir.
Görevden alınması talep edilen yargıç, duruşmaya davet edeceği bir avukatın kendisini temsil etme hakkına sahiptir.
İlgili yargıç, talebe ilişkin görüşleriyle birlikte, görüşlerini destekleyen bütün kanıtları da sunar...”
Madde 9
“Komisyon, [davaya ilişkin] bilgileri edinir ve ilgili kanıtları toplar.”
Madde 10
“Toplanan bilgi ve kanıtlar ışığında, Komisyon, söz konusu talebin gerekçeli olup olmadığına ilişkin olarak DYK’ye bir rapor sunar.”
Yargılama işlemlerinin başlatılması
Madde 11
“DYK, ilgili talebi ve Komisyon’un teklifini inceler ve görevini kötüye kullanmaya ilişkin yargılama işlemlerinin başlatılmasına veya durdurulmasına karar verir.
DYK, bu kararı, bütün üyelerinin katıldığı bir oylamada oy çokluğu ile verir...”
Madde 12 § 1
“11. maddede belirtilen karar, davacıya (подносител на барањето), [görevden alınması talep edilen] yargıca ve yargıcın görevli olduğu mahkemenin başkanına tebliğ edilir ve dava dosyası Komisyon’a iletilir.”
Madde 13
“DYK, görevi kötüye kullanma nedeniyle yargılama işlemleri başlattığında, geçici bir süre için ilgili yargıcın görevden uzaklaştırılmasına karar verebilir.”
Madde 14
“Komisyon, görevi kötüye kullanma nedeniyle yargılama işlemlerinin başlatılmasının ardından otuz gün içinde bir duruşma yapılmasını planlar.
Komisyonun bütün üyeleri, duruşmaya katılırlar.
Komisyon Başkanı, duruşmayı yönetir.”
Madde 15
“İddia makamı ve ilgili yargıç, duruşmaya çağırılırlar.
Gereğince çağrılmalarına rağmen, gerekçe göstermeksizin duruşmaya katılmadıklarında, duruşma söz konusu kişilerin yokluğunda gerçekleştirilir.”
Madde 16
“İddia makamı ve ilgili yargıç tarafından sunulan ve Komisyon tarafından toplanan bütün kanıtlar, duruşmada değerlendirilir.
İlgili yargıç, duruşmada sunulan bütün kanıtlara ilişkin görüşlerini ortaya koyabilir.”
Madde 17 § 4
“Duruşma tutanağı, davacı, ilgili yargıç veya temsilcisi, Komisyon üyeleri ve zabıt kâtibi tarafından imzalanır.”
Madde 18
“Komisyon, aşağıdaki kararların (bir tanesinin) alınması teklifiyle duruşmadan sonra on beş gün içinde DYK’ye bir rapor sunar:
- yargılama işlemlerinin durdurulması veya
- görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle yargıcın görevden alınması”
Madde 20
“(Komisyonun hazırladığı) rapora dayanarak ve duruşmadan sonra, DYK yargılama işlemlerinin durdurulmasına veya görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle yargıcın görevden alınmasına karar verebilir.”
Madde 22 §§ 1 ve 3
“DYK, bütün üyelerinin üçte iki oy çokluğuyla (görevden alma) kararı verir.
...
Karar metni, yargıca, temsilcisine, davacıya ve ilgili yargıcın görev yaptığı mahkemenin başkanına veya bir yüksek mahkemenin başkanına tebliğ edilir.”
Madde 23
İlgili yargıç, DYK’nin görevden alma kararına, Yüksek Mahkeme bünyesinde kurulan ikinci derece heyeti önünde (“Temyiz Heyeti”) itiraz edebilir...”
H. Yüksek Mahkeme İçtüzüğü (13/1998 ve 21/2009 sayılı Resmi Gazete)
31. Yüksek Mahkeme İçtüzüğünün ilgili hükümleri aşağıdaki gibidir:
Madde 23
“Aşağıdaki yargı bölümleri, Yüksek Mahkeme bünyesinde kurulmuştur:
1. Ceza Bölümü
2. Hukuk Bölümü
3. İçtihat Bölümü.”
Bölüm III
Mahkemenin görevi
Madde 31
“Mahkeme, Anayasa’da ve Mahkemeler Kanunu’nda belirlenen görevlerini daireleri, bölümlerde gerçekleştirilen oturumlar, bölümlerde gerçekleştirilen birleşik oturumlar ve genel oturum vasıtasıyla yerine getirmektedir.”
2. Mahkeme daireleri
Dairelerin düzenlenmesi ve yetkileri
Madde 37 § 2
“Tüzel ve gerçek kişiler arasında yaşanan kişisel, ailevi, işle ilgili, malla ilgili ve diğer ilişkiler hakkındaki davalara ilişkin yargılama işlemleri veya kararlar, hukuk bölümünde görev yapan yargıçların yetki alanına girmektedir.”
Madde 39 § 1
“Bölüm, yetki alanına giren davalara bakan bütün yargıçlardan ve raportörlerden ... oluşmaktadır.”
III. ULUSLARARASI BELGELER
A. Makedonya Cumhuriyeti 2010 İlerleme Raporu, Avrupa Komisyonu, Brüksel, 9 Kasım 2010
32. İlerleme Raporunun ilgili kısmı aşağıdaki gibidir:
“4.23. Bölüm 23: Yargı ve temel haklar
... Devlet Yargı Konseyi ve Cumhuriyet Savcıları Konseyi’nde Adalet Bakanının rolü, yürütme yetkisine yapılan müdahale ve yargının çalışmalarının siyasi kontrolü hakkında ciddi endişeler ortaya çıkmasına neden olmuştur. Adalet Bakanı tarafından gerçekleştirilen ihtilaflı görevden almalar ve haksız müdahale, mevcut sistemin Avrupa standartlarına uygun olmadığına işaret etmektedir. ...”
B. Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonunun (Venedik Komisyonu) 64. genel kurul toplantısında (CDL-AD (2005) 038, Venedik, 21-22 Ekim 2005) Komisyon tarafından kabul edilen “Makedonya Cumhuriyetinin” yargı sisteminin reformuna ilişkin anayasada değişiklik öngören tasarıya ilişkin görüş
33. Söz konusu görüşün ilgili kısmı aşağıdaki gibidir:
“41. Yürütme organının etkisini en aza indirmek için, Adalet Bakanının Devlet Yargı Konseyi’ne zorunlu üyeliği, Yargı Konseyinin oturumlarına katılma hakkına veya oy hakkı olmayan üyeliğe dönüştürülebilir.”
C. Avrupa Yargıçları Danışma Konseyinin (CCJE) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin dikkatine sunduğu toplumun hizmetinde Yargı Konseyi hakkında 10 (2007) tarihli görüşü (Strazburg, 23-27 Kasım 2007)
34. Söz konusu görüşün ilgili hükümleri aşağıdaki gibidir:
II. GENEL HEDEF: YARGININ BAĞIMSIZLIĞINI VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ GÜVENCE ALTINA ALMAK
“8. Yargı Konseyi, yargı sisteminin bağımsızlığını ve her bir yargıcın bağımsızlığını güvence altına almayı hedeflemektedir. Bağımsız ve tarafsız mahkemelerin varlığı, hukukun üstünlüğü ile yönetilen bir devlerin yapısal gerekliliğidir.
V. C. 2. Disiplin
62. Bir yargıcın sorumluluğu konusu CCJE tarafından 3 (2002) sayılı Görüşte ele alınmıştır. Bazı Devletlerin son zamanlarda edindikleri tecrübeler, tamamen yargı yetkisine ilişkin konularda sorumluluklarının kapsamını genişletme cazipliğinden yargıçların korunmaları gerektiğini göstermektedir. Yargı Konseyi’nin rolü, yargıçların başka bir meslek mensubu ile aynı sorumlulukları alamayacağını göstermektir: yargıçlar, kamu hizmeti vermektedir ve ihtilaflı konuları karara bağlamayı reddedemez. Ayrıca, yargıcın kararları nedeniyle hukuki ve disiplinle ilgili yaptırımlara maruz bırakılması halinde, yargı bağımsızlığı ve güçlerin demokratik biçimde birbirinden ayrılması sağlanamaz. Yargı Konseyi, bu nedenle, yargıçların karar verme özgürlüklerini sınırlandıran bütün siyasi projeleri kesin surette kınamalıdır. Bu durum yargıçların hukuka saygı duyma görevlerinin önemini azaltmamaktadır.
63. Tembellik nedeniyle davalarını ihmal eden veya davaları ele alırken açıkça yetersiz davranan bir yargıç, disiplin yaptırımlarıyla karşı karşıya kalmalıdır. 3 (2002) sayılı CCJE Görüşünde belirtildiği gibi söz konusu davalarda bile, yargıçların, yargının bağımsızlığı ilkesine saygıyı güvence altına alan ve açıkça tanımlanan disiplin hatalarına dayanarak herhangi bir siyasi etkiden bağımsız bir organ tarafından yürütülen disiplin yargılamasının korunmasından faydalanması önemlidir: Devlet Başkanı, Adalet Bakanı veya siyasi makamların diğer temsilcileri disiplin organında yer alamaz.
64. Etik meseleler Yargı Konseyi’ne havale edilmiştir; ayrıca mahkemeye başvuranların şikâyetlerini ele alabilir. Çıkar çakışmalarını engellemek için, ilk derecede yürütülen disiplin yargılamaları, disiplin mahkemesinin yargı yetkisi dışında ele alındığında, üst mahkeme önünde itiraz hakkı sağlanarak, Yargı Konseyi üyelerinden farklı olarak meslektaşları tarafından seçilecek büyük oranda yargıçlardan oluşan temsilcilerden oluşan bir disiplin komisyonu tarafından görülmesi tercih edilmelidir.”
D. Yargıçlar Magna Carta’sı (Temel İlkeler), Avrupa Yargıçları Danışma Konseyi, Strazburg, 17 Kasım 2010, CCJE (2010) 3 Nihai
35. Yargıçlar Magna Carta’sının ilgili hükümleri aşağıdaki gibidir:
Bağımsızlık Güvenceleri
“6. Disiplin yargılamaları, mahkemeye başvuru olanağıyla birlikte bağımsız bir organ önünde gerçekleştirilmelidir.”
Bağımsızlığı güvence altına almakla görevli organ
“13. Yargıçların bağımsızlığının güvence altına alınması için, her bir Devlet, Yargı Konseyi veya yasama ve yürütme yetkilerinden bağımsız, yargı kurumlarının organizasyonu, işleyişi ve imajı yanında statülerini ilgilendiren bütün sorulara ilişkin geniş yetkiye sahip başka bir organ oluşturmalıdır. Konsey, ya sadece yargıçlardan ya da büyük çoğunluğu meslektaşları tarafından seçilen yargıçlardan oluşmalıdır. Yargı Konseyi, faaliyetleri ve kararları nedeniyle sorumlu olmalıdır.”
HUKUKSAL DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİALARI HAKKINDA
36. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca, zamanın Yüksek mahkeme Başkanı ve Adalet Bakanının DYK’nin görevde alma kararında yer aldıklarını göz önüne alarak, DYK’nin “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” olmadığı konusunda şikâyetçi olmuştur. Başvuran, her ikisinin de, kendisinin görevden alınması konusunun esasına ilişkin önyargılı olduklarını iddia etmiştir. Ayrıca, Yüksek mahkeme Başkanının kişisel önyargısı, başvuran hakkında olumsuz görüşlerini belirttiği basın açıklamasıyla güçlenmiştir. Son olarak, Bakanın oyu, başvuranın görevden alınması için belirleyicidir ve bu durum yürütmenin yargıya müdahalesine işaret etmektedir. Sözleşme’nin 6 §1 maddesinin ilgili kısmı aşağıdaki gibidir:
“1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, ... bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, ... görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
A. Kabul edilebilirlik
37. Hükümet, şikâyetlerin kabul edilebilirliğine ilişkin herhangi bir itirazda bulunmamıştır.
38. Bu başlık altında yapılan şikâyetlerin kabul edilebilirliğine ilişkin olarak Hükümet’in hiçbir itirazda bulunmamasına rağmen, Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddesinin uygulanabilirliği konusuna değinmek istemektedir. Başvuranın davasının DYK tarafından görüldüğü ve DYK’nin duruşma gerçekleştirip kanıtları değerlendirdikten sonra olaylara ve hukuka ilişkin bütün sorunları belirlediği kaydedilmiştir. DYK Genel Kurulu toplantısında, başvuranın görevden alınmasına karar verilmiştir ve bu karar yargı görevini yerine getiren yargıçlardan oluşan bir organ olan Temyiz Heyeti tarafından incelenmiştir. Bu koşullar altında, Mahkeme, 6. maddenin hukuk başlığı altında ihtilaflı yargılamalara uygulanabileceği görüşündedir (Ekselinen kıstasına ilişkin inceleme için (see Vilho Ekselinen ve Diğerleri / Finlandiya [BD], no. 63235/00, § 62, AİHM 2007 II), bkz. Olujić / Hırvatistan, no. 22330/05, §§ 31-45, 5 Şubat 2009, ve Oleksandr Volkov / Ukrayna, no. 21722/11, § 91, AİHM 2013).
39. Mahkeme, söz konusu şikâyetlerin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı çerçevesinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle, bu şikâyetler kabul edilebilir olarak nitelendirilmelidir.
B. Davanın esası
1. Devlet Yargı Konseyi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusu hakkında
(a) Tarafların ibrazları
40. Başvuran, Yüksek Mahkeme Başkanının (Yüksek Mahkeme kurulunda ve hukuk davaları bölümünde yer aldığı düşünüldüğünde) başvuranın görevden alınması konusunda önyargılı hareket etmesine ve Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu başkanı olarak Adalet Bakanının başvuranın aleyhinde yürütülen ihtilaf konusu yargılama işlemlerinde yer almış olması nedeniyle Yüksek Mahkeme Başkanının ve Adalet Bakanının katılımı nedeniyle DYK’nin tarafsız olmadığını belirtmiştir. Başvuran, ayrıca, o sırada DYK’nin eksik oluşumu dikkate alındığında, başvuranın görevden alınmasına ilişkin DYK kararında Adalet Bakanının yer alması DYK’nin bağımsızlığını etkilediğini hatırlatmıştır.
41. Hükümet, Yüksek Mahkeme Başkanının söz konusu mahkemenin kuruluna başkanlık yaparken, başka bir yargı mensubunun ilgili mahkemeye başkanlık yaptığını belirtmiştir (başvuranın davasında Hukuk Davaları Bölümüne ilişkin Yargıç S.K.). Her halükarda, Yüksek Mahkeme Başkanı, söz konusu organların üyelerinin oy çokluğuyla karar almaları nedeniyle Yüksek Mahkeme bölümlerinin veya kurulunun kararlarını veya görüşlerini etkileyemez. Ayrıca, Yüksek Mahkeme Başkanı, DYK üyesi olarak görev aldığı davalarda Yüksek Mahkemenin bütün bölümlerinde veya kurulunda oy vermekten çekilmekte ve kaçınmaktadır. Yüksek Mahkeme kurulunda oybirliğiyle kabul edilen görüşler, DYK tarafından talep edilmiştir (bkz., yukarıda §§ 9, 24). Başvuran, kişisel görüşünü yansıtmamaları nedeniyle Yüksek Mahkeme Başkanının basın açıklamalarının kişisel tarafsızlığına ilişkin hiçbir şüphe dile getirmemiştir. Söz konusu görüşler, Yüksek Mahkemeyi temsil etme yetkisi ve önemli davalar hakkında kamuyu bilgilendirme kapsamında dile getirilmiştir.
42. Adalet Bakanının rolüne ilişkin olarak, Hükümet, DYK’nin, her bir davayı ayrı ayrı inceleme ve karara bağlama yetkisine sahip bir ilk derece mahkemesi olduğunu belirtmiştir. DYK üyelerinin çoğunluğunun doğrudan veya gizli oylamayla meslektaşları tarafından seçilen yargıçlardan oluşması, DYK’nin tarafsızlığının güçlü bir göstergesidir. Hükümet, başvuranın görevden alınmasına karar veren DYK’nin on üyeden oluştuğunu onaylamıştır: resen üyeler olarak Yüksek Mahkeme Başkanı ve Adalet Bakanının yanında meslektaşları tarafından seçilen sekiz yargıç olmak üzere. Görevden alma kararı, üçte iki çoğunluk şartına uygun olarak oy birliğiyle kabul edilmiştir. Hükümet, bireysel bir üye olarak Adalet Bakanının kararının bütün DYK’ni etkileyebileceği iddiasını reddetmiştir. Bu kapsamda, Hükümet, Bakanın seçim veya DYK üyelerinin görevden alınması kapsamında herhangi bir yetkisi olmadığını vurgulamıştır (aksine, yukarıda anılan Oleksandr Volkov kararına atıfta bulunulmuştur, § 114).
(b) Mahkeme’nin değerlendirmesi
(i) Genel ilkeler
43. Mahkeme, kural olarak, tarafsızlığın önyargının yokluğuna işaret ettiğini hatırlatmaktadır. Yerleşik içtihada göre, 6 § 1 maddesi kapsamında tarafsızlığın varlığı şu unsurlara göre belirlenmelidir: (i) kişisel kanaatin ve belirli bir yargıcın davranışının dikkate alınması, diğer bir değişle, yargıcın belirli bir davada kişisel bir önyargıya sahip olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinde öznel bir kıstas; ve (ii) mahkemenin kendisinin, diğer yönleri arasında, oluşumunun, tarafsızlığı konusunda herhangi bir meşru şüpheyi ortadan kaldırmak için yeterli güvenceleri sağlayıp sağlamadığının belirlenmesiyle nesnel bir kıstas (bkz., diğerleri arasında, Fey / Avusturya, 24 Şubat 1993, §§ 28 ve 30, A Serisi no. 255, ve Wettstein / İsviçre, no. 33958/96, § 42, AİHM 2000-XII).
44. Ancak, bir yargıcın tutumu dış gözlemciye göre yargıcın tarafsızlığına ilişkin nesnel şekilde ortaya çıkan şüphelere yol açmakla kalmayıp (nesnel kıstas), aynı zamanda kişisel kanaat kullanma meselesini de gündeme getirebileceğinden (öznel kıstas), öznel ve nesnel tarafsızlık arasında kesin bir ayrım bulunmamaktadır (bkz., Kyprianou / Kıbrıs [BD], no. 73797/01, § 119, AİHM 2005‑XIII). Bu nedenle, bir yargıcın öznel tarafsızlık ihtimalini ortadan kaldıracak kanıtların elde edilmesinin zor olduğu bazı davalarda, nesnel tarafsızlık gerekliliği ayrıca önemli bir güvence sağlamaktadır (bkz., Pullar / Birleşik Krallık, 10 Haziran 1996, § 32, Raporlar 1996‑III).
45. Bu kapsamda, görünüm bile önemli olabilir; diğer bir değişle, “adalet sadece yerine getirilmekle kalmamalı, yerine getirildiği görülmelidir”. Söz konusu olan şey, mahkemelerin demokratik bir toplumda halkta uyandırmaları gereken güvendir (bkz., Morice / Fransa [BD], no. 29369/10, § 78, 23 Nisan 2015 ve De Cubber / Belçika, 26 Ekim 1984, § 26, A Serisi, no. 86).
46. Son olarak, bağımsızlık ve nesnel tarafsızlık kavramları yakından bağlantılıdır ve koşullara dayalı olarak, birlikte incelenmeleri gerekebilir (bkz., Sacilor-Lormines / Fransa, no. 65411/01, § 62, AİHM 2006‑XIII). Mevcut davada olaylar dikkate alındığında, Mahkeme bağımsızlık ve tarafsızlık meselelerini birlikte incelemenin uygun olduğuna karar vermiştir.
(ii) İlkelerin mevcut davaya uygulanması
47. Mevcut davada, Mahkeme, Yüksek Mahkemenin IV. P.br.2904/01 no’lu davada başvuranın görevini kötüye kullanıp kullanmadığına ilişkin iki görüş benimsediğini belirtmektedir.
48. İlk olarak, 19 Nisan 2006 tarihinde, Yüksek Mahkemenin hukuk davalarını usul ve esas yönünden incelemekle yetkili Hukuk Davaları Bölümü (bkz., Yüksek Mahkeme İçtüzüğünün 37 § 2 maddesi, yukarıda § 31), başvuranın görevini kötüye kullandığının tespit edilmesi için gerekçelerin bulunduğuna karar vermiştir. Söz konusu görüş, Yargıç D.I. tarafından talep edilmiştir (bkz., yukarıda § 8). Hükümet, o sırada Hukuk Davaları Bölümünün başkanlığını Yargıç S.K.’nın yaptığını, başvuranın Yargıç D.I.’nin ilgili görüşü benimseyen Hukuk Davaları Bölümünün üyesi olduğu iddiasına karşı çıkmadıklarını belirtmiştir (bkz., yukarıda §§ 8, 40 ve 41).
49. İkinci olarak, 25 Aralık 2006 tarihinde, Yüksek Mahkeme kurulu “başvuranın görevini kötüye kullandığı için görevden alınmasının gerekçeleri” olduğuna karar verilen görüşü desteklemiştir. Yargıç D.I., mahkeme kuruluna başkanlık etmiş ve söz konusu görüşü imzalamıştır. Mahkeme, söz konusu görüşün oy birliğiyle kabul edildiğini güçlü bir şekilde vurgulamıştır (bkz., yukarıda §§ 12 ve 41). Hükümet, Mahkeme’ye Yargıç D.I.’nin Yüksek Mahkeme kurulunun görüşünü oylamaktan çekildiğine veya kaçındığına dair hiçbir kanıt sunmamıştır. Ayrıca, Yüksek Mahkeme Başkanının benzer davalarda oy kullanmaktan çekilmesini veya kaçınmasını gerektiren hiçbir mevzuat hükmü veya ulusal uygulamaya ilişkin belirli bir örnek Mahkeme’nin dikkatine sunulmamıştır. Bu koşullar altında, Mahkeme, Yargıç D.I.’nin Yüksek Mahkeme kurulu görüşünün lehine oy kullandığına hükmetmektedir. Söz konusu görüş, o sırada yürürlükte olan 1992 tarihli Devlet Yargı Konseyi Kanununun 21 § 2 maddesi uyarınca DYK tarafından talep edildiğinden, Yargıç D.I.’nin, DYK önünde derdest halde bulunan ihtilaf konusu yargılama işlemlerinde bu görüşün başvuran aleyhinde kullanılabileceğinin farkında olduğu muhtemeldir.
50. Bu koşullarda, Mahkeme, başvuranın zamanın Yüksek Mahkeme Başkanının, ilgili mesele DYK önüne gelmeden önce başvuranın görevini kötüye kullandığı için görevden alınması konusunda kişisel olarak halihazırda ikna olduğundan endişelenmek için meşru gerekçeleri olduğu görüşündedir (bkz., gerekli değişikliklerle, Werner / Avusturya, 24 Kasım 1997, § 41, Raporlar 1997‑VII).
51. Başvuranın görevden alınmasına ilişkin kararda, DYK, Hukuk Davaları Bölümünün ve Yüksek Mahkeme kurulunun görüşlerine dayanmıştır (bkz., yukarıda § 14). Başvuran, resen üye olan Yargıç D.I.’nın katıldığı DYK kurulunun oybirliğiyle alınan kararıyla görevden alınmıştır (bkz., yukarıda §§ 14 ve 23).
52. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, Yüksek Mahkeme Başkanı olarak Yargıç D.I.’nın en azından söz konusu mahkemenin kurulunca yapılan oylamada ilgili görüşün onaylanmasına katılarak, başvuranın aleyhindeki bir fikir beyan ettiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, söz konusu yargıcın DYK önünde görülen görevi kötüye kullanmaya ilişkin yargılamalara katılması Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca tarafsızlık ilkesine aykırıdır. Bu kapsamda, Mahkeme, Yüksek Mahkeme Başkanı olarak Yargıç D.I.’nın ihtilaf konusu yargılamalar devam ederken yaptığı basın açıklamasının önyargılı davrandığı iddiasını güçlendirip güçlendirmediğini incelemeye gerek olduğu görüşünde değildir.
53. Başvuranın karara bağladığı IV P.br.2904/01 no’lu davanın DYK tarafından incelenmesini zamanın Devlet Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu Başkanı olarak talep etmesine rağmen, DYK’nin başvuranın görevden alınmasına ilişkin kararında zamanın Adalet Bakanı olarak yer alması da benzer şekilde ele alınabilir (bkz., Mitrinovski / Makedonya Cumhuriyeti, no. 6899/12, § 45, 30 Nisan 2015).
54. Ayrıca, Mahkeme, Hükümet’in onayladığı gibi, başvuranın görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle görevden alınmasına ilişkin Mart 2007 tarihli kararı on üyeden oluşan yeni DYK’nin verdiğini gözlemlemektedir. İlgili karar, on üye tarafından oy birliğiyle alınmıştır. Hükümet’e göre, ilgili karar, DYK İçtüzüğünde belirtilen “üçte iki çoğunluk” gerekliliğine (on beş kişiden onu) uygundur (bkz., yukarıda § 42).
55. Durum böyle olsa da, Mahkeme, yürütme organı üyesi olarak Adalet Bakanının ilgili kurulda yer alması, mevcut davada bağımsızlığa helal getirmiştir.
56. Bu nedenle, Mahkeme, başvuranın davasını karara bağlayan DYK’nin Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca “bağımsız ve tarafsız” bir mahkeme olmadığı sonucuna varmıştır. Buna göre, söz konusu madde ihlal edilmiştir.
2. Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca yapılan diğer şikâyetler
57. Başvuran, ayrıca, ihtilaf konusu yargılamaların Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinde belirtilen güvencelerin bazılarını yerine getirmediği konusunda şikayetçi olmuştur: başvuran, aleyhinde sunulan kanıtlar hakkında yorum yapamamıştır; başvurana Yüksek Mahkeme bünyesinde kurulan Temyiz Heyeti önünde yapılan duruşmaya katılma hakkı verilmemiştir; Temyiz Heyeti, Yargıç L. Š.’nin katılması nedeniyle tarafsız değildir; başvuranın görevden alınmasına ilişkin yeterli neden gösterilmemiştir; ve hukukun uygulanmasında hatalı davranılmıştır.
58. Yukarıdaki açıklamalar ve başvuranın Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca “bağımsız ve tarafsız” bir mahkeme tarafından yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucu dikkate alındığında, Mahkeme, söz konusu şikayetleri kabul edilebilir olarak nitelendirmekte ancak ayrıca değerlendirilmelerine gerek olmadığına hükmetmektedir (bkz., yukarıda anılan, Oleksandr Volkov, § 159; Harabin / Slovakya, no. 58688/11, § 143, 20 Kasım 2012; ve Nikolov / Makedonya Cumhuriyeti, no. 41195/02, § 29, 20 Aralık 2007).
3. Sözleşme’nin 6 §2 maddesi uyarınca yapılan şikâyet
59. Son olarak, başvuran, ihtilaf konusu yargılamalar devam ederken DYK üyelerince ve üst düzey siyasetçilerce yapılan basın açıklamalarının, Sözleşme’nin 6 § 2 maddesi uyarınca haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
60. Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddesinin hukuk yönünün ihtilaf konusu yargılamalara uygulanabileceğine karar vermiştir (bkz., yukarıda § 38). Her halükarda, başvuran Asliye Hukuk Mahkemeleri önünde tazminat davası açmamıştır. Buna göre, başvuran, etkili iç hukuk yollarını tüketmemiştir (bkz., yukarıda anılan, Harabin, § 145, ve Gorgievski / Makedonya Cumhuriyeti (k.k.), no. 18002/02, 10 Nisan 2006).
61. Mahkeme, Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4 maddeleri uyarınca başvurunun bu kısmının reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
II. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
62. Sözleşme’nin 41. maddesi aşağıdaki gibidir:
“Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.”
A. Tazminat
63. Başvuran, aleyhinde yürütülen adil olmayan yargılamalar neticesinde, yargıç olarak aldığı maaşını kaybetmiştir. Kendisine ödenmeyen maaşı, sigorta primi ve kişisel gelir vergisine ilişkin detayları gösterir talebini sunmuştur. Başvuran, bu başlık altında 96,000 avro talep etmiştir. Bu bağlamda, Mahkeme önünde görülen yargılamalar kapsamında görevlendirilen uzman görüşünü sunmuştur. Başvuran ayrıca görevden alındıktan sonra Makedonya Barosuna kabul edilmesi için ödediği kayıt ücretinin geri verilmesini talep etmiştir. Başvuran, ek olarak, zamanından önce yetkilerinin elinden alınması ve medyada yer alması nedeniyle mesleki saygınlığının zarar gördüğünü ve üzüntü ve hayal kırıklığı yaşadığını iddia etmiştir. Bu kapsamda, başvuran, manevi tazminat olarak 12,000 avro talep etmiştir.
64. Hükümet, söz konusu taleplere itiraz etmiştir ve söz konusu taleplerin spekülatif, oldukça fazla ve desteklenmemiş olduklarını belirtmiştir. Hükümet, talep edilen maddi tazminat ile öne sürülen ihlaller arasında nedensel bir bağlantı bulunmadığını ileri sürmüştür.
65. Mahkeme, adil tazmin verilmesinin ancak başvuranın Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine dayandırılabileceğini gözlemlemektedir. Ancak, Mahkeme, ihlal bulunmadığı takdirde Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine uygun olarak yürütülen yargılamaların sonucunun ne olacağına ilişkin yorum yapamamaktadır. Mevcut davada, Mahkeme, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlali ve iddia edilen manevi tazminat arasında nedensel bir ilişki gözlemlememektedir. Bu nedenle, bu başlık altında tazminata hükmetmek için herhangi bir gerekçe bulunmamaktadır (bkz., HIT d.d. Nova Gorica / Solovenya, no. 50996/08, § 49, 5 Haziran 2014; Bajaldžiev / Makedonya Cumhuriyeti, no. 4650/06, § 52, 25 Ekim 2011; ve Mežnarić / Hırvatistan, no. 71615/01, § 43, 15 Temmuz 2005).
66. Diğer bir yandan, Mahkeme başvuranın bulunan ihlaller nedeniyle üzüntü ve endişe yaşamış olabileceği görüşündedir. Sözleşme’nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyet temelinde Mahkeme, uygulanabilir her türlü vergi dâhil olmak üzere manevi tazminat olarak başvurana 4.000 avro ödenmesine hükmetmektedir.
67. Mahkeme’nin Sözleşme veya Protokollerinin ihlal edildiğine karar verdiği bir kararında, davalı Devlet’e, sadece adil tazmin yoluyla ilgililere tazminat ödeme değil aynı zamanda Sözleşme ihlallerine son vermek için ihlal meydana gelmeden önceki durumu olabildiğince sağlamak amacıyla ihlalden doğan sonuçların makul şekilde giderilmesi için iç hukuk sisteminde Bakanlar Komitesinin denetimine tabi olacak şekilde genel ve/veya, uygun hallerde, bireysel tedbirler alma yükümlülüğü getirilmiştir (bkz., yukarıda anılan, Harabin, § 177).
68. Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edilmesi halinde, başvuran, ilgili hükmün gereklilikleri yerine getirildiğinde başvuranın bulunacağı pozisyonun mümkün olduğunca sağlanmasına karar vermiştir. Bu nedenle, mevcut davadaki gibi durumlarda en uygun tazmin şekli, talep edildiği takdirde yargılamaların tekrar başlatılması olacaktır. Mahkeme, bu kapsamda, Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununda, Mahkeme’nin bir mahkeme kararının veya öncesinde görülen yargılamaların ilgili tarafın temel hak ve özgürlüklerini ihlal ettiğine karar vermesi halinde yargılamaların tekrar başlatılabileceğinin öngörüldüğünü belirtmektedir (bkz., yukarıda § 28).
B. Masraf ve Giderler
69. Mahkeme önündeki masraf ve giderlere ilişkin olarak, başvuran uzman ücretleri (bkz., yukarıda § 63) için 250 avro ve tercüme masrafları için 60 avro (faturası mevcuttur) talep etmiştir. Başvuran, ayrıca, Mahkeme’yi avukat masraflarını kendi takdirine uygun olarak ödenmesine karar vermeye davet etmiştir.
70. Hükümet, ilgili taleplere, söz konusu masrafların desteklenmediği veya fiilen ve gerekli olduğu için yapılmamış olduğu gerekçesiyle itiraz etmiştir.
71. Mahkeme içtihadına göre, başvuranın masraf ve giderlerini geri alabilmesi için, söz konusu masraf ve giderlerin fiilen ve gerekli olduğu için yapılmış olduğunun belgelenmesi ve makul miktarda olması gerekmektedir (bkz., Editions Plon / Fransa, no. 58148/00, § 64, AİHM 2004‑IV). Mahkeme, somut davada, mevcut belgeleri ve yukarıda belirtilen kriterleri göz önüne alarak, Mahkeme önündeki işlemler için uygulanabilecek her türlü vergi dâhil, başvurana 900 avro ödenmesinin makul olduğu kanaatine varmıştır.
C. Gecikme Faizi
72. Mahkeme, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. DYK’nin “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” olmadığına ilişkin şikayetleri ve Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca yapılan şikayetlerin geri kalanını kabul edilebilir olarak (bkz., yukarıda § 57) ve başvurunun geri kalanını kabul edilemez olarak nitelendirir;
2. Zamanın Yüksek Mahkeme Başkanının ve Adalet Bakanının başvuranın görevden alınmasına ilişkin DYK kararında yer almaları nedeniyle DYK’nin gerekli tarafsızlığa ve bağımsızlığa sahip olmadığı gerekçesiyle Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar verir;
3. Başvuruda Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca dile getirilen şikâyetlerin geri kalanının incelenmesine gerek olmadığına karar verir;
4. (a) Davalı Devlet tarafından başvurana, Sözleşme’nin 44 § 2 maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devlet’in para birimine çevrilmek üzere aşağıdaki meblağların ödenmesine:
(i) Manevi tazminata ilişkin olarak 4,000 (dört bin) avronun vergi olarak ödenmesi gereken miktar hariç olmak üzere ödenmesine;
(ii) Masraf ve harcamalara ilişkin olarak 900 (dokuz yüz) avronun vergi olarak ödenmesi gereken miktar hariç olmak üzere ödenmesine;
(b) Söz konusu üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda, basit faizin uygulanmasına karar verir;
5. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerini reddeder.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3 maddesi uyarınca 7 Ocak 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
André WampachPäivi Hirvelä
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy