Gogitidze ve Diğerleri / Gürcistan -36862/05 - 12.5.2015 [IV. Bölüm]
Olaylar – 2014 yılında, eski devlet bakanı olan birinci başvuran yetkiyi kötüye kullanma ve şantaj yapmakla suçlanmıştır. Acaristan Özerk Cumhuriyeti Cumhuriyet Başsavcılığı daha sonra birinci başvuran, diğer başvuranlar ve birinci başvuranın bütün yakınlarına karşı, haksız yere ve açıklanamayacak şekilde mal elde ettikleri gerekçesiyle mülklerine el konulması için yargılama işlemleri başlatmıştır. 2004 yılının Eylül ayında, dört başvuranın itiraz etmesinin ardından, Gürcistan Temyiz Mahkemesi mülklerden birine el konulmasını iptal etmiş ve diğer el koyma kararlarını onamıştır. Birinci başvuran, idari el koyma işlemlerini düzenleyen hükümlerin anayasallığına itiraz ederek anayasal bir şikâyette bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, söz konusu şikâyeti reddetmiş ve 2004 yılının Şubat ayında yürürlüğe giren ilgili mevzuatın yolsuzluğa karşı savaşı güçlendirmeye ilişkin kamu çıkarına hizmet ettiğine karar vermiştir.
Hukuksal Değerlendirme – 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi: mevcut davada, yalnızca idari bir el koyma işlemi niteliği taşımayan ihtilaf konusu tedbir, ilk olarak bir kamu görevlisine karşı yapılan cezai suçlamanın varlığıyla bağlantılıdır ve bu nedenle, devlet memurlarının ve yakınlarının haksız yere ve açıklanamayacak şekilde mal elde etmelerinin önlenmesini hedefleyen ayni bir hukuk davası niteliği taşımaktadır.
El koyma tedbiri, mülkün kullanımının kontrolü yoluyla müdahale teşkil etmektedir. Söz konusu müdahale, kanunlara uygundur ve kamu hizmetinde yolsuzluğa karşı savaşmaya ilişkin meşru bir amaç gütmektedir.
Orantılılığa ilişkin olarak, Mahkeme, el koyma usulünün keyfi olup olmadığını incelemiştir. Bu bağlamda, Mahkeme, haksız zenginleşmeyi kapsayan ciddi suçlarla savaşmaya ilişkin uluslararası düzeyde kabul gören standartların temelinde ve Gürcistan’da her kesimde yaşanan ciddi yolsuzluk suçlarına karşı, Avrupa Konseyi Karapara Aklama ve Terör Eylemlerini Finanse Etme Suçlarına İlişkin Çalışmalar Yürüten Uzmanlar Komitesi (MONEYVAL) dahil olmak üzere, birçok uluslararası organ, devamlı olarak, Gürcistanlı yetkililere yolsuzluk suçlarına ilişkin el koyma işlemlerinin yerine getirilmesini sağlamak amacıyla yasal tedbirler alınmasını tavsiye etmiştir. Gürcistanlı yetkililer, 2004 yılının Şubat ayında yasal düzenlemeler yaparak söz konusu talimatları yerine getirmişler ve böylece Gürcistan mevzuatını ilgili uluslararası standartlara uygun hale getirmişlerdir. Bu kapsamdaki içtihadında, Mahkeme, suçlanan kişilerin suçlu olduklarına dair bir mahkumiyet kararı bulunmasa bile el koyma tedbirlerinin orantılı olduğuna ve ilgili mülkün kanunlara aykırı bir şekilde elde edilmiş olmasının “makul şüphenin” ötesinde bir kanıt gerektirmediğine hükmetmiştir. Mahkeme, ayrıca, el koyma tedbirinin sadece doğrudan suçlanan kişilere değil aynı zamanda gayrı resmi olarak haksız yere veya gerekli iyi niyeti taşımayarak mal elde ettikleri öngörülen yakınlarına da uygulanabileceği görüşündedir. Bütün bu değerlendirmeleri göz önüne alarak, Mahkeme, kıyas yoluyla, mevcut davada ayni yargılama işlemlerinin keyfi olduğunun veya 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca orantılılık koşulunu yerine getirmediğinin düşünülemeyeceğine karar vermiştir.
Ek olarak, yerel mahkemeler önündeki yargılama işlemlerine ilişkin olarak, başvuran, yazılı görüşlerini sunması ve sözlü duruşmada yer alması için gereğince davet edilmiştir ve Cumhuriyet savcısının iddiası ilgili belgelerin ve başvuranın finansal durumu ışığında gereğince incelenmiştir. Ayni yargılama işlemlerinin yerine getirilirken başvuranlara kendilerini savunmaları için makul bir fırsat verilmediği veya yerel mahkeme kararlarının açıkça keyfiyet barındırdığına ilişkin hiçbir kanıt bulunmamaktadır.
Özet olarak, Gürcistanlı yetkililerin kamu hizmetlerinde yolsuzlukla savaşmak için oluşturdukları politikalarını izlerken kullandıkları geniş takdir yetkisini ve yerel mahkemelerin başvuranlara çekişmeli yargılama işlemleri sırasında kendilerini savunmaları için makul bir fırsat verdiklerini göz önüne alarak, toplumun genel çıkarları ve kişinin temel haklarının korunması gerekliliği arasında gerekli adil dengenin sağlandığına karar verilmiştir.
Sonuç: ihlal yok (oy birliğiyle)
Full & Egal Universal Law Academy