Göthlin/İsveç – 8307/11 - 16.10.2014 tarihli Karar [V. Bölüm]
Olaylar – Başvuran, İcra Makamının kendisinin vergi borçları karşılığında teminat olarak gösterilen bıçkıhanenin yerini açıklamasını gerektiren emrine uymayı reddetmesi sonrasında 42 günlük bir süre boyunca tutuklu bulundurulmuştur.
Hukuki Değerlendirme – Madde 5 § 1 (b): Mahkeme, tutuklamanın yalnızca yasayla öngörülen bir “yükümlülüğün yerine getirilmesini” sağlamak amacıyla Sözleşme’nin 5 § 1 (b) maddesi kapsamında gerçekleştirilebileceğini vurgulamıştır. Mahkeme ayrıca, en azından, sorumluluğu ilgili kişiye ait olan yerine getirilmemiş bir yükümlülüğün söz konusu olması gerektiğini ve yakalama ve tutuklamanın bu yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlama amacını taşıması ve cezalandırıcı bir nitelikle olmaması gerektiğini kaydetmiştir. İlgili yükümlülük yerine getirilir getirilmez, Sözleşme’nin 5 § 1 (b) maddesi uyarınca gerçekleştirilen tutuklama işleminin dayanağı ortadan kalkar.
Mevcut davada, başvuranın yasayla öngörülmüş bir yükümlülüğü yerine getirmesini, başka bir deyişle, saklamış olduğu bıçkıhanenin yerini İcra Makamına açıklamasını sağlamak amacıyla tutuklanmış olduğu açıktır. Davanın koşulları cezalandırıcı ya da başka herhangi bir nitelik taşımamaktadır. İcra Kanunu’nun ilgili hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, başvuran söz konusu bilgiyi açıklamış olsaydı derhal serbest bırakılacaktı.
Orantılılık konusuyla ilgili olarak üç husus söz konusudur: altında yatan amacı ve hedefi de dâhil olmak üzere ilgili mevzuattan kaynaklanan yükümlülüğün niteliği; tutuklanan kişi ve tutuklanmasına yol açan özel koşullar ve tutukluluğun süresi.
Yükümlülüğün mahiyeti, hedefi ve amacı ile ilgili olarak, vergi borçlarının icrasının kolaylaştırılması ve Devlete vergi geliri sağlanması için alınan tedbirler kamu menfaatini ilgilendirmektedir ve özellikle, burada olduğu gibi, borçlunun borcunu ödemeye yetecek varlığının olduğu ancak bunu ödemeyi reddettiği durumlarda büyük önem arz etmektedir. Başvuranın durumu ve tutuklandığı koşullar dikkate alındığında, kendisinin tutuklanmasını gerektirecek ya da tam tersi, tutuklanmasına engel olacak özel bir durumun varlığı söz konusu değildir ve başvuran gerekli bilgiyi açıklamamasının olası sonuçlarından haberdardır. Üçüncü hususla ilgili olarak ise, tutukluluk süresi (42 gün) nispeten uzun olsa da, başvuran bahse konu mülkün yerine ilişkin bilgiyi açıklamış olsaydı daha erken bir tarihte, hatta derhal serbest bırakılacaktı. Ayrıca, yeterli usuli güvenceler sağlanmış olup, başvuranın tutukluluğunun devamının yasaya uygunluğu ve makullüğü konusu yerel mahkemeler tarafından her hafta incelemeye alınmış, başvuran bizzat dinlenmiş ve temyiz hakkı olmuştur. Dolayısıyla, başvuranın özgürlüğünden yoksun bırakılması orantılı bir tedbirdir.
Sonuç: ihlal yok (oybirliğiyle).
Full & Egal Universal Law Academy