163 No’lu (Mayıs 2013) Bilgi Notu’ndan alıntıdırGross / İsviçre – 67810/10 - Karar 14 Mayıs 2013 [2. Daire]
Olaylar ve Olgular: Başvuran zamanın akışı ile gitgide güçsüzleştiğinden, bedensel ve zihinsel yetilerinin gerilmesinden muzdarip olmayı sürdürmek istemediğinden, yıllardan beri yaşamına son vermek istediğini belirtmiştir. Başvuranın kendi kararlarını verme yetkinliğine sahip olduğu görülmüştür. Ölümle sonuçlanmayan bir intihar girişiminin ardından başvuran yaşamını ölümcül dozda sodyum pentobarbital alarak sonlandırmak istediğine karar vermiştir. Fakat dört tıp doktoru talep edilen reçeteyi düzenlemeyi reddetmiştir. Doktorlardan en az ikisi tıp mesleği ahlak kurallarının kendilerini söz konusu reçeteyi düzenlemekten alıkoyduğunu, uzun adli yargılamalardan çekindiklerini ve olumsuz mesleki sonuçlarla karşılaşma olasılığı bulunduğunu değerlendirerek başvuranın bu talebini reddetmiştir. İdari mahkemeler başvuranın itirazını reddetmiştir.
Hukuksal Değerlendirme – 8. Madde: Başvuranın yaşamına son vermesine imkan sağlayacak olan bir doz sodyum pentobarbitalin kendisine verilmesine yönelik talebi, Sözleşme’nin 8. maddesi uyarınca başvuranın özel hayatına saygı gösterilmesi hakkının kapsamına girmiştir. Dava öncelikli olarak Devletin, tıp doktorlarının başvuranın durumundaki bir kişiye reçete yazma yetkilerinin olup olmadığını ve eğer böyle bir yetki varsa hangi şartlar altında kullanılabileceğine ilişkin bilgileri içeren yeterli kurallar koyup koymadığı konusunu gündeme getirmiştir.
İsviçre’de intihara teşvik etme ve intiharı destekleme yalnızca bu tür eylemlerin faillerinin söz konusu eylemleri “bencil nedenlerle” gerçekleştirmeleri halinde ceza gerektirmektedir. İsviçre Federal Yüksek Mahkemesi’nin içtihadı uyarınca, bir doktor Federal Yüksek Mahkeme’nin içtihadında öngörülen belirli koşulların karşılanması halinde, hastasının intihar etmesini sağlamak üzere sodyum pentobarbital reçetesi düzenleme yetkisine sahiptir. Federal Yüksek Mahkemesi konuya ilişkin içtihadında, yaşamlarının sonuna gelen hastaların bakımı hakkında bir sivil toplum kuruluşu tarafından düzenlenen ve resmi kanun hükmünde olmayan tıbbi ahlak kurallarına atıfta bulunmuştur. Ayrıca bu kurallar, yalnızca doktorları geçmişteki deneyimlere dayanarak, birkaç gün veya birkaç hafta içerisinde ölümle sonuçlanabilecek olan bir sürecin başlamış olduğu kararına varan hastalar için geçerli olmuştur. Başvuran ölümcül bir hastalıktan muzdarip olmadığından, başvuranın durumu açıkça bu ilkelerin uygulama kapsamına girmemiştir. Hükümet, kural niteliği taşıyabilecek ilkeler ve standartları içeren başka herhangi bir belge sunmamıştır. Açık yasal kuralların bulunmamasının, başvuran gibi bir kişiye aksi takdirde talep edilen reçeteyi düzenlemeye meyilli olan doktorlar üzerinde caydırıcı etkisi olması muhtemeldir. Başvuranın yaşamının çok önemli bir yönüne ilişkin talebinin sonucunun belirsiz olması, başvuranda kayda değer ölçüde ızdıraba yol açmış olmalıdır. Belirli bir hastalığın sonucunda ölümün yakın bir zamanda gerçekleşmesi olası değilse, bir kişinin kendi özgür iradesiyle yaşamına son verme konusunda ciddi bir karara varması durumunda, tıp doktorlarının talep edilen reçeteyi düzenleyebilecekleri koşullar hakkında bilgi veren, Devlet tarafından onaylanmış, açık kurallar bulunmuş olsaydı başvuranın içerisinde bulunduğu belirsizlik ve ızdırap engellenebilirdi. Mahkeme derin ahlaki ve etik etkiye sahip olan bu tür tartışmalı konularda gereken siyasi mutabakata varmakta güçlükler bulunabileceğini kabul etmiştir. Fakat bu güçlükler tüm demokratik süreçlerde mevcut olup, yetkilileri bu husustaki görevlerini yerine getirmekten muaf tutmamaktadır. Yukarıdaki değerlendirmeler İsviçre kanunlarında reçete ile öldürücü dozda sodyum pentobarbital alma olanağı sunulmasına rağmen, bu hakkın kapsamını anlaşılır kılan yeterli kurallar belirtilmemiştir.
Başvuranın öldürücü dozda sodyum pentobarbital almasına izin verilmesi talebinin esasına ilişkin olarak, kapsamlı ve anlaşılır kuralların düzenlenmesi öncelikli olarak yerel makamların görevidir. Buna uygun olarak Mahkeme, anlaşılır ve kapsamlı yasal kuralların bulunmayışının başvuranın Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamındaki özel hayatına saygı gösterilmesi hakkını ihlal ettiğine karar vermekle yetinmiş ve söz konusu kuralların esasa ilişkin içeriği hakkında bir tutum takınmamıştır.
Sonuç: ihlal (üçe karşı dört oyla).
41. Madde: Herhangi bir tazminat talebinde bulunulmamıştır.
167 No’lu (Ekim 2013) Bilgi Notu’ndan alıntıdırGross/İsviçre – 67810/10 - 14.5.2013 tarihli Karar [II. Bölüm]
Başvuran, birkaç senedir hayatına son vermeyi istemektedir. Yaşı ilerledikçe dayanıksız hale gelmekte, fiziksel ve zihinsel yetilerini kaybettiğini görmeyi istememektedir. Başvuranın, kendi kararını kendisinin verebileceği yönünde raporu da bulunmaktadır. Başarısız olan bir intihar girişiminin ardından başvuran, ölümcül dozda sodyum pentobarbital alarak hayatına son vermeye karar vermiştir. Ancak danıştığı dört hekim, istediği reçeteyi başvurana vermeyi reddetmiştir. İki tanesi, reçeteyi yazmalarına izin vermeyen Tıp Mesleği İlkelerini ve uzun yargılamalara tabi tutulabileceklerini veya mesleki açıdan olumsuz sonuçların doğabileceğini gerekçe göstererek, reçete vermeyi reddetmişlerdir. İdari mahkemeler, başvuranın yapmış olduğu itiraz başvurusunu reddetmişlerdir.
Mahkeme Dairelerinden biri, 14 Mayıs 2013 tarihli bir kararla (Bk. 163 sayılı Bilgi Notu), bir bireyin ölümcül dozda sodyum pentobarbital alabilmesinin gerekli olup olmadığına ilişkin açık, kapsamlı ve kanuna dayalı yönetmeliklerin bulunmadığı gerekçesiyle, başvuranın, Sözleşme’nin 8. maddesi ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir, ancak bu tür yönetmeliklerin içeriği hakkında herhangi bir görüş bildirmemiştir.
Dava, Hükümet’in talebi üzerine, 7 Ekim 2013 tarihinde Büyük Daire’ye gönderilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy