G.S.B. / İsviçre - 28601/11
22.12.2015 tarihli karar [III. Bölüm]
Olaylar – 2008 yılında Birleşik Devletler vergi makamları (ABD Vergi Dairesi), binlerce Birleşik Devletler vergi yükümlüsünün Cenevre’de bulunan UBS SA (UBS) isimli İsviçre bankasında ABD ulusal makamlarına bildirilmeyen binlerce hesapları bulunduğunu veya bu tür hesapların maliki olduklarını tespit etmiştir. ABD Vergi Dairesi 2009 yılında, UBS’nin 52.000 Amerikalı müşterisinin kimlik bilgilerini ve bu kişilerin hesapları hakkındaki verileri sunması amacıyla hukuki işlem başlatmıştır. İsviçre, ABD makamları ve UBS arasındaki ihtilafın, ABD vergi dairesinin bu bilgiyi elde etmesi durumunda İsviçre ve ABD hukuku arasında bir çatışmaya dönüşebileceği konusunda endişe duymuş ve bu nedenle mahkeme dışı bir anlaşma yapılana kadar hukuki işlemler askıya alınmıştır. Söz konusu vergi yükümlülerinin tespit edilmesi amacıyla, İsviçre Konfederasyonu ve Birleşik Devletler hükümeti ABD Vergi Dairesinin UBS’ye ilişkin bilgi talebi konusunda bir anlaşma yapmıştır (“Anlaşma 09”).
Anlaşmada yer alan kriterlere göre, İsviçre Birleşik Devletlerin, UBS’nin Amerikalı müşterilerine ilişkin olarak idari işbirliği içerisine girme talebini değerlendirmeyi taahhüt etmiştir. ABD vergi dairesinden gelen talebe yanıt olarak, İsviçre Federal Vergi İdaresi bir idari işbirliği usulü başlatmış ve UBS bankasını, Anlaşma 09’un ekinde bahsedilen müşteriler hakkındaki detaylı dosyaları sunmaya davet etmiştir.
UBS 2010 yılında başvuranın dosyasını İsviçre Federal Vergi İdaresi’ne gönderdiğinde durum bu şekildeydi. İsviçre Federal Vergi İdaresi tarafından alınan ön karar İsviçre Federal İdare Mahkemesi tarafından usuli gerekçelerle kaldırılmıştır. İsviçre Federal Vergi İdaresi başvuranın görüşlerini aldıktan sonra, ABD Vergi Dairesi ile idari işbirliği bakımından ve istenen belgelerin ABD vergi dairesine teslim edilmesi için bütün koşulların yerine getirildiğini ifade etmiştir. Başvuranın Federal İdare Mahkemesi önündeki itirazları reddedilmiştir. 2012 yılının Aralık ayında, banka detayları Birleşik Devletler vergi makamlarına iletilmiştir. Mevcut davanın incelenmesi sırasında Birleşik Devletler makamları halen soruşturmalarını yürütmekte ve başvuran herhangi bir ceza gerektiren suçla itham edilmemişti.
Hukuki değerlendirme – Madde 8: Başvuran banka detaylarının Birleşik Devletler vergi makamlarına sunulması nedeniyle özel hayatına saygı hakkına yönelik bir müdahale yaşamıştır. Banka hesaplarına ilişkin bilgilerin Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamında korunan kişisel veriler anlamına geldiği konusunda bir şüphe olamaz.
Söz konusu anlaşmaların geriye dönük uygulanmasına ilişkin olarak öngörülebilirliğin mevcut olmadığı iddiası hususunda; İsviçre Federal İdare Mahkemesinin yerleşik içtihatları bulunmaktadır. Bu içtihatlara göre, üçüncü tarafların bazı bilgileri sunmasını gerektiren idari ve cezaiişbirliği konusundaki hükümler usuli niteliktedir ve bu nedenle ilke olarak, bunların kabul edilmesinden önce gelen vergi yıllarıyla ilgili olanlar dâhil olmak üzere, şu anki veya gelecekteki yargılamalar bakımından uygulanabilir. Ayrıca İsviçre makamlarının vergi alanındaki idari işbirliği konularında eskiden kısıtlayıcı olan uygulamalarının, başvuranın açısından, ilgili Birleşik Devletler makamlarının denetimi olmaksızın veya geriye dönük soruşturma ihtimali dahi olmaksızın İsviçre’deki varlıklarına yatırım yapabileceği konusunda meşru bir beklenti oluşmasına neden olduğuna karar verilemez.
Bankacılık sektörü İsviçre’de büyük bir öneme sahip olan ekonomik bir dal olduğundan; UBS bankası ve Birleşik Devletler vergi makamları arasındaki ihtilafı çözmek amacıyla İsviçre Hükümeti tarafından yapılan girişimlerin bir parçası olan şikâyet konusu tedbirin, ülkenin ekonomik refahını korunmasına olanak sağladığı değerlendirilebilir. Bu bağlamda Birleşik Devletler vergi dairelerinin İsviçre bankaları hakkındaki iddiaları, çok sayıda kişiye istihdam sağlayarak İsviçre ekonomisinde büyük rol sahibi olan UBS’nin işleyişini tehlikeye atabilirdi. Bu durum İsviçre’nin Birleşik Devletler ile işbirliği içerisinde etkin bir hukuki çözüm bulması konusundaki menfaatini açıklamaktadır.
İsviçre çift taraflı bir anlaşma imzalayarak Birleşik Devletler ile yaşanabilecek büyük bir çatışmanın önüne geçmiştir. Bu nedenle söz konusu tedbir meşru bir hedef izlemiştir.
Tedbirin gerekliliği ile ilgili olarak, başvuranın yalnızca banka hesabı detaylarını, diğer deyişle yalnızca ekonomik bilgileri içerdiği kaydedilmelidir. Geliştirilmiş koruma öngören ve başvuranın kimliğiyle bağlantılı olan özel detaylar veya veriler iletilmemiştir. İsviçre’de bu hususta çok geniş bir takdir yetkisi olduğu görülmektedir. Şikâyet konusu tedbirin başvuran üzerindeki etkisine ilişkin olarak; başvuranın banka detayları ilgili Birleşik Devletler makamlarına iletilmiştir. Böylelikle bu makamlar başvuranın esasında vergi yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini tespit edebilmiş ve eğer getirmediyse gereken yasal tedbiri alabilmiştir. Ceza yargılamalarının başlatılması, tam bir spekülasyon konusu olarak kalmıştır. Ayrıca başvuran verilerinin Birleşik Devletler vergi makamlarına transfer edilmesi konusunda usuli güvencelerden faydalanmıştır. İlk olarak İsviçre Federal Vergi İdaresi’nin kararına karşı, Federal İdare Mahkemesi önünde itirazda bulunabilmiştir. Bu Mahkeme başvuranın dinlenme hakkının ihlal edilmesi nedeniyle bahsedilen kararı iptal etmiştir. İsviçre Federal Vergi İdaresi sonuç olarak, başvuranı belirtilen süre içerisinde görüş bildirmeye davet etmiştir. Başvuran bu haktan faydalanmıştır. İsviçre Federal Vergi İdaresi, idari işbirliğinin yapılması için bütün koşulların sağlandığını bildiren yeni ve gerekçeli bir karar vermiştir. Başvuran Federal İdare Mahkemesi önünde ikinci bir itirazda bulunmuş, bu itirazı reddedilmiştir. Bu nedenle başvuran, banka detaylarının ifşa edilmesi hususunda itirazda bulunmak ve İsviçre ve Birleşik Devletler arasındaki anlaşmaların keyfi olarak uygulanmasına karşı koruma elde etmek amacıyla, bazı etkin ve gerçek usuli güvencelerden faydalanmıştır.
Özellikle ifşa edilen verilerin mahiyet olarak kişisel olmadığı ve davanın kendine özgü koşulları dikkate alındığında; İsviçre’nin başvuranın özel menfaatlerinden ziyade, Birleşik Devletlerle etkin ve tatmin edici bir çözüm yoluna ulaşılması konusundaki kamu menfaatine öncelik vermesi mantıksız değildir. Hal böyleyken, İsviçre takdir yetkisini aşmamıştır.
Sonuç: ihlal yok (oy birliğiyle). Mahkeme ayrıca oy birliğiyle, Sözleşme’nin 8. maddesiyle bağlantılı olarak 14. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna varmıştır.
Full & Egal Universal Law Academy