Gutsanovi / Bulgaristan – 34529/10 - 15.10.2013 tarihli Karar [4. Bölüm]
Olaylar – Başvuranlar, tanınmış yerel bir siyasetçi olan Gutsanov, eşi ve iki küçük kızıdır. Yetkililer, Gutsanov’un yolsuzluğa karıştığından şüphelenmiş, yakalanması ve evinin aranması yönünde talimat vermişlerdir. Silahlı ve maskeli birkaç polis memurundan oluşan özel tim, 31 Mart 2010 tarihinde sabah 06.30’da, başvuranın evine gitmiştir. Gutsanov, kapıyı açması yönündeki talimata karşılık vermeyince, polis evin ön kapısını zorlayıp binaya girmiştir. Gutsanov’un eşi ve iki küçük kızı, polisin içeri girmesiyle uyanmışlardır. Birinci başvuran ayrı bir odaya alınmıştır. Ev aranmış ve birtakım delil unsurları operasyonun ardından götürülmüştür. Gutsanov, 13:00 sularında polis eşliğinde evinden çıkarıldığında, basın ve medya mensupları dışarıda toplanmışlardı. Ardından bir basın toplantısı düzenlenmiştir. Ertesi gün bölgesel bir günlük gazete, İçişleri Bakanının davaya ilişkin bir röportajından alıntılarla birlikte, Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan yorumları yayınlamıştır. Cumhuriyet savcısı aynı gün Gutsanov’u, kamu görevlisi sıfatıyla, faaliyetleri potansiyel olarak belediyeye zarar verecek şekilde ihalelerin verilmesine yol açan bir suç örgütünde yer alma ve kamu görevlisi olarak görevin kötüye kullanılması gibi suçlamalarında bulunduğu birtakım suçlarla itham etmiştir. Savcı, birinci başvuranın davaya katılmasını sağlamak amacıyla yetmiş iki saat tutuklu kalması yönünde talimat vermiştir. Gutsanov, 3 Nisan 2010 tarihinde mahkemeye çıkmıştır. Duruşma sonunda, Gutsanov’un tutuklanmasına karar verilmiştir. Temyiz mahkemesi, 25 Mayıs 2010 tarihinde, Gutsanov hakkında zorunlu ikamet kararı vermiştir. 26 Temmuz 2010 tarihinde ilk derece mahkemesi kefaletle serbest bırakılmasına karar vermiştir. Nisan 2013’te, Gutsanov hakkındaki ceza yargılamaları, ön soruşturma aşamasında halen derdest durumdaydı.
Hukuki değerlendirme – 3. madde: Polis operasyonunun amacı, yakalama, arama ve delil unsurlarına el konulmasıydı. Söz konusu amaçlar, ceza gerektiren suçların kovuşturulmasındaki kamu menfaatine katkıda bulunmaya hizmet etmiştir. Ailenin dört üyesi, polis operasyonu esnasında herhangi bir fiziksel yaralanmaya maruz kalmamış olsa da, düzenlenen operasyonda belirli ölçüde fiziksel güç kullanılması gerekmiştir. Evin ön kapısı, özel bir müdahale birimi tarafından zorla açılmış ve Gutsanov, maske takan silahlı görevliler tarafından etkisiz hale getirilip, zorla alt kata indirilmiş ve kelepçelenmiştir. Gutsanov, Varna belediye meclisi başkanlığı görevinde bulunmuş tanınan bir siyasetçiydi. Gutsanov’un şiddet geçmişi olduğunu veya polis memurlarına tehlike oluşturabileceğini gösteren herhangi bir delil bulunmamaktaydı. Başvuranların evinde bir silahın bulunması, özel bir müdahale biriminin görevlendirilmesini ya da başvurulan güç türünü kendi içinde gerekçelendirememiştir. Aile üyelerinin, yakalamanın yapılacağı yerde bulunma olasılığı, bu tür bir operasyonun planlanmasında ve yürütülmesinde dikkate alınması gereken bir unsurdu. Aramanın gerekliliği ve hukuka uygunluğuna ilişkin öncesinde adli bir inceleme yapılmaması, operasyonun planlanmasını tümüyle polisin ve ceza soruşturması organlarının takdirine bırakmış ve Gutsanova’nın eşi ve iki küçük kızının hakları ve meşru menfaatlerinin dikkate alınmasına olanak sağlamamıştır. Kolluk kuvvetleri, başvuranın evindeki operasyonun yürütülmesiyle ilgili olarak, operasyonu daha geç bir saatte gerçekleştirme veya operasyonda farklı görevlilerin görevlendirilmesi gibi alternatif yöntemler üzerinde düşünmemişlerdir. Özellikle Bayan Gutsanova ve iki kızının meşru menfaatlerinin dikkate alınması gerekliydi. Zira Bayan Gutsanova, eşinin şüpheli olduğu ceza gerektiren suçlara karışmakla suçlanmamaktaydı ve iki kızı, çok küçük (beş ve yedi yaşlarında) olmaları nedeniyle, psikolojik açıdan hassaslardı. Bayan Gutsanova ve iki kızı, olaylar nedeniyle ciddi bir şekilde etkilenmişlerdi. Polis operasyonunun sabah erken saatte olması ve maske giyen özel ajanların bulunması, üç başvuranın yaşadığı korku ve endişenin artmasına yol açmıştır. Dolayısıyla, maruz kaldıkları muamele, Sözleşme’nin 3. maddesinin uygulanmasını gerektiren ağırlık eşiğini aşmıştır. Bu nedenle, aşağılayıcı muameleye maruz kalmışlardır. Polis operasyonu, Gutsanov’un bağlantısının olduğundan şüphelenilen ceza gerektiren suçların mahiyeti, Gutsanov’un şiddet geçmişinin olmaması ve evde eşi ve kızlarının bulunma olasılığı gibi birtakım unsurlar göz önünde bulundurulmadan planlanıp yürütülmüştür. Tüm bu unsurlar, Gutsanov’un evinde yakalanması için kullanılan yöntemin bariz bir şekilde aşırı olduğunu göstermiştir. Yakalanma şekli, kendi gözünde ve ailesinin gözünde aşağılanarak ve küçük düşürülerek, ağır korku, endişe ve güçsüzlük duygularının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Dolayısıyla, Gutsanov’un kendiside aşağılayıcı muameleye maruz kalmıştır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 5 § 3
(a) Hakim önüne çıkma – Gutsanov, 31 Mart 2010 tarihinde saat 06:30’da yakalanmış ve üç gün beş saat otuz dakika sonra hakim önüne çıkarılmıştır. Gutsanov, şiddet içeren suç faaliyetlerine karışmaktan değil, kamu fonlarını zimmete geçirme ve görevin kötüye kullanılmasına ilişkin bir davada şüpheliydi. Gutsanov, yakalanmasına yol açan polis operasyonu esnasında, aşağılayıcı muameleye maruz kalmıştır. Gutsanov, söz konusu olaylardan sonra, bir yetişkin olmasına ve tutukluluğunun başlangıcından itibaren bir avukattan yardım almasına rağmen, yakalanmasını izleyen ilk günlerde psikolojik olarak zayıftı. Ayrıca bilinen bir siyasetçi olması ve basının yakalanmasına yönelik ilgisi, hiç kuşkusuz tutukluluğunun ilk zamanlarında Gutsanov üzerinde psikolojik bir baskı oluşturmuştur. Gutsanov tutukluluğunun ilk gününde, çeşitli soruşturma tedbirlerinde yer almıştır. Ancak başvuranın iki gün boyunca herhangi bir soruşturma tedbirinde yer almamasına rağmen, bölge Cumhuriyet savcılığı, adli yetkilendirmenin yokluğunda, ulusal hukuk uyarınca izin verilen dört günlük gözaltı süresinin son gününe kadar, başvuranın tutuklanması talebinde bulunmamıştır. Başvuran, tutukluluğuna karar vermekle yetkili mahkemenin yer aldığı şehirde tutuklu olarak bulunmuştur ve davasında istisnai bir güvenlik tedbiri gerekli olmamıştır. Özetlemek gerekirse, başvuranın tutuklanmasını izleyen ilk günlerdeki psikolojik açıdan zayıflığı ve tutukluluğunun ikinci veya üçüncü gününde hâkim karşısına çıkarılmaması yönündeki kararı gerekçelendiren herhangi bir durumun bulunmayışı göz önüne alındığında, Devlet başvuranı, tutukluluğunun yasaya uygunluğunu incelemekle yetkili bir hâkim veya başka bir görevli huzuruna “derhal” çıkarma yükümlülüğünü yerine getirememiştir.
Sonuç: ihlal (bir oya karşılık altı oy)
(b) Tutukluluk süresinin uzunluğu – Gutsanov, iki ayı zorunlu ikamet kararı altında olmak üzere, dört ay hürriyetinden yoksun bırakılmıştır. Serbest bırakılması için ilk zamanlarda yaptığı başvurularda bile, ulusal mahkemeler başvuranın kaçma riskinin bulunmadığına karar vermişlerdir. Ancak ulusal mahkemeler, özellikle de başvuranın delilleri karartarak başka suçlar işleyebileceği gerekçesiyle, tutukluluğunun devamına karar vermişlerdir. Temyiz mahkemesi, 25 Mayıs 2010 tarihli kararında, başvuranın belediye meclisi başkanlığı görevinden istifa etmesi nedeniyle, delilleri karartarak başka suçlar işleme riskinin artık bulunmadığı kanısına varmıştır. Buna karşın, Gutsanov için zorunlu ikamet kararı verilmiş ve sonraki iki ay geçerli olmuştur. Temyiz mahkemesi, söz konusu tedbire yönelik olarak herhangi bir gerekçe göstermemiştir. Dolayısıyla yetkililer, 25 Mayıs 2010 tarihinden sonra başvuranın tutukluluk durumunun devam etmesine ilişkin olarak gerekçe gösterme yükümlülüklerini yerine getirememişlerdir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 5 § 5: Devlet Yükümlülük Yasası (State Liability Act) ile sağlanan tazminat davası etkin bir iç hukuk yolu olarak kabul edilemez. İç hukukta, uzun tutukluluk süresi veya hâkim önüne çıkarılmanın ertelenmesi nedeniyle maruz kalınan zararın tazmin edilebileceği başka hiçbir hüküm mevcut değildi.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 6 § 2: Gutsanov yakalandıktan bir sonraki gün İçişleri Bakanı tarafından yapılan yorumlar ve davanın, kamuoyunun yoğun ilgi odağında bulunduğu zaman bir gazetede yayınlanan görüşler, yalnızca bilgi aktarmanın ötesinde olmuştur. Bakanın yorumları, büyük miktardaki kamu parasını zimmetine geçiren bir suç örgütünün arkasındaki “beyinlerden” birinin Gutsanov olduğu kanısını yaratmaya yönelik olmuştur. Dolayısıyla söz konusu yorumlar başvuranın masumiyet karinesi ilkesi doğrultusunda sahip olduğu hakkı ihlal etmiştir. Hâkim, Gutsonav’un tutukluluğunun devam etmesine yönelik verilen kararla ilgili olarak gösterilen gerekçede, “mahkemenin halen, ceza gerektiren bir suçun işlendiği ve sanığın söz konusu suça karıştığı görüşünde olduğunu” belirtmiştir. Belirtilen ibare, esasa ilişkin bir karar verilmeden önce, suçluluk beyanı olmuş ve ayrıca başvuranın masumiyet karinesi ilkesi doğrultusunda sahip olduğu hakkı ihlal etmiştir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 8: Evde yapılan arama, hâkim tarafından önceden yetkilendirme yapılmadan gerçekleştirilmiştir. Aramanın ardından düzenlenen rapor, ilk derece mahkemesinde görevli bir hâkime sunulmuş ve hâkim, herhangi bir gerekçe göstermeden resmi onayını vermiştir. Mahkeme belirtilen durumun, aramanın gerekliliğine ve kanuna uygunluğuna ilişkin hâkim tarafından etkin bir inceleme yapıldığını göstermek için yeterli olmadığı kanısına varmıştır. Böyle bir inceleme özellikle gerekliydi. Zira daha öncesinde, soruşturmayı yapan kişilerin, başvuranların evinde bulmayı ve el koymayı düşündükleri soruşturmayla ilgili olan belge ve eşyalar belirlenmemiştir. Söz konusu aramanın genel niteliği, el konulan çok sayıda ve çeşitli eşya ve belgelerle ve söz konusu bazı eşyalar ile soruşturma altında bulunan ceza gerektiren suçlar arasında belirgin bir bağlantı bulunmayışı ile teyit edilmiştir. Ayrıca ceza soruşturması beş ay önce başladığı için, soruşturmayı yürütenler, aramayı gerçekleştirmeden önce mahkeme kararı için başvurabilirlerdi. Hakim tarafından yapılan önceden yetkilendirmenin ve söz konusu tedbirin geriye dönük incelemesinin bulunmaması nedeniyle, usulde soruşturmayı yürüten yetkililerce gücün kötüye kullanılması riskini önlemeye yönelik yeterli güvenceler yer almamıştır. Başvuranlar, keyfiliğe karşı gerekli korumadan etkili bir şekilde yoksun bırakılmışlardır. Dolayısıyla, başvuranların konutlarına saygı gösterilmesi haklarına yapılan müdahale, “yasayla öngörülmemiştir”.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
3. ve 8. madde ile bağlantılı olarak 13. madde: Devlet aleyhine yapılan bir suç duyurusu ya da açılan bir tazminat davası, yeterli bir iç hukuk yolunu teşkil etmezdi. Psikolojik açıdan sıkıntıya maruz kalınması, iç hukukta ceza gerektiren bir suç teşkil etmemiştir. Bu nedenle başvuranlar tarafından yapılacak olası bir suç duyurusu başarısızlıkla sonuçlanırdı. Başvuranların, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muameleye tabi tutulmama haklarını veya konutlarına saygı gösterilmesi haklarını savunmak amacıyla başvurabilecekleri bir iç hukuk yolu bulunmamaktaydı.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
41. madde: Manevi tazminat olarak müştereken 40.000 avro ödenmesine karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy