AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
GÜZELAYDIN / TÜRKİYE
(Başvuru No. 26470/10)
KARAR
STRAZBURG
20 Eylül 2016
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Güzelaydın / Türkiye davasında,
Başkan
Julia Laffranque,
Yargıçlar
Işıl Karakaş,
Nebojša Vučinić,
Paul Lemmens,
Ksenija Turković,
Jon Fridrik Kjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm) 30 Ağustos 2016 tarihinde gerçekleştirdiği kapalı oturumdaki müzakereler sonucunda anılan tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın (No. 26470/10) temelinde, iki Türk vatandaşının, Şirin Güzelyadın ve Barika Güzelaydın’ın (“başvuranlar”) 26 Nisan 2010 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması’na İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvuru bulunmaktadır.
2. Başvuranlar, Van Barosu’na bağlı Avukat C. Demir tarafından temsil edilmişlerdir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuranlar, makamları, oğullarının ölümü hakkında etkin bir soruşturma yürütme yükümlülüklerini yerine getirmemekle suçlamakta ve ölüme ilişkin kesin koşulların tespit edilmediğini ileri sürmektedirler.
4. Başvuru, 29 Kasım 2012 tarihinde Hükümete tebliğ edilmiştir.
OLAYLAR
5. Başvuranlar sırasıyla 1958 ve 1961 doğumlu olup, Ağrı’da ikamet etmektedirler.
6. Başvuranlar, 13 Haziran 1988 doğumlu olan ve 30 Ocak 2009 tarihinde hayatını kaybeden Burhan Güzelaydın’ın babası ve annesidir.
A. Davanın Başlangıcı
7. Burhan Güzelaydın, 2008 yılında zorunlu askerlik hizmetine başlamıştır.
8. Askerliğe alınmadan önce düzenlenen raporda, Burhan Güzelaydın’ın askerliğe gitmesine engel teşkil eden hiçbir durumun olmadığı bildirilmiştir. Doktorlar, ilgilinin askerlik hizmetini yapmaya elverişli olduğunu belirtmişlerdir.
9. Burhan Güzelyadın, Hatay Serinyol’daki askeri eğitiminin sonunda, Yüksekova Çobanpınar Jandarma Taburu’na katılmıştır.
10. Burhan Güzelaydın, askerlik hizmeti sırasında, psikolojik sorunlar yaşamaya başlamıştır. Burhan Güzelyadın, sıkça, baş ağrısından, sıkıntı ve endişe duymaktan, kendisini iyi hissetmemekten, depresyondan şikâyet etmekteydi.
11. Kışlada görevli olan psikolog, 5 Kasım 2008 tarihinde, aşağıda yer alan hususları sağlık karnesine kaydetmiştir.
“Burhan Güzelaydın her zaman aşırı boyutta sinirli olduğunu söylüyor. Küçüklüğünden beri, sinirlendiği zaman, ilgili saldırganlaşmaktaydı. İlgili, 17 yaşında sinir krizi geçirmiş ve geçirdiği bir krizin şiddetli olması nedeniyle bayılmıştır. Daha sonra, ilgili evlenmiştir. Evlendiği yıl, erkek kardeşi intihar etmiştir. Bir yıl sonra, ilgilinin oğlu doğum esnasında hayatını kaybetmiştir. Askere gittiği sırada, ilgilinin eşi gebeymiş ve ikinci bebek doğduktan üç gün sonra söz konusu bebek hayatını kaybetmiştir. İlgilinin eşi, hastaymış. Burhan Güzelaydın’ın intihar eğilimi olmaktadır. İlgilinin vücudunda, jiletle yapılan yarık izleri bulunmaktadır. İlgili, uykusuzluk, iştahsızlık ve halsizlikten muzdariptir. İlgili, uyuşturucu madde kullanıyor.”
12. Burhan Güzelaydın, 6 Kasım 2008 tarihinde, Van Asker Hastanesi Psikiyatri Kliniği’ne sevk edilmiş ve burada, ilgiliye, “antisosyal kişilikte anksiyete bozukluğu” teşhisi konulmuştur. İlgili eri taburuna göndermeden önce, doktorlar, kendisine on gün istirahat yazmışlar ve askeri makamlara ilgiliye silah verilmemesi ve geri hizmette görevlendirilmesi yönünde tavsiyede bulunmuşlardır.
13. Doldurulan bilgi formuna ve askerliğe alınmadan önce gerçekleştirilen psikolojik ankete göre, ilgili, “ailesiyle çözüme kavuşmamış sorunlar yaşamaktaydı, çevresiyle ilişki kurmakta güçlük çekmekteydi” ve “intihar eğilimleri göstermekteydi”.
14. Burhan Güzelaydın, 11 Kasım 2008 tarihinde, kaçmaya teşebbüs etmiştir.
15. İlgili, 25 Ocak 2009 tarihinde, firar etmiş ve aynı günün akşamı kışlaya geri dönmüştür. İlgilinin ifadesi amirleri tarafından alınmıştır. İlgili, amirlerine, hasta olan eşini hastaneye götürmek için izin alamaması nedeniyle firar ettiğini ve bu durumun, depresyona girmesine sebep olduğunu açıklamıştır.
16. 30 Ocak 2009 tarihinde saat 16.30 sularında, iki asker, Burhan Güzelaydın’ı kendi koğuşlarında, ateşli silah ile sağ kürek kemiğinden ağır şekilde yaralanmış halde bulmuşlardır. Subaylar ve sağlık personeli, durumdan hemen haberdar edilmişlerdir. Yaklaşık elli dakika boyunca bir kardiyopulmoner resüsitasyon[1] uygulanmasının ardından, başvuranların oğlu, helikopter yardımıyla, saat 17.40’da Yüksekova Devlet Hastanesi’ne sevk edilmiştir.
17. İlgili, aynı gün yaralanmasına bağlı olarak hayatını kaybetmiştir.
18. Yüksekova Savcılığı, Burhan Güzelaydın’ın ölümünden haberdar edilmiş ve re’sen ceza soruşturması açılmıştır.
19. Yüksekova Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine, ilk araştırmaları denetlemek ve delil unsurlarının muhafaza edilmesi için gerekli olan tedbirleri almak amacıyla Yüksekova Jandarma Kriminal İnceleme Bilirkişi Ekibi saat 17.00’da olay yerine gitmiştir.
B. Soruşturma Tedbirleri
20. Olay yeri tespit tutanağı düzenlenmiştir.
21. Olay yeri krokisi çizilmiştir.
22. Olay yerinde fotoğraflar çekilmiştir.
23. Olay yerinde, G-3 marka tüfek ve bir adet mermi kovanı bulunmuştur.
24. Tanıkların ifadeleri alınmıştır. Burhan Güzelaydın’ı bulan iki asker, saat 16.30 sularında, koğuşa parkalarını almaya gittiklerini ve ilgiliyi, koğuşun ortasında yerde, yaralı bir vaziyette, can çekiştirirken gördüklerini beyan etmişlerdir. Diğer askerler, ilgiliyi, ailevi sorunlarından dolayı önemli kaygıları olan bir kişi olarak tanımlamışlardır.
25. Özellikle, Yüksekova Jandarma Kriminal İnceleme bilirkişi ekibi tarafından düzenlenen rapor aşağıdaki şekildedir:
“Ölümün meydana geldiği yer, uzunluğu yirmi beş metre ve genişliği dokuz metre olan bir koğuştur. Koğuşun bir giriş ve çıkış kapısı bulunmaktadır. Çıkış kapısının kullanılması yasaktır. Bir tahliye tüneli bulunmaktadır. Herhangi bir zorlama izine rastlanmamıştır. Olay yerinde bulunan G-3 tipi tüfek, tek tek atış konumundaydı. Tüfeğin şarjörü takılmamıştı. Yerde kan birikintisi ve tıbbi materyaller vardı. Duvarın üzerinde, 1,70 m’lik mesafede, 2 x 1,5 cm’lik bir mermi izi tespit edilmiştir. Burhan Güzelaydın’ın, koğuşa tahliye tünelinden girdiği anlaşılmaktadır. Burhan Güzelaydın, bu bağlamda öngörülen mevkide asılı olan A.D.nin tüfeğini almıştır. İlgili, tüfeğe bir mermi koymuş ve sağ omzuna kasıtlı olarak vurmuştur. Olayın yaşandığı sırada, diğer askerler yemekhanedeydi. Askerler koğuşun yemekhaneye kıyasla yeri nedeniyle atış sesini duyamamışlardır. Burhan Güzelaydın’ın birilerinin yardım etmesi için gelmesini beklediği düşünülmektedir. Burhan Güzelaydın daha sonra kapıya doğru sürünmüş ama kapıya varamadan bayılmıştır. Yüksekova Devlet Hastanesinde yapılan ölü harici muayenesi esnasında, Burhan Güzelaydın’ın ellerinde, yanaklarında ve sol el bileği iç kısmında atış kalıntısı olabilecek siyahlıklar tespit edilmiştir. İlgilinin kıyafetleri, gerekli incelemelerin yapılması amacıyla bize teslim edilmiştir. İlk tespitlerimize göre, Burhan Güzelaydın’ın kendini öldürmek niyetiyle, tüfeği sağ eliyle tuttuğu ve sol eli ile tetiğe bastığı düşünülmektedir. Ölüm olayının koşullarında şüpheli herhangi bir duruma rastlanmamıştır.”
26. Aynı gün, Yüksekova Cumhuriyet savcısı, ölü harici muayenesinin yapılması amacıyla hastaneye gitmiştir.
27. Gözetimi altında, Hakkâri Cumhuriyet savcısı, 31 Ocak 2009 tarihinde, Yüksekova Cumhuriyet Savcısı’nın talebi üzerine, Hakkâri Devlet Hastanesi’ne ceset üzerinde otopsi yaptırmıştır.
28. İlk önce, cesedin çok sayıda fotoğrafı çekilmiştir. Akabinde, cesedin röntgeni çekilmiştir. Savcı, adli tabipten, Burhan Güzelaydın’ın ölüm nedeninin tespit edilmesi amacıyla cesedi incelemesini ve koşullar ile ilgili olarak olası görüşlerini dile getirmesini talep etmiştir.
29. Adli tabip, mermi giriş deliğinin sağ aksiller bölgede üst medialinde sağ kürekkemiğinin lateral ucunda ; çıkış deliğinin ise sağ kürekkemiğinin lateral ucunda bulunduğunu tespit etmiştir. Adli tabip aynı zamanda, müteveffanın sol el yüzünde 0,5 cm.lik muhtemel tırnak izine uyan cilt kesisi; üst dudakta 0,3 cm.lik lezyon; sağ kaşta 0,5 cm.lik ekimoz; gövdede çok sayıda ve yaklaşık 7 ila 8 senelik eski yarık izleri; sağ kolda yaklaşık bir buçuk aylık çok sayıda yanık izleri; sağ kolda ve sağ pektoral bölgede yaklaşık bir buçuk aylık iki adet kesi izi tespit etmiştir. Adli tabip, müteveffanın vücudundan herhangi bir darp ya da şiddet izine rastlamamıştır.
Otopsi raporunun sonuçları aşağıdaki şekildedir:
“1) Merminin sebep olduğu yaralanma ölümcül değildi.
2) Merminin giriş yerindeki yaraya ve deri dokusuna bakıldığında, bitişik bir atış söz konusudur. Ancak mermi, müteveffanın kıyafetlerine isabet etmiş olduğundan, kesin atış mesafesi tayini için kıyafetlerin kriminal polis laboratuarına gönderilmesi gerekmektedir.
3) Cesetten herhangi bir mermi çıkarılmamıştır.
4) Ölümün nedeni, mide muhteviyatının asprasyonundan kaynaklanan solunum yollarının tıkanmasına bağlı olan mekanik asfiksidir.
5) Ölüm olayı, muhtemelen, 31 Ocak 2009 tarihinde otopsi işleminin saat 9.30’da başlamasından önce on iki ila yirmi dört saat içerisinde meydana gelmiştir.”
30. Aynı gün, Burhan Güzelaydın’ın babası M. Şirin, Hakkâri Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmiştir. İlgili aşağıdaki şekilde ifade vermiştir:
“Oğlum üç yıldan beri eşiyle birlikte yaşıyordu. Bir yaşında bir çocuğu vardı. Askerliğinin bitmesine iki ay yirmi sekiz gün kalmıştır. Dört-beş aydan beri, komutanıyla sorunlar yaşıyordu. Komutanı, oğluma tokat atmıştı; oğlum da ona tokat atmış. bu nedenle aralarında gerginlik vardı. Bir defasında, yemekhanede de, birbirlerine vurmuşlardı. Bundan on-on beş gün önce, bana bir gün boyunca firar ettiğini ve hakkındaki yargılamanın halen devam ettiğini söylemişti. Yaklaşık iki ay önce, dövülmesi nedeniyle Van Askeri Hastanesinde yattığı konusunda bilgi almıştım. Oğlum, diğer amirleriyle iyi geçiniyordu. Askere gitmeden önce, son dört-beş ay öncesine kadar sivil hayatta herhangi bir sorunu yoktu. Kesinlikle intihar edecek biri değildi. Oğlumun öldürüldüğünü düşünüyorum. Oğlumu, komutanının öldürdüğünden şüpheleniyorum. Bu ölümün sorumlularından şikâyetçiyim.”
31. Hakkâri Adli Tıp Kurumu, 3 Şubat 2009 tarihinde, Burhan Güzelaydın’ın ölüm nedenleri hakkında bir rapor sunmuştur. Söz konusu raporun ilgili kısımları aşağıdaki şekildedir:
“1) Vücudun sol tarafındaki kaburga kırıklarının (2, 3, 4, 5, 6 ve 7 kaburgalar) etrafı hematomlu ve ekimozlu kırıklardır. Söz konusu kırıklar travmaya bağlı meydana gelmiştir. Bu travma darba bağlı olabilir. Bu tür kırıklara kalp masajı da neden olabilir; mevcut durumda, kırıkların koltukaltı çizgisinde bulunmaları nedeniyle çok az mümkündür.
2) Ateşli silahın kürekkemiği hizasında neden olduğu yara muhtemelen ölümcül değildi.
3) Miyokard bölgesinde 3x2 cm çapında ekimozların mevcut olması, kusmanın bulgular arasında yer alması nedeniyle kalp krizini düşündürmektedir. Bu nedenle, karın bölgesinde bir travma da kusmaya neden olabilir. Agoni esnasında refleksler koordine değildir ve bu evrede, midenin muhteviyatı istifra durumunda akciğerler tarafından emilebilmektedir.
4) Tıbben, yaraların hastanın ölümünden önce ya da sonra meydana gelip gelmediğini tespit etmek mümkündür.”
32. İki askeri savcıdan oluşan bir komisyon, 5 Şubat 2009 tarihinde, olay yerine helikopterle gitmiştir. Komisyon, raporunda, olay yerinin temizlendiğini ve toplanacak herhangi bir delil unsuru bulunmadığını kaydetmişlerdir. Komisyon, Burhan Güzelaydın’a müdahalede bulunan ve kaburga kırıklarına yaklaşık 45 dakika süren kalp masajının neden olduğunu ifade eden doktorları dinlemiştir. Burhan Güzelaydın’ın ölümüne neden olan tüfeğin ait olduğu er A.D. de dinlenmiştir. A.D. tüfeğini her zamanki yerine bıraktığını ifade etmiştir.
33. 7 Şubat 2009 tarihinde, Van Askeri savcısı tarafından Burhan Güzelaydın’ın arkadaşlarının da ifadeleri alınmıştır. İlgililer, Burhan Güzelaydın’in öngörülemez ve değişken biri olduğunu; psikolojik sorunları olduğunu ve bilhassa ailevi sıkıntıları nedeniyle sıklıkla bunalımda olduğunu ifade etmişlerdir. İlgililere göre, hiyerarşik üstleri, Burhan Güzelaydın’ın sorunlarından haberdarlardı. İlgililer, kendisine silah verilmediğini ve yemekhanede, özel bir güç gerektirmeyen görevlerde çalıştığını belirtmişlerdir. Burhan Güzelaydın’ın ölümünden birkaç gün önce firar ettiğini; ancak ertesi gün köylülerin yardımıyla kışlaya geri döndüğünü eklemişlerdir. Bunun yanı sıra, bir defasında, öfke anında tuvaletteki aynaları kırdığını ve bir başka seferinde ise, eşiyle yeterince ilgilenmediğini iddia ettiği ailesine sinirlendiği için izinsiz olarak el bombası attığını ifade etmişlerdir. İlgililer, Burhan Güzelaydın’ın kendi kendisine zarar verdiğini de belirtmişlerdir: Jiletle kendisini kesmiş ve sigarayla kendisini yakmıştı. Ayrıca, çocuklarının ölümünün de onu fazlasıyla etkilediğini ve erkek kardeşinin intihar etmesinden babasını sorumlu tuttuğunu da eklemişlerdir. İlgililerin verdikleri ifadelere göre, Burhan Güzelaydın orduda ne yaptığını sorguluyordu ve anne-babasının eşiyle ilgilenmediklerinin düşünüyordu; bu nedenle de eşini görmeye gitmek için izin almak istiyordu. İlgililer, Burhan Güzelaydın’ın üstleri tarafından herhangi bir kötü muamele gördüğünden hiçbir zaman şikâyet etmediğini eklemişlerdir. Bunun yanı sıra, hayatını kaybettiği gün, yemekhaneden çıkarken onlara veda etmişti. İlgililere göre, Burhan Güzelaydın’ın amacı kuşkusuz, çıkış izni almak amacıyla kasıtlı olarak ateş ederek kendini yaralamaktı.
34. Burhan Güzelaydın’ın iki komutanı da dinlemiştir; ilgililer aşağıdaki beyanlarda bulunmuşlardır:
S.Ş. : “Burhan Güzelaydın sorunları olan bir askerdi. Onu çok sıklıkla dinledim ve ona yardım etmeye çalıştım. Sıkıntısı esasen, ailesinin eşiyle yeterince ilgilenmemesinde kaynaklanıyordu. İki çocuklarını kaybetmişlerdi. Ona zor görevler verilmiyordu. Er F.E. beni olaylardan haberdar etti. F.E., Burhan Güzelaydın’ın yataktan düştüğünü ve yaralandığını düşünüyordu. Koğuşa gittiğimde, yerde kan gördüm. Burhan Güzelaydın ilk yardım yapıldıktan sonra helikopterle hastaneye götürüldü. Kışlada kendisine her zaman iyi muamele ediliyordu. Sorunları olması nedeniyle kendisine karşı çok toleranslı davranılıyordu.”
O.T. : “Burhan Güzelaydın’ın ailevi ve psikolojik sorunları olduğunu biliyordum. Bana sıkıntılarından bahsetmişti. Anladığım kadarıyla, ailesi, eşine çok değer vermiyordu ve doktora götürmüyorlardı. Bu durum onu çok üzüyordu. Kışlada ona zor görevler verilmiyordu. Amacımız, askerliğini sorunsuz bir şekilde tamamlamasıydı. Onun kendisine zarar verdiğini biliyorduk. Bir gün, tuvalette aynaları kırdı ve ellerinden yaralandı. Bize, erkek kardeşinin intihar ettiğini anlamıştı. Vefatından beş gün önce askerden kaçmıştı ama kendi inisiyatifiyle sonradan geri gelmişti. Ona bağırmıştım çünkü sinirliydim; ama ona hiçbir zaman vurmadım. Olayın yaşandığı gün, büromdaydım. Ne olup bittiği bana haber verildi. Hastaneye götürülmesi için derhal helikopter çağırdık. Hava koşulları nedeniyle helikopter inerken çok zorluk yaşadı. [Burhan Güzelaydın] psikolojik sıkıntıları olan bir erdi ama ne arkadaşlarıyla ne de amirleriyle sorunu yoktu.”
35. 9 Şubat 2009 tarihinde, Askeri savcılığın talebi üzerine, Van Askeri Mahkemesi, olaya karışan kişilerin kimliklerini korumak amacıyla, devam eden soruşturma dosyasına erişimin ve dosyada yer alan belgelerin iletilmesinin kısıtlanmasına karar vermiştir. Mahkeme, kararını, Burhan Güzelaydın’ın ölümü açıklandığında kamu düzenine zarar veren nitelikte gösteriler yaşanmış olmasıyla gerekçelendirmiştir.
36. Askeri Savcı, 13 Şubat 2009 tarihinde, Burhan Güzelaydın’ın annesinin ve eşinin ifadelerini almıştır. Burhan Güzelaydın’ın annesi ve eşi aşağıdaki şekilde ifade vermişlerdir:
Burhan Güzelaydın’ın annesi Barika Güzelaydın : “Oğlumun askerliğinin bitmesine üç ay kalmıştı. Telefonda, bana askerliği çok sevdiğini ve askerlik kıyafetlerinin kendisine çok yakıştığını söylüyordu. Söylediğine göre, komutanları ona değer vermiyorlardı. Komutanları ona silah vermiyorlardı. Bizi ziyarete geldiğinde çok fazla sigara içtiğini fark ettim. Bana, sevilmemesinden dolayı askerlik hizmetini bitirmesine izin verilmeyeceğini düşündüğünü söyledi. Babası üzülecek endişesiyle ona söylememi istemiyordu. Oğlumun ne kişisel ne ailevi hiçbir sorunu yoktu. Vücudundaki jilet izlerinden haberim yoktu. Ölmeden altı-yedi gün kadar önce telefonda görüşmüştük. Bana askerden firar ettiğini ve hakkında açılan davanın mahkemede devam ettiğini söyledi. Komutanı ona tokat atmıştır. Kız kardeşine, kendisini öldüreceklerini söylemiş. Olayın bir cinayet olduğunu düşünüyorum. Oğlum intihar etmedi. O intihar edecek biri değildi.”
Burhan Güzelaydın’ın eşi : “Yaklaşık üç-dört yıl kadar önce dini evlilik yaptık. İki yıl kadar önce çocuğumuz öldü. Sekiz aylık bir kızımız var. Annesi ve babası görüşmemize engel olmuyorlardı. Telefonda [Burhan Güzelaydın] amirlerinden yakınmıştı. Amirlerinin onu dövdüğünü ve öldürmekle tehdit ettiklerini söylemişti. Yalnızca ona bu şekilde davranılıyor gibi geliyordu. Arkadaşlarıyla iyi anlaşıyordu. Ölmeden dört gün kadar önce telefonda görüşmüştük; kızının sesini duymak istemişti. Herhangi bir kötü muameleden ya da tehditten bahsetmedi. Üstüne çok gelindiği için firar ettiğini söyledi. Burhan vücudundaki yara izlerini ilk kez, Temmuz ayında ziyarete geldiğinde gördüm. Bana, onunla sürekli tartışmaya çalıştıklarını ve bu duruma artık katlanamadığını söylemişti. Burhan’ın öldürüldüğünü düşünüyorum. İntihar edecek biri değildi. Askerliğini bitirmek için sabırsızlanıyordu. Askerliğinin bitmesine az kaldığı için seviniyordu.”
37. Başvuranlar, 20 Şubat 2009 tarihli bir başvuru ile, Van Askeri Savcısı’ndan dosyaya erişimin kısıtlanmasının kaldırılmasını talep etmişlerdir. Sonunda, başvuranların talebi 8 Haziran 2009 tarihinde kabul edilmiştir. Diğer taraftan, başvuranlar, oğullarının işkencelere maruz kaldıktan sonra öldürüldüğünü ileri sürerek, askeri merciler hakkında şikâyette bulunmuşlardır.
38. 16 Mart 2009 tarihinde, polis memurlarına verdiği ifadede, Burhan Güzelaydın’ın kız kardeşi şu beyanlarda bulunmuştur:
“Kardeşim, amirleri olan O. ve S.den yakınıyordu. Kendisini döverek ve yemek vermeyerek işkence ettiklerini söylemiştir. Bu iki kişiden şikâyetçi olmak istiyorum. Burhan’la ölümünden on gün kadar önce telefonda görüştük; iyi değildi ve kötü muamele gördüğünden yakınmıştı. Ayrıca, eğer bu şekilde devam ederse, askerliğinin bittiğini göremeyeceğini ve kızını göremeden öleceğini eklemişti.”
39. Aynı gün, Burhan Güzelyadın’ın yakın arkadaşının da ifadesi alınmıştır. İlgili aşağıdaki şekilde ifade vermiştir:
“Ben Burhan Güzelaydın’ı iyi tanıyordum. Patnos’a geldiğinde, Burhan Güzelaydın beni ziyaret etti. Bana, orduda üstleriyle sıkıntılarından bahsetmişti. Kendisine zor görevler verdiklerinden yakınmıştı. Sabırlı olması tavsiyesinde bulundum. Daha sonrasında haber almadım.”
40. Van Bölge Jandarma Kriminal Araştırma Enstitüsü/Kurumu tarafından, 6 ve 24 Mart 2009 tarihlerinde, balistik bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
41. Bilirkişiler, Burhan Güzelaydın’ın yaralanmasına neden olan G-3 tipi tüfeği incelemişler ve tüfeğin çalışır durumda olduğu sonucuna varmışlardır.
42. Bilirkişiler, yerde bulunan kovanın bahse konu G-3 tipi tüfekten çıkmış olduğunu tespit etmişlerdir.
43. Burhan Güzelaydın’ın vücudundan herhangi bir atış kalıntısına rastlanmamıştır. Buna karşılık, yapılan incelemeler ve analizler neticesinde, olayın yaşandığı sırada üzerindeki kıyafetlerde atış kalıntıları gözlemlenmiştir.
44. Raporda, Burhan Güzelaydın’ın kıyafetlerinde yapılan incelemeler neticesinde, ilgilinin bitişik mesafeden yapılan atış sonucu hayatını kaybettiği de belirtilmiştir.
45. Van Askeri Savcısı, 6 Mayıs 2009 tarihinde, Burhan Güzelaydın’ın ölümünün gerçek sebeplerinin tespit edilmesi amacıyla Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden bir tıbbi bilirkişi raporu düzenlenmesini talep etmiştir.
46. Söz konusu üniversiteye bağlı olan bir adli tabip, 26 Mayıs 2009 tarihinde, raporunu sunmuştur. Adli tabip, sürekli yapılan dış kalp masajının, kaburga kırıklarına neden olabileceği kanısına varmıştır. Adli tabip, ölüme ilişkin kesin koşullar hakkında bilgi edinmek için Adli Tıp Kurumu’na başvurulması gerektiği kanaatine varmıştır.
47. Van Askeri Savcısı, 26 Haziran 2009 tarihinde, Adli Tıp Kurumu’na başvurmuştur.
48. Adli Tıp Kurumu, 30 Eylül 2009 tarihinde, tıbbi bilirkişi raporunu sunmuştur. Raporun sonuçları aşağıdaki şekildedir:
“1) Otopsi sırasında, her ne kadar atardamarlarda herhangi bir lezyon olmasa da, olay yerinde 2,5 litre kan bulunması ve ilk müdahalenin yapıldığı sırada kişinin şok halinde olması, kişinin ölümünün, damarların mermiyle ciddi harabiyeti sonucu meydana geldiğini göstermektedir.
2) Otopsi sırasında tanımlanan kırıkların yerleri yani sol ön koltuk altı çizgisi hattında olmaları dikkate alındığında, kaburga kırıklarının, hastayı yeniden canlandırma işlemi sırasında yapılan kalp masajı esnasında oluşması mümkündür. Müteveffanın, kardiyo pulmoner yeniden canlandırma işlemi öncesinde travmaya maruz kalıp kalmadığının mevcut verilerle belirlenmesi mümkün değildir.
3) Kırıkların oluşma zamanının belirlenmesi için otopside kırık bölgesindeki kemikler ile yumuşak dokulardan alınan örneklerin histopatolojik incelemesi yapılmalıdır (Kemik kırıklarının, oluşma zamanı, meydana geldikten sonra, 0 ila 4 saat ile 3 gün arasında; yumuşak dokularda oluşmuş ekimozların oluşma zamanı 0 ila 4 saat ile 90 saat arasında belirlenebilir.)
4) Solunum yollarında tespit edilen mide muhteviyatı yeniden canlandırma işlemi sırasında ya da agoni döneminde oluşmuş olabilir.
5) Giriş deliğinin yeri, atışın açısı ve kullanılan silah göz önüne alındığından, atışın bizzat Burhan Güzelaydın tarafından yapılmış olabileceği gibi bir başkası tarafından da yapılmış olabileceği görüşündeyiz. İki durumdan hangisinin daha kabul edilebilir olduğunu söylemek mümkün değil.”
C. Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar
49. Van Askeri Savcısı, 31 Aralık 2009 tarihinde, ceza soruşturmasının sonunda, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Van Askeri Savcısı, psikolojik sorunlardan muzdarip olan Burhan Güzelaydın’ın, arkadaşının silahı ile omzuna kasıtlı olarak ateş ettiği ve yaralanması sonucu hayatını kaybettiği kanısına varmıştır.
50. Van Askeri Savcısı, olay yeri inceleme tutanağı, olay yerine krokisi, olay raporu, tanık ifadeleri, otopsi raporu ve balistik bilirkişi inceleme raporuna dayanarak, olayların meydana geldiği gün, başvuranların oğlunun, diğer askerlerin kahvaltıda oldukları sırada koğuşa gittiğini; her zamanki yerinde duran G-3 tipi bir tüfeği aldığını; çıkış izni almak amacıyla kendini yaralamak niyetiyle sağ omzuna ateş ettiğini; diğer askerlerin, bilhassa jeneratör sesinden dolayı ateş sesini duymadıklarını; iki askerin, Burhan Güzelaydın’ın omzundan yaralı vaziyette bulduklarını ve derhal yetkilileri durumdan haberdar ettiklerini; ilgiliyi kurtarmak için her türlü teşebbüste bulunulduğunu ancak yaralanın hayatını kaybettiğini tespit edilmiş gibi değerlendirmiştir.
51. Savcı aynı zamanda, tanık ifadelerine ve tıbbi raporlara göre, Burhan Güzelaydın’ın kaygılı, sıkıntılı, huzursuz ve depresyonda olduğunu; kendi kendisine zarar verdiğini ve bu durum nedeniyle askeri makamların kendisine silah emanet etmediklerini kaydetmiştir.
52. Savcı ayrıca, yapılan balistik inceleme neticesinde, kovanın olay yerinde yerde bulunan tüfekten çıktığının ve atışın bitişik mesafeden yapıldığının ortaya koyulduğunu tespit etmektedir.
53. Savcı son olarak, Burhan Güzelaydın’ın vücudunda başkaca lezyon izlerinin bulunmamasını göz önünde bulundurarak, kaburga kırıklarına, kuşkusuz, yaklaşık bir buçuk saat süren yeniden canlandırma işlemi sırasında yapılan kalp masajının neden olduğu kanaatine varmıştır.
54. Başvuranlar, oğullarının ölümü konusunda aydınlatılmamış birçok hususun bulunduğunu ileri sürerek, avukatları aracılığıyla yukarıda belirtilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz etmişlerdir. Başvuranlar özellikle, ilgilinin herhangi bir psikolojik sorundan muzdarip olmadığını, kaburga kırıklarının, ilk önce darp edildiğini gösterdiğini ve akabinde, oldukça kesin olarak, cinayete kurban gittiğini kanıtladığını ileri sürmektedirler.
55. Ağrı Askeri Mahkemesi, 15 Mart 2010 tarihinde, soruşturmada herhangi bir kusurun saptanmadığı gerekçesiyle söz konusu itirazı reddetmiştir. Ağrı Askeri Mahkemesi, soruşturmanın, Burhan Güzelaydın’ın ölüme ilişkin koşulları aydınlatmaya imkân verdiği ve herhangi bir delil unsurunun cinayet iddiasını desteklemediği kanısına varmıştır.
D. İdari Tedbirler
56. Olağan uygulamaya uygun olarak, olayların aydınlatılması ve benzer trajedinin yaşanmaması amacıyla olaylara ilişkin tüm sonuçların ortaya konulması için idari bir soruşturma açılmıştır.
57. İdari Soruşturma Komisyonu,11 Şubat 2009 tarihinde, iç rapor düzenlenmiş ve kişisel sorunlardan muzdarip olan Burhan Güzelaydın’ın, kendisine istirahat verilmesi amacıyla kendisini yaralamak için omzuna kasıtlı olarak ateş ettiği ancak ilgilinin hayatını kaybettiği sonucuna varmıştır. İdari Soruşturma Komisyonu, hiç kimsenin yaşananlardan sorumlu tutulamayacağı kanısına varmıştır.
E. Mehmetçik Vakfı Tarafından Verilen Maddi Yardım
58. Temel amaçlarından biri, görev esnasında hayatını kaybeden askerlerin ailelerine yardım etmek olan ve silahlı kuvvetlerin bir uzantısı durumundaki Mehmetçik Vakfı 25 Nisan 2009 tarihinde, müteveffanın ailesine maddi destek olarak 25.000 yeni Türk lirası (TRY) (söz konusu tarihte yaklaşık 11.735 avro (EUR)) ödemiştir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME
I. İHTİLAF KONUSU HAKKINDA
59. Başvuranlar, oğulları Burhan Güzelaydın’ın ölüm koşullarının belirlenmesi için yürütülen soruşturmanın, Sözleşme’nin 6 ve 13. maddelerinin gereklerini yerine getirmediğini iddia etmektedirler. Başvuranlar, oğullarının şüphesiz bir cinayete kurban gittiğini, zira kendi ifadelerine göre, oğullarının, kendini vurması için herhangi bir sebebinin olmadığını ileri sürmektedirler.
60. Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
61. Mahkeme, davaya ilişkin olay ve olguların hukuki değerlendirilmesi konusunda takdir yetkisine sahip olup, başvuranlar tarafından dile getirilen şikâyetlerin, Sözleşme’nin 2. maddesinin usul yönü bakımından bir inceleme gerektirdiği kanısındadır. Somut olayda, söz konusu maddenin ilgili kısmı aşağıdaki şekildedir:
“1. Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. (...)”
II. SÖZLEŞME’NİN 2. MADDESİNİN USUL YÖNÜNDEN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
62. Hükümet, başvuranlara maddi destek olarak 25.000 Türk lirası (TRY) tutarının ödendiği gerekçesiyle, başvurunun kabul edilemez olduğunu ve böylelikle, ilgililerin mağdur sıfatlarını kaybettiklerini belirtmektedir. Öte yandan Hükümet, başvuranların, Mahkeme’ye başvurmadan önce idare mahkemeleri önünde tazminat davası açmaları gerektiği kanısındadır.
63. Mahkeme, Mehmetçik Vakfı tarafından başvuranlara verilen meblağın, askerlik hizmeti sırasında oğullarının hayatını kaybetmesinin ardından maddi destek sağlama amacı taşıyan bir maddi yardımdan ibaret olduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme, bu tür bir meblağın sistematik olarak ödendiğini ve tazminat niteliği değil de, ancak maddi yardım niteliği taşıdığını belirtmektedir. Bu nedenle, Mahkeme’nin kanaatine göre, makamlar tarafından Sözleşme’nin hükümlerinin ihlalinin kabul edilmesi söz konusu değildir. Dolayısıyla, Hükümetin itirazı reddedilmelidir.
64. Mahkeme, idare mahkemeleri önündeki tazminat davası ile ilgili olarak, ölüme kasten sebep olunduğu veya ölümün bir saldırı ya da kötü muamele sonucu meydana geldiği iddiasına ilişkin davalarda, tazminat ödenmesine hükmedilmesinin, Sözleşmeci Devletleri sorumluların tespit edilmesine ve cezalandırılmasına yol açabilecek soruşturma yürütme yükümlülüğünden muaf tutamayacağının yerleşik içtihada konu olduğunu hatırlatmaktadır (Tanrıkulu/Türkiye [BD], No. 23763/94, § 79, AİHM 1999‑IV ve Al-Skeini ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], No. 55721/07, § 165, AİHM 2011).
65. Mahkeme, başvuranların, cinayet nedeniyle meydana geldiğini iddia ettikleri oğullarının ölümü konusunda usuli yükümlülüğe riayet edilmemesinden şikâyet ettiklerini gözlemlemektedir. Bununla birlikte, yürüttükleri soruşturmanın sonucunda, makamlar, Burhan Güzelaydın’ın kasıtlı olarak kendisine ateş ettiği ve söz konusu atış neticesinde hayatını kaybettiği sonucuna varmışlardır.
66. Mahkeme’nin kanaatine göre, adam öldürme iddiasının en azından olaylara dayalı olarak savunabilir olduğu durumlarda, Sözleşme, ölümün meydana geldiği koşulların aydınlatılması için asgari etkinlik kriterini karşılayacak bir soruşturmanın yürütülmesini gerektirmektedir. Soruşturmanın başka bir iddiayı kabul etmesinin, bu sorun üzerinde hiçbir etkisi yoktur zira soruşturma yürütme yükümlülüğü kesin olarak var olan iddiaları geçersiz kılmayı ya da onaylamayı hedeflemektedir (Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye [BD], No. 24014/05, § 133, 14 Nisan 2015).
67. Somut olayda, Burhan Güzelaydın’ın ölümüne ilişkin koşullar, öncelikli olarak, yeterince açık bir şekilde tespit edilmemiştir. Farklı iddialar öngörülebilirdi ve bu iddialar arasından hiçbiri ilk aşamada açıkça inanılırlıktan yoksun değildi. Bu nedenle, Devletin soruşturma yürütme yükümlülüğü bulunmaktaydı.
68. Bu nedenle, adam öldürme iddiası bağlamındaki şikâyet ile ilgili olarak, idare mahkemeleri önünde açılan bir tazminat davası etkin bir başvuru yolu oluşturamaz zira sorumluların kimliklerinin tespit edilmesine ve cezalandırılmasına yol açamayacaktır. Dolayısıyla, adam öldürme iddiasını ileri sürerek, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz başvurusunda bulunduktan sonra, başvuranların, tazminat davası açma zorunluluğu bulunmamaktaydı.
69. Dolayısıyla, etkin başvuru yolu, Askeri Mahkeme’nin 15 Mart 2010 tarihli kararıyla sona eren ceza yargılamasıydı.
70. Dolayısıyla, Mahkeme, bu bağlamda Hükümet tarafından dile getirilen ilk itirazı da reddetmektedir.
71. Öte yandan, başvuranların şikâyetlerinin Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle bağdaşmadığını tespit eden Mahkeme, bu şikâyetlerin kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir.
B. Esas Hakkında
72. Başvuranlar, oğullarının ölümü hakkında yürütülen ceza soruşturmasının, etkin olmadığını ve ölüme ilişkin kesin koşulları aydınlatmaya imkân vermediğini ileri sürmektedirler.
73. Hükümet, hiçbir unsurun, ceza soruşturması sonucunda makamlar tarafından kabul edilen iddiayı söz konusu etmeye imkân vermediği kanısındadır. Bu bağlamda, Hükümet, olayların ardından derhal soruşturma açıldığını ve Burhan Güzelaydın’ın ölümüne ilişkin koşulları aydınlatabilecek tüm soruşturma işlemlerinin özenle yapıldığını belirtmektedir. Hükümet, ölüme ilişkin koşulların, kesin olarak tespit edildiğini ve başvuranların soruşturmaya ve ceza yargılamasına katılma imkânlarının bulunduğunu belirtmektedir.
74. Mahkeme, mevcut davaya benzer davalarda, yaşam hakkına ilişkin usuli korumanın, ölümü çevreleyen koşulların ve sorumlulukların tespit edilmesine yönelik bağımsız bir soruşturma yapılmasını gerektirdiğini hatırlatmaktadır (Çiçek/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 67124/01, 18 Ocak 2005).
75. Sözleşme’nin 2. maddesi anlamında soruşturmanın etkinliği konusuyla ilgili ilkeler Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye (yukarıda anılan karar, §§ 169-182) kararında yer almaktadır. Yürütülen soruşturmalar bilhassa kapsamlı, tarafsız ve dikkatli olmalıdır (McCann ve diğerleri/Birleşik Krallık, 27 Eylül 1995, §§ 161-163, A serisi no. 324).
76. Bir soruşturmanın Sözleşme’nin 2. maddesi anlamında etkin olarak nitelendirilebilmesi için, öncelikle eksiksiz olmalıdır (Ramsahai ve diğerleri/Hollanda [BD], No. 52391/99, § 324, AİHM 2007‑II).
77. Bu da soruşturmanın, sorumluların kimliklerinin tespit edilmesine ve – gerektiği takdirde –, cezalandırılmalarına imkân vermesi gerektiği anlamına gelmektedir (Armani Da Silva/Birleşik Krallık [BD], No. 5878/08, § 233, AİHM 2016).
78. Makamların, diğerlerinin yanı sıra, görgü tanıklarının ifadeleri, bilirkişi incelemeleri ve gerektiği takdirde, yaralanmalar ile ilgili eksiksiz ve detaylı bir rapor hazırlanmasına imkân verecek otopsinin yapılması ve klinik bulguların, özellikle de ölüm sebebinin objektif analizi dâhil olmak üzere, söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesi için imkânları dâhilindeki makul tedbirleri almaları gerekmektedir (Natchova ve diğerleri/Bulgaristan [BD], No. 43577/98 ve No. 43579/98, § 160, AİHM 2005‑VII ve Jaloud/Hollanda [BD], No. 47708/08, § 186, AİHM 2014).
79. Ölüm sebebinin veya olası sorumluların tespit edilmesini olumsuz yönde etkileyecek nitelikte soruşturmaya ilişkin her türlü eksiklik, bu kurala uygun olmama konusunda risk teşkil edecektir (Giuliani ve Gaggio/İtalya [BD], No. 23458/02, § 301, AİHM 2011 (özetler)).
80. Özellikle, soruşturma sonuçları, konuyla ilgili tüm unsurların titiz, objektif ve tarafsız bir incelemesine dayanmalıdır. Açıkça yürütülmesi gereken bir soruşturma işleminin reddedilmesi, soruşturmanın, davanın koşullarını ve gerektiğinde sorumluların kimliklerini belirleme gücünü tehlikeye atacaktır (Kolevi/Bulgaristan, No. 1108/02, § 201, 5 Kasım 2009).
81. Asgari etkinlik kriterine uygun inceleme türü ve derecesi davanın koşullarına bağlıdır. Meydana gelebilecek çok çeşitli durumları, yalnızca soruşturmaya ilişkin basit bir işlem listesine veya diğer basitleştirilmiş kıstaslar düzeyine indirgemek mümkün değildir (yukarıda anılan Tanrıkulu kararı, §§ 101‑110 ve Velikova/Bulgaristan, No. 41488/98, § 80, AİHM 2000‑VI).
82. Öte yandan, soruşturmada görevli kişilerin, olaylara karışan veya karışabilecek kişilerden bağımsız olmaları gerekmektedir. Bu da, sadece, hiyerarşik veya kurumsal bağın olmamasını değil aynı zamanda somut bir bağımsızlık da gerektirmektedir (Anguelova/Bulgaristan, No. 38361/97, § 138, AİHM 2002‑IV).
83. Ayrıca, soruşturma, mağdurun ailesine, meşru çıkarlarının korunması için gerekli olduğu ölçüde, erişebilir olmalıdır.
84. Sözleşmenin 2. maddesi, makamlara, soruşturma esnasında mağdurun bir yakını tarafından yapılabilecek herhangi bir soruşturma tedbiri talebini yerine getirme yükümlülüğü getirmemektedir (yukarıda anılan Ramsahai ve diğerleri kararı, § 348; Velcea ve Mazăre/ Romanya, No. 64301/01, § 113, 1 Aralık 2009).
85. Soruşturmanın yeterince etkin olup olmadığının tespit edilmesi sorunu, davayla ilgili bütün olaylardan yola çıkarak ve soruşturma çalışmasının uygulamalı gerçekleri ışığında değerlendirilmektedir (Dobriyeva ve diğerleri/Rusya, No. 18407/10, § 72, 19 Aralık 2013 ve Valentin Câmpeanu adına Hukuki Kaynaklar Merkezi/Romanya [BD], No. 47848/08, § 147, AİHM 2014).
86. Somut olayda Mahkeme, Burhan Güzelaydın’ın hayatını kaybettiği gün, ceza soruşturmasının re’sen açıldığını gözlemlemektedir. Bununla birlikte, hiçbir unsur, olayların seyrinin yeniden kurgulanması yönündeki makamların isteği konusunda şüphe duyulmasına imkân vermiyorsa, soruşturmada birçok eksikliğin bulunduğu bir gerçektir.
87. Bu doğrultuda, Mahkeme, soruşturmanın ilk aşamasında soruşturmaya katılan soruşturmacıların, olayların meydana geldiği bir teşkilat olan jandarmaya bağlı olduğunu tespit etmektedir (yukarıdaki 18-25. paragraflar); dolayısıyla, ilgililer ve olaya dahil olabilecek kişiler arasında hiyerarşik bir bağ bulunmaktaydı. Dolayısıyla, soruşturmacılar, olaya dahil ya da dahil olabilecek kişilerden bağımsız değillerdi.
88. Öte yandan Mahkeme, savcının, olayların meydana gelmesinden beş gün sonra olay yerine gitmesinden önce söz konusu yerin temizlendiğini tespit etmektedir (yukarıdaki 32. paragraf). Hazırlık soruşturmasını ve sonuçlarını adli denetimin dışında bırakma etkisi olan bir eksiklik söz konusudur (Kamer Demir ve diğerleri/Türkiye, No. 41335/98, § 47, 19 Ekim 2006, Kamil Uzun/Türkiye, No. 37410/97, § 58, 10 Mayıs 2007, Mižigárová/ Slovakya, No. 74832/01, § 104, 14 Aralık 2010 ve Hüseyin Kaplan/ Türkiye, No. 20070/08, § 63, 15 Ekim 2013).
89. Olay yerinin temizlenmesinden önce jandarmalar tarafından delil unsurlarının bir tutanağa kaydedilmesi, bu tespiti hiçbir şekilde değiştirmemektedir. Mahkeme, olaylardan haberdar olduklarında, jandarmaların, soruşturma esnasında, güvenlik şeridi çekerek olay yerini koruma altına alması ve maddi emarelerin değiştirilmesinin olabildiğince engellenebilmesi amacıyla sıkı tedbirlerin alınması gerektiği kanısındadır; burada, olayları doğru bir şekilde inceleyebilmek, olayların seyrini yeniden kurgulayabilmek ve gerçekten nelerin yaşandığını anlayabilmek için temel koşullardan söz edilmektedir. Nitekim, olay yeri temizliği tamamlandıktan sonra, makamlar artık olası hataları düzeltebilecek veya ihmal edilen ya da saptanamayan emareleri toplayacak bir durumda bulunmamaktaydılar.
90. Öte yandan, parmak izi incelemesinin olağan bir prosedüre tabi tutulması gerekmesine rağmen, silah üzerinde bu tür herhangi bir incelemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkeme, Burhan Güzelaydın’da herhangi bir atış kalıntısına rastlanmadığından, burada, önemli bir eksikliğin söz konusu olduğu kanısındadır. Bu inceleme, öngörülebilir değişik iddiaları ve bilhassa suçla ilgili iddiayı geçersiz kılmaya ya da onaylamaya elverişli olduğu kabul edilen soruşturma açısından belirleyici olmuştur.
91. Ayrıca, Adli Tıp Kurumu’nun 30 Eylül 2009 tarihli raporunda vurguladığı gibi/üzere, Burhan Güzelaydın’ın vücudundaki farklı lezyonların ve bilhassa, kaburga kırıklarına ilişkin lezyonların meydana geldiği zamanı tespit edebilmek için, otopsi esnasında, histopatolojik inceleme için numunelerin alınması gerekirdi (yukarıdaki 48. paragraf.) Somut olayda, bilhassa, oğullarının öldürülmeden önce kuşkusuz darp edildiğini ileri süren başvuranların iddiaları dikkate alındığında, bu tür bir incelemenin yapılmaması, bir eksiklik de teşkil etmektedir. Bu tür iddialar savunulabilirdi zira raporunda Adli Tıp Kurumu, darp edilme ve Burhan dışındaki bir kişinin ateş edebilmesi sonucu söz konusu kırıkların meydana gelebileceğini de göz ardı etmemiştir (yukarıdaki 48. paragraf).
92. Mahkeme, bu eksikliklerin soruşturmanın niteliğine ve başvuranların oğlunun ölümüne ilişkin koşulların tespit edilebilmesine zarar verdiği kanısındadır.
93. Bu nedenle, bu unsurlar, Sözleşme’nin 2. maddesinin usul yönünden ihlal edildiği sonucuna varması için Mahkeme’ye yeterli gelmektedir.
III. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
94. Sözleşme’nin 41. maddesi aşağıdaki şekildedir:
“Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.”
95. Başvuranlar, maruz kaldıkları maddi zarar için 66.035 avro (EUR) talep etmektedirler.
96. Başvuranlar, manevi zarar için 120.000 avro talep etmektedirler.
97. Öte yandan ilgililer, masraf ve giderler için 2.190 avro talep etmektedirler. İlgililer, taleplerini desteklemek adına, tercüme masraflarına ilişkin faturalar ibraz etmekte ve 1.961 avro tutarındaki avukatlık ücreti konusunda, Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenen asgari tarifeye atıfta bulunmaktadırlar.
98. Hükümet bu taleplere itiraz etmekte ve Mahkeme’yi söz konusu talepleri reddetmeye davet etmektedir.
99. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında herhangi bir illiyet bağı görmemekte ve bu talebi reddetmektedir. Buna karşın, Mahkeme, maruz kalınan manevi zarar bağlamında başvuranlara müştereken 20.000 avro ödenmesi gerektiği kanısındadır.
100. Masraf ve giderlerine ilişkin olarak, Mahkeme’nin içtihadına göre, bir başvurana, yalnızca masraf ve giderlerinin doğruluğunu, gerekliliğini ve ödenen miktarların makul olduğunu ispatlamak kaydıyla bu masraflar iade edilebilmektedir.
Somut olayda, sahip olduğu belgeleri ve içtihadını göz önünde bulunduran Mahkeme, tüm masraflar dahil 2.000 avro tutarının ödenmesini makul görmekte ve bu meblağın başvuranlara müştereken ödenmesine karar vermiştir.
101. Öte yandan Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranın uygun olduğu sonucuna varmaktadır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşme’nin 2. maddesinin usul yönünden ihlal edildiğine;
3.
a) Davalı devletin, işbu kararın Sözleşme’nin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kesinleşeceği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere, başvuranlara müştereken aşağıdaki miktarları ödemekle yükümlü olduğuna:
i) Manevi tazminat olarak, ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, 20.000 (yirmi bin) avro;
ii) Masraf ve giderler için, başvuranlar tarafından ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, 2.000 (iki bin) avro;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten başlayarak, ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tazmine ilişkin kalan taleplerin reddine karar vermiştir.
Fransızca olarak yazılan işbu karar Mahkeme İçtüzüğünün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları gereğince 20 Eylül 2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Stanley NaismithJulia Laffranque
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
[1]. Bilinci kapalı mağdurun solunumu kesildiğinde ve kan dolaşımı durduğunda, organlara oksijen gitmesinin sağlanmasına yönelik davranışların tamamı.
Full & Egal Universal Law Academy