Karar 9 Nisan 2013 [4. Daire]
Olaylar ve Olgular – Afganistan vatandaşı olan iki başvuran, birinci başvuranın Birleşmiş Milletler adına şoförlük ve ikinci başvuranın Birleşik Devletler adına tercümanlık görevini icra ederken, uluslararası toplum için Afganistan’da gerçekleştirdikleri çalışmalara misilleme olarak Taliban tarafından kötü muameleye tutulma endişesiyle, Birleşik Krallığa sığınma başvurusunda bulunmuşlardır. Birleşik Krallık yetkililerinin, başvuranların her halükarda güvenli bir şekilde başkent Kabil’e ulaşabileceklerine yönelik kanaati ve aynı zamanda güvenilirlik nedeniyle başvuranların talebi reddedilmiştir.
Hukuksal Değerlendirme - 3. Madde: Bir bireyin Afganistan’a geri gönderilmesi durumunda kötü muameleye maruz kalma konusunda ciddi bir riskle karşılaşacağı türden genel bir durum Afganistan’da mevcut olmamıştır ve başvuranlar böyle bir risk bulunduğunu ileri sürmemişlerdir; ancak başvuranlar uluslararası topluma verdikleri destek dolayısıyla Taliban tarafından kötü muameleye maruz kalma riskine yoğunlaşmışlardır. Hükümet’in başvuranları Kabil’e göndermeyi önermiş olmasından ve iki başvuranın da buraya kabul edilmeyeceklerine veya yerleşemeyeceklerine dair herhangi bir görüş belirtmemiş olmasından ötürü, ülkenin herhangi bir diğer bölümünde risk bulunup bulunmadığı konusunun incelenmesine gerek görülmemiştir.
Kabil’deki risklere ilişkin olarak, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (UNHCR) 2010 tarihli kılavuzunda, silahlı ve hükümet karşıtı grupların gerçekleştirdiği hedefli saldırıların ve suikastların çoğunun, bu gruplar tarafından iyi korunan bölgelerde meydana geldiğinin gösterilmiş olması önemlidir. Ayrıca Landinfo Raporu’nda dikkat çekmeyen görevlilerin, söz konusu grupların Kabil gibi denetime sahip olmadıkları bölgelerde öldürüldüğünün bildirilmediği belirtilmiştir. Dolayısıyla hedefli suikastların sayısının, önceden daha güvenli olarak değerlendirilen bölgelerde arttığına yönelik iddialara rağmen Mahkeme, Taliban’ın Kabil’de veya denetimi altında olmayan diğer bölgelerde, söz konusu görevlileri takip etme isteği veya imkânı olduğunu ortaya koyan yeterli delillerin bulunmadığı kanaatine varmıştır. Bununla birlikte uluslararası topluma destek verdiği düşünülen belirli kişilerin, Kabil’de Taliban tarafından gerçek ve kişisel bir risk altında bulunduklarını ispatlamaları gerekmekteyken, bu gereklilik Birleşmiş Milletler veya Birleşik Devletler kuvvetleriyle bağlantısı olan herkes için geçerli olmayıp, davanın kendine özgü şartlarına, kişilerin uluslararası toplumla ilişkilerine ve kişilerin profillerine bağlıdır.
İlk başvuranın davası yerel yetkililer tarafından derinlemesine incelenmiş olup, başvuran hem sığınma görüşmesinde, hem de bir göçmen yargıcı önünde dinlenmiştir ve temyiz aşamasında yasal olarak temsil edilmiştir. Yerel yetkililerin kararlarının yetersiz olduğu, değerlendirmelerinin ilgili materyaller ile yeterli ölçüde desteklenmediği veya gerekçelerinin uygunsuz olduğu sonucuna varmak için herhangi bir sebep bulunmamıştır. İlk başvuranın Taliban’ın dikkatini üzerine çektiğine yönelik yeni bir delil bulunmadığı ve özellikle de başvuranın Birleşmiş Milletler adına çalışmayı bırakmasının ardından dört sene geçmiş olduğu dikkate alınarak, ilk başvuranın yasaklanmış bir muamele görme konusunda ciddi risk altında olacağı kararına varmak için sağlam gerekçeler bulunmadığına yönelik yerel makam kararına şüphe düşürebilecek herhangi bir yeni delil bulunmamıştır.
İkinci başvuranın iddiası da ulusal makamlar tarafından kapsamlı bir şekilde incelenmiştir ve ulusal makamlar ikinci başvuranın Birleşik Devletler kuvvetleri adına tercüman olarak çalışmış olduğunu kabul etmiş; fakat başvuranın bir yardım çalışanının kurtarılmasına katılmış olduğunu kabul etmemiştir. Ulusal mahkemelerin olaylara ilişkin bulgularından sapmak için ikna edici gerekçeler bulunması şartken, bu türden herhangi bir gerekçe bulunmamıştır. İkinci başvuranın Afgan yetkilileri tarafından risk altına sokulduğuna ilişkin iddiası iç hukuk düzeyinde ileri sürülmemiştir ve bu iddia herhangi bir delil ile desteklenmemiştir. İddia edilen Taliban kaynaklı riske ilişkin olarak Mahkeme, başvuranın yalnızca önceki tercümanlık görevi dolayısıyla Kabil’de riske maruz kalacağına ikna olmamıştır ve başvuranın 2011 yılının başlarına kadar belirli bir profilinin bulunmadığı, farklı bir ilde çalışmış olduğunu kaydetmiştir. Başvuran, Taliban’ın denetimi dışındaki bir bölge olan Kabil’de tanınabileceğini veya orada Taliban’ın dikkatini üzerine çekebileceğini ortaya koyan herhangi bir delil veya gerekçe ileri sürmemiştir. Son olarak, başvuranın Kabil’e geri gönderilmesi halinde yoksulluk çekeceğine yönelik iddiasına ilişkin olarak Mahkeme, iadenin yapıldığı ülkedeki insani şartların yalnızca çok istisnai durumlarda 3. maddenin ihlaline neden olabileceğini vurgulamıştır. Sağlıklı, genç bir adam olan ve Afganistan’dan 2011’de yetişkin bir birey olarak ayrılmış olan ikinci başvuranın, aile üyelerinin hala yaşamakta olduğu ve hükümet denetimindeki bir kent olan Kabil’e gönderilmesi durumunun yukarıda anılan istisnai durum koşulunu karşıladığını ortaya koyan herhangi bir delil, başvuran tarafından Mahkeme’ye sunulmamıştır.
Sonuç: ihlal bulunmamaktadır (bire karşı altı oyla).
Full & Egal Universal Law Academy