AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
HALLAÇOĞLU VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE
(Başvuru no. 6239/19 ve diğer 2 başvuru - ekteki listeye bakınız)
KARAR
STRAZBURG
4 Nisan 2023
İşbu karar kesinleşmiş olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Hallaçoğlu ve Diğerleri / Türkiye davasında,
Başkan,
Egidijus Kūris,
Hâkimler,
Pauliine Koskelo,
Frédéric Krenc ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine, ekteki tabloda yer alan başvuranlar tarafından (“başvuranlar”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AİHM” veya “Mahkeme”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, çeşitli tarihlerde yapılmış başvuruları;
Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamındaki, başvuranların yazdıkları yazıların elektronik ortamda kayıt altına alınması ve saklanmasına dair şikâyetlerin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde görevlisi Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) tebliğ edilmesine ve başvuruların geri kalan kısımlarının kabul edilemez olduğuna dair kararı;
Tarafların beyanlarını,
Hükümetin, başvuruların bir Komite tarafından incelenmesine karşı itirazının reddedilmesine dair kararı dikkate alarak;
14 Mart 2023 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Somut başvurular, başvuranların yaptıkları yazışmaların, tutuklulukları esnasında kendi ceza infaz kurumu idareleri tarafından Ulusal Yargı Ağı bilişim sisteminde (UYAP) elektronik ortamda kayıt altına alınması ve saklanmasına ilişkindir.
2. Başvuranlar olay tarihinde 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından Türk makamlarınca FETÖ/PDY (“Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması”) olarak anılan örgüte üye olmak suçundan Türkiye’deki çeşitli ceza infaz kurumlarında tutulmaktaydı.
3. İlgili ceza infaz kurumu idareleri Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden gelen yazılara atıfta bulunarak, başvuranların tutuklulukları esnasında gelen ve giden yazışmalarını UYAP sistemi üzerinde kayıt altına almıştır.
4. Başvuranlar, ceza infaz kurumu idarelerinin bu uygulamasına ilgili infaz hâkimlikleri ve daha sonra ağır ceza mahkemeleri önünde itiraz etmişlerdir. Yerel mahkemeler, bu uygulamanın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvuranların itirazlarını reddetmiştir.
5. Anayasa Mahkemesi başvuranlar tarafından yapılan bireysel başvuruları açıkça dayanaktan yoksun oldukları gerekçesiyle reddetmiştir. Bu kararlar sırasıyla 30 Ekim 2018, 17 Kasım 2018 ve 12 Kasım 2018 tarihlerinde başvuranlara iletilmiştir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİBAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA
6. Mahkeme, başvuruların konuları bakımından benzer olduklarını göz önünde bulundurarak, bunları tek bir kararda müştereken incelemeyi uygun görmektedir.SÖZLEŞME’NİN 8. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
7. 6239/19 ve 16548/19 numaralı başvurularda başvuranlar, özel yazışmalarının UYAP sistemi üzerinde kayıt altına alınması ve saklanmasının Sözleşme’nin 8. Maddesi kapsamındaki özel hayat ve yazışmaya saygı haklarını ihlâl ettiğinden şikâyetçi olmuştur. Aynı hüküm kapsamında, 7360/19 numaralı başvuruda başvuran, avukatıyla yaptığı yazışmaların UYAP sistemine kaydedilmek yoluyla izlenmesinden şikâyetçi olmuştur.
8. Hükümet, 7360/19 numaralı başvuruda başvuranın, Anayasa Mahkemesi avukatıyla arasındaki yazışmaların kaydedilmesine ilişkin şikâyetine dair herhangi bir değerlendirme yapmamış olmasına rağmen, kararın düzeltilmesi için Anayasa Mahkemesine, İç Yönetmeliğinin 82. maddesi kapsamında başvurmaması nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüştür.
9. Mahkeme, başvuranın bu şikâyeti Anayasa Mahkemesi önünde dile getirdiğine, Anayasa Mahkemesinin bu şikâyeti kararında açıkça kaydettiğine ve esas bakımından incelediğine dikkat çeker. Dolayısıyla, Mahkeme, Hükümet’in bu konudaki itirazını reddetmiştir.
10. Hükümet, başvuruların tamamına ilişkin olarak, Nuh Uzun ve Diğerleri/Türkiye (no. 49341/18 ve diğer 13 başvuru, §§ 29-34, 29 Mart 2022) kararında dile getirdiği gerekçelere dayanarak Mahkemeyi bu şikâyeti kabul edilemez bulmaya davet etmiştir. Mahkeme o davada Hükümet’in yaptığı itirazları reddettiğini (bk. adı geçen davada §§ 39-44 ve 82) kaydeder ve somut başvurularda bu tespitlerden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir sebep bulunmadığını belirtir. Dolayısıyla Mahkeme, bu şikâyetin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka herhangi bir gerekçeyle de kabul edilemez olmadığını değerlendirmektedir. Dolayısıyla, kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
11. Başvuruların esasları konusunda ise Mahkeme, öncü bir dava olan Nuh Uzun ve Diğerleri davasında benzer bir şikâyeti incelediğini (bk. adı geçen davada §§ 79‑99), başvuranların gönderdiği veya başvuranlara gönderilen yazışmaların UYAP sistemine kaydedilmesi veya burada saklanması yoluyla başvuranların özel hayatları ve yazışma haklarına yapılan söz konusu müdahale Sözleşme’nin 8 § 2 maddesi anlamında, “kanunla öngörüldüğü” şeklinde değerlendirilemeyeceğinden, Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlâl edildiğini tespit ettiğini belirtmektedir.
12. Nuh Uzun ve Diğerleri (yukarıda anılan) davasında belirtilen genelgelerin yanı sıra 7360/19 numaralı başvuruya ilişkin olarak Hükümet, başvuranın avukatıyla yaptığı yazışmaların kaydedilmesine dair yasal dayanak olarak Adalet Bakanlığı tarafından gönderilen benzer iki yazıya atıfta bulunmuştur. Hükümet bu bağlamda Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün “Ulusal Yargı Ağı ve İstatistik İşlemleri” ile ilgili 30 Mart 2007 tarihli genelgesi ve Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı’nın 10 Kasım 2011 tarihli ve 124/1 sayılı genelgesinin, başvuranın avukatıyla yaptığı yazışmaların kaydedilmesine dair yasal dayanak teşkil ettiğini belirtmiştir. Ancak Mahkeme, söz konusu tedbir hakkında karar verirken yerel makamların bu genelgelere atıfta bulunmadığını gözlemlemektedir. Her şeyden önce Mahkeme, bu genelgelerde mahkûm ve tutukluların avukatlarıyla yaptıkları yazışmaların UYAP sistemine kaydedilmesine ilişkin herhangi bir talimata yer verilmediğini kaydeder.
13. İbraz edilen materyallerin tümünü inceleyen Mahkeme, Nuh Uzun ve Diğerleri (yukarıda anılan) davasındaki yaklaşımından ayrılmasını gerektirecek herhangi bir olgu veya argüman tespit etmemiştir.
14. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 8. maddesi ihlâl edilmiştir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASIBaşvuru no. 6239/19
15. Başvuran, Mahkemenin belirlediği süre sınırı içinde adil tazmin talebinde bulunmamıştır. Bu nedenle, Mahkeme, başvurana bu bağlamda herhangi bir meblağ ödenmesine hükmetmeye gerek duymamıştır.Başvuru no. 7360/19 ve 16548/19
16. 7360/19 numaralı başvuruda başvuran, maddi tazminat olarak 38.000 avro ve manevi tazminat olarak 52.000 avro talep etmiştir. Ayrıca başvuran, Mahkeme önündeki masraf ve giderleri ile avukat ücretleri karşılığında 10.000 avro talep etmiştir. Başvuran iddialarını desteklemek adına hakkında yerel mahkemeler tarafından verilen tutuklama kararını ibraz etmiştir.
17. 16548/19 numaralı başvuruda başvuran, 10.000 avro manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Ayrıca başvuran, Mahkeme önündeki masraf ve giderleri ile avukat ücretleri karşılığında 3.758 avro talep etmiştir. Avukatından gelen bir yazıyı, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurulara dair ücret tarifesini ve hastane ziyaretlerinin kayıtlarını ibraz etmiştir.
18. Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.
19. Mahkeme, tespit edilen ihlâl ile ileri sürülen maddi zarar arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı kanısına varmış olup, bu nedenle söz konusu talebi reddetmektedir. Manevi tazminat konusunda ise Mahkeme, mevcut koşullar içerisinde ihlâl tespitinin iddia edilen manevi zarar için tek başına yeterli adil tazmin teşkil ettiği kanısındadır (benzer yönleri bakımından yukarıda anılan Nuh Uzun ve Diğerleri, § 111 ile karşılaştırınız).
20. Son olarak, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 60 § 2 maddesi kapsamındaki koşullar ve başvuranların taleplerini desteklemek amacıyla Mahkemeye herhangi bir belge sunmamaları dikkate alındığında; başvuranların masraf ve giderlere ilişkin talepleri reddedilmelidir.
21. Bilhassa, Mahkeme, talep edilen avukatlık ücretleri ile ilgili olarak başvuranların fatura, makbuz, kontrat, ücret sözleşmesi veya avukatlarının bu dava üzerinde kaç saat çalıştıklarını gösteren bir zaman çizelgesi gibi herhangi bir belge ortaya koyamadığını kaydeder. Dolayısıyla Mahkeme, bu talepleri reddetmektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,Başvuruların birleştirilmesine;Başvuruların kabul edilebilir olduğuna;Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlâl edildiğine;İhlâl tespitinin, başvuranların uğradığı manevi zarar açısından tek başına yeterli adil tazmin teşkil ettiğine,Başvuranların adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 4 Nisan 2023 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Egidijus Kūris
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
EK
Davaların Listesi:
No.
Başvuru no.
Dava adı
Başvuru tarihi
Başvuran
Doğum yılı
İkamet yeri
Temsilcisi
1.
6239/19
Hallaçoğlu / Türkiye
2.11.2018
Ruhi HALLAÇOĞLU
1975
Adana
2.
7360/19
Arıç / Türkiye
24.01.2019
Mehmet ARIÇ
1980
İstanbul
Numan ARIÇ
3.
16548/19
Aslan / Türkiye
4.03.2019
Mustafa ASLAN
1972
Ankara
Yasemin ÇELİK
Full & Egal Universal Law Academy