Hanzelkovi / Çek Cumhuriyeti - 43643/10 - 11.12.2014 tarihli karar [V. Bölüm]
Olaylar– Birinci başvuran, ikinci başvuranın annesidir. İkinci başvuran 26 Ekim 2007 tarihinde hastanede dünyaya gelmiştir. Doğum komplikasyon yaşanmadan gerçekleşmiş olup; başvuranların herhangi bir sağlık sorunu bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu koşullar altında, birinci başvuran aynı gün kendi rızasıyla öğlen saatlerinde, sağlık ekibinin karşı çıkmasına rağmen, hastaneden ayrılmaya karar vermiştir.
Sosyal yardım kurumunun talebi üzerine, D. adlı bir doktor, “doğumun ardından kısa bir süre geçmesi sebebiyle, çocuğun hastanede kalmaması, sağlığına ve hayatına yönelik olarak tehlike arz edecektir” şeklinde bir not hazırlamıştır. Sonrasında söz konusu makam, çocuğun hastanede kalması için, Bölge Mahkemesi’nin, Hukuk Muhakemesi Kanunu kapsamında geçici tedbir almasını talep etmiştir. Mahkeme talebi aynı gün kabul etmiştir.
Saat 16.30’da bir icra memuru ve sosyal hizmet görevlisi, polis memurlarıyla birlikte başvuranların evine gitmişlerdir. Görevli doktor çocuğu muayene ettikten sonra, herhangi bir sağlık problemi bulunmadığını gözlemlemiş; ancak, geçici tedbirin uygulanması amacıyla, çocuğun ve annenin ambulansla hastaneye geri götürülmesi konusunda ilgili kişilerle hemfikir olmuştur. İkinci başvuran hastanede bir kez daha muayene edilmiş, ancak herhangi bir sağlık sorunu tespit edilememiştir. Başvuranlar, hastanede iki gün boyunca kalmaya zorlanmışlardır. Bu süre zarfında iddialara göre herhangi bir sağlık işlemine tabi tutulmamışlardır. Kendisine danışmanlık sağlanmasının ardından, gerçekleştirilecek olan sağlık bakımından feragat etmeyi kabul eden bir belge imzalayan birinci başvuranın talebi üzerine, başvuranların 28 Ekim 2007 tarihinde, doğumdan yaklaşık 50 saat sonra, hastaneden ayrılmalarına izin verilmiştir.
Hukuki Değerlendirme – Madde 8: Şikâyet konusu olaylar, 8. madde kapsamına girmektedir. Zira, ebeveynlerinin aksi yöndeki taleplerine karşın, ikinci başvuranın hastaneye geri götürülmesi kararı (birinci başvuranın bebeğini yalnız bırakmak istememesi nedeniyle, kendisinin de hastaneye yeniden gitmesiyle sonuçlanmıştır) aile hayatlarını ve özel hayatlarını ilgilendirmiştir. Hastanede kısa süreliğine kalınması ve başvuranların hastanede herhangi bir sağlık işlemine tabi tutulmaması, Mahkeme’nin, şikâyet konusu durumun özel hayata ve aile hayatına saygı haklarına müdahale teşkil ettiği yönündeki bulgusunu etkilememiştir.
Başvuranlar, Hukuk Muhakemesi Kanunu kapsamında Bölge Mahkemesi tarafından alınan geçici tedbir uyarınca hastaneye geri götürülmüşlerdir. Hukuk Muhakemesi Kanununun ilgili maddesi, bir çocuğun bakımsız kalması veya hayatına veya sağlık gelişime yönelik bir riskin mevcut olması hallerindeki acil durumu kapsar. Söz konusu müdahale, ilke olarak, meşru bir hedefi, diğer deyişle başkalarının (bu davada, yeni doğmuş bir bebek olan ikinci başvuranın) sağlığının ve haklarının korunması hedefini izlemektedir.
Yeni doğmuş bir bebeğin doğum sırasında bakıma alınması, oldukça katı bir tedbirdir ve doğumdan hemen sonra annesinin rızası olmadan bebeğin annesinden alınması ve anneyi veya partnerini kapsamayan bir usule başvurulması için oldukça zorlayıcı gerekçeler bulunması şarttır.
Birinci başvuranın sergilediği tutumun, sorumlu hastane personelleri açısından endişeye neden olabileceği göz önünde bulundurulduğunda; D. adlı doktor, durumu mahkemeye intikal ettiren sosyal yardım kurumuna bildirimde bulunduğu için eleştirilemez.
Yerel mahkemenin değerlendirmesine ilişkin olarak; geçici tedbirde belirtilen gerekçe, kısa ve öz olup; herhangi bir detaya yer vermeksizin, yeni doğmuş bebeğin sağlığı ve hayatına yönelik genel bir risk bulunduğuna işaret eden D. adlı doktor tarafından yazılan kısa nota atıfta bulunulmuştur. Geçici tedbirden, yerel mahkemenin dava hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaya çalıştığı veya başvuranların aile hayatına daha yumuşak bir müdahalede bulunulmasının mümkün olup olmadığını incelediği anlaşılamamaktadır.
Bu nedenle Mahkeme, bebeğin annesinin rızası olmadan anneden ayrılabilmesi için zorlayıcı sebepler bulunduğu konusunda ikna olmamıştır. Mahkeme, yerel makamlarının yerine geçmemekte veya mevcut davada yeni doğmuş bir çocuk için en çok önerilen sağlık koruma tedbirlerine ilişkin spekülasyonlara girmemektedir. Mahkeme, yerel mahkemenin, ikinci başvuranın polis ve icra memuru eşliğinde hastaneye geri gönderilmesi gibi radikal bir tedbir verirken (gecikmeksizin uygulanması gereken bir tedbir), ilk olarak, başvuranların hayatlarında böylesine önemli bir dönüm noktasında, aile hayatlarına yönelik olarak daha yumuşak bir müdahaleye başvurmanın mümkün olmadığını tespit etmesi gerektiğini belirtmek durumundadır.
Bu nedenle, başvuranların aile hayatına yönelik ciddi müdahale ve bu müdahalenin uygulandığı koşullar, davalı Devletin takdir payının sınırları dışına çıkmıştır. Çocuğun doğumundan hemen sonra ortaya çıkacak olan, aile hayatından keyif alınması yönündeki beklentileri üzerinde orantısız müdahalede bulunulmuştur. Bebeğin sağlığını korumak için ihtiyati tedbirler alınmasının gerekmesine karşın, geçici tedbir yoluyla başvuranların aile hayatına yönelik olarak gerçekleştirilen müdahale, demokratik bir toplumda “gerekli” olarak görülemez.
Sonuç: ihlal (ikiye karşı beş oyla).
Mahkeme ayrıca, ikiye karşı beş oyla, başvuranların Sözleşme ihlalleri hakkındaki şikâyetlerini öne sürebilecekleri etkin bir hukuk yolu bulunmadığı gerekçesiyle, 13. maddenin ihlal edildiğini tespit etmiştir.
Madde 41: İhlal tespit edilmesi, gerçekleşmiş olan herhangi bir manevi zarara ilişkin olarak yeterli bir adil tazmin teşkil etmektedir.
(Ayrıca bk. K. ve T. / Finlandiya [BD], 25702/94, 12 Temmuz 2001, 32 sayılı bilgi notu; P., C. ve S. / Birleşik Krallık, 56547/00, 16 Ekim 2002, 44 sayılı Bilgi Notu; Glass / Birleşik Krallık, 61827/00, 9 Mart 2004, 62 sayılı Bilgi Notu; ve Haase / Almanya, 11057/02, 8 Nisan 2004, 63 sayılı Bilgi Notu).
Full & Egal Universal Law Academy