© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Mahkeme içtihadına ilişkin Bilgi Notu No. 176
Temmuz 2014
Harakchiev ve Tolumov - Bulgaristan - 15018/11 ve 61199/12
Son karar 8.7.2014 [IV. Daire]
3. madde
Aşağılayıcı ceza
Aşağılayıcı muamele
Cezanın hafifletilmesini sağlamak için yetersiz rehabilitasyon imkanı sunan ağırlaştırılmış müebbet cezaevi rejimi: ihlal edildiğine
Olay – İki başvurucu müebbet hapis cezası çekmektedir ve bunlardan ilkininki hafifletilebilen, ikincisininki hafifletilemeyen müebbet hapis cezasıdır. Her iki başvurucu da müebbet mahkumlarına uygulanan, günün büyük bir kısmında sürekli olarak kilitli tutulan hücrelerde hapsedilmeyi ve diğer mahkumlardan tecridi içeren katı bir cezaevi rejimine tabi tutulmuşlardır. Avrupa Mahkemesi’ne yaptıkları başvuruda, tutulma koşullarından (Sözleşme’nin 3. maddesi) ve etkili bir iç hukuk yolunun bulunmamasından (13. madde) şikayetçi olmuşlardır.
Buna ek olarak, birinci başvurucu, hafifletilemeyen ve rehabilitasyon ihtimali içermeyen müebbet hapis cezasının, 3. maddeyi ihlal edecek şekilde insanlık dışı ve aşağılayıcı ceza oluşturduğundan şikayetçi olmuştur. Hafifletilemeyen müebbet hapis cezası Bulgaristan’da ölüm cezasının kaldırılmasının ardından Aralık 1998’de kabul edilmiştir. Hafifletilebilir olan “basit” müebbet hapis cezasının yanı sıra mevcudiyetini korumaktadır. 13 Ekim 2006’dan itibaren Bulgaristan Cumhurbaşkanının takdire dayalı af yetkisi, hafifletilme imkanı olmaksızın uygulananlar da dahil olmak üzere bütün müebbet hapis cezalarının hafifletilmesi yetkisini de içermeye başlamıştır. 2012’de Bulgaristan Anayasa Mahkemesi, bu yetkinin keyfi olmayan bir biçimde, anayasal değer ve ilkelere etkinlik kazandırma görevine uygun olarak, hakkaniyeti, insaniyeti, merhameti, affetmeyi, hükümlünün sağlık ve aile durumunu ve kişiliğindeki herhangi bir olumlu gelişmeyi dikkate alarak kullanılması gerektiğine hükmetmiştir. 2012’de af yetkisinin kullanımı hakkında tavsiyelerde bulunması için bir Af Komisyonu kurulmuş ve çalışmalarını düzenleyen kurallar getirilmiştir.
Hukuki değerlendirme – 3. madde
(a) Tutulma koşulları (her iki başvurucu bakımından) – Başvurucular, hapsedildikleri bütün süre boyunca, sürekli olarak kilitli tutulan hücrelerde ve cezaevi nüfusunun geri kalanından tecrit edilerek tutulmuşlardır. Diğer mahkumlarla hatta kendileriyle aynı birimde konaklayanlarla dahi etkileşim kuramadan, günde 21-22 saat, hücrelerinde kapalı tutulmuşlardır. Müebbet mahkumlarının cezaevi nüfusunun geri kalanından ve birbirlerinden otomatik bir biçimde ayrı tutulması, özellikle de kapsamlı hücre dışı faaliyetlerin ya da hücre içi teşvik edicilerin yokluğunda, kendi başına Sözleşme’nin 3. maddesi bakımından bir sorun oluşturabilir. İki başvurucunun da böylesine katı tedbirleri gerektirecek düzeyde tehlikeli olarak değerlendirilmelerini sağlayacak hiçbir delil bulunmamaktadır. Gerçekten de başvurucuların tecrit edilmesi, onların davranışlarından kaynaklanan güvenlik endişelerinden ziyade, büyük ölçüde, cezaevi rejimini düzenleyen iç hukuk hükümlerinin otomatik uygulamasından kaynaklanmış gibi durmaktadır. Ayrıca başvurucuların açık hava egzersizi ve diğer makul faaliyetlere sınırlı erişimleri vardır ve hücrelerinden çıkmalarına günde yalnızca üç kez tuvalete gitmek üzere izin verildiği için, kova kullanmak zorunda kalmaktadırlar.
Böylece tutulma koşulları ve tutulma sürelerinin (sırasıyla 12 ve 14 yıl) kümülatif etkisinin bir sonucu olarak başvurucuların çektikleri sıkıntı ve zorluk, tutulmaya içkin olan kaçınılmaz ıstırap düzeyini aşmıştır ve 3. maddenin ihlali için gereken asgari ağırlık düzeyinin ötesine geçmiştir. İnsanlık dışı ve aşağılayıcı muamele oluşturmuştur.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
(b) Hafifletilemeyen müebbet hapis cezası (birinci başvurucu) – Mahkeme, hafifletilemeyen bir müebbet hapis cezasının 3. madde bakımından sorun oluşturabileceğini tekrar etmiştir. Bununla beraber, bir müebbet hapis cezası, yalnızca uygulamada bütün olarak çekilebilmesinden ötürü “hafifletilemez” hale gelmez: Sözleşme’nin 3. maddesinin amaçları bakımından böyle bir cezanın de jure ve de facto hafifletilebilir olması yeterlidir.** 3. maddeye uygunluk için, bir müebbet hapis cezasının hem bir tahliye umudu hem de gözden geçirme imkanı sunması gerekmektedir; çünkü bir mahkum, rehabilitasyon gibi meşru penolojik gerekçeler bulunmadıkça tutulamaz. Bir ağırlaştırılmış müebbet mahkumu, ceza hükmünün başlangıcında, cezasının ne zaman gözden geçirileceği veya geçirilmesinin istenebileceği de dahil, tahliye edilmesi için hangi şartlar altında ne yapması gerektiğini bilme hakkına sahiptir.***
Başvurucunun cezasının, 2006 yılında yasada yapılan değişiklikten beridir de jure hafifletilebilir olduğu açıksa bile, bu tarihten önceki durum bu kadar açık değildir. Fakat de jure hafifletilebilirlik sorunundan bağımsız olarak, Mahkeme, ilgili dönem boyunca Bay Harakchiev’in cezasının de facto hafifletilebilir olduğu ve hapsedildiği süre boyunca gerçekten de tahliye için ya da cezanın hafifletilmesi için değerlendirilmesine izin verecek bir mekanizmanın var olduğunu biliyor olarak kabul edilebileceği konusunda ikna olmamıştır.
Başvurucunun cezasının Kasım 2004’te kesinleşmesinden 2012’nin başına değin, başkanlık af yetkisinin kullanılma biçimi şeffaf değildir; zira bu konudaki politika ilan edilmek suretiyle kamusal olarak erişilebilir hale getirilmemiştir ve bireysel af kararları hakkında hiçbir gerekçe sunulmamıştır. Süreç herhangi bir resmi ya da gayriresmi güvenceden yoksundur ve bu süre boyunca hafifletme imkanı olmayan müebbet hapis cezası çeken bir kimsenin cezasında indirim yapılması imkanını elde ettiği somut bir örnek olmamıştır.
Yeni Cumhurbaşkanının kararları, Af Komisyonu’nun uygulaması ve 11 Nisan 2012 tarihli Anayasa Mahkemesi kararı sonucunda 2012’de yapılan reformlardan beri, başkanlık af yetkisinin kullanılma biçimi dikkate değer bir açıklık kazanmıştır; öyle ki birinci başvurucu artık tahliye için ya da cezasının hafifletilmesi için değerlendirilmesine izin verecek bir mekanizmanın var olduğunu biliyor kabul edilebilecektir.
Bununla birlikte, Mahkeme’nin, birinci başvurucuya iyileşmesi için gerçek bir fırsatın verilip verilmediğini de dikkate alması gerekmektedir. Sözleşme, kendiliğinden bir rehabilitasyon hakkını güvence altına almasa da ve 3. madde yetkililer üzerinde mahkumlara dersler ya da danışmanlık gibi rehabilitasyon ve yeniden bütünleşme program ve faaliyetleri sunmak konusunda mutlak bir yükümlülük yüklediği biçiminde yorumlanamasa da, yetkililerin müebbet mahkumlarına uzak da olsa bir gün özgürlüklerini yeniden kazanabilme şansı vermelerini gerektirmektedir. Bu şansın gerçek ve somut olabilmesi için, yetkililer müebbet mahkumlarına kendilerini rehabilite edebilmeleri için uygun bir fırsat da vermelidir. Sözleşmeci Devletlerin bu alanda geniş bir takdir marjından yararlanmasına rağmen, müebbet mahkumlarının hapsedilme rejimi ve koşulları kayıtsız kalınabilecek bir konu olarak görülemez. Birinci başvurucu, neredeyse tam bir tecride ve insanlarla iletişim konusunda oldukça sınırlı imkanlar sunan özellikle katı bir cezaevi rejimine tabi tutulmuştur. Bu kısıtlı rejimin tutulduğu tatmin edici olmayan maddi koşullarla birleşen zararlı etkileri, kendisini ıslah etme ve böylece bir gün iyileşmek ve iyileştiğini göstermek ve cezasında bir indirim elde etmek için gerçek bir umut duyma olasılığını ciddi ölçüde zayıflatmış olmalıdır. Buna, rehabilitasyona yönelik gösterdiği gelişmenin tutarlı bir biçimde periyodik değerlendirmesinin yapılmamış olması da eklenmelidir. Bu durumda, müebbet hapis cezasının 2012 reformlarını takip eden dönemde de facto hafifletilebilir olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
Mahkeme, Bulgaristan hukukunda başvurucuların tutulma koşullarına ilişkin şikayette bulunabilecekleri etkili bir hukuk yolu bulunmadığı gerekçesiyle (oybirliğiyle) 13. maddenin ihlal edildiğini tespit etmiştir.
46. madde: Kararı düzgün bir şekilde uygulamak için, Bulgaristan’ın, tercihen yasa yoluyla, şartlı tahliye imkanıyla ya da şartlı tahliye imkanı olmaksızın müebbet hapis cezasına çarptırılmış kişilere uygulanan cezaevi rejimini düzenleyen yasal çerçevede, özellikle hayli kısıtlayıcı olan cezaevi rejiminin otomatik uygulamasını ve bütün müebbet mahkumları üzerindeki tecridi ele alan bir reform yapması gerekmektedir.
41. madde: Tutulma koşullarının neden olduğu manevi zararlar için birinci başvurucuya 4,000 Euro ve ikinci başvurucuya 3,000 Euro; birinci başvurucunun hakkında hükmedilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının hafifletilmesi imkanına sahip olmamasının sonucunda gördüğü manevi zararlar bakımından ihlal tespitinin yeterli bir adil karşılık oluşturduğuna.
* 11 Nisan 2012 tarihli 6 No’lu karar.
** Kafkaris - Kıbrıs [BD], 21906/04, 12 Şubat 2008, Information Note 105.
*** Vinter ve Diğerleri - Birleşik Krallık [BD], 66069/09, 130/10 ve 3896/10, 9 Temmuz 2013, Information Note 165.
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Yazı İşleri tarafından hazırlanmış bu özet Mahkeme’yi bağlamamaktadır.
İçtihat Bilgi Notları için buraya tıklayınız
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadeler kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy