AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
HAZNİ BAYAM / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 50332/12)
KARAR
STRAZBURG
18 Temmuz 2017
İşbu karar kesinleşmiş olup; bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Hazni Bayam / Türkiye davasında,
Başkan
Ledi Bianku,
Yargıçlar
Paul Lemmens,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımlarıyla Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşler ile başvuran tarafından bunlara cevaben ibraz edilen görüşleri göz önünde bulundurarak,
27 Haziran 2017 tarihinde gerçekleştirilen kapalı müzakereler sonucunda,
Aynı tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (50332/12 no’lu) davanın temelinde, Türk vatandaşı olan Hazni Bayam’ın (“başvuran”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AİHM” veya “Mahkeme”) 30 Mayıs 2012 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvuru bulunmaktadır.
2. Başvuran, Mersin Barosuna kayıtlı olarak görev yapan Avukat Ç. Altuntaş tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvurunun kısmi olarak kabul edilebilir olduğu 5 Eylül 2013 tarihinde beyan edilmiştir. Başvuranın tutukluluğunun hukuka uygunluğuna dair etkili bir itiraz yolu bulunmamasına ve başvuranın soruşturma dosyasına erişiminin kısıtlanmasına ilişkin şikâyetler Hükümet’e tebliğ edilmiştir.
4. Hükümet, başvurunun bir komite tarafından incelenmesine itiraz etmiştir. Hükümet’in itirazını değerlendiren Mahkeme, bu itirazı reddetmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
5. Başvuran, 1992 doğumlu olup; başvuruyu yaptığı sırada Gaziantep Cezaevi’nde tutukludur.
6. Mersin Sulh Ceza Mahkemesi, 26 Aralık 2011 tarihinde, bir terör örgütü hakkında yürütülmekte olan bir soruşturmaya ilişkin dosyaya erişimi kısıtlayan bir karar vermiştir.
7. Başvuran, 29 Aralık 2011 tarihinde, terör örgütü mensubu olduğu ve örgütün propagandasını yaptığı şüphesiyle yakalanmıştır.
8. Aynı tarihte, Mersin Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi, avukatının da huzurunda başvuranın ifadesini almıştır. Başvurana ağırlıklı olarak birkaç telefon görüşmesi kaydı, araç yakma ve molotofkokteyli atma eylemleri hakkında sorular sorulmuştur. Başvuran, dinlenen telefon görüşmeleri hakkında detaylı olarak sorgulanmıştır. Polis, yazıya geçirilen bu telefon görüşmesi dinleme kayıtlarını sesli olarak okumuş ve başvurandan bunlara dair yorum yapmasını istemiştir. Ayrıca, diğer sanıklardan birinin suçlayıcı ifadelerine dair kendisine sorular sorulmuştur. Başvuran sessiz kalma hakkını kullanmıştır.
9. Mersin Sulh Ceza Mahkemesi, 30 Aralık 2011 tarihinde başvuranın tutuklu olarak yargılanmasına karar vermiştir.
10. Başvuranın avukatı 16 Mart 2012 tarihinde tutukluluk kararına itiraz etmiş ve başvuranın tahliye edilmesini talep etmiştir. Avukat ayrıca mahkemeden soruşturma dosyasına erişim kısıtlamasının kaldırmasını talep etmiştir. Mersin Sulh Ceza Mahkemesi 19 Mart 2012 tarihinde duruşma yapmaksızın itirazı reddetmiştir. Başvuranın avukatı yine bu karara da itiraz etmiştir.
11. Mersin Ağır Ceza Mahkemesi 26 Mart 2012 tarihinde dava dosyasından hareketle duruşma yapmaksızın itirazı reddetmiştir.
12. Mersin Sulh Ceza Mahkemesi 20 Nisan 2012 tarihinde dava dosyasından hareketle başvuranın tutukluluk hâlini re’sen incelemiş ve tutukluluk süresinin uzatılmasına karar vermiştir.
13. Adana Cumhuriyet Savcısı 10 Eylül 2012 tarihinde başvuran hakkında, başvuranı esasen terör örgütüne üye olmakla, örgütün propagandasını yapmakla, hukuka aykırı şekilde patlayıcı maddeler bulundurmakla, mala zarar vermekle ve yasadışı silahlı gösteriye katılmakla suçlayan bir iddianame hazırlamıştır.
14. Adana Ağır Ceza Mahkemesi 1 Ekim 2012 tarihinde iddianameyi kabul etmiştir. Aynı tarihte soruşturma dosyası üzerindeki kısıtlama da kaldırılmıştır.
15. Dava dosyasındaki bilgilere göre, başvuran hakkındaki yargılama Ağır Ceza Mahkemesi önünde derdesttir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
16. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 153. maddesi aşağıdaki gibidir:
“(1) Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir.
(2) Müdafinin dosya içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alması, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, sulh ceza hâkiminin kararıyla bu yetkisi kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda verilebilir:
...
4. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti.
...”
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞME’NİN 5 § 4 MADDESİNİN İHLÂL EDİLDİĞİ İDDASI HAKKINDA
17. Sözleşme’nin 5 ve 6. maddelerine dayanan başvuran, tutuklu yargılanmasına dair kararın incelenmesi sırasında mahkeme huzuruna çıkamadığına ilişkin şikâyette bulunmuştur. Başvuran ayrıca, soruşturma dosyasına erişiminin kısıtlanması nedeniyle, yakalanmasına ve iddianame davayı yürüten mahkemeye sunuluncaya kadar devam eden tutukluluk hâline temel oluşturan delillere itiraz etme olanağının bulunmadığına ilişkin şikâyette bulunmuştur.
18. Mahkeme, başvuranın şikâyetlerinin, Sözleşme’nin aşağıda verilen 5 § 4 maddesi bakımından incelenmesi gerektiğini belirtir:
“4. Yakalama veya tutulma yoluyla özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, tutulma işleminin hukuka uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesi ve, eğer tutulma hukuka aykırı ise, serbest bırakılması için bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.”
A. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması hususunda değerlendirme
19. Başvuran, soruşturma dosyasına erişimi üzerine konulan kısıtlama nedeniyle, kendisinin tutukluluk hâlinin devamı yönünde verilen karara temel oluşturan delillere itiraz edemediğine ilişkin şikâyette bulunmuştur.
20. Hükümet bu iddiaya karşı çıkmıştır.
21. Mahkeme, yakalanan ya da tutuklanan kişilerin, Sözleşme bakımından “hukuka uygunluk” koşulunun sağlanması için elzem olan usul ve esas koşulları çerçevesinde, özgürlüklerinden yoksunluk hâllerinin yeniden incelenmesi hakkına sahip olduğu kanaatindedir. Tutulma işlemine karşı yapılan bir itirazı inceleyen bir mahkeme, bir adli usûl güvencesi sunmak zorundadır. Yargılamalar çekişmeli usulde yapılmalı; taraflar, savcı ve tutuklu kişi arasında “silahların eşitliği” ilkesi daima sağlanmalıdır. Avukatın, soruşturma dosyası içerisindeki, müvekkilinin tutukluluğuna etkili bir şekilde itiraz edebilmesi için hayati önem taşıyan belgelere erişmesine izin verilmediği bir durumda, silahların eşitliği ilkesi sağlanmamış olur (bkz. diğerleri arasında, Lamy / Belçika, 30 Mart 1989, § 29, seri A no. 151; Nikolova / Bulgaristan [BD], no. 31195/96, § 58, CEDH 1999-II; Schöps / Almanya, no. 25116/94, § 44, ECHR 2001‑I; Lietzow / Almanya, no. 24479/94, § 44, ECHR 2001‑I; Mooren / Almanya [BD], no. 11364/03, § 124, 9 Temmuz 2009; ve Ceviz / Türkiye, no. 8140/08, § 41, 17 Temmuz 2012).
22. Somut olayda Mahkeme, Adana Sulh Ceza Mahkemesi’nin 26 Aralık 2011 tarihinde soruşturmanın usulüne uygun şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasına karar vermiş olduğunu kaydeder. Bununla birlikte, 29 Aralık 2011 tarihinde avukatı huzurunda alınan detaylı ifadesi sırasında kendisi hakkındaki suç şüphelerine ilişkin başvurana bilgi verilmiştir. İfadesi esnasında, soruşturma kapsamında dinlenen telefon görüşmelerinin yazıya dökülmüş tam metinleri kendisine okunmuş; başvurandan bunlara dair yorumları istenmiştir. Ayrıca diğer sanıklardan birinin suçlayıcı ifadeleri konusunda da kendisine sorular sorulmuştur.
23. Yukarıdaki açıklamalar ışığında Mahkeme, hem başvuranın hem de avukatının soruşturma dosyasının içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip olduğu ve Mersin Sulh Ceza Mahkemesi’nin 30 Aralık 2011 tarihli kararına itiraz edebildikleri kanısındadır (bkz. yukarıda anılan Ceviz, §§ 41-44; Karaosmanoğlu ve Özden / Türkiye, no. 4807/08, § 74, 17 Haziran 2014; ve Ayboğa ve Diğerleri / Türkiye, no. 35302/08, § 17, 21 Haziran 2016).
24. Dolayısıyla Mahkeme, Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4 fıkraları uyarınca, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.
B. Tutuklama kararına karşı yapılan itirazları inceleyen temyiz mahkemesi huzurunda bulunmama hususunda değerlendirme
25. Başvuran, yargılama öncesi tutukluluk hâlinin incelenmesi sırasında mahkeme huzuruna çıkamadığına ilişkin şikâyette bulunmuştur.
26. Hükümet bu iddiaya karşı çıkmıştır.
27. Somut olayda başvuran, 30 Aralık 2011 tarihinde tutuklanmış ve iddianamenin 1 Ekim 2012 tarihinde Adana Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabulüne kadar geçen en az 9 aylık sürede hâkim karşısına çıkmamıştır.
28. Mahkeme benzer bir şikâyeti Erişen ve Diğerleri / Türkiye (no. 7067/06, § 53, 3 Nisan 2012) ve Karaosmanoğlu ve Özden (yukarıda anılan, § 76) kararlarında da incelemiş olduğunu ve 5 § 4 maddesinin ihlâl edildiğine karar verdiğini hatırlatır. Somut davayı incelemiş olan Mahkeme, yukarıda anılan kararlardakinden farklı bir sonuca varmasını gerektirecek özel bir durum görmemiştir.
29. Bu bağlamda Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi ihlâl edilmiştir.
II. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
30. Başvuran, manevi zararlar karşılığında 5.000 avro ve yerel mahkemeler ile Mahkeme önünde oluşan masraf ve harcamaları da dâhil maddi zararlar karşılığında 5.000 avro tazminat talep etmiştir.
31. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
32. Mahkeme, tespit edilen ihlâl ile iddia edilen maddi zarar arasında bir nedensellik ilişkisi bulmadığından bu talebi reddeder. Ancak, davasında tespit edilen Sözleşme ihlâli ile bağlantılı olarak başvuranın manevi zarara uğradığı kanaatindedir. Mahkeme, hakkaniyet temelinde karar vererek, başvurana 750 avro manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir.
33. Masraf ve giderler konusunda ise, Mahkeme içtihadına göre bir başvuranın masraf ve giderlerine ilişkin geri ödeme alabilmesi için söz konusu masraf ve giderlerin fiilen ve gerekli olduğu için yapılmış olduğunun belgelenmesi ve makul miktarda olması gerekmektedir. Somut davada taleplerini desteklemek üzere avukat tarafından; avukatlık ücretine dair makbuz, avukatlık ücreti mukavelesi, Türkiye Barolar Birliği’nin tavsiye edilen asgari ücretler çizelgesi ve posta kuponları ibraz edilmiştir. Bu belgeleri dikkate alan Mahkeme, başvurana yaptığı masraf ve giderler için 1.000 avro ödenmesinin makul olduğuna hükmetmiştir.
34. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar verir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE
1. Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi kapsamındaki, tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararın hukuka uygunluğu hususunda itirazda bulunmak için mahkeme önündeki yargılamaya katılamamaya ilişkin şikâyetin kabul edilebilir olduğunu ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunu beyan eder;
2. Tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararın hukuka uygunluğu hususunda itirazda bulunmak için mahkeme önündeki yargılamaya katılamama gerekçesiyle Sözleşme’nin 5§ 4 maddesinin ihlâl edildiğine karar verir;
3. (a) Davalı Devlet tarafından, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin ulusal para birimine çevrilmek üzere, aşağıdaki meblağların üç ay içinde başvurana ödenmesine:
(i) Miktara yansıtılabilecek her türlü vergilerle birlikte 750 (yedi yüz elli) avro manevi tazminat,
(ii) Miktara yansıtılabilecek her türlü vergilerle birlikte 1.000 (bin) avro masraf ve gider ödemesi;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren, ödeme gününe kadar, yukarıda bahsedilen Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda, yukarıda bahsedilen miktara basit faiz uygulanmasına karar verir;
4. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerini reddeder.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 18 Temmuz 2017 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy