Hebat Aslan ve Firas Aslan / Türkiye - 15048/09 - 28.10.2014 tarihli Karar [Bölüm II]
Olaylar - 2008 yılında, başvuranlar birtakım suçlardan suçlu bulunmadan önce yakalanmışlardır ve tutuklanmışlardır. Başvuranların avukatları tarafından yapılan çeşitli itirazlara rağmen, 2009 yılı Haziran ayı ve 2012 yılı Nisan ayları arasında birbirini izleyen duruşmalarda, başvuranların tutuklulukları Ağır Ceza Mahkemesi tarafından uzatılmıştır.
Başvuranlar 2012 yılı Aralık ayında Anayasa Mahkemesine başvurmuşlardır. 2013 yılı Kasım ayında, söz konusu mahkeme başvuranların tutukluluklarının uzunluğu ve başvuranlara ya da başvuranların avukatlarına Cumhuriyet savcısının görüşlerini bildirmediklerinden dolayı kendilerinin söz konusu görüş üzerine yorum yapmalarının engellenmesi sebebiyle, Anayasa’nın ihlal edildiğine karar vermiştir (Anayasa’nın 19 § 7 maddesi). Son olarak, Mahkeme davanın kendine özgü şartları ışığında ve hakkaniyet temeline dayanarak, başvuranların maruz kaldığı manevi zarar hususunda hüküm vermiştir.
Hukuki Değerlendirme – Madde 34 ( Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi kapsamında şikâyet): Yerel makamlar başvuranların toplam tutukluluk süresinin aşırı olduğuna karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi, manevi tazminat olarak birinci ve ikinci başvurana 1.470 avro ve 1,550 avro değerinde ödeme yapılmasına hükmetmiştir.
Türk Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru hakkı 23 Eylül 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu hukuk yolu, ilke olarak müştekilere, itiraz edilen özgürlükten kısıtlamaya son verilmesi[1] için bakış açısı sağlamaktadır. Özellikle, söz konusu hukuk yolunun nitelikleri ve Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu şikâyete ilişkin sağladığı tazminatın hızlılığı dikkate alındığında, başvuranlara verilen meblağlar açıkça yetersiz olarak kabul edilemez.
İç hukukta sağlanan tazminat yeterli ve uygun göründüğünden, başvuranlar daha fazla Sözleşme’nin 5 § 3 maddesinin ihlalinin “mağdurları” olduklarını iddia edemezler. Mahkeme, bu nedenle Hükümet’in bu konuda itirazını onamıştır.
Sonuç: ilk itiraz onanmıştır (oy birliğiyle).
Madde 35 § 3 (b): Başvuranlar, tutukluluklarına karşı itirazlarına ilişkin Cumhuriyet savcısının görüşünün kendilerine tebliğ edilmediği gerekçesiyle çekişmeli yargı ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edilmesinden şikâyet etmektedirler.
İddialara göre ihlal edilen hakkın mahiyeti ile yerel mahkemelerin akıbeti ve dava konusu olaylar, Mahkeme’nin başvuranların haklarını kullandıklarında “önemli bir zarara” maruz kalmadıkları sonucuna vardığı davalardan önemli ölçüde farklıdır[2]. Önceki davalarda, başvuranlar Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında, medeni haklarının ya da başvuranın özgürlüğüne hiçbir etkisi olmayan ceza yargılamalarının belirlenmesi bağlamında, çekişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuşlardır.
Somut davada itirazların konusu ve sonuçları başvuranlar için, tutukluluklarının hukuka uygunluğuna ilişkin bir mahkeme kararı istediklerinden ve özellikle tutukluluk hallerinin yasadışı bulunması halinde söz konusu tutukluluk halleri son bulacağından, kritik bir öneme sahiptir.
Bu nedenle, yukarıdakiler ışığında ve demokratik bir toplumda özgürlük hakkının önemi göz önüne alınacak olursa, Mahkeme başvuranların itirazlarının incelenmesiyle ilgili yargılamalara uygun şekilde katılma haklarını kullanırken “önemli bir zarara” maruz kalmadıkları sonucuna varamayacaktır.
Sonuç: ilk itiraz reddedilmiştir (oybirliğiyle).
Mahkeme ayrıca, oybirliğiyle, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesinin, başvuranların itirazları incelendiğinde Cumhuriyet savcısının görüşünün kendilerine tebliğ edilmemesi sebebiyle ve Sözleşme’nin 5 § 5 maddesinin tazminat talep etme imkânı sağlayabilecek etkin bir hukuk yolu bulunmaması sebebiyle ihlal edildiğine karar vermiştir.
Madde 41: İhlâl tespit edilmesi, manevi zarar açısından yeterli bir âdil tazmin teşkil etmiştir.
[1] Koçintar/Türkiye (k.k.), 77429/12, 1 Temmuz 2014, 176 sayılı BilgiNotu
[2] Bk., diğerleri arasında, Holub / Çek Cumhuriyeti (k.k.), 24880/05, 14 Aralık 2010, 138 sayılı Bilgi Notu 138; ve Liga Portuguesa de Futebol Profissional / Portekiz (k.k.), 49639/09, 3 Nisan 2012, 151 sayılı Bilgi Notu
Full & Egal Universal Law Academy