Helhal / Fransa – 10401/12 - 19.2.2015 tarihli Karar [V. Bölüm]
Olaylar – 2006 yılından beri belden aşağısı felç olan ve dışkısını ve idrarını tutamayan başvuran şu anda otuz yıl olan hapis cezasını çekmektedir. 2010 yılının Ağustos ayında, cezaların infazından sorumlu hâkime, sağlık gerekçeleriyle cezasının askıya alınması talebiyle başvurmuştur. Başvuran, cezaevi ortamının engeline uygun olarak düzenlenmediği ve bu nedenle sadece tekerlekli sandalyeyle hareket edebildiği, duş almak için başka bir hükümlünün yardımına ihtiyaç duyduğu ve gördüğü psikoterapinin yetersiz olduğu konularında şikâyetçi olmuştur. 2011 yılının Şubat ayında cezaların infazından sorumlu mahkeme söz konusu başvuruyu reddetmiş ve iki mutabık sağlık raporunu dikkate alarak başvuranın sağlığının cezaevinde kalmasına elverişli olduğuna karar vermiştir. Ancak mahkeme, cezaevinin başvuranın ihtiyaçlarına göre düzenlenmediğini ve var olan düzenin iyileştirilmesi gerektiğini gözlemlemiştir. Başvuranın söz konusu karara itirazı reddedilmiştir.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 3: Başvuran, kendisini büyük oranda tekerlekli sandalyeye mahkûm eden bir engele sahip olduğundan – zaman zaman bastona veya yürüme desteğine dayanarak yürüyebilmesine rağmen – söz konusu şikâyetler, tutukluluğun zorluklarına ilişkin olarak engelleri yüzünden yaşadıkları zorluklar dikkate alınarak Devlet’in engelli bireylerin bakımını sağlama görevinin düzenlendiği ilkeler ışığında incelenmelidir.
Başvurana cezaevinde sağlanan bakımın niteliğine ve özellikle ulusal makamların başvuranın ihtiyaç duyduğu iyileştirici tedavinin sağlanması ve durumunda düzelme olanağı tanınması için kendilerinden makul olarak beklenebilecek bütün adımları atıp atmadığı meselesi kapsamında, cezaevinde üç yıl boyunca hiçbir psikoterapi sağlanmamıştır. Bu dönem boyunca, doktorların başvuranın uzmanlarca tedavi edilmesi gerektiğine yönelik ısrarlı tavsiyelerine rağmen, belirli hiçbir tedbir alınmamış ve başvuranın durumuna uygun psikoterapi tedavisi alması için hiçbir adım atılmamıştır. Ailesinden uzak olduğu gerekçesiyle nakledilme talebinde bulunmayan başvuranın tutumu, cezaevi ve sağlık merkezi yetkililerinin faaliyetsiz kalmalarını gerekçelendirmek için yeterli değildir.
Sağlık hizmetlerine ve özellikle duş kabinlerine erişim ve tutukluluk koşullarına ilişkin olarak, başvuran, hücrenin dışında oldukları ve tekerlekli sandalyeyle erişime müsait olmadığından, söz konusu hizmetlerden yardım almaksızın faydalanamamaktadır. Ayrıca, başvuranın durumu dikkate alındığında, günlük işlerinde kendisine yardımcı olması için görevlendirilen hükümlünün başvurana yıkanması için yardım etmesi gerekmektedir. Bu durum, Cezaevleri Tetkik Kurulunca kabul edilemez olarak nitelendirilmiştir. 2009 yılında bütün engelli hükümlülerin yardımcılarını kendilerinin seçmesine olanak sağlayan bir hükmün yürürlüğe girmesine rağmen, ilgili kriterin mevcut davaya uygulandığı farz edilse bile, söz konusu tedbir, başvuranın dışkısını ve idrarını tutamaması, mahremiyet yokluğu ve kendisine yardımcı olması için hükümlü bir başka arkadaşının görevlendirileceği gerekçeleriyle duş almakta zorlanan başvuranın ihtiyaçlarını gidermek için yeterli değildir. Söz konusu yardım, sağlık uzmanlarının bakımına ek olarak sağlanmamıştır ve başvurana yardım etmesi için görevlendirilen hükümlü, engelli bir kişiye yardımcı olmak için gerekli eğitimi almamıştır. Bu bağlamda, Mahkeme, başvurana hükümlü bir arkadaşı tarafından yardım edildiğinde, bu başvuranın özel ihtiyaçlarının karşılandığı anlamına gelmediğine veya bu kapsamda Devlet’in Sözleşme’nin 3. maddesi uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmeyeceğine hükmetmiştir.
Özet olarak, başvuranın devam eden tutukluluk hali tek başına Sözleşme’nin 3. maddesine uygundur, ancak yerel makamlar başvuranı söz konusu hükme aykırı bir şekilde muamele görmesinden korumak için ona gerekli bakımı sağlamamışlardır. Başvuranın ağır engelli olduğu ve hem dışkısını hem de idrarını tutamadığı göz önüne alındığında, iyileştirici tedavi olmadan tutuklu bulunduğu süre boyunca yalnızca hükümlü arkadaşının yardımıyla duş alabilmesi, başvuranın, tutukluluğun kaçınılmaz sıkıntılarının üzerinde bir zorluk yaşamasına neden olmuştur. Söz konusu koşullar, 3. maddeye aykırı olarak aşağılayıcı muameleye neden olmuştur. Yetkililerin başvuranı aşağılamak veya küçük düşürmek niyetiyle hareket ettiklerine işaret eden hiçbir gösterge olmaması varılan sonucu değiştirmemektedir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Madde 41: Manevi tazminat olarak 7.000 avro verilmesine karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy