Olay ve Olgular – Başvuran, nüfus kütüğünde, annesine ait olan “Henry” soyadı altında yer almıştır. Başvuran, babasından dolayı Cezayir ve annesinden dolayı Fransa olmak üzere, çifte vatandaşlık sahibidir. Başvuranın her iki ebeveyni de vefat etmiştir. Başvuran, erkek ve kız kardeşiyle birlikte, üç yaşında annesi tarafından terk edilmiştir. Baba çocuklarını yanına almış ve 1961 yılında Cezayir’e götürmüştür. Babası, ailesi ve arkadaşları başvurana her zaman Kismoun soyadıyla hitap etmişlerdir. Başvuran, belirtilen soyadını kullanarak 1963 ile 1970 yılları arasında Cezayir’de eğitim görmüş ve 1975 ile 1977 yılları arasında askerlik hizmetini yerine getirmiştir. Ayrıca, başvuran mevcut durumda, Cezayir nüfus kütüğünde belirtilen soyadıyla yer almaktadır. Başvuran 1977 yılında, Cezayir şehrinde yer alan Fransa Konsolosluğu aracılığıyla annesiyle iletişim kurmaya çalışmış ancak konsolosluk tarafından annesinin iletişim kurmak istemediği yönünde bilgilendirmiştir. Başvuran ayrıca bu olay üzerine, Fransa’da, Cezayir’de kayıtlı olan ismi Cherif Kismoun olarak değil, Christian Henry olarak kayıtlı olduğunu öğrenmiştir. Başvuran bu durumu düzeltme yoluna gitmiştir. Ancak, 2003 yılı Aralık ayında aldığı kararla başvuranın talebini reddeden Adalet Bakanlığına yaptığı itirazda dâhil olmak üzere, başvuranın itirazları bir sonuç vermemiştir.
Hukuki Değerlendirme – 8. Madde
(a) Uygulanabilirlik - Soyadı ve adın bireyin özel ve aile hayatıyla ilgili olduğu göz önünde bulundurulduğunda, şahısların soyadlarını ve adlarını seçme veya değiştirme hususu, Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamına girmektedir.
(b) Esas – Adalet Bakanlığının verdiği karar, Fransız hukuku uyarınca başvuranın kimliğiyle tamamen tutarlı bir soyadını değiştirip, yerine farklı bir soyadı getirmeyi reddetmesi anlamına gelmiştir. Mevcut dava, Devletin pozitif yükümlülükleri ile ilgili olmuştur.
Adalet Bakanlığı, başvuranın “Henry” soyadının değiştirilmesi yönündeki talebine yönelik kararını, kısmen, annenin menfaatinin bulunmamasına ilişkin delil yetersizliğine dayandırmıştır. Ancak, başvuranın “Kismoun” soyadını kullanmak istemesiyle ilgili özel sebeplerine ilişkin hiçbir inceleme yapılmamıştır. Başvuran sadece, soyunu yansıttığını belirttiği soyadının olası kullanımının, gerekli hukuki menfaati göstermek için yetersiz olduğuna yönelik bilgilendirilmiştir. Ulusal mahkemeler, duygusal bir iddianın esasına ilişkin inceleme yapılırken dikkate alınabilecek şahsi ve kişisel gerekçeler içeren başvuranın talebinin, kamu düzeni gerekliliği ile nasıl bağdaşmadığına ilişkin daha sonra hiçbir açıklama yapmamışlardır.
Adalet Bakanlığı tarafından Henry soyadıyla ilgili olarak öne sürülen gerekçe, başvuranın tek bir soyadı ile tanınmak istemesine önem vermemesi nedeniyle, başvuranın talebine yeterli cevap teşkil etmemiştir. Aslında başvuran ulusal makamlardan, Cezayir’de geliştirdiği kimliği tanımalarını talep etmekteydi. Kismoun soyadı ise, belirtilen kimliğin temel unsurlarındandı. Başvuran, Fransız ve Cezayir nüfus kütüğünde iki farklı kimlik altında kayıtlı bulunması nedeniyle ortaya çıkan uygunsuz duruma bir son vermek amacıyla, tek bir soyadı altında, yani çocukluğundan itibaren kullandığı soyadı altında kayıtlı olmak istemiştir. Soyadı, toplum içinde kişinin kimliğinin belirlenmesinin esas aracı olarak, özel ve aile hayatına saygı hakkıyla ilgili temel etkenlerin bir parçasıdır. Mahkeme ayrıca, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın da belirttiği üzere, bireyin tek bir soyadına sahip olmasının önemini vurgulamıştır. Ancak, ulusal makamların, başvuranın talebini reddetmek için dayandıkları kararların gerekçesinden anlaşıldığı üzere, yetkililerin, başvuranın talebinin kimlikle ilgili boyutunu dikkate almadıkları ve böyle yaparak kamu menfaati ile başvuranın önemli menfaatleri arasında denge sağlayamadıkları vurgulanmalıdır. .
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
46. madde: Ulusal makamlar, başvuranın tek bir soyadına sahip olmasındaki menfaatine gereken önemi göstermemişlerdir. Mahkeme, Sözleşme’nin 8. maddesine ilişkin ihlallerin giderilmesi için çeşitli yöntemlerin öngörülebildiğini dikkate alarak, alınması gereken önlemleri davalı Devlete belirtmenin gerekli olmadığı kanısındadır.
41. madde: Maddi tazminat olarak 4.000 avro ödenmesine karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy