182 No’lu (Şubat 2015) Bilgi Notu’ndan alıntıdır
Hutchinson / Birleşik Krallık – 57592/08 - 3.2.2015 tarihli Karar [IV. Bölüm]
Olaylar – Nitelikli hırsızlık, tecavüz ve üç cinayet suçlarını işlediği gerekçesiyle 1984 yılının Eylül ayında başvuran, önerildiği şekilde minimum 18 yıllık bir tarifeyle ömür boyu hapis cezasına mahkûm edilmiştir. 1994 yılının Aralık ayında, Dışişleri Bakanı başvuranı müebbet hapis cezasına mahkûm etmeye hükmettiği konusunda bilgilendirmiştir. Ceza Yargılaması Kanunu’nun 2003 yılında yürürlüğe girmesinin ardından, başvuran minimum hapis cezasının gözden geçirilmesi için başvurmuştur. 2008 yılının Mayıs ayında Yüksek Mahkeme, işlenen suçların ciddiyeti göz önüne alındığında söz konusu karardan sapmak için hiçbir neden olmadığına hükmetmiştir. Başvuranın temyiz başvurusu 2008 yılının Ekim ayında Temyiz Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvurusunda, başvuran serbest bırakılma olanağı olmazsızın ömür boyu hapis cezasına mahkûm edilmesinin Sözleşme’nin 3. maddesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 3: Dava, Dışişleri Bakanı’nın 2003 yılında yürürlüğe giren Ceza Yargılaması Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca ömür boyu hapis cezasına mahkûm edilen bir hükümlüyü serbest bırakma yetkisinin, başvuranın mahkûm edildiği ömür boyu hapis cezasını yasal ve etkili bir şekilde azaltılabilir kılmaya yeterli olup olmadığı konusuna ilişkindir. Vinter ve Diğerleri / Birleşik Krallık davasında, (hükümlünün ölümcül hastalığı veya fiziksel bir engeli olduğunda serbest bırakılabileceğini düzenleyen) Belirsiz Cezalar Kılavuzu’nun 12. Bölümü, 30. maddenin sağladığı yetkinin Sözleşme’nin 3. maddesine uygun şekilde uygulanıp uygulanamayacağı konusunda belirsizlikler içerdiğinden, Büyük Daire, kanunda belirsizlik olduğuna karar vermiştir. Ek olarak, Kılavuz’da değişiklik yapılmaması, ömür boyu hapis cezasına mahkûm edilen hükümlülerin, Dışişleri Bakanı’nın 30. madde uyarınca yetkilerini kullanmasına cevaz verecek istisnai koşulların sadece bir kısmını karşılayabilmeleri anlamına gelmektedir.
Ancak, Temyiz Mahkemesi, Vinter ve Diğerleri kararında detaylı olarak açıklanan endişelere ilişkin cevapları açıkça dile getirdiği bir karar vermiştir. R. / Newell; R / McLouglin[1] kararında, Yüksek Mahkeme, iç hukukta Dışişleri Bakanı’nın 30. madde uyarınca yetkisini Sözleşme’nin 3. maddesine uygun olarak kullanmak zorunda olduğu açık bir şekilde ifade edildiğinden, Kılavuz’un değiştirilmemesinin sonucu değiştirmediğine karar vermiştir. Ömür boyu hapis cezasına mahkûm edilen bir suçlu, cezası başladıktan sonra “istisnai koşulların” ortaya çıktığını kanıtlarsa, Dışişleri Bakanı söz konusu istisnai koşulların mazeret nedeniyle serbest bırakmayı gerekçelendirip gerekçelendirmediğini incelemelidir. Kılavuz’da yer alan politika göz önüne alınmaksızın, Dışişleri Bakanı bütün ilgili koşulları Sözleşme’nin 3. maddesine uygun olarak incelemelidir. Genel hukuk uyarınca uygulanan usule göre, Dışişleri Bakanı’nın bütün kararları, her bir davanın kendine has koşullarına göre gerekçelendirilmeli ve adli denetime tabi tutulmalıdır. Böylece, “istisnai koşullar” ve “mazeret nedeni” terimlerinin anlamları açıklanacaktır. Bu nedenle, Temyiz Mahkemesi’nin kararında, yerel mahkeme ömür boyu hapis cezasına mahkûm edilen bir hükümlüye, cezanın artık gerekçeli olmadığı anlamına gelen istisnai durumlarda, serbest bırakılma umudunu ve olasılığını sağlamıştır.
Burada olduğu gibi, ulusal mahkeme iç hukukun açıklığını ve hukuki duruşunu net bir şekilde dile getirilmiş olması göz önüne alındığında özellikle Mahkemece belirtilen şüpheleri ele aldığında, Mahkeme, yerel mahkemelerin iç hukuka ilişkin yorumlarını kabul etmelidir.
Sonuç: ihlal yok (bir oya karşı altı oy).
(Bk., Vinter ve Diğerleri / Birleşik Krallık [BD], 66069/09, 130/10 ve 3896/10, 9 Temmuz 2013, 165 sayılı Bilgi Notu).
186 No’lu (Haziran 2015) Bilgi Notu’ndan alıntıdır
Hutchinson / Birleşik Krallık – 57592/08 - 03.02.2015 tarihli karar [IV. Bölüm]
Nitelikli soygun, tecavüz ve üç cinayet suçu işlemesinden dolayı Eylül 1984’te mahkûm edilmesinin ardından, başvuran 18 yıllık asgari tarife önerisiyle ömür boyu hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Devlet Bakanı Aralık 1994’te başvuranı ömür boyu hapis cezasına mahkûm etmeye karar verdiği konusunda bilgilendirmiştir. 2003 tarihli Ceza Adaleti Kanununun yürürlüğe girmesinin ardından, başvuran asgari hapis cezası süresinin incelenmesi amacıyla başvuruda bulunmuştur. Yüksek Mahkeme, Mayıs 2008’de suçların ciddiyeti dikkate alındığında, bu karardan ayrılmak için herhangi bir gerekçe olmadığına karar vermiştir. Başvuranın itirazı Ekim 2008’de Temyiz Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Başvuran AİHM’e yaptığı başvuruda, serbest bırakılma olanağı içermeyen ömür boyu hapis cezasının Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı olduğunu iddia etmiştir.
Daire 3 Şubat 2015 tarihli kararla, bire karşı altı oyla, 3. maddenin ihlal edilmediği; zira Temyiz Mahkemesinin güncel kararının ardından, iç hukukun, ömür boyu hapis cezasına mahkum edilen bir suçluya, istisnai koşullar halinde, diğer deyişle cezanın artık haklı gerekçelere dayanmadığı durumlarda, serbest bırakılma olanağı sunduğu sonucuna varmıştır.
Dava 1 Haziran 2015 tarihinde başvuranın talebi üzerine Büyük Daireye havale edilmiştir.
[1] R. / Newell; R / Mcloughlin [2014] EWCA Crim 188.
Full & Egal Universal Law Academy