Jelić / Hırvatistan - 57856/11 - 12.6.2014 tarihli Karar [I. Bölüm]
Olaylar ve Olgular – 1991 yılının Kasım ayında Sırp kökenli başvuranın eşi evinden kaçırılmıştır. Daha sonra başvuranın eşi ölü bulunmuştur. Söz konusu ölüm hakkında yapılan soruşturmada yedi yıl boyunca etkili adımlar atılmamıştır. 1999 yılının Eylül ayında, Sisak Polisi, başvuranın eşinin öldürülmesi de dâhil olmak üzere 1991 ile 1995 yılları arasında meydana gelen Sırpların öldürülmesiyle bağlantılı olarak sorgulamalara başlamıştır. Bir süre sonra, bir tanık, başvuranın eşi ile birlikte Sırpların öldürülmesiyle ilgisi olduğu iddia edilen birçok isim vermiştir. 2013 yılında, Sisak Polisinde görevli eski bir kıdemli subay, ölümler nedeniyle sivil halka karşı savaş suçlarından suçlu bulunmuştur.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 2 (usulü yönünden): Başvuran, sorumlu kıdemli subayın suçlu bulunmasına rağmen, tanıkların isim olarak tespit ettiği gerçek suçlular aleyhinde dava açılmadığı gerekçesiyle eşinin ölümüne ilişkin olarak yürütülen soruşturmanın yetersiz olduğu konusunda şikâyetçi olmuştur. Mahkeme, savaş ve savaş sonrası toparlanma dönemlerinde Sırp sivillerin öldürülmesine ilişkin olarak yaşanan bazı gecikmelerin, yeni bağımsızlığını ilan eden, savaştan yeni çıkan ve düzenini kurmak için ve yetkililerinin tecrübe kazanması için zamana ihtiyacı olan bir Devlet olan Hırvatistan’daki genel duruma atfedilebileceğini kabul etmiştir.
En geç 2003 yılına kadar, yetkililer, başvuranın öldürülmesini emreden kişileri ve gerçek suçluları tespit etmelerini ve böylece daha çok soruşturma tedbiri alarak yükümlülüklerini yerine getirmelerini sağlayacak bazı bilgiler elde etmişlerdir. Söz konusu bilgilerin mahkûmiyet kararlarıyla sonuçlanıp sonuçlanmayacakları kesin olmasa da, yetkililerin Sözleşme’nin 2. maddesi uyarınca usulü yükümlülüklerini yerine getirmeleri için bir kişinin öldürüldüğü koşulların belirlenmesine ilişkin olası bütün yollara işaret edecekleri düşünülmüştür. Mevcut davada, soruşturmanın etkililiğini ortadan kaldıran eksiklik, yalnızca komuta sorumluluğu olan yetkililerin suçlu bulunmasıyla telafi edilemez. Savaş suçları kapsamında üstlerin cezalandırılması, astların kendi sorumluluklarından muaf olabilecekleri anlamına gelmemektedir. Sonuç olarak, kıdemli subay aleyhinde mahkûmiyet kararı verilmesine rağmen, Hırvatistan’ın 2. madde uyarınca usulü yükümlülükleri, ivedilikle ve makul çabuklukla en olası gerçek suçlular hakkında kovuşturma yapılmasını da gerektirmektedir. Mahkeme, tanıkların gerçek suçluları isim olarak tespit ettikleri bilgisinin ışığında, soruşturmada yaşanan gecikme nedeniyle Sözleşme’nin 2. maddesine aykırı olarak yeterli ve etkili bir soruşturma yürütülmediği sonucuna varmıştır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Madde 41: Manevi tazminat olarak 20.000 avro ödenmesine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy