Olaylar- Başvuran, 2009 yılında İsveç’e giriş yapan ve sığınma başvurusunda bulunan bir Somali vatandaşıdır. Başvuran, Mogadişu’da yaşadığı sırada özellikle El-Şebab’dan olmak üzere tehditler aldığını ve Somali’ye geri gönderilecek olması halinde bu örgütten gelecek ciddi bir tehlike altında olacağını iddia etmiştir. Göçmenlik Bürosu, başvuranın iddialarını mesnetsiz ve tutarsız bulmuş ve bu nedenle, başvuranın sığınma talebini reddetmiştir. Göçmenlik Bürosu, başvuranın, ailesinin bir kısmının yaşadığı Somali Bölgesine yeniden yerleştirilebileceği soncuna varmıştır. Göçmenlik Bürosunun vardığı bu karar, sonrasında Göçmenlik Mahkemesi tarafından onanmıştır.
Hukuki Değerlendirme – Madde 2 ve Madde 3: Mahkeme öncelikle, başvuranın Somali Bölgesine sınır dışı edilmesi olasılığını incelemiştir. Ancak, Mahkeme, söz konusu bölgede kabile bağlantılarının bulunmadığı göz önüne alındığında, başvuranın ülkenin ilgili bölgesine kabul edilmeme ihtimalinin yüksek olduğu kararına varmıştır. Bu nedenle Mahkeme, başvuranın menşe bölgesi olan Mogadişu’ya gönderilmesinin Sözleşme’nin 2. ve 3. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlaline yol açıp açmayacağı hususunu incelemek durumunda kalmıştır. Mogadişu’daki durum, Mahkeme’nin Sufi ve Elmi / Birleşik Krallık[1] davasını karara bağladığı ve Mogadişu’ya yapılacak tüm geri göndermelerin Sözleşme’ye aykırı olarak değerlendirileceği sonucuna vardığı 2011 yılının Temmuz ayından bu yana değişiklik göstermiştir. El-Şebab şehirden çekilmiştir ve şehir artık yeni bir idare ile yönetilmektedir. Uluslararası güvenilir kaynaklara göre, şehirdeki genel şiddet oranında düşüş olmuş, cephe savaşları ve bombardımanlar sona ermiş ve sıradan vatandaşların günlük hayatlarında belli bir düzeye kadar normalleşme meydana gelmiştir. Ayrıca, ilgili ülkeye ilişkin bilgiler, ne derecede olduğu açık olmasa da, halkın Mogadişu’ya geri dönüş yapmakta olduklarına işaret etmiştir. Söz konusu koşullarda, Mahkeme, ülkeye ilişkin mevcut bilgilerin mevcut genel durumun, şehirdeki herkesin Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı olacak bir muameleye uğrama riski altında olduğu bir nitelik taşımadığına işaret ettiği sonucuna varmıştır. Başvuranın bireysel koşullarına ilişkin olarak ise, kendisi El-Şebab’ın hedefinde olma riski bulunan herhangi bir gruba mensup değildir ve Mogadişu’da karısının yaşadığı bir evinin bulunduğu iddia edilmektedir. Ayrıca, Somali’ye geri dönmesi halinde hedef haline geleceği iddialarını, bu bağlamdaki savunmasının tutarsız ve eksik olması sebebiyle, destekleyememiştir. Son olarak, başvuran hem Göçmenlik Bürosu hem de Göçmenlik Mahkemesi tarafından dinlenmiş, başvuranın iddiaları dikkatli bir şekilde incelenmiş ve vardıkları sonuçlara ilişkin kapsamlı açıklamalar sunulmuştur. Başvuran, söz konusu koşullarda, Somali’ye dönmesi halinde öldürülme ya da kötü muamele görme riski altında olduğuna ilişkin olarak makul ve inandırıcı bir savunma yapamamıştır.
Sonuç: tehcir edilme bir ihlal teşkil etmeyecektir (ikiye karşı beş oyla).
[1] Sufi ve Elmi / Birleşik Krallık, 8319/07 ve 11449/07, 28 Haziran 2011, 142 sayılı Bilgi Notu.
Full & Egal Universal Law Academy