177 No’lu (Ağustos-Eylül 2014) Bilgi Notu’ndan alıntıdır
Karácsony ve Diğerleri/Macaristan – 42461/13 - 16.9.2014 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar — Söz konusu zamanda, başvuranların dördü de Macaristan Parlamentosu’nda muhalefet partisi milletvekilleriydi. Hükümeti yolsuzlukla suçlayan afişler açmaları sonrasında parlamentonun işleyişini büyük ölçüde aksattıkları gerekçesiyle, Parlamento Başkanı tarafından sunulan bir talep üzerine söz konusu milletvekilleri 170 avro (EUR) ila 600 avro arasında değişen para cezalarına çarptırılmışlardır. Bahse konu para cezalarına, genel kurul toplantısı sırasında müzakere edilmeksizin Parlamento tarafından karar verilmiştir.
Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptıkları başvuruda, parlamento oylaması esnasında afiş açtıkları gerekçesiyle haklarında para cezasına hükmedilmesine ilişkin kararların kendilerinin Sözleşme’nin 10. maddesi ile güvence altına alınmış olan ifade özgürlüğü haklarını ihlal ettiğinden şikâyetçi olmuşlardır.
Hukuki Değerlendirme – Madde 10: Başvuranlar hakkında verilmiş olan para cezaları kendilerinin ifade özgürlüğü haklarına ilişkin bir müdahale teşkil etmiştir. Söz konusu müdahale, kanunla öngörülmüş bir müdahaledir ve başkalarının haklarının korunması ve kamu düzeninin sağlanması gibi meşru amaçlar gözetmiştir.
Mahkeme, bahse konu müdahalenin orantılılığının değerlendirilmesinde, konuşmanın mahiyetini korunması hedeflenen meşru amaç bağlamında dikkate almış; dava konusu ifadelerin parlamentodaki ve parlamentonun itibarı üzerindeki etkilerinin niteliğini, uygulanan süreci ve yaptırımları göz önünde bulundurmuştur.
(a) İfadenin niteliği – Başvuranların dile getirdikleri görüşler en üst düzeyde siyasi bir öneme sahip ve bir demokrasinin işleyişiyle doğrudan alakalı olan kamusal bir meseleyi ilgilendirmektedir. Başvuran milletvekillerinin ana amacı, milletvekillerinden birine ya da herhangi başka bir bireye kişisel anlamda saldırmaktan ziyade parlamento çoğunluğunu ve Hükümeti eleştirmekti. Başvuranların parlamento oylamasına konu tasarı üzerine görüşlerini ifade etmek için bir imkânları olmuş olmasına rağmen, afişleri göstermek de kendilerinin siyasi ifadelerinin bir bölümünü teşkil etmiştir. Protestoya ilişkin açıklamada bulunma biçimleri, işlevleri ve etkileri bakımından müzakere sırasında kendilerine tanınmış olan konuşma yapma imkânı ile aynı tutulamaz. Demokrasinin ayrılmaz bir işlevi olarak azınlık görüşlerinin kamuya bildirilmesinin önemi göz önünde bulundurulduğunda, azınlık üyelerinin konuşmalarının sembolik yönlerini de dikkate alarak makul bir çerçeve içerisinde, sözlü olmayan bir yöntem de dâhil olmak üzere kendi görüşlerini ifade etmelerine olanak tanınmalıdır.
(b) Parlamentonun itibarı ve düzeni üzerindeki etkiler – Mahkeme, demokratik bir toplumda parlamentoda belirli kurallar çerçevesinde düzenli bir işleyişin ve anayasal kuruluşlara saygının önemini belirtmiştir. Ancak, Mahkeme, başvuranların afiş açmalarının çok önemli bir aksaklığa yol açmamış olduğu kanaatindedir; zira başvuranlar parlamento görüşmesini ya da oylamasını engellememiş veya geciktirmemiş, parlamentonun fiili işleyişini bozmamıştır.
Başvuranların Hükümetin politikalarına yönelttikleri suçlamalar Parlamentonun itibarını sorgulamamış ya da zedelememiştir. Ayrıca, söz konusu suçlamalar Parlamentonun itibarını istihzaya veya herhangi bir saygısızlığa maruz bırakmamıştır.
(c) Usul – Devletin bu alandaki takdir yetkisi göz önüne alındığında, yaptırım uygulamanın tartışmaya açık taraflılığı kendi başına Sözleşme’ye ilişkin bir ihlal teşkil etmemiştir. Ancak, Mahkeme, usule ilişkin olarak birkaç kusur tespit etmiştir. Bunlar şu şekildedir: başvuranlara yaptırım uygulanabileceğine ilişkin herhangi bir uyarıda bulunulmamış, Parlamento Başkanı başvuranların tutumlarının “ciddi bir şekilde rahatsız edici” olma sebebine ilişkin bir açıklama belirtmemiş ve para cezasına hükmeden karar genel kurul toplantısında müzakere edilmeksizin alınmıştır. Bu durum ise, olaylara ve kanunlara ilişkin meselelerin incelenmesi, delillerin incelenmesi ve olayların hukuki olarak nitelendirilmesi yönünde uygun bir oturum gerçekleştirildiğinin düşünülemeyeceğini göstermektedir.
(d) Yaptırımlar – Kişisel tahkirde bulunmaya ilişkin meseleler hakkında parlamentonun çıkardığı kanunlarda alışılmamış olmamakla birlikte, başvuranlara verilen para cezalarının Parlamentodaki muhalefet ya da azınlık partisinin yaptıkları konuşma ve dile getirdikleri ifadeler üzerinde caydırıcı bir etkisinin olduğu düşünülebilir.
Özetle, parlamentonun itibarının ve düzeninin ciddi bir biçimde etkilenmemiş ve söz konusu menfaatlerin muhalefetin ifade özgürlüğüne kıyasla daha önemli olduğunun gösterilmemiş olması nedeniyle, müdahalede bulunulması için herhangi bir mücbir sebep bulunmamaktadır. Bu nedenle, bahse konu müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olduğu değerlendirilemez.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle).
Madde 41: maddi tazminat karşılığında 170 avro ila 600 avro arasında değişen tutarların ödenmesin hükmedilmiştir.
182 No’lu (Şubat 2015) Bilgi Notu’ndan alıntıdır
Kardcsony ve Diğerleri / Macaristan - 42461/13 - 16.09.2014 tarihli Karar [II. Bölüm]
Söz konusu tarihte, başvuranların dördü de Macaristan Parlamentosunda yer alan muhalefet partisi üyeleriydi. Meclis Başkanı’nın sunduğu önerge üzerine, başvuranlara, Hükümeti yolsuzlukla suçlayan panoları göstererek meclis oylamasının önemli ölçüde aksamasına neden oldukları gerekçesiyle 170 ila 600 avro arasında değişen para cezaları verilmiştir. Söz konusu para cezaları, meclis genel kurulunda, herhangi bir müzakere yapılmaksızın verilmiştir.
Mahkemenin bir Dairesi, 16 Eylül 2014 tarihli kararıyla (bk. 177 sayılı Bilgi Notu), başvuranların Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamında koruma altına alınan ifade özgürlüğü haklarının ihlal edildiğine oybirliğiyle hükmetmiştir.
Somut dava ve benzer nitelikteki Szel ve Diğerleri / Macaristan davası (no. 44357/13), Hükümetin talebiyle, 16 Şubat 2015 tarihinde Büyük Daireye havale edilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy