AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARATAY / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 28377/11)
İHLAL KARARI
STRAZBURG
7 Mart 2023
İşbu karar kesin olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir
Karatay / Türkiye davasında,
Başkan,
Pauliine Koskelo,
Hakimler,
Lorraine Schembri Orland,
Davor Derenčinović
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
1971 yılında doğan ve İzmir’de ikamet eden ve İzmir Barosuna kayıtlı Avukat S. Cengiz tarafından temsil edilen Ali Karatay (“başvuran”) adlı bir Türk vatandaşı tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, 28 Nisan 2011 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Mahkemeye yapılmış olan başvuruyu (no. 28377/11);
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”), Sözleşme’nin 6, 8 ve 11. Maddeleri ile Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi kapsamındaki şikâyetlerin bildirilmesi ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilmez olduğunun beyan edilmesi kararını;
Hükümetin başvurunun bir Komite tarafından incelenmesine karşı itirazlarını reddeden kararı;
tarafların beyanlarını dikkate alarak,
7 Şubat 2023 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından,
aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir.
DAVA KONUSU
1. Başvuru esas olarak, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesi uyarınca, başvuranın avukata erişim hakkına getirilen sistematik kısıtlama ve polise verdiği ifadelerin mahkumiyetinde kullanılması ile Sözleşme’nin 8. maddesi uyarınca, avukatına yazdığı mektuba cezaevi yetkililerince müdahale edilmesi sebebiyle yazışmasına saygı gösterilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvuru ayrıca, başvuranın kasten suç işlediği gerekçesiyle kendisine verilen hapis cezasından kaynaklı olarak, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi uyarınca oy verme hakkının ve Sözleşme’nin 11. maddesi uyarınca vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti başkanlığı yapma veya denetleme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
SÖZLEŞME’NİN 6 §§ 1 VE 3 (c) MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA3. Hükümet, bu şikayetlerde ileri sürülen sorunların çözülmesi amacıyla tek taraflı deklarasyon sunmayı önerdiğini Mahkemeye bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca, Mahkemeden başvuruyu kayıttan düşürmesi hususunda talepte bulunmuştur.
4. Hükümet, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesinin ihlal edildiğini kabul etmiştir. Hükümet, ekli tabloda belirtilen tutarın başvurana ödenmesini teklif etmiş ve Mahkemeyi Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermeye davet etmiştir. Söz konusu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilecek ve Mahkeme tarafından kabul edilen kararın tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktarlara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmiştir.
5. Bu ödeme ile dava nihai çözüme kavuşturulacaktır.
6. Hükümetin tek taraflı deklarasyon koşulları 6 Eylül 2018 tarihinde başvurana gönderilmiştir. Mahkeme, 3 Ekim 2018 tarihinde, başvurandan, deklarasyon koşullarının Hükümete bildirilen şikayetlerden sadece birini kapsadığı gerekçesiyle, söz konusu koşulların reddedildiğine ilişkin bir yanıt almıştır.
7. Mahkeme, Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesinin “Mahkemenin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse”, başvuruyu kayıttan düşürmesine olanak sağladığını gözlemlemektedir.
8. Bu sebeple, başvuranın davanın incelenmesine devam edilmesini istemesine rağmen, Mahkeme, davalı Hükümet tarafından yapılan tek taraflı deklarasyon temelinde başvuruları 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürebilir (bk. özellikle Tahsin Acar / Türkiye (ilk itirazlar) [BD], no. 26307/95, §§ 75‑77, AİHM 2003-VI).
9. Mahkeme, Türkiye’ye karşı açılan davalar dahil olmak üzere, bazı davalarında, adli yardımın sistematik olarak engellenmesi ve avukat yokluğunda polise verilen ifadelerin başvuranları mahkûm etmek için kullanılması hakkındaki şikayetlere ilişkin uygulamasını ortaya koymuştur (bk. diğer kararlar arasında, Bayram Koç/Türkiye, no. 38907/09, 5 Eylül 2017; İzzet Çelik/Türkiye, no. 15185/05, 23 Ocak 2018; Canşad ve Diğerleri/Türkiye, no. 7851/05, 13 Mart 2018; Girişen/Türkiye, no. 53567/07, 13 Mart 2018; Ömer Güner/Türkiye, no. 28338/07, 4 Eylül 2018; Mehmet Duman/Türkiye, no. 38740/09, 23 Ekim 2018 ve Mehmet Zeki Çelebi/Türkiye, no. 27582/07, 28 Ocak 2020).
10. Mahkeme ayrıca, 7145 sayılı Kanun’un 31 Temmuz 2018 tarihinde yürürlüğe girdiğini dikkate almaktadır. Bu Kanun’un 4, 17, 18 ve 19. maddelerinde, Mahkemenin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde davayı kayıttan düşürme kararının akabinde, yerel mahkeme yargılamalarının veya soruşturmaların yenilenmesi talebinde bulunma hakkı öngörülmektedir. Mahkeme, ulusal yargılamaların yenilenmesinin, Sözleşme’nin ihlal edildiği iddiasına çözüm sağlamak için en uygun yol olduğunu birçok defa vurgulamıştır (bk. Salduz/Türkiye [BD], no. 36391/02, § 72, AİHM 2008 ve bu kapsamda yapılan diğer atıflar). Bu bağlamda, Mahkemenin Sözleşme ve Protokolleri kapsamında güvence altına alınan hakların ve özgürlüklerin korunmasındaki ikincil rolü dikkate alındığında, Sözleşme’nin herhangi bir ihlalinin giderilmesi öncelikli olarak ulusal makamların görevidir (bk. diğer kararlar arasında, Yacan/Türkiye (k.k.) [Komite], no. 69750/12, 21 Ekim 2021).
11. Yukarıdaki değerlendirmeler dikkate alındığında ve teklif edilen ve benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra Hükümet deklarasyonu kapsamında yer alan ikrarlar göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir (37. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi).
12. Yukarıdaki hususlar ışığında, Mahkeme Sözleşme ve Protokollerinde tanımlanan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmeye devam edilmesini gerektirmediği kanısındadır (37 § 1 maddesi, son cümlesi).
13. Mahkeme, son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması halinde, başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 2 maddesi uyarınca tekrar kayda alınabileceğini vurgulamaktadır (bk. Josipović/Sırbistan (k.k.), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
14. Yukarıdaki hususlar ışığında, başvurunun bu şikayete ilişkin kısmının kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur.
YERLEŞİK İÇTİHATLAR KAPSAMINDAKİ DİĞER İHLAL İDDİALARI HAKKINDA15. Başvuran ayrıca, avukatına yazdığı mektubun cezaevi yetkililerince açılmasına ve denetlenmesine ilişkin olarak Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamında şikâyette bulunmuştur. Başvuran, somut başvuruya konu mektubunun 6 Nisan 2011 tarihinde cezaevi idaresi tarafından avukatına iletildiğini ve idarenin, mektubun her sayfasına “görüldü” damgası bastığını belirtmiştir. Bu şikâyet, Mahkemenin yerleşik içtihadı kapsamına girmektedir. Mahkeme, bu şikâyetin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka herhangi bir gerekçeyle kabul edilemez olmadığını kaydetmiştir. Dolayısıyla, bu şikâyetin kabul edilebilir olduğuna karar verilmelidir. Elinde bulunan materyalleri inceleyen Mahkeme, daha önce verdiği kararlarda yer alan tespitleri ışığında, bu şikâyetin Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlaline işaret ettiği sonucuna varmıştır (bk. özellikle, Eylem Kaya/Türkiye, no. 26623/07, §§ 24-49, 13 Aralık 2016).
DİĞER ŞİKÂYETLER16. Başvuran ayrıca, kasten suç işlediği gerekçesiyle kendisine verilen hapis cezası nedeniyle Sözleşme’nin 11. maddesi uyarınca vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti başkanlığı yapma veya denetleme hakkının ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi uyarınca oy verme hakkının ihlal edildiği konusunda şikâyette bulunmuştur. Mahkeme, davaya konu olayları, tarafların beyanlarını ve yukarıda yer verilen tespitleri dikkate alarak, dava kapsamında ileri sürülen temel hukuki sorunu ele aldığı ve geri kalan şikayetler hakkında inceleme yapılmasına yer olmadığı kanısındadır (bk. Centre for Legal Resources on behalf of Valentin Câmpeanu/Romanya [BD], no. 47848/08, § 156, AİHM 2014).
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
17. Başvuran, manevi tazminat olarak 45.000 avro ve masraf ve giderler ile avukatlık ücreti bakımından 11.127 avro talep etmiştir. Başvuran, bu talepleri desteklemek amacıyla, avukatı tarafından hazırlanan bir zaman çizelgesini Adana Barolar Birliğinin 2017 yılına ilişkin ücret tarifesi ile birlikte ibraz etmiştir.
18. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
19. Mahkeme, başvuranın Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamındaki şikayetiyle ilgili olarak, başvurana, manevi tazminat olarak, yansıtılabilecek vergiler hariç olmak üzere 300 avro ödenmesine hükmetmiştir.
20. Mahkeme, elinde bulunan belgeleri dikkate alarak, tüm başlıklar kapsamında gerçekleşen masraflar için başvurana her türlü vergiden muaf tutulmak üzere 1.500 avro ödenmesinin uygun olduğu kanaatindedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Davalı Hükümet’in deklarasyon koşullarını ve belirtilen taahhütlerin yerine getirilmesine ilişkin düzenlemeleri dikkate alarak;Başvurunun Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesine ilişkin kısmının, Sözleşmenin 37 § 1 (c) maddesine uyarınca kayıttan düşürülmesine;Sözleşme’nin 8. maddesine ilişkin şikâyet bakımından başvurunun kabul edilebilir olduğuna;Başvuranın avukatına gönderdiği mektubun cezaevi yetkililerince açılmasına ve denetlenmesine ilişkin şikayetle ilgili olarak Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlal edildiğine;Sözleşme’nin 11. maddesi ve 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi kapsamındaki diğer şikayetlerin kabul edilebilirliği ve esası hakkında inceleme yapılmasına gerek olmadığına;-(a) (a) Davalı Devlet tarafından, başvurana, üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin ulusal para birimine çevrilmek üzere aşağıdaki meblağların ödenmesine:
(i) Manevi tazminat olarak, başvurana yansıtılabilecek her türlü vergi hariç 300 avro (üç yüz avro);
(ii) (ii) Masraf ve giderler bakımından, başvurana yansıtılabilecek vergiler hariç olmak üzere, 1.500 avro (bin beş yüz avro) ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
Başvuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddedilmesine karar vermiştir.İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 7 Mart 2023 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Pauliine Koskelo
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan