Bu çeviri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Araştırma – İçtihat Biriminin () desteğiyle hazırlanmış ve Anayasa Mahkemesinin intranet sayfasında yayınlanmıştır. Bu belgenin tekrar yayınlanma izni sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin HUDOC sayfasında yer alması amacına yöneliktir ().
This translation was made available with the support of the Turkish Constitutional Court Research and Case-law Department () and published on its intranet. The permission of reproducing this document has been granted for the sole purpose of its publication on the Court’s case-law database HUDOC ().
Cette traduction a été préparée avec le soutien de la Division de Recherche et de Jurisprudence de la Cour constitutionnelle turque () et publié sur son intranet. L’autorisation de reproduction de ce document est limitée à sa publication sur la page de jurisprudence HUDOC de la Cour européenne des droits de l’homme ().
ARAŞTIRMA VE İÇTİHAT BİRİMİ (ar-iç)
BİLGİ NOTU
AİHM KARARLARI
2013/42
KASAP VE DİĞERLERİ v. TÜRKİYE
(8656/10, 14/1/2014)
Karar metni
İlgili Maddeler
AİHS, 2 ve 13
Hak ve Özgürlükler
Yaşam hakkı, etkili başvuru hakkı
Anahtar Kelimeler
Devletin negatif ve pozitif/usuli yükümlülükleri, etkili başvuru hakkı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Davanın Özü
Başvurucuların erkek kardeşi, polis tarafından kovalanırken silahla yaralanıyor ve ardından vefat ediyor. Başvurucular kardeşlerinin güvenlik güçleri tarafından kasıtlı olarak öldürüldüğünü, yine olayın aydınlatılması adına resmi makamlarca etkili bir soruşturma yapılmadığını ve yargılama sonucunda verilen cezanın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması yoluyla ile etkisiz hale getirildiğini iddia ederek Sözleşmenin 2. ve 13. maddelerinin ihlal edildiğini belirtmektedir.
KARARIN ÖZETİ
Olaylar ve Olgular:
Başvurucular, erkek kardeşlerinin motosikletle dolaşırken ehliyeti olmadığından dolayı korkup polisten kaçarken polis tarafından silahla kasten vurularak öldürüldüğünü, olayın aydınlatılması adına resmi makamlarca etkili bir soruşturma yapılmadığını ve yapılan ceza yargılaması sonucunda ise polis hakkında verilen cezanın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile etkisiz hale getirildiğini ifade ederek yaşam hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir..
İddialar:
Başvurucular, AİHS’in 2 ve 13. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Hükümetin Savunması:
Hükümet, başvuru ile ilgili olarak başvurucuların başvuru formuna kısa özeti eklemeyerek mahkeme içtüzüğünde belirtilen başvuru koşullarını yerine getirmediğini, bu sebeple başvurunun kabul edilemez bulunması gerektiğini iddia etmekte.
Hukuki Değerlendirme:
. Mahkeme, Sözleşmenin 34 ve 35. maddelerinde bu yönde bir kabul edilebilirilik kriteri olmadığını belirterek hükümetin iddialarını yerinde görmemiş, başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir. Mahkeme ayrıca başvuruyu sadece yaşam hakkı açısından değerlendireceğini ifade etmiştir.
2. madde yönünden;
Mahkeme; ilk olarak başvurucularının erkek kardeşinin polis tarafından orantısız güç kullanmak suretiyle dikkatsizlik sonucu öldürüldüğünün, dolayısıyla devletin negatif sorumluluğun yerine getirilmediğinin ulusal yargı organlarınca da kabul edildiğini vurgulayarak, kendisinin bu hususta ayrıca değerlendirme yapmasına gerek olmadığını, yaşam hakkının bu yönüyle (negatif yükümlülük) ihlal edildiğini ifade etmiştir.
Mahkeme diğer taraftan yaşam hakkının pozitif ve usuli yükümlülükler içerdiğini, pozitif yükümlülüğün yaşam hakkını koruma adına etkili bir idari ve yasal sistem kurmayı içerdiğini, bu noktada ölüm olayı söz konusu olduğunda etkili bir ceza adalet sistemi tesis etmenin pozitif yükümlülüğün bir gereği olduğunu, usuli yükümlülüğün ise bir sonuç değil, süreç yükümlülüğü anlamına geldiğini önemli olanın olayın aydınlatılması adına etkili bir soruşturma yapılması olduğunu belirtmiştir. Mahkeme bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin kamunun hukuk ve adalete olan güveninin sağlanması adına önem arz ettiğini belirtmiştir.
Mahkeme prensip olarak ulusal yargı organlarınca verilen yaptırımların yerindeliğine müdahale etme durumunda bulunmadığını, ancak yaşam hakkı ve kötü muameleden korunma hakkının söz konusu olduğu durumlarda yargılama konusu fiil ile yaptırımın orantılı olması gerektiğini, aksi durumda kendisinin müdahale yetkisine sahip olduğunu belirtmiştir.
Mahkeme somut başvuruda; ulusal yargı organlarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ceza adalet sistemine zarar verdiğini, zira bu kararların faillere verilen cezaları etkisiz hale getirerek ceza adalet sisteminin caydırıcılığını ortadan kaldırdığını ifade etmiştir. Oysa Mahkemeye göre yaşam hakkının söz konusu olduğu durumlarda ulusal yargı organları takdir haklarını verilen cezaları etkisiz hale getirme yönünde değil, aksine bu tür suçların asla cezasız kalmayacağını topluma gösterme yönünde kullanmalıdır.
Mahkeme, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; Sözleşme’nin 2. maddesinin negatif, pozitif ve usul yükümlülükleri yönünden ihlal edildiğine, maddi tazminat istemlerinin reddine ve başvuruculara belli tutarda manevi tazminat verilmesine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy