AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAVAKLIOĞLU VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE
(Başvuru No. 15397/02)
KARAR
(Gözden Geçirme)
STRAZBURG
14 Haziran 2016
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Kavaklıoğlu ve diğerleri / Türkiye (6 Ekim 2015 tarihli kararın gözden geçirilmesine yönelik talepler),
Başkan,
Paul Lemmens,
Yargıçlar,
Işıl Karakaş,
Nebojša Vučinić,
Ksenija Turković,
Egidijus Kūris,
Robert Spano,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü, Stanley Naismith’in katılımıyla Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 24 Mayıs 2016 tarihinde gerçekleştirdiği kapalı oturumdaki müzakereler sonucunda anılan tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
USULTürkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (15397/02 No.’lu) davanın temelinde, yetmiş dört Türk vatandaşının 23 Eylül 2000 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması’na İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvuru bulunmaktadır.6 Ekim 2015 tarihli kararla ("Mahkeme kararı"), Mahkeme, Ankara’daki Ulucanlar Merkez Kapalı Cezaevi’nde 26 Eylül 1999 tarihinde başlatılan isyan karşıtı operasyona ilişkin koşullar nedeniyle, diğerlerinin yanı sıra, müteveffalar, Abuzer Çat ve Behsat Örs ile ilgili olarak, Sözleşme’nin 2. maddesinin hem esas hem de usul yönünden ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
Mahkeme aynı zamanda, manevi tazminat olarak, -Abuzer Çat’ın yakınları olan - başvuranlar, Hüseyin Çat ve Hasan Çat’a müştereken 50.000 avro ve Behsat Örs’e 5.000 avro ödenmesine karar vermiştir.5 Ocak 2016 tarihli faks ile, Hükümet, Sözleşme’nin 43. maddesi uyarınca, davanın Büyük Daire’ye gönderilmesini talep etmiştir.
Talebi çerçevesinde, Hükümet; Mahkeme kararının açıklanmasından önce, başvuranlar, Hüseyin ve Hasan Çat’ın da aralarında bulunduğu, Abuzer Çat’ın hak sahiplerinin, aynı olaylara dayanarak, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunduklarını ve 21 Mayıs 2015 tarihli kararla, Anayasa Mahkemesi’nin, (Sözleşme’nin 2. maddesiyle bağlantılı bir hüküm olan) Anayasa’nın 17. maddesinin usul yönünden ihlal edildiğini saptadığını ve ilgililere manevi tazminat olarak Türk lirası (TRY) ile ifade edilen meblağların ödenmesine karar verdiğini belirtmiştir. Böylelikle, Hükümet, Büyük Daire’yi, bu iki başvuranla ilgili olarak, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca, davayı kayıttan düşürmeye davet etmiştir.8 Ocak 2016 tarihli mektupla, mevcut davada başvuranların avukatı olan Kazım Bayraktar, Behsat Örs’ün, eşini ve 20 Ağustos 2001 doğumlu olan kızı Hazal Örs’ü geride bırakarak, 27 Ocak 2014 tarihinde hayatını kaybettiğini Yazı İşleri Müdürlüğü’ne bildirmiştir. Söz konusu avukat, Mahkeme İçtüzüğü’nün 80. maddesi anlamında, kararın gözden geçirilmesini ve hayatını kaybeden başvuranın iki varisini, adil tazmin bağlamında ödenmesine karar verilen tazminatın hak sahipleri olarak belirtecek şekilde, Mahkeme kararının hüküm kısmının değiştirilmesini talep etmiştir.Mahkeme, 23 Şubat 2016 tarihinde, tarafların taleplerini incelemiş ve K. Bayraktar’ın talebine ilişkin muhtemel görüşlerini sunması için Hükümete üç haftalık bir süre verilmesine karar vermiştir.
Mahkeme, Hükümetin talebinin yukarıda belirtilen kısmında Sözleşme’nin 43. maddesine atıfta bulunulmasına rağmen, bu talebin, Büyük Daire’ye başvurulması gerekmeksizin bundan böyle resen gözden geçirme talebi olarak yeniden nitelendirilmesi gerektiği kanaatine varmış ve söz konusu taleple ilgili olarak K. Bayraktar’a aynı süreyi vermiştir (bk., mutatis mutandis, Zwierzyński/Polonya (gözden geçirme), No. 34049/96, 6 Mart 2007).K. Bayraktar ve Hükümet, sırasıyla 16 ve 17 Mart 2016 tarihli mektuplarla görüşlerini bildirmişlerdir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. TARAFLARIN İDDİALARI
A. K. Bayraktar’ın talebiSaime Örs ve Hazal Örs’ün temsilcisi, Mahkeme kararının Behsat Örs’ün ölümü nedeniyle şüphesiz icra edilemeyeceğini ifade ederek, bu kararın gözden geçirilmesini talep etmektedir. Söz konusu temsilciye göre, ilgililerin, müteveffanın varisleri olarak, müteveffaya ödenmesine karar verilen meblağları almaları gerekmekteydi.Hükümet, Malhous/Çek Cumhuriyeti ((kabul edilebilirlik hakkında karar) [BD], No. 33071/96, AİHM 2000‑XII), ve Hristozov ve diğerleri/Bulgaristan (No. 47039/11 ve 358/12, AİHM 2012 (özetler)) davalarına atıfta bulunmakta ve somut olayda, murisin (de cujus) vefatına dair Mahkeme’yi bilgilendirmeden önce yaklaşık iki yıl bekleyen ve hak iddia eden bu iki kişinin, davanın kendileri adına devam etmesini sağlamak amacıyla gereken ilgiyi gösterdiklerinin kabul edilemeyeceği kanısına varmaktadır. Her halükarda, Hükümete göre, ilgililer, Mahkeme’nin genel menfaate yönelik sorunlar bakımından başvurunun incelemesini sürdürmesini haklı gösterebilecek koşulların varlığını ispatlayacak bir durumda da bulunmamaktaydılar.
B. Hükümetin talebi
Hükümet, 21 Mayıs 2015 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nin, Mahkeme’nin, müteveffa Abuzer Çat ile ilgili olarak, Sözleşme’nin 2. maddesinin usul yönünden ihlal edildiğini saptamasına neden olan aynı gerekçelerle, manevi tazminat olarak, Hüseyin Çat ve eşine müştereken 25.000 TRY (yaklaşık 7.611 avro) ve Hasan Çat’a 20.000 TRY (yaklaşık 6.088 avro) ödenmesine karar verdiğini hatırlatmaktadır. Hükümet, diğerlerinin yanı sıra, bu iki başvuranın, bu bağlamda Sözleşme’nin 2. maddesinin ihlali nedeniyle mağdur olduklarını bundan böyle ileri süremeyecekleri sonucuna varmaktadır. Avukat K. Bayraktar, buna karşılık, Mahkeme kararının aksine, Anayasa Mahkemesi’nin, Abuzer Çat’ın hayatını kaybetmesi nedeniyle esas yönünden ihlale ilişkin sorunu göz ardı ettiğini ve dolayısıyla, Abuzer Çat adına dava açan başvuranların Sözleşme’nin 2. maddesi bakımından mağdur olmaya devam edeceklerini ileri sürmektedir.
II.MAHKEME’NİN DEĞERLENDİRMESİ K. Bayraktar tarafından sunulan talebe ilişkin olarak, Mahkeme, Behsat Örs’ün 27 Ocak 2014 tarihinde hayatını kaybetmesiyle ilgili olarak noter tasdikli mirasçılık belgesinin kopyasını dikkate almaktadır. Mahkeme, bu belgenin, Saime Örs ve küçük kızı Hazal Örs’ün mirasçı statüsüne sahip oldukları yönündeki bilginin doğruluğunu şüphesiz onayladığını tespit etmektedir.
Böylelikle, mevcut durumun, örnek olarak, Lutz/Fransa gözden geçirme kararına (gözden geçirme), No. 49531/99, 25 Kasım 2003) konu edilen durumdan ayrı tutulmasına imkân verecek herhangi bir unsur bulunmamaktadır. Mahkeme dolayısıyla, İçtüzüğünün 80. maddesi uyarınca, bu hususta kararın gözden geçirilmesi gerektiği kanısına varmaktadır. Söz konusu maddenin ilgili bölümleri aşağıdaki gibidir:
"Taraflardan biri, mahiyeti gereği, son karar üzerinde belirleyici bir etkisi olan ve kararın tefhim edildiği tarihte, Mahkeme’nin bilgisi dâhilinde olmayan ve makul olarak, diğer bir tarafça da bilinmesi mümkün olmayan bir olayın varlığını öğrendiği takdirde, (...) Mahkeme’den söz konusu kararın düzeltilmesini talep edebilir. (...)" Mahkeme’nin yukarıda belirtilen hüküm açısından yeniden nitelendirdiği Hükümetin talebine ilişkin olarak, Hükümetin, başvuranlar, Hüseyin Çat ve Hasan Çat tarafından Anayasa Mahkemesi’nde başlatılan ve 6 Ekim 2015 tarihli kararın açıklanmasından önce sona eren bireysel başvuru sürecini göz ardı ettiğini iddia edemeyeceğini gözlemlemek gerekmektedir. Başvuranların, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunduklarına ve Mahkeme kararının açıklanmasından dört aydan fazla bir süre önce, 21 Mayıs 2015 tarihinde, söz konusu başvurunun sonuçlandırıldığına dair Mahkeme’yi bilgilendirmediklerinin anlaşılmasına rağmen, bireysel başvurunun ilerleme durumundan bizzat ve tamamen haberdar oldukları bir gerçektir.
Bununla birlikte, Mahkeme, Hükümetin, somut olayda söz konusu bireysel başvurunun sonucundan yararlanmasının engellendiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varmaktadır. Bu konuya ilişkin olarak, Mahkeme, mağdur kişilerin davalı devletten elde edemedikleri adil tazmini ilgililere sağlama hakkına sahip olsa bile (ilkeyle ilgili olarak, bk., De Wilde, Ooms ve Versyp/Belçika (madde 50), 10 Mart 1972, § 20, A serisi No. 14), buna karşın, bu tür bir durumda, Hüseyin Çat ve Hasan Çat’ın Sözleşme’nin 2. maddesinin usul yönü ve/veya bu maddenin Türk hukukunda bağlantılı olduğu, Anayasa’nın 17. Maddesi bağlamındaki şikâyetlere ilişkin olarak, aynı zararlar sebebiyle hem yerel mahkemeler hem de Mahkeme önünde elde edilebilecek iki ayrı tazminattan faydalanmalarına imkân veremeyecektir (Benzer bir yaklaşım için, bk.,Perişan ve diğerleri/Türkiye(No. 12336/03, § 118, 20 Mayıs 2010). K. Bayraktar’ın ileri sürdüğünün aksine (yukarıda 10. paragraf), Anayasa Mahkemesi tarafından ödenmesine karar verilen meblağların, yalnızca yaşamın korunması hakkının "usul yönünden ihlali" sebebiyle maruz kalınan zararla ilgili olması, herhangi bir önem ifade etmemektedir, zira bu meblağlar, ilgililere fiilen ödenmiş olsa bile, Mahkeme tarafından ödenmesine karar verilen toplam 50.000 avro tutarındaki meblağ çerçevesinde, Sözleşme’nin 2. maddesi bakımından söz konusu hakkın "usul yönünden ihlaline" - de - karşılık gelen paya eklenebilecektir. Mahkeme dolayısıyla, yine bu hususta, 6 Ekim 2015 tarihli kararının gözden geçirilmesinin uygun olacağı kanısına varmaktadır. Mahkeme sonuç olarak, 6 Ekim 2015 tarihli kararda belirtilen masraf ve giderlerin ödenmesine ilişkin mevcut haliyle uygulanması gerekecek özel koşullara (yukarıda anılan karar, §§ 306 ila 309) halel getirmeksizin, manevi tazminat olarak, Behsat Örs’ün varisleri, Saime Örs ve kızı Hazal Örs’e müştereken olmak üzere, - Behsat Örs’e daha önce ödenmesine hükmedilen meblağ olan - 5.000 avronun ödenmesine karar vermektedir. Müteveffa Abuzer Çat’ın varislerinin özel durumunu yeniden ele alarak Mahkeme, ilgililere ödenmesine karar verilen 50.000 avro tutarındaki meblağın (yukarıda anılan karar, § 301, i başlığı), yalnızca hak sahiplerinin manevi tazminat olarak ulusal düzeyde daha önce almış olabilecekleri tazminat göz önünde bulundurularak ödenmesi gerektiğini belirtmektedir. Böylelikle Mahkeme yeniden, manevi tazminat olarak, Hüseyin Çat ve Hasan Çat’a müştereken 50.000 avro ödenmesine karar vermektedir.
Aynı zamanda yalnızca, Anayasa Mahkemesi tarafından ilgililere ödenmesine karar verilen miktarların (yukarıda 9. paragraf) ödenmemesi durumunda, söz konusu meblağın tamamının ödenmesi gerekecektir. Aksi halde, Anayasa Mahkemesi’nin kararı gereğince, ilgililere manevi tazminat olarak fiilen ödenen meblağlar, Hükümetin bu mevcut karar gereğince ilgililere ödemesi gerekecek 50.000 avro tutarındaki meblağdan düşülecektir. Mahkeme, yeniden, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
Sözleşme’nin 41. maddesi uyarınca, iki tarafça sunulan, 6 Ekim 2015 tarihli kararın gözden geçirilmesine yönelik taleplerin kabulüne;
Sonuç olarak,
a) Davalı devletin, işbu kararın Sözleşme’nin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kesinleşeceği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere ve ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, manevi tazminat olarak aşağıdaki miktarları ödemekle yükümlü olduğuna;
i) Müteveffa Behsat Örs’ün varisleri, Saime Örs ve kızı Hazal Örs’e müştereken 5.000 avro (beş bin avro);
ii) Anayasa Mahkemesi tarafından 21 Mayıs 2015 tarihinde verilen karar gereğince aynı bağlamda kendilerine ödenebilecek her türlü meblağın düşülmesi suretiyle, başvuranlar, Hüseyin Çat ve Hasan Çat’a müştereken 50.000 avro (elli bin avro);
b) Yukarıda anılan sürenin bitiminden itibaren ve ödeme tarihine kadar, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere bu süre boyunca uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek basit faiz oranının uygulanmasının uygun olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş; ardından Mahkeme İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 14 Haziran 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Stanley NaismithPaul Lemmens
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy