AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYA VE DİĞERLERİ/TÜRKİYE
(Başvuru no. 3715/17 ve 3 diğer başvuru – ekli listeye bakınız)
KARAR
STRAZBURG
10 Şubat 2026
İşbu karar kesin olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Kaya ve diğerleri/Türkiye davasında,
Başkan
Jovan Ilievski
Hâkimler
Péter Paczolay,
Juha Lavapuro
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm);
Aşağıdaki listede yer alan başvuranların (“başvuranlar”), tabloda belirtildiği üzere farklı tarihlerde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yaptıkları başvuruları,
Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrası kapsamındaki şikâyetlerin o dönemde görevlisi Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi eski Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesi ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunun beyan edilmesi kararını,
Tarafların görüşlerini,
Hükümetin, başvuruların bir Komite tarafından incelenmesine karşı itirazının reddine dair kararı dikkate alarak,
20 Ocak 2026 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından aynı tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Mevcut başvurular, başvuranların, 6723 sayılı Kanun’un (bk. aşağıdaki 3. paragraf) yürürlüğe girmesinin ardından Yargıtay ve Danıştaydaki görev sürelerine vaktinden önce ve iddiaya göre keyfi şekilde son verilmesine ilişkin olarak mahkemeye erişimlerinin bulunmamasıyla ilgilidir. Başvuranlar, tek başına veya Sözleşme’nin 13. maddesiyle bağlantılı olarak Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğinden şikâyet etmişlerdir.
2. Olayların meydana geldiği dönemde başvuranlar, Yargıtay (3715/17, 15898/17 ve 18850/17 no.lu başvurulardaki başvuranlar) veya Danıştayda (3106/17 no.lu başvurudaki başvuran) üye olarak görev yapan hâkimlerdi.
3. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Temmuz 2016 tarihinde, istinaf mahkemelerinin kurulmasıyla üç dereceli bir yargı sistemine geçilmesi ışığında, Yargıtay ve Danıştayın daire sayısını ve bu dairelerin üye sayısını değiştirmek amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapan 6723 sayılı Kanun’u kabul etmiştir. 23 Temmuz 2016 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren6723 sayılı Kanun’un 22. Maddesi, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’na geçici 15. maddeyi eklemiştir. Benzer şekilde, 6723 sayılı Kanun’un 12. maddesi, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’na geçici 27. maddeyi eklemiştir. Bu hükümler, birkaç istisna dışında, sırasıyla Yargıtay ve Danıştayın tüm üyelerinin görev sürelerine son vermiştir. Başvuranlar, görev sürelerine 6723 sayılı Kanun ile son verilen yukarıda anılan mahkemelerin üyeleri arasındaydı (Kanun’un kabulünün bağlamı ve içeriği hakkında bk. Sözen/Türkiye, no. 73532/16, §§ 5-11, 9 Nisan 2024).
4. Daha sonra adı Hâkimler ve Savcılar Kurulu olarak değiştirilen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (“HSYK”), 25 Temmuz 2016 tarihinde Yargıtay ve Danıştaya yeni üyeler atamıştır. Mevcut davadaki başvuranlar yeniden atananlar arasında yer almadıkları için çeşitli diğer mahkemelere hâkim olarak atanmışlardır.
5. Yalnızca 15898/17 no.lu başvurudaki başvuran, görev süresine son verilmesiyle ilgili olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Söz konusu başvuranın başvurusu, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurmadığı gerekçesiyle, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle 24 Temmuz 2017 tarihinde reddedilmiştir (Komisyonun kurulmasının bağlamı hakkında bk. Köksal/Türkiye (k.k.), no. 70478/16, § 16, 6 Haziran 2017).
6. Diğer başvuranlar, bireysel başvurular çerçevesinde kanun hükümlerini inceleme konusunda anayasal yetkiye sahip olmadığını ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmamışlardır.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ7. Mahkeme, başvuruların konuları bakımından benzer olduklarını göz önünde bulundurarak, söz konusu başvuruları tek bir kararda müştereken incelemeyi uygun görmektedir.
SÖZLEŞME’NİN 6. MADDESİNİN 1. FIKRASININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA8. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası ve 13. maddesi uyarınca, 6723 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle Yargıtay ve Danıştaydaki görev sürelerine vaktinden önce ve iddiaya göre keyfi şekilde son verilmesine itiraz edebilmek amacıyla mahkemeye erişimlerinin engellendiğinden şikâyet etmişlerdir.
9. Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddesinin, 13. maddeye kıyasla özel hüküm (lex specialis) teşkil ettiğini, bu itibarla 13. maddenin gereklerinin 6. maddenin daha katı olan gerekleri içinde yer aldığını yinelemektedir (bk. Grzęda/Polonya [BD], no. 43572/18, § 352, 15 Mart 2022). Olayların hukuki nitelendirmesini yapma yetkisi kendisine ait olan Mahkeme (bk. Radomilja ve diğerleri/Hırvatistan [BD], no.lar 37685/10 ve 22768/12, § 126, 20 Mart 2018), başvuranların şikâyetlerini yalnızca Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası açısından incelemenin uygun olduğunu değerlendirmektedir (bk. Sözen/Türkiye, no. 73532/16, § 31, 9 Nisan 2024).
Kabul Edilebilirlik Tarafların Beyanları10. Hükümet, kabul edilemezliğe ilişkin bir dizi itiraz ileri sürmüştür. Hükümet öncelikle, başvuranların şikâyetinin Sözleşme hükümleriyle konu bakımından (ratione materiae) bağdaşmadığını ileri sürmüştür. İkinci olarak Hükümet, başvuranların Sözleşme’nin 6. maddesi anlamında bir “medeni hakka” sahip olmadıklarını savunmuştur. Hükümet ayrıca, başvuranların mahkemeye erişimlerinin bulunmamasının, Vilho Eskelinen ve diğerleri/Finlandiya ([BD], no. 63235/00, AİHM 2007-II) kararında ortaya konulan koşullar çerçevesinde haklı olduğunu ileri sürmüştür.
11. Hükümet dahası, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu bağlamda Hükümet, öncelikle mevcut başvuranlardan yalnızca birinin (15898/17 no.lu başvurudaki başvuran) görev süresinin 6723 sayılı Kanun ile sona erdirilmesine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğunu belirtmiştir. Hükümet, Anayasa Mahkemesinin 2018 ve 2019 yıllarında kanun hükümlerinden kaynaklanan şikâyetlerin kabul edilebilir olduğuna karar verdiği üç kararına atıfla, Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun mevcut davadaki diğer başvuranlar tarafından da tüketilmesi gereken etkili bir başvuru yolu teşkil ettiğini ileri sürmüştür. Buna ek olarak Hükümet, 15898/17 no.lu başvurudaki başvuranın, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna ilişkin iç hukuk yollarının tüketilmediği yönündeki tespitte maddi hata olduğu iddiası gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinden kararın düzeltilmesini talep edebileceğini ifade etmiştir.
12. Başvuranlar, Hükümetin argümanlarına itiraz etmişlerdir.
Mahkemenin Değerlendirmesi13. Konu bakımından (ratione materiae) bağdaşmazlık itirazına ilişkin olarak Mahkeme, aynı 6723 sayılı Kanun ile Danıştay ve Yargıtay hâkimlerinin görev sürelerine son verilmesine ilişkin benzer bir itirazı daha önce Sözen (yukarıda anılan karar, §§ 45-61) ve Tosun ve diğerleri/Türkiye ([Komite], no. 60220/16 ve diğer 83 başvuru, §§ 12-18, 11 Şubat 2025) kararlarında inceleyip reddettiğini ve Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının medeni yönünden uygulanabilir olduğunu değerlendirdiğini yinelemektedir. Dolayısıyla Mahkeme bu itirazı aynı gerekçelerle reddetmektir.
14. İç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin itirazlar bakımından Mahkeme, benzer itirazları daha önce Olcay ve diğerleri/Türkiye ([Komite], no. 59481/16 ve diğer 29 başvuru, §§ 15-22, 11 Şubat 2025) ve Tosun ve diğerleri (yukarıda anılan karar, §§ 21-29) kararlarında inceleyip reddettiğini yinelemektedir. Dolayısıyla, Mahkeme bu itirazları aynı gerekçelerle reddetmektir.
15. Mahkeme, bu başvuruların Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle de bağdaşmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, başvuruların kabul edilebilir olduğuna karar verilmelidir.
Esas Tarafların Beyanları16. Başvuranlar, 6723 sayılı Kanun uyarınca görev sürelerine son verilmesine ilişkin olarak mahkemeye erişimlerinin engellendiğini ve bunun meşru bir amaç gütmediğini ileri sürmüşlerdir.
17. Hükümet Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edilmediğini belirtmiştir. Hükümet, başvuranların görev sürelerine son veren 6723 sayılı Kanun’un, bölge adliye mahkemelerinin kurulmasıyla üç dereceli bir yargı sistemi oluşturmayı amaçlayan ve hukuk devletini güçlendirmeyi ve kamu güvenini artırmayı hedefleyen kapsamlı bir yargı reformunun parçası olduğunu ileri sürmüştür. Hükümet, söz konusu Kanun’un hâkimlik teminatına ilişkin kurallara getirilen haklı bir istisna teşkil ettiğini ve bireyleri görüşleri veya eylemleri temelinde hedef almadığını eklemiştir.
18. Hükümet ayrıca, 6723 sayılı Kanun’un başvuranların kazanılmış haklarına saygı gösterdiğini ve orantılı olduğunu ileri sürmüştür. Söz konusu Kanun, Yargıtay ve Danıştayın tüm üyelerinin görev sürelerine son vermiş olmakla birlikte, hâkimlerin unvan ve maaşlarını korumuştur. Hükümet, bağımsız HSYK’nın, görev süreleri yeni Kanun ile sona erdirilen kişiler arasından Yargıtay ve Danıştaya yeni üyeler seçtiğini ve Türk Anayasası’nın hâkimlerin azledilemezliğini güvence altına aldığını ancak görev süresinin uzunluğunu güvence altına almadığını ileri sürmüştür.
19. Son olarak Hükümet, görev süreleri 6723 sayılı Kanun ile sona erdirilen yüksek mahkeme üyelerinden bazılarının, Türk makamlarınca “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY)” olarak nitelendirilen silahlı bir terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm edildiklerini belirtmiştir.
Mahkemenin Değerlendirmesi20. Mahkemeye erişim hakkına ilişkin genel ilkeler, Zubac/Hırvatistan ([BD], no. 40160/12, §§ 76-79, 5 Nisan 2018) ve Sözen (yukarıda anılan, §§ 69-70) kararlarında özetlenmiştir.
21. Somut davadakine benzer koşulları olan Sözen (yukarıda anılan karar, §§ 71-78) kararında Mahkeme, başvuranın, görev süresine keyfi şekilde son verilmemesine ilişkin ileri sürülebilir hakkına dair gerçek ve ciddi uyuşmazlığın incelenmesi amacıyla ulusal mahkemelere erişiminin bulunmamasının haklı gösterilmediğine hükmetmiştir. Mahkeme, yargısal denetimin bulunmaması nedeniyle, davalı Devletin başvuranın mahkemeye erişim hakkının özünü zedelediğini tespit etmiştir (aynı karar, § 78).
22. Mahkeme, somut olayda, bu tespitinden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir sebep bulunmadığı kanısındadır.
23. Dolayısıyla Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası ihlal edilmiştir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA24. Başvuranlar, yerel mahkemeler ve Mahkeme önünde yaptıkları yargılama masraf ve giderlerinin yanı sıra maddi ve manevi tazminat talebinde de bulunmuşlardır.
25. Maddi zarar bakımından, 3715/17 no.lu başvurudaki başvuran, söz konusu tedbir sonucunda, aksi halde emeklilik tarihi olan 9 Ekim 2034’e kadar elde edeceği maaşının bir kısmını kaybettiğini ileri sürmüştür.
26. Manevi zarar bakımından başvuranlar, kendilerine karşı alınan tedbir nedeniyle üzüntü duyduklarını belirtmişlerdir. Başvuranlar, ekli tabloda belirtilen miktarları talep etmişlerdir (15898/17 no.lu başvurudaki başvuran talep ettiği miktarı belirtmemiştir).
27. Masraf ve giderler bakımından ise bazı başvuranlar, ekli tabloda belirtilen ve orada gösterilen destekleyici belgelerle birlikte sundukları çeşitli tutarları talep etmişlerdir.
28. Hükümet, başvuranların maddi zarara ilişkin taleplerinin dayanaktan yoksun ve aşırı olduğunu, ayrıca somut davanın konusuyla bağlantılı olmadığını ileri sürmüştür. Hükümet ayrıca, bir yandan başvuranların maddi ve manevi zarara ilişkin talepleri ile diğer yandan iddia edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmadığını savunmuştur. Bunun yanı sıra Hükümet, başvuranların manevi zarara ilişkin taleplerinin dayanaktan yoksun ve aşırı olduğunu ve Mahkemenin benzer davalarda hükmettiği miktarlarla örtüşmediğini ileri sürmüştür. Son olarak Hükümet, başvuranların masraf ve giderlere ilişkin taleplerini desteklemek üzere geçerli veya ikna edici belgeler sunmadıklarını savunmuştur.
29. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı kanısına vararak söz konusu talebi reddetmektedir. Bununla birlikte Mahkeme, manevi tazminat olarak, miktara yansıtılabilecek vergiler hariç olmak üzere, her başvurana 3.000 avro ödenmesine hükmetmektedir.
30. Masraf ve giderler bakımından Mahkeme, elindeki belgeleri dikkate alarak, destekleyici belgeler sunan başvuranlara (bk. ekli tablo), kendilerine yansıtılabilecek her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere söz konusu tabloda belirtilen tutarların ödenmesini makul bulmakta ve taleplerin geri kalanını ise reddetmektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE, Başvuruların birleştirilmesine, Başvuruların kabul edilebilir olduğuna, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine, Davalı Devlet tarafından her bir başvurana, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin ulusal para birimine çevrilmek üzere: Manevi tazminat bağlamında, miktara yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, 3.000 avro (üç bin avro); Masraf ve giderler bağlamında, başvuranlara yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, ekli tabloda belirtilen tutarların ödenmesine, Söz konusu üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme tarihine kadar, bu tutarlara Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına, Başvuranların adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup; Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 10 Şubat 2026 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Jovan Ilievski
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
EK
Dava Listesi:
Sıra no.
Başvuru no.
Dava adı
Başvuru tarihi
Başvuranın adı
Doğum tarihi
İkamet yeri
Uyruğu
Başvuranın temsilcisi
Manevi tazminat talebi (avro)
Avukatlık ücretlerine ilişkin talepler (avro) ve uygun durumlarda destekleyici belgeler
Diğer masraf ve giderlere ilişkin talepler (avro) ve uygun durumlarda destekleyici belgeler
Avukatlık ücretlerine ve diğer masraf ve giderlere ilişkin olarak ödenmesine hükmedilen miktarlar
1.
3715/17
Kaya/
Türkiye
20.12.2016
Mine KAYA
1969
Ankara
Türk
Ece KAYA
300.000
2.500
Hukuk hizmetleri sözleşmesi ve ödemenin ilk yarısına ait fatura
20
Mahkemeye gönderilen belgelerin posta ücretlerine ilişkin fatura
520
2.
13106/17
Arseven/Türkiye
26.12.2016
Muammer ARSEVEN
1968
Isparta
Türk
Hüseyin AYGÜN
250.000
-
-
-
3.
15898/17
Çatak/
Türkiye
26.12.2016
Nazmi ÇATAK
1963
Ankara
Türk
Mahir KIRMIZI
Belirtilmemiş
-
-
-
4.
18850/17
Yaman/
Türkiye
17.01.2017
Hamza YAMAN
1969
Ankara
Türk
Mehmet ÖNCÜ
50.000
1.500
Temsilci tarafından düzenlenmiş fatura
80
Mahkemeye gönderilen belgelerin posta ücretlerine ilişkin fatura
580