AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYA / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 332/13)
KARAR
STRAZBURG
12 Aralık 2017
İşbu karar nihai olup, bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Kaya / Türkiye davasında,
Başkan,
Julia Laffranque,
Hakimler,
Jon Fridrik Kjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 21 Kasım 2017 tarihinde gerçekleştirilen kapalı müzakereler sonucunda anılan tarihte aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın (no. 332/13) temelinde, Türk vatandaşı Mehmet Ali Kaya’ın (“başvuran”) 1 Kasım 2012 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (“AİHM” veya “Mahkeme”) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvuru bulunmaktadır.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuranın, Milli Savunma Bakanlığı tarafından gönderilen gizli belgelere erişim imkanı bulunmaması nedeniyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önündeki yargılamaların adil olmadığına ve diğer askeri hakimler ile aynı hukuki güvencelerden yararlanmayan iki subayın mahkeme heyetinde yer alması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanmadığına dair şikayetleri 3 Kasım 2016 tarihinde Hükümete tebliğ edilmiş ve başvurunun geri kalan kısmının AİHM İçtüzüğü’nün 54 § 3 maddesi uyarınca kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran 1966 doğumlu olup, Diyarbakır’da ikamet etmektedir.
5. Başvuran orduda subay olarak görev yapmaktaydı. Gizli soruşturma belgelerine dayanılarak, 1 Ağustos 1989 tarihinde başvuranın sözleşmesi feshedilmiş ve görevine son verilmiştir. Söz konusu tarihte, başvuranın gizli belgelere erişimi bulunmamaktaydı ve bahsi geçen karara karşı herhangi bir hukuk yolu mevcut değildi. Bunun ardından, 2011’de yeni bir kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, başvuran 7 Nisan 2011 tarihinde bir kez daha Milli Savunma Bakanlığına başvurmuş ve görevine iade edilmeyi talep etmiştir. Başvuranın talebi reddedilmiştir.
6. Başvuran 4 Ağustos 2011 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı kararının iptali için Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önünde dava açmıştır. Dava sırasında, davalı taraf gizli belgeleri mahkemenin değerlendirmesine sunmuştur. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 24 Nisan 2012 tarihinde başvuranın davasını reddetmiştir. Söz konusu karar 15 Mayıs 2012 tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
7. Söz konusu tarihte yürürlükte olan ilgili iç hukuka dair açıklamalar Yavuz / Türkiye ((k.k.), no. 29870/96, 25 Mayıs 2000), ve Tanışma / Türkiye (no. 32219/05, §§ 29-47, 17 Kasım 2015) kararlarında bulunabilir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞME’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
8. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine dayanarak, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi heyetinde yer alan iki subayın askeri makamların hiyerarşisi altında olmaları ve diğer askeri hakimler ile aynı hukuki güvencelere sahip olmamaları nedeniyle, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir şekilde yargılanmadığı hususunda şikâyette bulunmuştur. Başvuran ayrıca, yargılamalar sırasında Milli Savunma Bakanlığı tarafından Askeri Yüksek İdare Mahkemesine gönderilen gizli belgelere erişim sağlayamamasından ve Cumhuriyet savcısının söz konusu mahkemeye sunulan yazılı mütalaasının kendisine tebliğ edilmemesi gerekçesiyle söz konusu mahkeme önündeki yargılamaların adil olmamasından şikâyetçi olmuştur.
A. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında
1. Kabul edilebilirlik hakkında
9. Hükümet, başvuranın Sözleşme’nin 35. maddesi uyarınca Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlığı hakkındaki şikâyetinin, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmemesi gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini öne sürmüştür. Hükümet, bu bağlamda başvuranın askeri hâkimlerin reddini talep etmediğini belirtmiştir.
10. Mahkeme Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin kuruluş ve oluşumunun Anayasa ve kanunda açıkça belirtildiğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla, başvuranın mahkemenin oluşumu hakkında sadece heyetteki hâkimlerin ordu mensubu olmaları gerekçesiyle yapacağı her itiraz başarısızlığa mahkûm olacaktır (bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde, Yavuz / Türkiye (k.k.), no. 29870/96, 25 Mayıs 2000 ve Satık / Türkiye (no. 2), no. 60999/00, § 39, 8 Temmuz 2008).
11. Bu nedenle, ulusal makamlar önüne taşınan bu şekildeki bir talep, şikâyet edilen husus hakkında bir çözüm getirmeyecektir. Dolayısıyla, bu itiraz reddedilmelidir. Mahkeme ayrıca, söz konusu şikâyetin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi kapsamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle de bağdaşmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, başvurunun kabul edilebilir olarak beyan edilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
2. Esas hakkında
12. Mahkeme, daha önce benzer bir şikâyeti Tanışma / Türkiye (no. 32219/05, §§ 68-84, 17 Kasım 2015) davasında incelediğini ve Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, yukarıda anılan karardaki sonuçlardan ayrılmayı gerektirecek herhangi bir özel durum olmadığı kanaatindedir.
13. Bu nedenle, Mahkeme, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmaması bakımından, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
B. Gizli belgelere erişim hakkında
14. Başvuran Milli Savunma Bakanlığı tarafından gönderilen gizli belgelere erişim sağlayamaması sebebiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önündeki yargılamaların adil olmadığı hususunda şikâyette bulunmuştur.
15. Mahkeme, bu şikayetin yukarıda incelenmiş olan şikâyet ile bağlantılı olduğunu ve bu nedenle aynı şekilde, kabul edilebilir olduğunun bildirilmesi gerektiğini ifade etmektedir.
16. Mahkeme, başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir şekilde yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki tespitini dikkate alarak, söz konusu şikâyetlerin incelenmesine gerek olmadığı kanaatine varmıştır (bk. diğerleri arasında, Incal / Türkiye, 9 Haziran 1998, § 74, Karar ve Hüküm Derlemeleri 1998‑IV, ve Ükünç ve Güneş / Türkiye, no. 42775/98, § 26, 18 Aralık 2003; ve Yeltepe / Türkiye, no. 24087/07, § 33, 14 Mart 2017).
II. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
17. Başvuran 600.000 avro maddi tazminat, 100.000 avro manevi tazminat talep etmiştir.
18. Hükümet, söz konusu taleplere itiraz etmiştir.
19. Maddi tazminat ile ilgili olarak, Mahkeme Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine uygun olarak gerçekleştirilen yargılamaların sonucunun ne olacağı hakkında yorum yapamayacağını kaydetmektedir. Dolayısıyla, Mahkeme bu başlık altında hiçbir tazminata hükmedilemeyeceği kanaatindedir. Manevi tazminat ile ilgili olarak, Mahkeme, iç hukukta yapılan son değişiklikleri ve hukuk ve idare mahkemeleri önünde yargılamaların yenilenmesi ihtimalini göz önünde bulundurarak, hakkaniyet temelinde, başvurana 1.500 avro tazminat ödenmesine hükmetmiştir.
B. Masraf ve giderler
20. Başvuran ayrıca Mahkeme önünde gerçekleşen masraf ve giderler için 1.000 avro talep etmiştir.
21. Hükümet söz konusu talebe itiraz etmiştir.
22. Mahkeme içtihadına göre, bir başvuranın masraf ve harcamalarını geri alabilmesi için, söz konusu masraf ve harcamaların fiilen ve gerekli olduğu için yapılmış olduğunun belgelenmesi ve makul miktarda olması gerekmektedir. Söz konusu davada, başvuran avukatlık masraflarına ilişkin talebini belgeleyememiştir. Dolayısıyla, Mahkeme bu başlık altında herhangi bir miktara hükmetmemektedir.
C. Gecikme faizi
23. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğunu değerlendirmektedir.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve adil olmaması nedeniyle Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Başvuranın, Milli Savunma Bakanlığı tarafından Askeri Yüksek İdare Mahkemesine gönderilen gizli belgelere erişimin sağlayamadığına ilişkin şikâyetinin incelenmesine gerek olmadığına;
4. (a) Davalı Devlet tarafından başvurana, üç ay içerisinde yansıtılabilecek her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, manevi tazminat olarak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı devletin para birimine çevrilmek üzere 1.500 avro (binbeşyüz avro) ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren, ödeme gününe kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda, yukarıda bahsedilen meblağlara basit faiz uygulanmasına;
5. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve Mahkeme İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 12 Aralık 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy