AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KHALDAROV / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 23619/11)
KARAR
STRAZBURG
5 Eylül 2017
İşbu karar kesinleşmiş olup; bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Khaldarov /Türkiye davasında,
Başkan,
Julia Laffranque,
Hâkimler,
Jon Fridrik Kjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
4 Temmuz 2017 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Davanın temelinde, Ulugbek Khaldarov (“başvuran”) adlı bir Özbek vatandaşı tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesine uygun olarak, 23 Aralık 2010 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Mahkeme’ye yapılmış olan bir başvuru (no. 23619/11) bulunmaktadır.
2. Başvuran, İstanbul Barosuna bağlı avukatlar S.N. Yılmaz ve A. Yılmaz tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru, 28 Mart 2013 tarihinde, Hükümete iletilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran, 25 Nisan 2008 tarihinde, bir aylık vizesiyle yasal olarak Türkiye’ye gelmiştir.
5. Nisan 2008 tarihinden beri Türkiye’de yaşayan başvuran, 24 Nisan 2010 tarihinde, İstanbul Atatürk Havalimanı’ndayken polis tarafından gözaltına alınmıştır. Başvuran, aynı gün, havalimanı polisine ifade vermiştir. İfadesini içeren belgeye göre, başvuran, geçerli bir kimlik belgesi olmadığından ve Türkiye’ye yasadışı olarak giriş yaptığından şüphelenildiği konusunda bilgilendirilmiştir. Başvuran, bunu izleyen üç gün boyunca, havalimanı karakolunda tutulmuştur.
6. Başvuran, 27 Nisan 2010 tarihinde, İstanbul Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’ne gönderilmiştir. Başvuranın açıklamasına göre, söz konusu merkez, başvuran tutulduğu sırada aşırı kalabalıktı ve bu da hijyen sorunlarıyla sonuçlanmıştır. Bina böceklerle doluydu ve gıda kalitesi ve miktarı da oldukça düşüktü. Dahası, açık havada egzersiz yapma olanağı sağlanmamıştı.
7. Başvuran, 2 Haziran 2010 tarihinde, tahliye edilmek amacıyla İstanbul Sulh Ceza Mahkemesine başvurmuştur. İlgili mahkeme, aynı gün, başvuran bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanmadığı için yargı yetkisine haiz olmadığına karar vermiştir. Bu nedenle, ilgili mahkeme, talebin idare mahkemelerine yapılması gerektiğine hükmetmiştir.
8. Belirsiz bir tarihte, başvuran, İçişleri Bakanlığı’na sığınma talebinde bulunmuş ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (BMMYK) mülteci statüsü için başvuruda bulunmuştur.
9. Başvuran, 25 Haziran 2010 tarihinde, Bilecik ilinde bir sığınmacı olarak geçici ikamet izni almış ve aynı gün, Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’nden serbest bırakılmıştır.
10. Başvuranın temsilcisinin 4 Ocak 2017 tarihinde, verdiği bilgilere göre, 2016 yılında belirtilmemiş bir tarihte başvuran hakkında sınır dışı etme kararı verilmiştir. Başvuran, 20 Eylül 2016 tarihinden itibaren, sınır dışı edilmesi amacıyla İzmir Işıkkent Geri Gönderme Merkezi’ndetutulmaktadır Sınır dışı edilme kararına karşı başvuran tarafından açılan iç hukuk davası ve başvuranın mülteci statüsü için BMMYK’ya yaptığı başvuru işlemleri halen devam etmektedir.
II. İLGİLİ HUKUK VE UYGULAMA
11. Söz konusu zamana ait ilgili iç hukuk ve uygulaması ile ilgili uluslararası materyaller, Abdolkhani ve Karimnia /Türkiye (no. 30471/08 §§ 29-45, 22 Eylül 2009); Yarashonen / Türkiye (no. 72710/11, §§ 27-32, 24 Haziran 2014); ve Musaev / Türkiye, no. 72754/11, §§ 13-16, 21 Ekim 2014) davalarında bulunabilir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞME’NİN 5. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
12. Sözleşme’nin 5 § 1 maddesine dayanan başvuran, kanuna aykırı bir şekilde tutulduğu şikâyetinde bulunmuştur. Bununla beraber, başvuran, Sözleşme’nin 5 § 2 maddesi uyarınca, özgürlüğünden yoksun bırakılma gerekçeleri konusunda usulüne uygun olarak bilgilendirilmediği şikâyetinde bulunmuştur. Başvuran, sözleşmenin 5 §§ 3 ayrıca 4 ve 13. maddeleri uyarınca, özgürlüğünden alıkonulmasının bir mahkeme tarafından incelenmesini sağlayamadığını ileri sürmüştür. Son olarak, başvuran, Sözleşme’nin 5 § 5 maddesi uyarınca, bu şikâyetler bakımından iç hukukta tazminat hakkına sahip olmadığını ileri sürmüştür.
13. Hükümet başvuranın iddialarına itiraz etmiştir.
14. Mahkeme, ilk olarak, 5 §§ 3 ve 4 ve 13. madde kapsamında ileri sürülen şikayetin, Sözleşme’nin sadece 5 § 4 maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir (bk., Amie ve Diğerleri/Bulgaristan, no. 58149/08, § 63, 12 Şubat 2013).
A. Kabul edilebilirlik hakkında
15. Mahkeme, bu şikâyetlerin, Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Ayrıca, Mahkeme kabul edilemezliğe ilişkin başka herhangi bir gerekçe de bulunmadığını kaydetmektedir. Dolayısıyla, şikâyetlerin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
B. Esas Hakkında
1. Sözleşme’nin 5 §§ 1 ve 5 maddeleri
16. Mahkeme, ilk olarak, Hükümetin, Mahkeme’nin ilgili içtihadının farkında olduğunu belirttiğini kaydetmektedir. Bilhassa, Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye (no.30471/08 §§ 125-135-45, 22 Eylül 2009) ve Z.N.S./Türkiye (no. 21896/08 §§ 56-57, 22 Eylül 2009) davalarına atıfta bulunmuşlardır.
17. Mahkeme, hâlihazırda, bazı güncel kararlarda benzer şikâyetleri incelemiş ve yabancıların tutulmasına karar verilmesine ve tazminat almaya yönelik hukuk yollarının sağlanmasına ilişkin usuller bakımından Türk hukukunda söz konusu zamanda açık yasal hükümlerin bulunmamasından dolayı 5 §§ 1 ve 5. maddesinde ihlal olduğuna karar vermiştir (bk., yukarıda anılan Abdolkhani ve Karimnia, §§ 128-135; Yarashonen/Türkiye(no.72710/11, §§ 48 ve 50, 24 Haziran 2014); ve Musaev/Türkiye, no. 72754/11, §§ 39 ve 41, 21 Ekim 2014); ve Aliev/Türkiye, no. 30518/11, §§ 67 ve 69, 21 Ekim 2014). Mahkeme, Hükümetin, söz konusu kararlardaki tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek hiçbir argüman veya bilgi sunmadığını kaydetmektedir.
18. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 5 §§ 1 ve 5. maddesi ihlal edilmiştir.
2. Sözleşme’nin 5 §§ 2 ve 4. maddeleri
19. Hükümet, başvuranın Sözleşme’nin 5 §§ 2 ve 4. maddesi kapsamındaki şikâyetine cevaben, başvuranın 24 Nisan 2010 tarihinde tutulmasının gerekçeleri hakkında bilgilendirildiğini ve başvuranın tutulmasının hukuka uygunluğuna itiraz etmek amacıyla Anayasa’nın 36. ve 125. maddeleri uyarınca idare mahkemelerine başvurabileceğini ileri sürmüştür.
20. Başvuran iddialarını sürdürmüştür.
21. Mahkeme, başvuranın 24 Nisan 2010 tarihinde yakalandığını ve daha sonra, polis gözetiminde tutulduğunu gözlemlemektedir. Başvuran, aynı gün, geçerli bir kimlik belgesi bulunmadığından ve Türkiye’ye yasa dışı giriş yaptığından suçlandığını belirten bir belge imzalamıştır. Başvuran, 27 Nisan 2010 tarihinde, İstanbul Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’ne gönderilmiştir. Dolayısıyla, başvuran, 27 Nisan 2010 tarihinden itibaren, göç kontrolleri bağlamında tutulmaktaydı. Söz konusu tespit, başvuranın bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanmadığını belirten İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2 Haziran 2010 tarihli kararıyla desteklenmiştir. Mahkeme, bu bağlamda, dava dosyasında, başvuranın tutulmasının devam etmesinin gerekçeleri konusunda bilgilendirildiğini gösteren hiçbir bulgunun olmadığını gözlemlemektedir. Dolayısıyla Mahkeme, başvuranın 27 Nisan 2010 tarihinden itibaren tutulmasının gerekçelerinin, hiçbir zaman ulusal makamlarca başvurana iletilmediği sonucuna varmaktadır (bk., yukarıda anılan Abdolkhani ve Karimnia, §§ 137-138, ve Moghaddas /Türkiye, no. 46134/08, §§ 45-46, 15 Şubat 2011).
22. Mahkeme’nin yukarıda belirttiği üzere, başvuran, 27 Nisan 2010 tarihinden itibaren tutulmasının gerekçeleri konusunda usulüne uygun olarak bilgilendirilmemiştir. Bu olgu, başvuranın Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi uyarınca tutuklanma işlemine itiraz etmesi hakkını esastan yoksun bırakma etkisine sahipti (bk., Shamayev ve Diğerleri/Gürcistan ve Rusya, no. 36378/02, § 432, AİHM 2005‑III; yukarıda anılan Abdolkhani ve Karimnia, § 141; yukarıda anılan Moghaddas, §§ 49-50; ve yukarıda anılan Musaev, § 40). Bununla beraber, Hükümet, ulusal mahkemelerin talepleri hızlı bir şekilde incelediği ve yabancı uyruklu bir kişinin geri gönderme merkezinde tutulmasının kanuna uygun olmaması nedeniyle söz konusu kişinin serbest bırakılmasına karar verdiği ilgili zamanda verilen herhangi bir yargı kararı örneğini sunmamıştır.
Dolayısıyla, Sözleşme’nin 5 §§ 2 ve 4. maddesi ihlal edilmiştir.
II. BAŞVURANIN KUMKAPI GERİ GÖNDERME MERKEZİNDEKİ TUTULMASININ MADDİ KOŞULLARI İLE BAĞLANTILI OLARAK SÖZLEŞME’NİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
23. Başvuran, Sözleşme’nin 3. maddesine dayanarak, Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’ndeki maddi koşullarla ilgili şikâyette bulunmuştur.
24. Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
25. Hükümet, başvurunun bu kısmının, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Hükümet, başvuranın, idari veya adli mercilere başvuruda bulunup tazminat talep etmiş olması gerektiğini belirtmiştir.
26. Başvuran, şikâyetiyle ilgili olarak hiçbir uygun hukuk yolunun bulunmadığını belirterek Hükümetin argümanına itiraz etmiştir.
27. Mahkeme, halihazırda, kıyaslanabilir davalarda davalı Hükümet tarafından sunulan benzer görüşleri incelediğini ve reddettiğini kaydetmektedir (bk., yukarıda anılan Yarashonen, § 66; yukarıda anılan Musaev, § 55; ve Alimov/Türkiye, no. 14344/13, § 67, 6 Eylül 2016). Mahkeme, Hükümetin, ilgili zamanda idari veya adli makama başvurunun, tutukluluk koşullarının iyileştirilmesine ve/veya olumsuz maddi koşullar nedeniyle yaşanılan sıkıntı için tazminat ödenmesine yol açtığı durumlara ilişkin hiçbir örnek sunmaması halinde, yukarıda belirtilen davalardaki bulgularından ayrılmak için hiçbir neden görmemektedir. Bu nedenle, Mahkeme, Hükümetin itirazını reddetmektedir.
28. Mahkeme, bu şikâyetin, Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Mahkeme ayrıca, şikâyetin kabul edilemez olduğuna ilişkin başka bir gerekçe de bulunmadığı kanısındadır. Dolayısıyla, söz konusu şikâyetin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
B. Esas Hakkında
29. Hükümet, başvuranın Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’ndeki tutulma koşullarının, Sözleşme’nin 3. maddesi gerekliliklerine uyduğunu ileri sürmüştür. Hükümet, görüşlerini desteklemek üzere, belirtilmeyen bir tarihte çekilen bazı uyku ve ortak kullanım alanlarının fotoğraflarını ve aynı zamanda, başvuranın tutukluluğu sırasında çeşitli tarihlerde erkek tutukluların sayısının kaydedildiği kütüklerin kopyalarını sunmuştur.
30. Başvuran iddialarını sürdürmüştür.
31. Mahkeme, halihazırda, Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’ndeki özellikle aşırı kalabalıklaşma ile ilgili net kanıt ve açık havada egzersiz yapmaya erişimin olmaması gibi ttutulmanın maddi koşulları nedeniyle, 2010, 2011 ve 2012 tarihlerinde burada tutulmuş olan başvuranlar tarafından açılmış bazı davalarda Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine karar verdiğini kaydetmektedir (bk., yukarıda anılan Yarashonen, § 81; yukarıda anılan Musaev, § 61; ve yukarıda anılan Alimov, § 85). Mahkeme, yukarıda anılan davalarda, sırasıyla Haziran 2009, Mayıs 2012 ve Haziran 2012 tarihlerindeki ziyaretlerinin ardından, Avrupa İşkence ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezanın Önlenmesi Komitesi nin (“CPT”),Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ve BM Göçmenlerin İnsan Hakları Özel Raportörünün, merkezdeki aşırı kalabalıklaşma sorunu ve açık havada egzersiz yapma imkanının olmaması ile ilgili tespitlerine özellikle dikkat etmiştir (bk., yukarıda anılan Yarashonen, §§ 25, 28 ve 30). Mahkeme, Hükümetin söz konusu sonuçlardan ayrılmayı haklı kılabilecek hiçbir delil veya argüman sunmadığını gözlemlemektedir. Özellikle, dava dosyasında, yatakhanelerde yeterli kişisel alan bulunmaması yönündeki eksikliğin, geri gönderme merkezinde yeterli miktarda hareket özgürlüğü imkânıyla veya başvuranın açık havada egzersize erişiminin olmasıyla giderildiğini gösteren hiçbir delil bulunmamaktadır. Mahkeme, başvuranın Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’ndeki tutulma koşullarının, başvurana, tutulma işleminin kendisinde mevcut olan önlenemez ıstırap seviyesini aşan ve Sözleşme’nin 3. maddesinde yasaklanan aşağılayıcı muamele seviyesine ulaşan derecede bir sıkıntı yarattığı sonucuna varmaktadır (bk., yukarıda anılan Yarashonen, § 80).
32. Dolayısıyla, başvuranın Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’nde tutulduğu maddi koşullar nedeniyle Sözleşme’nin 3. maddesi ihlal edilmiştir.
III. BAŞVURANIN İSTANBUL ATATÜRK HAVALİMANINDA TUTULMASININ MADDİ KOŞULLARI İLE BAĞLANTILI OLARAK SÖZLEŞME’NİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
33. Başvuran, Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında, İstanbul Atatürk Havalimanı karakolundaki tutulma koşulları ile ilgili şikâyette bulunmuştur.
34. Mahkeme, başvuranın havalimanında tutulma koşulları ile ilgili olarak ayrıntılı bir beyanda bulunmadığını ve dolayısıyla bu başlık altındaki iddiasını kanıtlayamadığını gözlemlemektedir. Dolayısıyla, Mahkeme, bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
IV. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
35. Sözleşme’nin 41. maddesi aşağıdaki gibidir:
“Eğer Mahkeme bu Sözleşme veya Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.”
A. Tazminat
36. Başvuran, 24.000 avro manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
37. Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.
38. Hakkaniyet temelinde karar veren Mahkeme, başvurana, manevi tazminat olarak 10.000 avro ödenmesine hükmetmiştir.
B. Masraflar ve giderler
39. Başvuran, aynı zamanda, avukatlık masrafları için 4.130 avro, Mahkeme önünde gerçekleşen, seyahat giderleri, posta hizmeti ve tercüme gibi diğer masraf ve giderler için ise 554 avro ödenmesini talep etmiştir. Başvuran, yasal temsilcilerinin Mahkeme’ye başvuru kapsamında otuz beş saat hukuki hizmet verdiklerini gösterir bir iş cetveli, temsilcileriyle yaptığı bir hukuki hizmet anlaşmasını ve posta giderlerine yönelik bir fatura sunmuştur.
40. Hükümet, bu talepleri dayanaksız bularak itiraz etmiştir.
41. Mahkeme’nin içtihadına göre, bir başvuran, ancak masraf ve giderlerin fiilen ve zorunlu olarak yapıldığını ve miktar olarak makul olduğunu belgelendirebildiği takdirde, bunların geri ödenmesi hakkına sahiptir. Somut davada, Mahkeme, elinde bulunan belgeleri ve yukarıdaki kriterleri göz önünde bulundurarak, Mahkeme önünde oluşan yargılama masraflarını karşılamak üzere 3.026 avro ödenmesini uygun bulmuştur.
C. Gecikme Faizi
42. Mahkeme, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden hesaplanmasını uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
1. Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamındaki şikâyetlerin ve Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’nde tutulmasının maddi koşullarına ilişkin olarak Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamındaki şikâyetin kabul edilebilir ve başvurunun geriye kalan kısmının kabul edilemez olduğuna;
2. Sözleşme’nin 5 §§ 1, 2, 4 ve 5 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Başvuranın Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’ndeki tutulmakoşulları nedeniyle Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine;
4.
(a) Davalı Devlet tarafından, başvurana, aşağıdaki miktarların, üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin ulusal para birimine çevrilmek üzere ödenmesine:
(i) manevi tazminat olarak, yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere, 10.000 avro (onbin avro) ödenmesine;
(ii) Masraf ve giderler için, başvurana yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere, 3.026 avro (üçbinyirmialtı avro) ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktarlara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
5. Başvuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup; Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 5 Eylül 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy