Khlyustov – Rusya - 28975/05 - Karar 11.7.2013 [I. Daire]
Olaylar – Başvuran, Kasım 2003 ve Aralık 2005 tarihleri arasında, Rusya Federasyonu’ndan çıkış konusunda altı aylık bir dizi yasağa maruz kalmıştır. Söz konusu yasaklar, başvuranın üçüncü bir tarafa ilâmlı bir borcu kendi isteğiyle ödemediği gerekçesiyle, icra dairesi kararlarıyla getirilmiştir. Başvuran, malî koşulları ve iki muhtaç çocuğu ve hasta bir annesi olması nedeniyle, ödeme için süre talep etmiştir.
Hukuk – 4. No.lu Protokolün 2. Maddesi: Başvuranın ülkeden çıkma hakkına müdahale, 4. No.lu Protokolün 2. maddesinin amacı uyarınca “kanuna uygun” olarak gerçekleşmiştir. Müdahalenin, mahkemenin kendilerine getirdiği yükümlülüklerden kaçan vatandaşların Rusya’dan çıkış yapma hakkına geçici kısıtlamalar getirilmesine olanak veren ulusal hukukta (İcra Takibine ilişkin 1997 Tarihli Federal Yasa ve Rusya Federasyonu’na Giriş ve Çıkışa ilişkin 1996 Tarihli Federal Yasa) dayanağı bulunmaktaydı. Söz konusu mevzuat erişilebilir ve icra dairesine geniş bir takdir payı vermekle birlikte, yeterince öngörülebilirdi. Her halükârda, icra memurlarının kararlarının adlî incelemeye tâbi olması, keyfî müdahale karşısında güvenceler sağlamaktaydı. Söz konusu müdahale ayrıca, meşru bir amaç, yani başkalarının haklarını koruma amacını gütmekteydi.
Mahkeme; müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı sorusu ile ilgili olarak, ödenmemiş borçlar nedeniyle dolaşım özgürlüğüne getirilecek kısıtlamaların ancak bu kısıtlamalar söz konusu borcun tahsilini temin etme amacına katkıda bulunduğu sürece haklı gerekçelere dayandığını yinelemiştir. Bilhassa, ulusal makamlar, kısıtlamaların başlangıçtan itibaren geçerli oldukları süre boyunca haklı ve ölçülü olmasını ve haklılıkları konusunda düzenli yeniden incelemeler yapılmaksızın uzun süreler boyunca devam etmemesini temin etmek zorundaydı.
Anayasa Mahkemesi tarafından yorumlandığı şekliyle ulusal mevzuat gereğince; seyahat özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların doğrudan uygulanması ilâmlı borcun ödenmemesi halinde değil; ancak borçlunun mahkemenin kendisine getirdiği yükümlülüklerden kaçtığı hallerde gerekli olduğunun tespit edilmesi sonrasında mümkündü. İcra memurları; kararlarının gerekçelerini gösterir bir mahkeme kararı çıkarmak zorundaydı. Bununla birlikte başvuranın davasında, icra memurları kararlarını yalnızca başvuranın ilâmlı borcu kendi isteğiyle ödememiş olmasına dayandırmıştır. Başka hiçbir neden belirtmemişler ve bilhassa başvuranın ödemeden kaçmış olduğunu veya seyahat yasağının borcun tahsiline ne şekilde yardımcı olabileceğini ifade etmemişlerdir. Başvuranın özel durumunu veya davanın diğer ilgili koşullarını da incelememişlerdir. İcra memurlarının ardı ardına gelen kararlarının lafzı, zaman içerisinde değişmemiştir. Özetle, başvuranın ülkeden çıkma özgürlüğüne getirilen kısıtlama, başından itibaren geçerli olduğu süre boyunca, yalnızca borcu kendi isteğiyle ödememiş olmasına dayandırılmış ve haklılığı konusunda herhangi bir yeniden değerlendirme olmaksızın icra dairesi tarafından otomatik olarak uzatılmıştır. Bu durum; yerel mahkemeler tarafından düzeltilmemiş olup; söz konusu mahkemeler icra dairesi kararlarını gözden geçirirken seyahat kısıtlamalarının haklılığını veya ölçülülüğünü değerlendirmemiştir.
Sonuç olarak, yerel mahkemeler, başvuranın ülkesinden çıkış hakkına müdahalenin haklı veya geçerli olduğu süre boyunca ölçülü olmasını temin etme yükümlülüklerini yerine getirmemiştir.
Sonuç: ihlâl (oybirliğiyle).
41. Madde: Manevî tazminat olarak 2.000 avro; maddî tazminat talebi reddedilmiştir.
(Bk. ayrıca Ignatov / Bulgaristan, no. 50/02, 2 Temmuz 2009 ve Gochev / Bulgaristan no.34383/03, 26 Kasım 2009, Bilgi Notu 124)
Full & Egal Universal Law Academy