© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Daha fazla bilgi için, bu belgenin sonunda bulunan yazarın telif hakkı ile ilgili kısmı okuyabilirsiniz.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright indication at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
Mahkeme İçtihadına Dair Bilgi Notu No. 186
Haziran 2015
Khoroshenko - Rusya [BD] - 41418/04
Karar 30.6.2015 [BD]
Madde 8
Madde 8-1
Aile yaşamına saygı
Özel yaşama saygı
Ömür boyu hapis cezasına mahkum edilmiş bir mahpus için aile ziyaretlerinin uzun süre boyunca yasaklanması: ihlal
Olaylar –Halihazırda başvurucunun ömür boyu hapis cezasının infazı devam etmektedir. Özel rejime tabi ceza infaz kurumunda geçirdiği hapis cezasının ilk on yılı boyunca başvurucu sıkı infaz rejimine tabi tutulmuştur. Bu rejim, özellikle cezaevi ziyaretlerinin sıklığı ve süresi üzerinde sınırlamalar ve ziyaretçi sayısına yönelik bir kısıtlama ile ziyaretlerin denetlenmesine yönelik çeşitli tedbirler içermektedir. Başvurucu dış dünyayla yazılı olarak haberleşebilmektedir fakat kendisinin, acil durumlar dışında telefon görüşmesi yapması kesin olarak yasaklanmıştır.
Hukuki değerlendirme – Madde 8 : Başvurucunun, cezaevinde sıkı rejime tabi olarak geçirdiği hapis cezasının ilk on yılı boyunca yararlandığı ziyaretler üzerinde uygulanan tedbirler, 8. madde kapsamında kendisinin «özel yaşamına» ve «aile yaşamına» saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
Başvurucunun özel rejime tabi bir ceza infaz kurumunda, sıkı infaz şartlarında tutulmasının açık, erişilebilir ve yeterince belirgin bir yasal temeli bulunmaktadır.
Başvurucu on yıl boyunca dış dünyayla yazılı olarak haberleşebilmiş fakat diğer tüm iletişim biçimleri sınırlamalara tabi tutulmuştur. Başvurucu, acil durumlar dışında hiç telefon görüşmesi yapamamış ve altı ayda bir kez, iki yetişkin tarafından ziyaret edilebilmiştir. Bu ziyaretler ise dört saat sürmüştür. Bu sırada başvurucu ile yakınlarını cam bir bölme ayırmış ve duyma mesafesinde bir gardiyan her zaman hazır bulunmuştur.
Doğrudan yasada öngörülmüş olan ihtilaf konusu sınırlamalar, başvurucu üzerinde, başkaca bir etkenden bağımsız olarak, sadece ömür boyu hapis cezasına mahkum edilmiş olması nedeniyle uygulanmıştır. Bu rejim, on yıllık belirli bir süre için uygulanmakta olup cezanın infazı sırasında davranış bozukluğu nedeniyle uzatılabilmekte fakat kısaltılamamaktadır. Sınırlamalar aynı rejim çerçevesinde birlikte uygulanmakta olup, değişikliğe tabi tutulmaları mümkün değildir.
Rusya’da ömür boyu hapis cezasına, sadece sınırlı sayıda olan çok ağır ve tehlikeli suçlar için hükmedilebilmektedir ve mevcut durumda yetkililer, pek çok yarışan özel menfaat ile kamu menfaati arasında hassas bir denge kurmak zorunda kalmışlardır. Sözleşmeci Devletler ceza politikasını ilgilendiren meselelerde geniş bir takdir payına sahiptirler. Dolayısıyla, kural olarak bir cezanın ağırlığı ile belirli bir infaz rejimi türü arasında bağlantı kurulabileceği göz ardı edilemez.
Ömür boyu hapis cezasına mahkum edilmiş mahpuslar da dahil olmak üzere, mahpusların ziyaret haklarına ilişkin Avrupa ölçeğindeki düzenlemelere göre, ulusal merciler aile bağlarının kopmasını engellemekle ve ömür boyu hapse mahkum edilmiş mahpuslara, olabildiğince sıklıkla ve olağan şekilde düzenlenecek ziyaretler vasıtasıyla, aileleriyle makul düzeyde iyi bir iletişim kurma imkanı tanımakla görevlidirler. Cezaevi ziyaretlerinin düzenlenmesine dair uygulamalarda ciddi farklılıklar görülse de, ömür boyu hapse mahkum edilmiş mahpuslar için sözleşmeci Devletlerde öngörülen ziyaretler asgari olarak iki ayda birdir. Aynı şekilde sözleşmeci Devletlerin çoğu, mahpuslar arasında mahkumiyetleri temelinde bir ayrıma gitmemiştir ve genel olarak kabul gören ziyaret sıklığı ayda asgari bir kezdir. Bu bağlamda Rusya Federasyonu’nun Avrupa Konseyi içinde, cezaevi ziyaretlerini, ayrı bir grup olarak, tüm ömür boyu hapis cezasına mahkum edilmiş mahpuslar için uzun bir süre boyunca son derece düşük bir sıklıkla düzenleyen tek üye Devlet olduğu görülmektedir.
Bu durum karşısında, özel ve aile yaşamına bu alandaki müdahalenin kabul edilebilir sınırlarını tayin etme noktasında davalı Devlete bırakılan takdir payı daralmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin Haziran 2005’te verdiği kararın aksine Avrupa Mahkemesi, uygulanan infaz rejiminin, başvurucunun durumunu, uzun süreli hapis cezasına mahkum edilmiş ortalama bir Rus mahpusun durumuna nazaran ciddi ölçüde kötüleştiren bir dizi sınırlamaya sebep olduğu kanaatindedir. Ayrıca bu sınırlamaların kaçınılmaz olduğunu veya hapis cezasının bizatihi doğasından kaynaklandığını kabul etmek de mümkün değildir.
Hükümet, sınırlamaların «adaletin yeniden tesisini, suçlunun ıslahını ve yeni suçların işlenmesinin önlenmesini» amaçladığını ileri sürmüştür. İlgili dönem boyunca başvurucunun sadece bir hücre arkadaşı olmasına izin verilmiştir ve başvurucu, cezaları diğer mahpuslardan ayrı olarak infaz edilmekte olan ömür boyu hapse mahkum edilmiş hükümlülerden oluşan bir gruba dahil edilmiştir. Başvurucunun durumunda uygulanan sınırlamaların katılığı ve süresi, bilhassa da başvurucunun on yıllık bu süre boyunca yılda sadece iki kez kısa süreli ziyaret hakkından yararlanmış olması Mahkeme’yi şaşkınlığa uğratmıştır.
Mahkeme’nin yerleşik içtihadına göre, hukuka uygun olarak verilen bir tutma kararının açık bir biçimde Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamına girdiği hallerde mahpuslar, kişi özgürlüğü dışında, Sözleşme’yle güvenceye alınan hak ve özgürlüklerinin tamamından yararlanmaya devam ederler ve bir mahpus, salt mahkumiyet sonrası alıkonulan kişi statüsüne girmesi nedeniyle Sözleşme’yle korunan haklarını kaybetmez.
Ayrıca Rusya’nın konuya ilişkin mevzuatı, hükümlü, hükümlü yakınları ve ailelerinin menfaatlerini Sözleşme’nin 8. maddesinin gerektirdiği üzere uygun bir biçimde dikkate almamaktadır. Bu gereklilik aynı zamanda, ömür boyu hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar ile diğer mahpuslar arasında hiç bir ayrım yapmaksızın, tüm mahpuslar için asgari bir standart olarak, aileleriyle «kabul edilebilir» ve «makul ölçüde «iyi» düzeyde ilişki kurma hakkını tanıyan, aile ziyaretlerine ilişkin uluslararası hukukun diğer araçlarında ve uluslararası mahkemelerin ve yargı yerlerinin uygulamasında da yer almaktadır.
Hükümet, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına atıfta bulunarak, sınırlamaların suçluyu ıslah etme amacı taşıdığını ileri sürmüştür. Başvurucunun tabi tutulduğu ceza infaz rejimi, ilgilinin toplumla yeniden bütünleşmesini değil; daha ziyade onun tecrit adilmesini amaçlamaktadır. Oysa Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun, ömür boyu hapse mahkum edilen her mahpusun, cezasının yirmi beş yılının infazı tamamlandıktan sonra şartlı olarak salıverilebileceğini düzenlemektedir. Başvurucu gibi ömür boyu hapse mahkum edilen mahpuslara uygulanan infaz rejiminin aşırı katı niteliği, bu mahpusların aileleriyle ilişkilerini sürdürmelerini engellemekte ve dolayısıyla onların toplumla yeniden bütünleşmelerini teşvik etmek ve kolaylaştırmak yerine bunu ciddi anlamda zorlaştırmaktadır. Bu ayrıca, İşkence ve İnsanlıkdışı ya da Onur Kırıcı Muamele veya Cezanın Önlenmesi için Avrupa Komitesi’nin (CPT) konuyla ilgili tavsiye kararlarına ve Rusya bakımından 1973’ten beri yürürlükte olan Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 10 § 3 maddesine ve diğer pek çok uluslararası belgeye de aykırıdır.
Sonuç olarak, başvurucunun özel ve aile yaşamı üzerindeki, sadece mahpusun aldığı cezanın ağırlığı temelinde ziyaret sıklığının bu denli sınırlanmasından kaynaklanan müdahale, bu şekliyle Hükümet’in öne sürdüğü amaçlar bakımından orantısızdır. Bu tedbirin etkisi ayrıca, çok uzun süre uygulanması, doğrudan fiziksel temasın engellenmesi, cam bölme ya da metal parmaklıkla ayırma, ziyaretler sırasında sürekli bir gardiyan bulundurma ve azami yetişkin ziyaretçi sayısını sınırlama gibi usuller nedeniyle daha da artmıştır. Bu sebeple başvurucunun ailesiyle ilişkisini sürdürmesinin ilişkinin tüm tarafları için elzem olduğu bir dönemde, kendisinin, çocuğu ve yaşlı anne-babası ile iletişimini koruması özellikle zor bir hale gelmiştir. Ayrıca başvurucunun yakınlarından bazıları ve büyük ailesinin fertleri bu dönem boyunca başvurucuyu ziyaret edememişlerdir.
Başvurucunun ziyaret edilme hakkı üzerinde uygulanan çeşitli uzun süreli ve katı sınırlamalar dikkate alındığında ve cezaevi ziyaretlerini düzenleyen şikayet konusu rejimin, orantılılık ilkesine, ömür boyu hapse mahkum edilmiş mahpusların rehabilitasyonuna ve toplumla yeniden bütünleşmelerine gereken önemi atfetmediği göz önünde tutulduğunda, söz konusu tedbir, bir yanda başvurucunun özel ve aile yaşamının korunması hakkı ile öte yanda davalı Hükümetin ileri sürdüğü amaçlar arasında adil bir denge kurmamış ve davalı Devlet bu açıdan sahip olduğu takdir payını aşmıştır.
Karar : ihlaline (oy birliğiyle).
Madde 41 : manevi zarar için 6 000 Euro.
(Bkz. ayrıca Tutma Koşullarına ve Mahpuslara Yönelik Muameleye İlişkin Tematik Bilgi Notu)
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Yazı İşleri tarafından hazırlanmış bu özet Mahkeme’yi bağlamamaktadır.
İçtihat Bilgi Notları için buraya tıklayınız
© Avrupa Konseyi/Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin resmi dilleri Fransızca ve İngilizce’dir. Bu çeviri, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek Fonu’nun desteğiyle hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamaktadır ve Mahkeme, kalitesi konusunda herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının veritabanı olan HUDOC üzerinden () veya HUDOC’un bildirdiği başka veritabanları üzerinden yüklenebilir. Davanın isminin tamamen yazılması, yukarıdaki telif hakkıyla ilgili ifadeler kullanılması ve insan haklarına destek Fonu’na referans yapılması şartıyla ticari olmayan amaçlarla kullanılabilir. Bu çevirinin tamamını veya bir kısmını ticari amaçlarla kullanmak isteyen herkesin, bu durumu belirtilen adrese bildirmesi rica olunur: publishing@.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2015.
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2015.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund) Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy