Khoroshenko / Rusya – 41418/04 - 30.6.2015 tarihli Karar [BD]
Olaylar – Başvuran, şu anda müebbet hapis cezası çekmektedir. Özel rejim ıslah kolonisinde geçirdiği ilk on yıl boyunca, katı rejime tabi tutulmuştur (ziyaretlerin sıklığı ve uzunduğunun kısıtlanması ve ziyaretçi sayısının sınırlanması ve söz konusu ziyaretler sırasında çeşitli gözetim tedbirleri alınması). Başvuranın, dış dünya ile mektup yoluyla iletişim kurmasına izin verilirken acil durumlar dışında telefon görüşmesi tamamen yasaklanmıştır.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 8: Başvuranın katı bir rejime tabi tutulduğu on yıllık hapishane döneminde ziyaretlere ilişkin olarak alınan tedbirler, 8. madde kapsamında özel hayatına ve aile hayatına saygı hakkına müdahale teşkil etmektedir.
Özel rejim ıslah kolonisi kapsamında başvuranın tabi tutulduğu katı rejim uyarınca çektiği hapis cezası açık, erişilebilir ve yeterli hukuki dayanağa sahiptir.
On yıl boyunca, başvuran, yazılı olarak dış dünya ile iletişim kurabilmiştir, ancak diğer bütün iletişim yolları kısıtlamaya tabi tutulmuştur. Başvuran, acil durum dışında hiçbir telefon görüşmesi yapamamış, sadece her altı ayda bir olmak üzere dört saat boyunca iki yetişkin ziyaretçi ile görüşebilmiştir. Görüşmeler sırasında, başvuran ve yakınları arasında cam bir bölme bulunmuş ve bir cezaevi gardiyanı duyma mesafesinde beklemiştir.
Doğrudan kanunlarda öngörülen kısıtlamalar, başvurana, diğer bütün unsurlar gözetilmeksizin, yalnızca müebbet hapis cezası aldığı için uygulanmıştır. Söz konusu rejim, kötü davranış sergilendiğinde uzatılabilen ancak kısaltılamayan mahiyete sahip on yıllık sabit bir dönem boyunca uygulanmıştır. Kısıtlamalar, aynı rejimin uygulandığı sabit bir dönemle birleştirilmiştir ve değiştirilemez.
Müebbet hapis cezası, Rusya’da oldukça ciddi ve tehlikeli hareketle sınırlanmıştır. Mevcut davada, yetkililer birçok kişisel ve kamusal çıkarı hassas bir şekilde dengelemişlerdir. Sözleşmeci Devletler, cezalandırma kapsamında izlenen yollarda geniş bir takdir payı kullanmaktadırlar. Bu nedenle, ilke olarak, cezanın ağırlığının, en azından bir dereceye kadar, cezaevi rejimine tabi tutulabileceği göz ardı edilemez.
Avrupa’da hükümlülerin ziyaret haklarına ilişkin düzenlemelere göre, ulusal makamların, aile bağlarının kopmasını engelleme ve müebbet hapis cezası çeken hükümlülere mümkün olduğu kadar normal bir şekilde ve sıklıkta düzenlenen ziyaretlerle makul olarak iyi bir seviyede aileleriyle görüşme olanağı sağlama yükümlülükleri bulunmaktadır. Cezaevi ziyaretlerinin düzenlenmesine ilişkin uygulamalarda dikkate değer farklılıklar bulunmasına rağmen, Sözleşmeci Devletlerde, müebbet hapis cezası çeken hükümlüler için her iki ayda bir kereden az olmayacak şekilde cezaevi ziyaretlerinin asgari düzeyde sıklığı düzenlenmiştir. Ayrıca, Sözleşmeci Devletlerin çoğunluğu hükümlüleri cezalarına dayanarak ayırmamaktadır ve ziyaretlerin genel olarak kabul gören azami sıklığı en az ayda bir kezdir. Bu kapsamda, Rusya Federasyonu, müebbet hapis cezası alan hükümlülerin cezaevi ziyaretlerini aşırı düşük sıklıkta ve söz konusu rejimde uzun dönemlerle birleştiren Avrupa Konseyi yargı sınırı içindeki tek devlettir.
Bu durum, bu kapsamda özel hayata ve aile hayatına müdahalenin izin verilen sınırlarının değerlendirilmesinde davalı Devlet’e verilen takdir sınırlarının daraltılmasıyla sonuçlanmıştır.
Rusya Anayasa Mahkemesi’nin Haziran 2005 tarihli kararının aksine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ilgili rejimin kısıtlamalara tabi olduğu ve böylece, müebbet hapis cezası çeken ortalama bir Rus hükümlüyle karşılaştırıldığının başvuranın durumunu kötüleştirdiği görüşündedir. Söz konusu kısıtlamalar, hapis cezası kavramında kaçınılmaz veya olağan olarak görülemezler.
Hükümet, ilgili kısıtlamaların “adaletin sağlanması, suçlunun ıslah edilmesi ve yeni suçların önlenmesi” amaçlarını taşıdığını belirtmiştir. Başvuranın, ilgili dönem boyunca sadece bir tane hücre arkadaşı olmuştur ve başvuran, diğer hükümlülerden ayrı bir şekilde müebbet hapis cezalarını çeken hükümlüler grubuna aittir. Mahkeme, başvuranın davasında, kısıtlamaların ağırlığı ve süresi konularında ve daha çok, on yıl boyunca başvurana sadece yılda iki kısa ziyaret izni verildiği konusunda şaşkınlığını dile getirmektedir.
Mahkeme içtihadına göre, genel olarak, hükümlülerin özgürlük hakkı dışında Sözleşme uyarınca güvence altına alına bütün temel hak ve özgürlüklerinden faydalanmaya devam etmektedirler. Bu durum, kanunlara uygun olarak uygulanan tutuklamaların Sözleşme’nin 5. maddesinin kapsamına girdiği ve bir hükümlünün sadece mahkûmiyet kararının ardından tutuklanması nedeniyle Sözleşme’den doğan haklarını kaybetmediği hallerde geçerlidir.
Bu nedenle, ilgili Rus mevzuatında, hükümlünün ve yakınlarının veya aile üyelerinin çıkarları, Sözleşme’nin 8. maddesi, aile ziyaretlerine ilişkin diğer uluslararası hukuk belgeleri ve müebbet hapis cezası alan ve diğer hükümlüler arasında herhangi bir ayırım yapmaksızın bütün hükümlülerin “kabuledilebilir” veya “makul olarak iyi derecede” aileleriyle görüşmeleri kapsamında asgari bir standardı benimseyen uluslararası mahkemelerin uygulamaları uyarınca gerektiği gibi yeterince dikkate alınmamaktadır.
Anayasa Mahkemesinin kararına atıfta bulunarak, Hükümet, söz konusu kısıtlamaların suçlunun ıslah edilmesi amacını taşıdığını kabul etmiştir. Başvuranın tabi tutulduğu cezaevi rejimi, başvuranın reintegrasyonunu değil, daha ziyade başvuranı yalnızlaştırmayı hedeflemektedir. Ancak, Cezaların İnfazı Kanununda, müebbet hapis cezası çeken bir hükümlünün cezaevinde geçirdiği yirmi beş yılın sonunda şartlı salıverilme talebinde bulunabileceği öngörülmüştür. Başvuranın tabi tutulduğu rejimin katılığı nedeniyle, müebbet hapis cezası çeken hükümlüler aileleriyle iletişim kuramamaktadırlar ve bu nedenle bu durum sosyal bütünleşme ve rehabilitasyonu teşvik etmek ve sağlamak yerine ciddi bir şekilde karmaşık hale getirmektedir. Bu durum, Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesinin bu kapsamdaki tavsiye kararlarına, Rusya’da 1973 yılından beri yürürlükte olan Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesinin 10 § 3 maddesine ve ayrıca birçok başka belgeye aykırıdır.
Bu nedenle, başvuranın sadece cezasının ağırlığına dayanarak bir süre boyunca ziyaret sayısının uzun oldukça azaltılması nedeniyle özel ve aile hayatına müdahale edilmesi, Hükümet’in izlediği hedeflere karşı orantısızdır. Bu tedbirin etkisi, uygulana uzun süre ve ziyaretler sırasında doğrudan fiziksel temasın yasaklanması, metal parmaklıklar veya cam bir bölme vasıtasıyla ayrılma, devamlı olarak bir cezaevi gardiyanının yanlarında beklemesi ve ziyaret eden yetişkin sayısına konulan sınır gibi uygulamalara ilişkin kurallar nedeniyle arttırılmıştır. Bu durum, özellikle, başvuranın iletişim kurması elzem olan zamanlarda çocuğuyla ve yaşlı ebeveynleriyle iletişim sağlamasını zorlaştırmıştır. Ek olarak, bazı yakınları ve geniş aile üyeleri bütün bu süreç boyunca cezaevinde başvuranı ziyaret edememişlerdir.
Başvuranın cezaevi ziyaretlerine getirilen Çeşitli uzun süreli ve ağır kısıtlamalarla birlikte orantılılık ilkesinin gereğince göz önüne alınması için ve cezaevi ziyaretlerine ilişkin rejimin uzun süreli hapis cezası alan hükümlülerin rehabilitasyonu ve entegrasyonu amacına aykırı olduğu düşünüldüğünde, söz konusu tedbir, başvuranın özel ve aile hayatının korunması hakkı ve davalı Hükümet’in işaret ettiği hedeflere arasında adil bir denge kurulmasını sağlamamıştır.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle).
Madde 41: Manevi tazminat olarak 6.000 avro ödenmesine karar verilmiştir.
(Bkz., ayrıca Tutukluluk koşulları ve hükümlülere gösterilen muamele başlıklı Tematik Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy