AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KOPER / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no18538/05)
KARAR
(Adil Tazmin – Kayıttan Düşme)
STRAZBURG
21 Kasım 2017
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullara göre kesinleşecektir. Bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Koper/Türkiye davasında,
Başkan
Robert Spano,
Yargıçlar
Julia Laffranque,
Işıl Karakaş,
NebojšaVučinić,
Paul Lemmens,
Jon Fridrik Kjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi("İkinci Bölüm"), Daire olarak toplanarak, 31 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilen müzakerelerin ardından, aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (18538/05 No.lu) davanın temelinde, T.C. vatandaşı olan Ahmet Dündar Koper’in ("başvuran") 27 Nisan 2005 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (‘‘Sözleşme’’) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvuru bulunmaktadır.
2. Mahkeme, 13 Eylül 2011 tarihli bir kararla ("esas karar"), Sözleşme’ye 1. No.lu Protokolün 1. maddesinin ve Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiklerine karar vermiştir (Koper/Türkiye, No 18538/05, §§ 25 ve 30, 13 Eylül 2011).
3. Başvuran, Sözleşme’nin 41. maddesine dayanarak, maruz kaldığı kanaatine vardığı zararlarının tazmin edilmesi ve yerel mahkemeler ile Mahkeme önündeki yargılama için yaptığı masrafların giderilmesi adına birçok meblağ talep etmektedir.
4. Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanması konusu mevcut durumda bulunmaması nedeniyle, Mahkeme bu maddeyi saklı tutmakta ve Hükümet ile başvuranı kararın kesinleşeceği tarihten itibaren üç aylık bir süre içerisinde söz konusu görüşlerini yazılı olarak sunmalarına özellikle varacakları her türlü uzlaşmadan kendisinin haberdar olması için davet etmektedir (idem, § 35 ve hükmün 4. noktası).
5. Gerek başvuran gerekse Hükümet görüşlerini sunmuştur.
6. Dostane çözüme imkân verecek hiçbir uzlaşma sağlanmamıştır.
7. Yazı İşleri Müdürlüğü, 25 Ocak 2015 tarihli bir kararla, 23 Ocak 2014 tarihinde gerçekleşen başvuranın hayatını kaybettiği konusunda bilgilendirmiştir. Başvuranın mirasçıları Deniz Dürin Cole (8 Aralık 1954 tarihinde doğan) ve Murat Dara Koper (4 Ağustos 1958 tarihinde doğan) Mahkeme önünde yargılamayı takip etme ve başvuranın aynı avukatı ile temsil edilme kararı verdikleri konusunda bilgi sunmuşlardır. Hükümet, 10 Nisan 2015 tarihli bir kararla, başvuranın mirasçıları tarafından yargılamanın takip edilmesi için herhangi bir itirazın bulunmadığı konusunda Mahkeme’ye bildirmiştir. Uygulama düzeni nedenleriyle, mevcut kararda Ahmet Dündar Koper, hâlihazırda bu sıfatın mirasçılarına verilmiş olsa dahi, "başvuran" olarak anılmaya devam edecektir (Dalban/Romanya [BD], No 28114/95, § 1, AİHM 1999-VI ve Çakar c. Türkiye, No 42741/98, § 2, 23 Ekim 2003).
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME
8. Sözleşme’nin 41. maddesi uyarınca,
"Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder."
I. TARAFLARIN GÖRÜŞLERİ
A. Maddi Tazminat
9. Başvuran, maddi tazminat için toplamda 740.640 avro talep etmektedir.
Başvuran, talebini şu şekilde değerlendirmiştir: 123.715 m2’lik başvuruya konu olan mevcut taşınmazın değeri için 515.640 avro ve 1997 tarihinden bu yana ödenmiş olan vergiler ve edinilmesi gereken eksiklikler için 225.000 avro talep edilmektedir. Başvuran, taleplerine dayanarak, dört kişiden oluşan bir heyet tarafından 11 Temmuz 2008 tarihinde talebi üzerine düzenlenen bilirkişi raporunu dosyaya eklemiştir. Bu rapora göre, taşınmazın değeri 494.860 Türk lirasıdır (TRY) (yani yaklaşık 257.820 avro) yani taşınmazın metre karesi 4 TRY’ye tekabül etmektedir. Bu rapordan, bilirkişilerin bu tutara ulaşmak için aşağıdaki unsurları dikkate aldıkları anlaşılmaktadır. Bu taşınmaz, meyve, sebze ve tütünün yetiştirilmesi için kullanılmaktadır. Bu taşınmaz düzenli olarak sulanmakta ve organik tarımın uygulandığı bir bölgede bulunmaktadır.
Başvuran, bu raporda bilirkişiler tarafından belirlenen tutarın, sıradan kamulaştırma davası çerçevesinde belirlenen tutara tekabül ettiğini belirtmiştir. Başvuran, benzer durumda bu tutarın bir mahkeme önünde itiraz konusu olabileceğini ve tutarın yükselebileceğini eklemiştir. Dolayısıyla başvuran, ihtilaf konusu taşınmazın mevcut değerinin 515.640 avro olduğu kanaatine varmıştır.
Başvuranın mirasçıları, 22 Nisan 2015 tarihinde dosyaya eklenen görüşlerinde, ilgilinin daha önceki taleplerini yinelemişlerdir.
10. Hükümet, bu taleplerin spekülatif ve dayanaktan yoksun olduğunu değerlendirerek reddedilmesi için Mahkeme’yi davet etmektedir.
Hükümet, 18 Mayıs 2015 tarihli görüşlerinde, 36.312 m2’lik ihtilaf konusu taşınmazın bir kısmının orman sınırları dışında kaldığını ve yetkili makamlar tarafından yapılan değerlendirmeye göre bu taşınmazın ilgili kısmının 232.040.07 TRY (yani bu görüşlerin dosyaya eklendiği tarihten itibaren yaklaşık 78.910 avro) değerinde olduğunu Mahkeme’ye ifade etmiştir. Hükümet, yine ormanlık bölgeyi kapsadığı şeklinde değerlendirilen 87.402 m2’lik geriye kalan için, değerlendirme konusu yapılmadığını eklemiştir.
B. Manevi Tazminat
11. Ayrıca başvuran, manevi tazminat olarak 10.000 avro talep etmektedir.
Başvuran, esas hakkındaki yargılama sırasında, ihtilaf konusu taşınmazı 1966 yılında çocuklarının geleceğini sağlamak için ve zor günler olasılığına karşı satın aldığını iddia etmiş ve ilerleyen yaşında bu taşınmazından yoksun bırakılmasının, geri dönüşü olmayan belirsiz ekonomik bir duruma sürükleyeceğini belirtmiştir.
Başvuranın mirasçılarının temsilcisi, 2015 yılında, başvuranın manevi tazminat için talebini ilgililerin adına yinelemiş ve başvuranın başvuru yapıldıktan sonra hayatını kaybetmesi nedeniyle, bu talebin değerlendirmesini Mahkeme’nin takdirine bıraktığına karar vermiştir.
12. Hükümet, spekülatif ve dayanaktan yoksun olarak değerlendirdiği bu talebin reddedilmesini Mahkeme’den talep etmektedir.
C. Masraf ve Giderler
13. Ayrıca başvuran, sırasıyla yerel mahkemeler ve Mahkeme önünde yargılamalara ilişkin masraf ve giderler için 351.80 ve 4.431 avro talep etmektedir.
Başvuran, taleplerine dayanarak, yukarıda belirtilen tutarlara tekabül eden bütün hesap ayrıntılarını, faturaları ve makbuzları dosyaya eklemiştir. Ayrıca başvuran, 3.535 avro tutarın ödendiği doğrulanan ve temsilcisi tarafından imzalanan 11 Temmuz 2008 tarihli bir makbuz sunmuştur. Sonuç olarak başvuran, gerektiği takdirde Mahkeme tarafından uygun görülen tutarın % 10’nun temsilcisine ödenmesi için avukatlık ücreti sözleşmesi sunmuştur.
14. Hükümet, spekülatif ve dayanaktan yoksun olarak değerlendirdiği bu taleplerin reddedilmesini Mahkeme’den talep etmektedir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULANMASI VE BU KONUDA MAHKEME İÇTİHADI
15. Somut olayda ilgili iç hukuk ve uygulanması ve ormanlık bölgede bulunan taşınmazlara ilişkin davalarda adil tazmin ile ilgili olarak İçtihadı’nda, Mahkeme Gümrükçüler ve diğerleri/Türkiye (adil tazmin) (No 9580/03, §§ 17-19, 7 Şubat 2017) kararına atıfta bulunmaktadır.
III. MEVCUT İÇ HUKUK GELİŞMELERİ
16. Mevcut iç hukuk gelişmeleri, yukarıda belirtilen Gümrükçüler ve diğerleri (adil tazmin) (§§ 20-25) kararında da bulunmaktadır.
IV. HÜKÜMETİN TALEBİ
17. Hükümet, 22 Nisan 2016 tarihli bir yazıyla, Mahkeme önündeki bazı başvurular hakkında tazminat ödenmesiyle ilgili olarak, yönetmeliğe ilişkin 6384 Sayılı Kanun ile düzenlenen Tazminat Komisyonu’nun yetkilerine özellikle 25 Ocak 2016 tarihli bakanlık kararı ile iç hukukta yapılan değişiklikleri dikkate alarak, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4 fıkralarına dayanarak mevcut başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermesi talebinde bulunmuştur. Hükümet, bu konuda aşağıdaki şekilde kendisini ifade etmiştir:
"Mahkeme, Ümmühan Kaplan/Türkiye pilot kararında, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası anlamında makul süre gerekliliğiyle ilgili olarak, Türkiye’de gerek yapısal gerekse sistematik bir sorun bulunduğunu tespit etmiştir (Ümmühan Kaplan/Türkiye, §§ 48 ve 49, 20 Mart 2012).
Pilot kararına takiben, bir Tazminat Komisyonu tazminat ödenmesi için (6384 Sayılı Kanun) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde bazı başvuruların incelenmesi amacıyla kurulmuştur. Bu kanun, yargılamanın aşırı uzun süresi iddiaları için yeni bir başvuru yolu olarak düzenlenmiştir. Mahkeme, Müdür Turgut ve diğerleri/Türkiye isimli ve 56125/10 nolu başvuruyla ilgili olarak, 26 Mart 2013 tarihli kararında ve Demiroğlu ve diğerleri/Türkiye isimli ve 56125/10 nolu başvuruyla ilgili olarak, 4 Haziran 2013 tarihli kararında, yeni başvuru yolunun etkin ve erişebilir olduğu ve başvuranlara Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası anlamında, yargılamanın aşırı uzun süresiyle ilgili olarak, şikâyetlerinin giderilmesi için makul bin perspektif sunduğu gerekçesiyle, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğu sonucuna varmıştır.
Ayrıca Mahkeme, 6384 Sayılı Kanun’un, 23 Eylül 2012 tarihinden önce sunulan ve daha Hükümete tebliğ edilmeyen kendi önünde derdest olan bütün başvurulara uygulanabilir olduğunu kaydetmiştir. Aynı şekilde Müge Sargın (20236/06), Mahmut Bacak ve diğer 44 başvuru (18904/09) gibi kararlarda, Mahkeme 6384 Sayılı Kanun’un Hükümete tebliğ edilen ve yeni başvuru yolu olarak Komisyonun varlığı nedeniyle, kabul edilemez şeklinde karar verilen başvurulara uygulanabilir olduğunu belirtmiştir.
Mahkeme, Komisyon’un Türkiye’de erişebilir bir yol teşkil ettiği sonucuna varması üzerine Hükümet, 6384 Sayılı Kanun gereğince, Tazminat Komisyonu’nun yetkisinin genişletilmesi işleminde bulunmuştur. Komisyon’un yetkisi, 10 Şubat 2014 tarihli (16 Mart 2014 tarihli Resmi Gazete) bakanlık kararıyla genişletilmiştir. Ardından, Tazminat Komisyonu’nun yetkisi 206/8509 nolu ve 25 Ocak 2016 tarihli (9 Mart 2016 tarihli Resmi Gazetede) bakanlık kararıyla genişletilmiştir. Bundan böyle Tazminat Komisyonu, bu arada ormanlık bölgeyle ilgili olarak davaların değerlendirilmesi için yetkilidir. Nitekim 4. maddenin a) bendine göre, Tazminat Komisyonu 31 Ağustos 1956 tarihli ve 6831 Sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca, mülkiyetin tapusunun iptal edilmesi veya kadastro çalışmaları sırasında söz konusu mülkiyetin ormanlık bir bölgede yer almasının tespit edilmesi nedeniyle, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddia ederek yapılan başvuruların değerlendirilmesi için yetkilidir.
Dolayısıyla başvuranlar, yeni iç hukuk yoluna sahiptirler. Bundan böyle başvuranlar, telafi talebinde bulunmak için Tazminat Komisyonu’na başvurabilmektedirler."
V. MAHKEME’NİN KARARI
A. Maddi Tazminat
18. Hükümetin, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkralarına dayanarak, başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermesi yönündeki talebiyle ilgili olarak Mahkeme, başvurunun daha önce 13 Eylül 2011 tarihli esas kararında kabul edilebilir olduğuna karar verdiğini hemen kaydetmektedir (hükmün 1. noktası).
19. Ardından Mahkeme, genel kural olarak iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekliliğinin Sözleşme’nin 41. maddesi gereğince, kendi önünde sunulan adil tazmin taleplerine uygulandığını birçok defa belirttiğini hatırlatmaktadır. Nitekim şayet başvuranların, Mahkeme’ye başvurmadan önce başarısızlıkla sonuçlanan iç hukuk yollarını tükettikten sonra, adil tazmin elde etmeleri amacıyla diğer hukuk yollarını tüketmeleri halinde, Sözleşme ile öngörülen yargılamanın insan haklarının etkin korunmasıyla çok uyumlu olmadığı ve aynı zamanda Sözleşme’nin amacı ve konusuyla bağdaşmayan bir duruma sürükleyeceği anlaşılmaktadır (Bk., mevcut bir örnek için S.L. ve J.L/Hırvatistan (adil tazmin), No 13712/11, § 17, 6 Ekim 2016 ve içinde belirtilen davalar). Dolayısıyla Mahkeme, Hükümetin talebinin reddedilmesine karar vermiştir.
20. Bu nedenle Mahkeme, yukarıda anılan Gümrükçüler ve diğerleri (adil tazmin), kararında somut olayda olduğu şekliyle benzer hukukî bir konuya ilişkin başvuranların somut bir şekilde tazmin edilmesi imkânının ulusal düzeyde var olduğu ölçüde Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının c) bendine dayanarak, başvurunun kayıttan düşürülmesine yönelik hüküm verdiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, bu kararda "olay yerinde bulunan ve mülkiyetlere, kayıtlara ve arşive ve aynı zamanda diğer bütün uygulama yöntemlerine erişebilen yetkili organların şüphesiz mülkiyetin karmaşık konuları ve tazminatın belirlenmesi hakkında karar vermek ve değerlendirmek için daha iyi bir konumda olduğunu tespit etmiştir. (...)"(yukarıda anılan Gümrükçüler ve diğerleri (adil tazmin) §§28‑43).
21. Mevcut davanın incelenmesi çerçevesinde, farklı bir sonuca varılmasına imkân sağlayacak hiçbir özel koşulun bulunmadığını tespit edilmektedir. Öte yandan bu koşullarda ve Sözleşme tarafından öngörülen denetim mekanizmasının ikincil niteliğini dikkate alarak, Mahkeme başvurunun incelenmesinin takip edilmesine gerekli olmadığı kanaatine varmaktadır (Sözleşme’nin 37§1c) maddesi).
22. Ayrıca Mahkeme, somut olayda başvurunun incelenmesinin takip edilmesini gerektiren Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan insan haklarının korunmasını ilgilendiren özel koşulların bulunmadığı görüşündedir (Sözleşme’nin 37 § 1 in fine maddesi).
23. Mahkeme, bu sonuca varılması için koşulların desteklendiği şeklinde kanaate varması halinde, başvurunun yeniden kayda alınmasına karar vermek için Sözleşme’nin 37. maddesinin 2. fıkrasının kendisine tanıdığı yetkiyi dikkate aldığını belirtmektedir (yukarıda anılan Gümrükçüler ve diğerleri (adil tazmin), § 42).
24. Sonuç olarak başvurana göre, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edilmesinden kaynaklanan maddi zararın tazmin edilmesi talebiyle ilgili olarak, Sözleşme’nin 41. maddesine ilişkin dava kısmının kayıttan düşürülmesine gerek yoktur.
B. Manevi Tazminat
25. Başvurana göre, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edilmesiyle kaynaklanan manevi zarar için tazmin edilmesi talebiyle ilgili olarak, Mahkeme ilgilinin özellikle hukukî güven durumunda olduğuna inanarak yıllarca kullandığı ve iyi niyetle sahip olduğu mülkiyetinden yoksun bırakılmasıyla meydana gelen çaresizlik ve hayal kırıklığı duygusu nedeniyle, bir zarara maruz kaldığını değerlendirmektedir. Bu koşullarda, Mahkeme elde ettiği bütün delil unsurlarını dikkate alarak ve Sözleşme’nin 41. maddesinin öngördüğü şekliyle hakkaniyetle karar vererek, başvuranların mirasçılarına müştereken manevi tazminat olarak 6.000 avro ödenmesine karar vermiştir (Bk., diğer kararlar arasında, yukarıda anılan Sarısoy/Türkiye, No 19641/05, § 22, 13 Eylül 2011, Ali Kılıç ve diğerleri/Türkiye, No 13178/05, § 35, 13 Eylül 2011, Tongün/Türkiye, No 8622/05, § 38, 27 Eylül 2011, Adem Yılmaz Doğan ve diğerleri/Türkiye (adil tazmin), No 25700/05, § 14, 18 Ekim 2011 ve Gümrükçüler ve diğerleri (adil tazmin), § 44).
C. Masraf ve Giderler
26. Mahkeme İçtihadı’na göre, bir başvuranın Mahkeme önünde yaptığı masraf ve giderlerinin doğruluğunu, gerekliliğini ve oranlarının makul niteliğini ispatladığı takdirde, bu masraflar başvurana iade edilebilmektedir (Iatridis/Yunanistan (adil tazmin) [BD], No31107/96, §54, AİHM 2000‑XI). Somut olayda, Mahkeme sahip olduğu belgeleri ve yukarıda belirtilen kriterleri dikkate alarak, başvuranın mirasçılarına müştereken 4.000 avro ödenmesinin makul olduğu kanaatine varmaktadır.
D. Gecikme Faizi
27. Mahkeme, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranı uygulamanın uygun olduğuna karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE
1. Hükümetin, başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi talebinin reddedilmesine;
2. Başvurana göre, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edilmesinden kaynaklanan maddi zararın tazmin edilmesi talebiyle ilgili olarak, Sözleşme’nin 41. maddesine ilişkin dava kısmının kayıttan düşürülmesine;
3. a) Davalı Devletin, Sözleşme’nin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere, başvuranın mirasçılarına müştereken aşağıdaki tutarları ödemekle yükümlü olduğuna;
i. Ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, manevi tazminat olarak 6 000 avro (altı bin avro);
ii. Ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, başvuranların mirasçılarına masraf ve giderler için 4 000 avro (dört bin avro) ödenmesine;
b) Söz konusu tutarlara, belirtilen sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Geriye kalan kısım için adil tazmin talebinin reddedilmesine;
karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş; İçtüzüğün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca, 21 Kasım 2017 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Stanley NaismithRobert Spano
Bölüm Yazı İşleri Müdürü Başkan
Full & Egal Universal Law Academy