Kotiy / Ukrayna – 28718/09 - 5.3.2015 tarihli Karar [V. Bölüm]
Olaylar – 2008 yılının Nisan ayında Kyiv Polis Karakol’u, dolandırıcılık yaptığı gerekçesiyle başvuran hakkında cezai yargılama işlemleri başlatmış ve ikamet yeri olan Ukrayna’da yaşamadığı ve nerede olduğu bilinmediği için arananlar listesine eklemiştir. Başvuran, gerçekte, o sırada uzun yıllardır Almanya’da çalışmakta ve ailesiyle yaşamaktaydı. 2008 yılının Kasım ayında, başvuran Kharkiv’de Göç Hizmet Şubesi’ne uluslararası seyahat pasaportunu yeniletmek için gittiğinde, ifadesi alındıktan sonra tutuklanmıştır. Başvuran, Ukrayna’da bulunan ikamet adresinden ayrılmamayı taahhüt ettikten ve pasaportlarını teslim ettikten on gün sonra serbest bırakılmıştır. Başvuran, yasalara aykırı olarak yakalanması ve tutuklanmasından şikayetçi olmuş ve soruşturma memurunun kanunları ihlal ettiğini ve aile ve iş hayatına müdahale ettiğini ileri sürmüştür. 2011 yılının Aralık ayında, önleyici tedbirler kaldırılmış ve pasaportlar iade edilmiştir.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 5 § 1: Mahkeme, başvuranın tutukluluğunun keyfi ve 5 § 1 maddesine aykırı olup olmadığını tespit etmelidir. 2008 yılının Kasım ayında polis karakolunda ifadesi alındığında gitmesine izin verilmemiştir. Zorlayıcı unsurun varlığı göz önüne alındığında, Mahkeme başvuranın 5 § 1 maddesi uyarınca özgürlüğünden yoksun bırakıldığına karar vermiştir. Saatler sonra yakalama tutanağı hazırlanarak başvuranın yakalanması resmileştirilmiştir. Bututanak, cezai bir suçun işlendiğine ilişkin makul bir şüphe gösterilmeksizin sadece genel gerekçeleri kapsamaktadır. Ayrıca, tutanak, başvuranın ifadesi alındığı sırada söz konusu tedbirin uygulanması için iç hukukta belirtilen amaçlar için tutuklanmasını gerekçelendirmemektedir. Mahkeme, başvuranın aranan kişiler listesinde bulunmasına dayalı bir gerekçe kabul etmemektedir.Çünkü Almanya’da yaşadığı sırada başvuranın saklandığı düşünülemez. Bu nedenle, Mahkeme, başvuranın 14 ve 24 Kasım 2008 tarihleri arasında tutuklu bulundurulmasının 5 § 1 maddesine aykırı olduğuna karar vermiştir.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 8: Kaçmamayı taahhüt ettiği ve pasaportlarını teslim ettiği için, başvuran ailesinin yaşadığı ve mesleğini icra ettiği Almanya’ya gidememiştir. Müdahalenin gerekçesine ilişkin olarak, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 234. maddesi uyarınca, başvuran soruşturma memurunun kararlarına savcılık veya mahkeme önünde itiraz edebilirdi. Ancak, Mahkeme, savcılık önünde söz konusu karara itiraz etme olanağının gereğince bir denetim yapılması için yeterli güvenceyi sağlamayacağına; mahkeme önünde yapılan bir itirazın ise sadece cezai bir davanın ön duruşması sırasında veya davanın esasına ilişkin değerlendirme aşamasında mümkün olduğuna ve yerinde bir hukuk yolu olarak düşünülemeyeceğine karar vermiştir. Üç yıl ve yedi ay süren soruşturma boyunca, başvurana başka hiçbir adli başvuru yolu sağlanmamıştır. Sonuç olarak, iç hukuk Sözleşme uyarınca hukukun üstünlüğü kuralının gerekliliklerini karşılamamıştır.
Ek olarak, söz konusu müdahale, suçu önlemeye ilişkin meşru bir amaç izlemesine rağmen, daha kapsamlıdır. Başvuranın ilgili zamanda işsiz olması, aile ve özel hayatının korunması için Almanya’ya geri dönmesinin geçici olarak yasaklanmasını engellememiştir. Ayrıca, yerel makamlar, iç hukuk uyarınca tutukluluk gerektirmeyen diğer önleyici tedbirleri değerlendirmemişler ve başvurana hiçbir etkili iç hukuk yolu sağlanmamıştır. Kaçmayacağına dair yazılı olarak taahhütte bulunması nedeniyle, başvurandan herhangi bir soruşturma işleminde yer alması istenmemiştir. Özet olarak, aile hayatına ve özel hayata saygı hakkı, cezai bir davaya ilişkin etkili soruşturma yapılmasının sağlanması kapsamında kamu yararı ile denge kurulmamıştır. Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Mahkeme ayrıca Sözleşme’nin 5 § 5 maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Madde 41: manevi tazminat olarak 6.000 avro.
Full & Egal Universal Law Academy