Krupko ve Diğerleri / Rusya - 26587/07 - 26.06.2014 tarihli Karar [ I. Bölüm]
Olaylar — Başvuranlar, Moskova’da çeşitli cemaatlere mensup olan Yehova’nın Şahitleridir. 12 Nisan 2006 tarihinde polis kalabalık bir şekilde geldiğinde ve etkinlik için kiralanan üniversite binasını kuşattığında, dört başvuranın da dâhil olduğu yaklaşık 400 kişi Yehova’nın Şahitleri açısından en kutsal ve en önemli dini buluşmayı kutlamaya başlayacaklardı. Başvuranlarında dâhil olduğu cemaatin on dört mensubu, diğerlerinin yanından alınarak polis eşliğinde minibüslere bindirilmiş ve daha sonra yaklaşık üç saat boyunca gece geç saate kadar tutulacakları yerel polis merkezine götürülmüşlerdir.
Dört başvuran, ulusal mahkemeler önünde dava açarak, özellikle dini törenin bozulması ve tutulmaları ile ilgili şikâyette bulunmuşlardır. Mahkemeler, 2007 yılının Mart ayında verilen nihai kararda, ulusal hukuk uyarınca dini törenin uygunsuz bir binada yapılması nedeniyle, polisin söz konusu töreni hukuka uygun bir şekilde sonlandırdığına ve başvuranların polis merkezinde geçirdikleri üç saatin tutulma olarak değerlendirilemeyeceğine karar vermiştir.
Hukuksal Değerlendirme — Madde 5: Tutulmanın kısa süreli olmasına rağmen, Sözleşme’nin 5 § 1 maddesi anlamı dâhilinde özgürlüğünden yoksun bırakma belirtisi olan bir cebir unsuru bulunduğu tespit edilmiştir. Başvuranlar, polisin talebi doğrultusunda kimlik belgelerini göstermişler ve polis memurlarının sorularına cevap vererek talimatlarına uymuşlardır. Başvuranlar, resmi olarak herhangi bir suçtan şüpheli değillerdi ya da kendilerine isnat edilen bir suç bulunmamaktaydı. Ayrıca, haklarında herhangi bir adli ya da idari dava açılmamıştı. Polis merkezinde görevli olan polis memuru, hiçbir idari suç unsurunun sabit bulunmadığını iç hukukta yürütülen yargılamalarda teyit etmiştir. Mahkeme, başvuranların gözaltına alınmasının, Sözleşme’nin 5 § 1 (c) maddesi anlamı dâhilinde “Kişinin bir suç işlediğinden şüphelenmek için inandırıcı sebeplerin bulunması durumunda yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere” gerçekleştirilmediği sonucuna varmıştır. Mahkeme bu nedenle, başvuranların maruz bırakıldığı özgürlüğünden yoksun bırakılmanın Sözleşme’nin 5 § 1 maddesi uyarınca meşru bir amacı bulunmadığına ve keyfi olduğuna karar vermiştir.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle)
Madde 9: Polisin talimatı doğrultusunda dini törenin erkenden sonlandırılması başvuranların din özgürlüğüne müdahale teşkil etmiştir. Müdahalenin “yasayla öngörülmüş olup olmadığı” hususunda karar vermek gereksizdir, zira söz konusu müdahale “demokratik bir toplumda gerekli” değildir. Mahkeme devamlı olarak, yetkililerin halka açık bir etkinlikle ilgili uygun bir şekilde bilgilendirilmediği ancak etkinliğe katılan kişilerin kamu düzeni açısından herhangi bir tehlike oluşturmadıkları hallerde, polisin barışçıl bir toplantıyı dağıtmasının “demokratik bir toplumda gerekli” olarak kabul edilemeyeceğine karar vermiştir[1]. Bu karar daha ziyade, açık havada gerçekleştirilen gürültülü bir etkinlik olmayan ve herhangi bir rahatsızlık yaratmayan ya da kamu düzeni açısından tehlike arz etmeyen ve sadece toplantı salonunda gerçekleştirilen kutsal bir dini tören olan mevcut davadaki toplanma koşullarında uygulanmıştır. Çok sayıdaki silahlı çevik kuvvet polisi tarafından törenin engellenmesi amacıyla gerçekleştirilen müdahale ve ardından başvuranların yakalanması ve üç saat boyunca tutulmaları, yetkililerin daha önceden haber verilmemesi nedeniyle söz konusu müdahalenin hukuki açıdan uygun olduğunu düşünmelerine rağmen, kamu düzeninin korunması amacıyla orantısızdır.
Sonuç: ihlal (oybirliğiyle)
Madde 41: Manevi tazminat olarak başvuranlara müştereken 30.000 avro ödenmesine karar verilmiştir.
[1] Bk. örnek olarak, Kasparow ve Diğerleri / Rusya, 21613/07, 3 Ekim 2013, 167 sayılı Bilgi Notu
Full & Egal Universal Law Academy