168 No’lu (Kasım 2013) Bilgi Notu’ndan alıntıdırKudrevičius ve Diğerleri / Litvanya - 37553/05 - 26.11.2013 tarihli Karar [II. Bölüm]
Olaylar– Litvanya makamları 2003 yılının Mayıs ayında çiftçilerin belirlenmiş alanlarda barışçıl gösteriler düzenlemesine izin vermiştir. Çiftçiler barışçıl bir gösteri düzenlemiş, ancak dağılmalarının ardından üç anayolda büyük trafik aksaklıkları meydana gelmiştir. Gösteriye katılan beş başvuran yargılanmış ve Ceza Kanunu’nun 283. maddesinin 1. paragrafı kapsamında bir suç olan ayaklanmaya teşvik etmek veya katılmaktan 2004 yılının Eylül ayında suçlu bulunmuşlardır. Başvuranların her birine altmış günlük hürriyeti bağlayıcı ceza verilmiş ancak bu cezalar bir sene ertelenmiş ve kendilerine söz konusu dönem boyunca yetkili makamların izni olmaksızın ikamet yerlerinden yedi günden fazla ayrılmamaları emredilmiştir. Başvuranlardan birine ayrıca bir nakliye şirketinin uğradığı maddi zarara karşılık tazminat ödemesi emredilmiştir. Diğer bir çiftçiye aynı ihlâlden ötürü idare hukuku uyarınca ceza verilmiştir.
Hukuksal Değerlendirme–11. Madde: Başvuranlar hiçbir şekilde şiddete karışmamış olmalarına rağmen, makamlar tarafından kamu düzenini ciddi bir şekilde ihlâl ettiği şeklinde nitelendirilen eylemler için bir müeyyideye maruz kalmışlardır. Başvuranlardan birine ayrıca tazminat ödemesi emredilmiştir. Dolayısıyla, başvuranların toplantıya katılmalarından ötürü mahkûm edilmeleri, barışçıl olarak toplanma özgürlüğü haklarına bir müdahale teşkil etmiştir. Söz konusu müdahalenin “kanunda öngörülmüş” olduğu ve karmaşanın önüne geçme ve diğerlerinin haklarını ve özgürlüklerini koruma meşru hedeflerini izlediği varsayılsa dahi, orantılı olmamıştır.
Kamuya açık bir alanda gerçekleştirilen tüm gösterilerin, trafiğin aksaması dahil olmak üzere gündelik hayatı belirli ölçüde aksatması kaçınılmazdır. Sözleşme’nin 11. maddesi ile güvence altına alınan toplantı özgürlüğünün esasen engellenmemesi için, kamu makamlarının barışçıl toplantılara belirli bir derecede hoşgörü göstermesi önemlidir. Mahkeme, Hükümetin nakliye şirketlerine maddi zarar verildiği itirazını dikkate almıştır. Ancak bu sebepten ötürü sadece tek bir şirketin çiftçiler aleyhine dava açtığını gözlemlemiştir. Gösteri yapan çiftçilerin sadece yolcu araçlarının ve tehlikeli madde taşıyan araçların geçmesine izin vermekle kalmayıp, aynı zamanda mal taşıyan araçların da yolun her iki tarafından bir seferde onar tane olmak üzere geçmesine izin vermiş olmaları özellikle önemli olmuştur. Ayrıca, çiftçiler ve Hükümet arasındaki iyi niyetli müzakereler gösteriler esnasında devam etmiştir. Başvuranlar yolun diğer kullanıcılarıyla işbirliğine hazır olduklarını ifade etmiş ve bu konudaki esnekliklerini ortaya koymuşlardır..Gösterilerde şiddet unsuru mevcut olmamıştır. Bu hususa ilişkin olarak Barraco/Fransa davasındaki durumun aksine, Litvanya mahkemelerinin mevcut başvuruya konu olan davayı ayaklanmalara ilişkin kanun kapsamında değerlendirmiş olmalarını ve bu kapsamın toplantı hakkına getirilen kısıtlamanın orantılılığına ilişkin uygun bir değerlendirme yapılmasına imkân vermediğini,dolayısıyla mahkemelerin değerlendirmelerini önemli ölçüde kısıtladığını dikkate almak önem arz etmiştir. Karayolunu kapamak için yanında diğerlerini getiren ve yolun ortasına bir arabayı iterek trafiği aksatan diğer bir çiftçi ise sadece karayolu trafik kuralları kapsamındaki bir idari suçla itham edilmiştir. Beş başvuranın ve diğer çiftçinin eylemlerinin benzer mahiyette olduğu ve bu nedenle benzer derecede tehlike barındırdığı gözlemlenmiştir. Ancak diğer çiftçi yalnızca az miktarda bir para cezasıyla kurtulmuşken, beş başvuranın ceza yargılamalarının sıkıntısını çekmesi gerekmiş ve kendilerine hürriyeti bağlayıcı cezalar verilmiştir. Cezalarının bir sene ertelenmesine rağmen başvuranlara ayrıca söz konusu dönem süresince makamların önceden onayı olmaksızın ikamet yerlerinden yedi günden fazla ayrılmamaları emredilmiştir. Bu koşullar altında, başvuranların ceza gerektiren suçtan mahkûm edilmeleri, izlenilen meşru hedeflere ulaşmak için gerekli ve orantılı bir tedbir olmamıştır.
Sonuç: ihlâl (dörde karşı üç oyla).
41. Madde: Manevi tazminat olarak başvuranların her birine 2,000 avro (EUR).
(Bk. Barraco/Fransa, 31684/05, 5 Mart 2009, 117 sayılı Bilgi Notu)
173 No’lu (Nisan 2014) Bilgi Notu’ndan alıntıdır
Kudrevičius ve Diğerleri /Litvanya – 37553/05 - 26.11.2013 tarihli Karar [II. Bölüm]
2003 yılının Mayıs ayında, Litvanyalı yetkililer, seçilen yerlerde barışçıl toplantılar düzenlemeleri için çiftçilere izin vermişlerdir. Çiftçiler barışçıl bir gösteri düzenlemişlerdir ancak, gösteri dağıldıktan sonra üç anayolda trafikte önemli aksaklıklar meydana gelmiştir. Düzenlenen gösteriye katılmış olan beş başvuran yargılanıp Eylül 2004’te, isyan başlatmak ve bunlara katılım göstermekten suçlu bulunmuşlardır. Başvuranların her birine 60 günlük hürriyeti bağlayıcı bir ceza verilmiş, bu ceza bir yıl ertelenmiş ve bu süre boyunca yetkililerin ön izni olmadan, başvuranların 7 günden fazla bir süreliğine evlerinden uzaklaşmamaları emri verilmiştir. Başvuranlardan birinin, ayrıca, bir nakliye şirketinin uğradığı maddi zararlar karşılığında tazminat ödemesine karar verilmiştir. Başka bir çiftçiye ise, aynı ihlal gerekçesiyle idari hukuk uyarınca ceza verilmiştir.
Mahkeme’nin bir Dairesi 26 Kasım 2013 tarihli bir kararında (bk. 168 sayılı Bilgi Notu), üçe karşı dört oyla, başvuranlara başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması ve kargaşanın önlenmesi gibi meşru hedeflerin yerine getirilmesi amacıyla cezai hüküm giydirilmesinin gerekli ve orantılı bir tedbir olmadığı gerekçesiyle, Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edilmiş olduğuna hükmetmiştir.
Dava, Hükümetin talebi üzerine 14 Nisan 2014 tarihinde Büyük Daireye gönderilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy