AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KUMBARACIBAŞI / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 23453/06)
KARAR
STRAZBURG
12 Aralık 2017
İşbu karar nihai olup, bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Kumbaracıbaşı / Türkiye davasında,
Başkan
Julia Laffranque,
Hakimler
Jon Fridrik Kjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 21 Kasım 2017 tarihinde gerçekleştirilen kapalı müzakereler sonucunda anılan tarihte aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın (no. 23453/06) temelinde, Türk vatandaşı Onur Çetin Kumbaracıbaşı’nın (“başvuran”) 2 Haziran 2006 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (“AİHM” veya “Mahkeme”) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvuru bulunmaktadır.
2. Başvuran, Ankara Barosuna bağlı Avukat E.A. Yıldırım tarafından temsil edilmiştir, Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru 25 Eylül 2009 tarihinde Hükümete tebliğ edilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran 1939 doğumlu olup Ankara’da ikamet etmektedir.
5. Başvuran Ankara’da bir daire sahibidir. Belirtilmemiş bir tarihte, başvuran Ankara İdare Mahkemesi önünde Çankaya Belediyesi ve Ankara Büyükşehir Belediyesi aleyhinde oturduğu apartmanın karşısına inşa edilen komşu bir binaya ilişkin inşaat ruhsatının iptali için dava açmıştır.
6. Ankara İdare Mahkemesi 14 Aralık 1999 tarihinde başvuranın talebini kabul etmiş ve yükseklik kısıtlamalarının ihlaline dayanarak inşaat ruhsatını iptal etmiştir. Bu karara göre, söz konusu bina yürürlükte olan imar planında belirlenmiş ölçüden 1.48 metre daha yüksek olarak inşa edilmiştir.
7. Çankaya belediye encümeni 17 Şubat 2000 tarihinde İdare Mahkemesi kararına uyarakbinanın yasa dışı şekilde inşa edilen kısmının yıkılması talimatını vermiştir. Ancak, söz konusu kararı uygulamamıştır.
8. Danıştay 19 Kasım 2001 tarihinde idare mahkemesinin kararını onamıştır.
9. Bu sırada Çankaya Belediye Meclisi 3 Ağustos 2011 tarihinde imar planını değiştirmiş ve kararını onay için Ankara Büyükşehir Belediyesine göndermiştir.
10. Ankara Büyükşehir Belediyesi 26 Ekim 2001 tarihinde imar planının daha önce iptal edilen inşaat ruhsatını meşrulaştırma ve böylelikle yasa dışı binanın yıkılmasından kaçınma amacıyla değiştirildiği kanaatine vararak onay vermemiştir.
11. 5 Aralık 2001 tarihinde, Çankaya Belediye Meclisi önceki kararında ısrar etmiş ve böylece değiştirilmiş imar planı yürürlüğe girmiştir.
12. Sonrasında, başvuran 5 Aralık 2001 tarihli Çankaya Belediye Meclisi kararının iptali için 31 Aralık 2001 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde dava açmıştır.
13. Ankara İdare Mahkemesi 31 Mart 2003 tarihinde söz konusu kararı, diğerleri arasında, ruhsatsız inşaat uygulamalarını teşvik ettiği gerekçesiyle iptal etmiştir.
14. Danıştay 21 Şubat 2005 tarihinde idare mahkemesinin kararını onamış ve 18 Ekim 2005 tarihinde Çankaya Belediyesinin karar düzeltme talebini reddetmiştir. Söz konusu karar 13 Aralık 2005 tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
15. İlgili iç hukuk kurallarının özeti için, bk. Okyay ve diğerleri / Türkiye, no. 36220/97, §§ 57-59, 12 Temmuz 2005.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞME’NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
16. Başvuran Sözleşme’nin 6. maddesine dayanarak yerel makamların, komşu binanın inşaat ruhsatını iptal eden idare mahkemesinin kararına uymadığından şikayetçi olmuştur.
17. Hükümet söz konusu iddiaya karşı çıkmıştır.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
18. Hükümet, başvurunun bu kısmının iç hukuk yollarının tüketilmemesi sebebiyle Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiğini bildirmiştir. Hükümet, başvuranın İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28 § 3 maddesi uyarınca tazminat talep edebileceğini ileri sürmüştür.
19. Mahkeme, iç hukuk yollarını tüketme yükümlülüğünün etkili ve yeterli tazmin sağlayabilecek hukuk yollarından faydalanmakla sınırlı olduğunu hatırlatır (bk. 2 Eylül 1998 tarihli Yaşa / Türkiye, Derlemeler 1998-VI, s. 2431, § 71).
20. Ayrıca Mahkeme söz konusu davanın koşullarında, başvuranın şikâyetinin yasa dışı olarak inşa edilen komşu binanın bir kısmının yıkılmasına ilişkin bağlayıcı ve kesin mahkeme kararının icra edilmemesiyle ilgili olması nedeniyle, başvuranın Sözleşmeyle kapsamındaki şikayeti bakımından tazminata hükmedilmesinin yeterli bir giderim sağlamayacağı kanısındadır (bk. Okyay ve diğerleri / Türkiye (k.k.), no. 36220/97, 17 Ocak 2002; Lemke / Türkiye, 17381/02, 5 Haziran 2007; Liman-İş Sendikası / Türkiye, no. 29608/05 ve 2 diğer başvuru, 12 Ekim 2010).
21. Yukarıdakiler ışığında, Mahkeme, Hükümetin ilk itirazını reddeder ve başvurunun bu kısmının Sözleşme’nin 35 § 3. maddesinin anlamı dâhilinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydeder. Ayrıca kabul edilemezliğe ilişkin olarak başka bir gerekçe bulunmadığını belirtir. Dolayısıyla başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmelidir.
B. Esas hakkında
22. Mahkeme ilgili içtihatlarına atıfta bulunarak, Sözleşmeci Devletin iç hukuk sistemi kapsamında nihai ve bağlayıcı mahkeme kararının bir tarafın aleyhine olacak şekilde uygulanmamasına izin verilmesi durumunda, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamında güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının teoride kalacağını yineler. Dolayısıyla, herhangi bir mahkeme tarafından verilmiş bir kararın icrası, 6. maddenin amaçları doğrultusunda “yargılamanın” ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmelidir (bk. diğerleri arasında, Burdov / Rusya, no. 59498/00, § 34, AİHM 2002‑III).
23. Somut davada Mahkeme, Ankara İdare Mahkemesinin 14 Aralık 1999 tarihinde yükseklik kısıtlamalarına ilişkin kuralların ihlali nedeniyle başvurana komşu binanın inşaat ruhsatını iptal ettiğini gözlemlemektedir. Temyiz incelemesindensonra, bu karar 19 Kasım 2001 tarihinde kesinleşmiş ve söz konusu hüküm uygulanmamıştır.
24. Yukarıdakilerin ışığında, Mahkeme ulusal makamların Ankara İdare Mahkemesi tarafından verilen kararı pratikte uygulamadığı ve böylece Sözleşme’nin 6 § 1. maddesi kapsamındaki faydalı etkileri geçersiz kıldığı kanısındadır.
25. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞME’NİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
26. Başvuran, Sözleşme’nin 13. maddesine dayanarak lehinde verilen bir mahkeme kararının icra edilmemesi hususunda itirazda bulunabileceği etkili bir iç hukuk yolunun bulunmamasından şikayetçi olmuştur.
27. Mahkeme, bu şikayetin yukarıda incelenen şikayet ile bağlantılı olduğunu ve bu gerekçeyle kabul edilebilir olduğunun beyan edilmesi gerektiğini ifade eder. Ancak, Mahkeme Sözleşme’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği yönündeki tespitine dayanarak, başvuranın bu başlık altındaki iddiasını ayrıca incelemeye gerek olmadığını değerlendirmektedir.
III. SÖZLEŞME KAPSAMINDAKİ DİĞER İHLAL İDDİALARI HAKKINDA
28. Başvuran Sözleşme’nin 6. maddesine dayanarak idare mahkemeleri önündeki yargılamaların uzunluğundan şikayetçi olmuştur. Ayrıca, Sözleşme’ye ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, idarenin komşu binanın yasadışı olan bölümünün yıkılması konusunda eylemsiz kalmasından dolayı, dairesinin piyasa değerinin oldukça düşmesinden şikayetçi olmuştur.
29. Mahkeme, elindeki tüm belgeler ışığında, başvuranın bu beyanlarının Sözleşme veya Sözleşme’ye ek protokollerde belirtilen hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğinin göstergesi olmadığını tespit etmiştir. Dolayısıyla, bu şikâyetlerin Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca, açıkça dayanaktan olması gerekçesiyle kabul edilemez olduğu beyan edilmelidir.
IV. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat
30. Başvuran maddi tazminat olarak 200.000 avro ve manevi tazminat olarak 30.000 avro talep etmiştir.
31. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
32. Maddi tazminatla ilgili olarak, Mahkeme başvuranın bu talebini Sözleşme’ye Ek 1.No’lu Protokol’ün 1.maddesi kapsamındaki, kabul edilemez olduğu tespit edilen şikayetle ilgili olduğu gerekçesiyle reddetmektedir (bk. yukarıda par. 29). Ayrıca, Mahkeme en uygun tazmin şeklinin 19 Kasım 2001 tarihli kararın icra edilmesinin önündeki engellerin kaldırılması adına gerekli tüm önlemlerin alınması olduğunu değerlendirmektedir (bk. Ellis / Türkiye, [Komite], no. 1065/06, § 38, 4 Nisan 2017).
33. Manevi tazminat ile ilgili olarak, Mahkeme yerleşik içtihadına göre yalnızca Sözleşme’nin ihlal edildiği tespitiyle tazmin edilemeyecek bir durum olan, lehine verilmiş olan yerel mahkeme kararının uzun bir süre icra edilmemesinden dolayı, başvuranın sıkıntı ve hayal kırıklığı yaşamış olabileceğini değerlendirmektedir. Mahkeme, hakkaniyet temeline dayanarak, Sözleşme’nin 41. maddesinin gerektirdiği şekilde, bu başlık altında başvurana 6.000 avro ödenmesine hükmetmiştir.
B. Masraf ve giderler
34. Başvuran ayrıca masraf ve giderler için 3.000 Türk lirası (yaklaşık 740 avro) talep etmiştir.
35. Hükümet söz konusu talebe itiraz etmiştir.
36. Mahkeme içtihadına göre, başvuranın masraf ve giderlerini geri alabilmesi için, söz konusu masraf ve harcamaların fiilen ve gerekli olduğu için yapılmış olduğunun belgelenmesi ve makul miktarda olması gerekmektedir. Mahkeme elindeki belgeleri dikkate alarak, tüm başlıklar altında masraflara karşılık olarak başvurana 500 avro ödenmesinin uygun olduğu kanaatindedir.
C. Gecikme faizi
37. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğunu değerlendirmektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvuranın idare mahkemesinin kararının icra edilmemesi ile ilgili olarak Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki şikayetinin ve etkin hukuk yollarının bulunmamasına ilişkin olarak Sözleşme’nin 13. maddesi kapsamındaki şikayetinin kabul edilebilir olduğuna ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna;
2. Yetkili makamların idare mahkemesi kararını icra etmemesi nedeniyle, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Sözleşme’nin 13. maddesi kapsamındaki şikâyetin incelenmesine gerek olmadığına;
4.
(a) Davalı Devletin, Sözleşme’nin 44 § 2 maddesi uyarınca, icra emrinin çıkarılmasını sağlamak amacıyla gerekli tüm önlemleri alarak ihtilafa konu kararın icra edilmesinin önündeki tüm engelleri kaldırmasına;
(b) Davalı Devlet tarafından başvurana, Sözleşme’nin 44 § 2 maddesi uyarınca, üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devlet’in para birimine çevrilmek üzere aşağıdaki meblağların ödenmesine;
(i) yansıtılabilecek her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, manevi tazminat olarak 6.000 avro (altıbin avro);
(ii) yansıtılabilecek her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, masraf ve giderler için 500 avro (beşyüz avro);
(c) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren, ödeme gününe kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda, yukarıda bahsedilen meblağlara basit faiz uygulanmasına;
5. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve Mahkeme İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 12 Aralık 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy