KURAY VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE
(Başvuru no: 53866/11)
KARAR
STRAZBURG
1 Şubat 2022
İşbu karar nihaidir. Şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
Kuray ve Diğerleri/Türkiye davasında,
Başkan, Egidijus Kūris,
Yargıçlar, Pauliine Koskelo, Gilberto Felici,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 11 Ocak 2022 tarihinde, Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde bulunan, Türk vatandaşı Orhan Kuray ve Peru vatandaşı Alexander (Aleksandros) Kargotiç ve Tatiana Kargotiç’in (Papadimitru) (“başvuranlar”) 18 Temmuz 2011 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu 53866/11 no.lu başvuruyu,
Avrupa Konseyi nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliği Müsteşarı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde Türkiye’nin Ortak Hükümet Ajanı olan Çağla Pınar Tansu Seçkin tarafından temsil edilen Türk Hükümetine ("Hükümet") 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine ilişkin şikayetlere dair bilgi verilmesi ve geri kalanının kabul edilemez bulunması kararını,
tarafların görüşlerini,
Mahkemenin, başvurunun Komite tarafından incelenmesine dair Hükümet itirazının Mahkeme tarafından reddedilmesine ilişkin kararını dikkate alarak,
11 Ocak 2022’de gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVA KONUSU OLAYLAR Başvuru, Mahkeme tarafından görülen Apostolidi ve Diğerleri- Türkiye (no: 45628/99, 27 Mart 2007) ve Nacaryan ve Deryan-Türkiye (no: 19558/02 ve 27904/02, 8 Ocak 2008) davaları ile benzer şikayetlere dayanmaktadır. İhtilaflı (Dava konusu) mülk, İstanbul Beyoğlu’nda 471 ada 4 no’lu parselde yer almaktadır. İran uyruklu Mari Freidan’a aittir. Mari Freidan, 7 Şubat 1956’da vefat etmiştir. İran uyruklu Zavin Mıdırgıç, Belçika uyruklu John Freidan ve Yunan uyruklu Alice Tripo bu mülkün mirasçılarıdır. 10 Eylül 1957’de John Freidan vefat etmiştir. Suzanne Declareg, Zavin Mıdırgıç ve Alice Tripo, sözkonusu mülkün mirasçıları olarak belirlenmiştir. 29 Şubat 1976’da Zavin Mıdırgıç vefat etmiştir. Alice Tripo daha sonra mülkü devralmıştır. 25 Aralık 1987’de Alice Tripo vefat etmiştir. 25 Mayıs 1988’de İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi, Alexander Kargotiç ve Tatiana Kargotiç’e mirasçılık belgelerini vermiştir. 11 Ekim 1988 tarihinde, mülkteki hisselerin üçte biri, Alexander Kargotiç ve Tatiana Kargotiç adına tapuya kaydedilmiştir. 28 Mart 1991’de Orhan Kuray, mülkün üçte ikisini Alexander Kargotiç ve Tatiana Kargotiç’ten satın almıştır. Bu satın alma işlemi tapuda tescil edilmiştir. İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi 26 Nisan 2001 tarihinde, Türkiye ile Yunanistan arasında mütekabiliyet bulunmaması sebebiyle murislerinin (de cujus) miras intikal işlemini gerçekleştiremeyeceği gerekçesiyle Alexander Kargotiç ve Tatiana Kargotiç’in mirasçılık belgelerini iptal etmiştir. Bu nedenle mirasın Devlete intikal etmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu karar, 1 Mart 2002 tarihinde Yargıtay’ın kararı ile kesinleşmiştir. Hazine, başvuranların mülkiyet haklarının iptali için 15 Ağustos 2005 tarihinde Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açmıştır. Mahkeme, Alexander Kargotiç ve Tatiana Kargotiç’i ilgilendirmesi sebebiyle, sözkonusu kişilerin artık bahsekonu mülkün sahibi olmadıklarına ilişkin 1 Mart 2002 tarihli nihai karara istinaden bu davayı reddetmiştir. Öte yandan, Orhan Kuray’a verilen tapu, satış sözleşmesinin geçerliliği bulunmayan veraset belgelerine dayanılarak yapılmış olması hususunun, sözkonusu eylemin hükümsüzlüğünü gerektirdiği gerekçesi ile iptal edilmiştir. Mahkeme ayrıca, satışın avukat olan babası aracılığıyla yapılmış olması nedeniyle Orhan Kuray’ın iyi niyetli olmadığını, halbuki babasının Alexander Kargotiç ve Tatiana Kargotiç’in mirasçılık belgelerinin geçersiz olduğunu bilmesi gerektiğini ayrıca belirtmiştir. Nitekim mahkemeye göre, murisler (de cujus) Alice Tripo’nun Yunan uyruklu olması sebebiyle, miras yoluyla taşınmaz edinimi konusunda Türkiye ile Yunanistan arasında mütekabiliyet bulunmamaktaydı. Mahkeme bu nedenle ihtilaflı mülkün, Hazine adına tapuya tesciline karar vermiştir. Bu karar, 27 Aralık 2010 tarihinde kesinleşmiş ve 20 Ocak 2011 tarihinde başvuranların avukatına tebliğ edilmiştir. 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunan Alexander Kargotiç ve Tatiana Kargotiç isimli başvuranlar, murislerine (de cujus) ait olan ihtilaflı mülkün kendilerine miras kalamaması sebebiyle şikayetçi olmuştur. Orhan Kuray isimli başvuran ise, satış sözleşmesinin iptal edilmesi nedeniyle, satın aldığı mülkü kaybettiğinden dolayı şikayetçi olmuştur.AİHM’NİN GÖRÜŞÜ1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA Altı aylık başvuru süresi ile ilgili olarak, Mahkeme, Alexander Kargotiç ve Tatiana Kargotiç isimli başvuranlarla ilgili olarak, kendileri ile ilgili olarak verilen nihai karar olan 1 Mart 2002 tarihli Yargıtay kararı (bkz. 10. paragraf) ile Mahkemeye başvurdukları tarihi arasında altı aydan uzun bir zaman dilimi bulunduğunu not etmektedir. Sonuç olarak, başvurunun bu kısmı zaman aşımına uğramıştır ve Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca altı aylık süre sınırına uyulmaması nedeniyle reddedilmelidir. Hükümet tarafından Medeni Kanun’un 1007. maddesine dayanılarak, iç hukuk yollarının tüketilmesi yükümlülüğüne ilişkin olarak yapılan kabuledilemezlik itirazı hususunda Mahkeme, Hükümet’in, başvuranınkine benzer bir durumda, belirtilen başvuru yolunu başarılı bir şekilde uygulamış bir kişinin bulunduğuna dair somut bir dava örneği sunmadığını gözlemlemektedir. Dolayısıyla Orhan Kuray isimli başvuranın, böyle bir dava kapsamında ulusal mahkemelerde dava açması gerekmemiştir. Ayrıca, başvuranın şikayetleri Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun değildir ve başka herhangi bir nedenle kabuledilemez değildir; Mahkeme bu nedenle başvuranın şikayetlerinin kabuledilebilir olduğunu belirtmektedir. Mahkeme, mevcut davaya benzer bir konuyu gündeme getiren davalarda (bkz. Apostolidi ve Diğerleri-Türkiye, no: 45628/99, §§ 71-78, 27 Mart 2007, Nacaryan ve Deryan-Türkiye, no: 19558/02 ve 27904/02, §§ 45-60, 8 Ocak 2008, Fokas-Türkiye, no: 31206/02, §§ 42-45, 29 Eylül 2009, Yianopulu-Türkiye, no: 12030/03, § § 40-50, 14 Ocak 2014 ve Ayanoğlu-Türkiye [kurul] no: 36660/10, §§ 26-29, 17 Aralık 2019), Tapu Kanunu’nun "[1]yabancılar, gerçek kişiler, mevzuat hükümlerinin öngördüğü sınırlamalara tabi olmak şartıyla ve mütekabiliyet esasları çerçevesinde, veraset yoluyla Türk toprakları üzerinde bulunan taşınmaz malların mülkiyetini iktisap veya intikal yoluyla edinebilirler" hükmünü içeren 35. maddesinin uygulanmasının, başvuranlar için yeterince öngörülebilir olmaması sebebiyle Ek 1 No’lu Protokolün ihlal edildiğine karar verdiği hususunu hatırlatır. Kendisine sunulan tüm bilgileri değerlendiren Mahkeme, mevcut davada farklı bir sonuca varmasını gerektirecek hiçbir neden görmemektedir. Orhan Kuray’ın Alexander Kargotiç ve Tatiana Kargotiç ile geçerli bir mirasçılık belgesine dayanılarak ve dolayısıyla geçerliliği konusunda hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir satış sözleşmesi imzalandığını tespit etmektedir. Esasen, murisleri (de cujus) ile soybağları kesin olarak tespit edilmiş olan ve satış işlemini gerçekleştiren Alexander Kargotiç ve Tatiana Kargotiç isimli başvuranlar (bkz 7. paragraf), sözkonusu mülkü miras edinebilmek için gerekli olan tüm şartları yerine getirdiklerini meşru olarak düşünebilirler. Dolayısıyla bu aşamada, Mahkeme’nin içtihadına göre kendilerine mülkiyet hakkı tanınması ve bu nedenle mülk sahibi olarak takdir ettikleri şekilde satabilme yönünde "meşru bir beklentiye" sahiptirler (anılan Nacaryan ve Deryan, § 56, anılan Fokas, § 34 ve anılan Yianopulu, § 47). Mevcut davada tapu siciline ilişkin kanunun 35. maddesinin uygulanmasının Orhan Kuray için yeterince öngörülebilir kabul edilemediğinden ve ilgilinin iddia edildiği üzere kötü niyetinin kanıtlanmamasından dolayı Mahkeme, ihtilaf konusu ihlalin kanunilik ilkesi ile bağdaşmadığı ve bu nedenle 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine aykırı olduğu kanaatindedir. Sonuç itibarıyla, bu hüküm ihlal edilmiştir.SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASINA İLİŞKİN Başvuran ihtilaflı mülkün üçte ikisinin kendisine iade edilmesini; iade edilmemesi halinde ise maddi tazminat olarak 500 000 Euro (EUR) ödenmesini talep etmektedir. Başvuran ayrıca maruz kaldığı manevi zarar için 100 000 Euro talep etmektedir. Hükümet bu iddiayı reddetmektedir. Mahkeme, başvuranın maruz kaldığı zararın değerlendirilmesi hususunun karmaşık olduğunu ve bu sorunun makul bir şekilde çözülmesini sağlayacak tüm unsurlara sahip olmadığını tespit etmektedir. Bu nedenle, zararın tazmini konusunu Tazminat Komisyonuna havale etmektedir. (Kaynar ve diğerleri-Türkiye, no: 21104/06 ve diğer 2, § 24, 7 Mayıs 2019). Bu nedenle, davanın Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmının kayıttan düşürülmesi uygun olacaktır.BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLEOrhan Kuray isimli başvuranın şikayetlerinin kabuledilebilir ve geri kalanının kabuledilemez olduğuna;Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;Başvurunun, Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmının kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddesine uygun olarak 1 Şubat 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Egidijus Kūris
Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
EKBaşvuranlar listesi
No
Adı SOYADI
1.
Orhan KURAY
2.
Tatiana KARGOTİÇ PAPADİMİTRU
3.
Alexander KARGOTİÇ TRİPOS