© Avrupa Konseyi/İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 2014. Bu çeviri Avrupa Konseyi İnsan Hakları Vakıf Fonu’nun desteği ile yapılmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamaz. Daha fazla bilgi için bu belgenin sonundaki ayrıntılı telif hakları bilgisine bakınız.
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2014. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court. For further information see the full copyright indication at the end of this document.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2014. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour. Pour plus de renseignements veuillez lire l’indication de copyright/droits d’auteur à la fin du présent document.
BÜYÜK DAİRE
KURIĆ VE DİĞERLERİ - SLOVENYA
(Başvuru no. 26828/06)
KARAR
(Adil karşılık)
STRAZBURG
12 Mart 2014
Bu karar kesindir fakat yazınsal düzeltmelere tabi tutulabilir.
Kurić ve Diğerleri – Slovenya davasında,
Büyük Daire olarak toplanan İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi:
Dean Spielmann, Başkan,
Jean-Paul Costa,
Nicolas Bratza,
Françoise Tulkens,
Guido Raimondi,
Nina Vajić,
Mark Villiger,
Isabelle Berro-Lefèvre,
Boštjan M. Zupančič,
Elisabeth Steiner,
Päivi Hirvelä,
George Nicolaou,
Luis López Guerra,
Zdravka Kalaydjieva,
Nebojša Vučinić,
Ganna Yudkivska,
Angelika Nußberger, yargıçlar,
ve Michael O’Boyle, Kayıt Müdür Vekili’nden oluşmuş;
28 Şubat 2014 tarihinde gizli olarak müzakere ettikten sonra,
Bu tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Dava, bir Hırvat vatandaşı olan Bay Milan Makuc ve diğer on başvurucunun 4 Temmuz 2006 tarihinde İnsan Hakları ve Temel ve Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Slovenya’ya karşı Mahkeme’ye bir başvuru (no. 26828/06) yapmasından kaynaklanmıştır. Bay Makuc’un ölümünden sonra, dava Kurić ve Diğerleri - Slovenya biçiminde yeniden adlandırılmıştır. Büyük Daire önündeki yargılamalarda geriye sekiz başvurucu kalmıştır (bakınız aşağıda 4. paragraf).
2. Başvurucular Mahkeme’de, Roma’da avukatlık yapan Bay A.G. Lana ve Bay A. Saccucci tarafından temsil edilmişlerdir.
3. Slovenya Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlileri Savcı Bay L. Bembič tarafından temsil edilmiştir.
4. 26 Haziran 2012 tarihinde verdiği bir karar ile (“esasa ilişkin karar”) Büyük Daire, başvurunun iki başvurucu; Bay Dabetić ve Bayan Ristanović bakımından olan bölümünü, iç hukuk yolları tüketilmediği için oy çokluğu ile kabul edilemez ilan etmiştir.
5. Mahkeme ayrıca, “özel veya aile yaşamı”na saygı hakkının veya hem (Sözleşme’nin 8. maddesi), hem etkili başvuru yolu hakkının (madde 13) hem de ayrımcılık yasağının (8. madde ile birlikte okunan 14. madde) ihlalinin bulunduğuna oybirliği ile, geride kalan altı başvurucu bakımından karar vermiştir: Bay Kurić, Bayan Mezga, Bay Ristanović, Bay Berisha, Bay Ademi ve Bay Minić.
6. Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin ilke kararlarına rağmen, ihlalin esas olarak, 26 Şubat 1992 tarihinde başvurucuların Daimi Mukimler Kütüğünden “hukuka aykırı” olarak “silinmeleri” sonrasında, Sloven makamlarının başvurucuların mukim statülerini uzun süredir düzenlememesinden ve bu kişilere uygun giderim sağlamamasından kaynaklandığını saptamıştır. Bunun sonucu olarak, sadece bu davadaki başvurucular değil, fakat aynı zamanda çok fazla sayıdaki başka kişiler (“silinmiş” (izbrisani) olarak isimlendirilen tüm kategori, 26 Şubat 1992 tarihinde isimleri “silinen”, Slovenya’da daimi ikametgâh izni bulunan Sosyalist Federal Yugoslavya Cumhuriyeti’nin (“SFYC”) eski vatandaşlarıdır) bu tedbirden etkilenmiştir ve hala da etkilenmektedir. (bakınız Kurić ve Diğerleri - Slovenya [BD], no. 26828/06, §§ 29, 408‑ 409 ve 412, ECHR 2012 (alıntılar)).
7. Bu bağlamda, Mahkeme Sözleşme’nin 46. maddesi ile Mahkeme İçtüzüğü’nün 61. maddesi kapsamında pilot karar usulünü uygulamaya karar vermiş ve davalı Devlet’in bir yıl içinde, yani 26 Haziran 2013 sonrasına kalmamak üzere, genel tedbir olarak bir ad hoc iç hukuk tazminat sistemi kurmasını istemiştir (bakınız esasa ilişkin kararın hüküm kısmının 9. noktası ve 415. paragrafı). Mahkeme ayrıca Hukuki Statü Kanunu’nda (“değişik Hukuki Statü Kanunu”) yapılan değişiklikler ve eklemelerin sadece son dönemde uygulandığını ve bu yasama reformu ile Hükümet tarafından atılan diğer çeşitli adımların “silinmişler”in mukim statüsünü tatminkâr şekilde düzenlenmesi sonucunu kotarıp kotarmadığını bu aşamada incelemenin erken olacağını not etmiştir (bakınız esasa ilişkin karar paragraf 410-411).
8. Başvurucular Sözleşme’nin 41. maddesi kapsamında, Mahkeme’de ödedikleri ücret ve yaptıkları masrafların ödenmesi ile birlikte, mevcut davada saptanan ihlallerden kaynaklanan maddi ve manevi zararlar bakımından adil karşılık talep etmişlerdir.
9. Mahkeme, başvurucuların maddi zararlara ilişkin taleplerinden dolayı 41. maddenin uygulanması sorununun hüküm için hazır olmadığına karar vermiş ve Hükümet’i ve başvurucuları esasa ilişkin kararın tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde bu konuya ilişkin yazılı görüşlerini sunmaya ve özellikle, varabilecekleri herhangi bir anlaşma ile ilgili Mahkeme’yi bilgilendirmeye davet ederek bu sorunu saklı tutmuştur. Daha özel olarak, Mahkeme, 41. maddenin uygulanması konusunun sadece taraflar arasında varılabilecek herhangi bir anlaşma dikkate alınarak çözülebileceğini değil, fakat aynı zamanda esasa ilişkin kararın yerine getirilmesi aşamasında davalı Hükümet tarafından alınabilecek bu tür bireysel veya genel tedbirlerin ışığında çözülebileceğini düşünmektedir (ibid., § 424, ve esasa ilişkin kararın 10. noktası; aynı zamanda bakınız Broniowski - Polonya (dostça çözüm) [BD], no. 31443/96, §§ 3 ve 36, ECHR 2005‑IX, ve Hutten-Czapska - Polonya (dostça çözüm) [BD], no. 35014/97, §§ 3 ve 33, 28 Nisan 2008). İlgili genel tedbirlerin karara bağlanması süresince, Mahkeme aynı nedenden kaynaklanan başvuruları incelemeyi ertelemiştir (bakınız esasa ilişkin karar paragraf 415).
Büyük Daire son olarak, talepleri kabul edilen her bir başvurucuya (Bay Kurić, Bayan Mezga, Bay Ristanović, Bay Berisha, Bay Ademi ve Bay Minić) manevi zararlar bakımından 20.000 Avro (AVRO) ve Büyük Daire önündeki yargılamalara gelinceye kadar yapılan ücret ve masraflar bakımından başvuruculara toplam olarak 30.000 AVRO ödenmesine hükmetmiş ve bu başlık altındaki taleplerinin geri kalanını reddetmiştir.
10. Büyük Daire’nin oluşumu Sözleşme’nin 26. maddesinin 4. ve 5. fıkraları ile İçtüzüğün 24. maddesi hükümlerine göre belirlenmiştir. 31 Ekim 2012 tarihinde Nicolas Bratza’nın Mahkeme Başkanı olarak görev süresi sona ermiştir. Dean Spielmann bu görevi Nicolas Bratza’dan devralmış ve mevcut davada Büyük Daire başkanlığını üstlenmiştir (İçtüzük madde 9/2). Jean-Paul Costa, Nicolas Bratza, Françoise Tulkens ve Nina Vajić Sözleşme’nin 23. maddesinin 3. fıkrası ve İçtüzüğün 24. maddesinin 4. fıkrasına göre görev sürelerinin sona ermesi sonrasında davada yer almaya devam etmişlerdir. İçtüzüğün 24. maddesinin 3. fıkrasından dolayı, davaya katılamayan Anatoly Kovler’in yerini Mark Villiger almıştır.
11. Hem Sözleşme’nin 41. maddesi uyarınca karara bağlanmamış olan adil karşılık talepleri hem de İçtüzüğün 61. maddesinin 7. fıkrasında yer alan pilot karar usulü kapsamında dostça bir çözüme ulaşma ihtimali münasebetiyle, söz konusu sürenin ilk uzatılması sonrasında, Büyük Daire Başkanı, davalı Hükümet tarafından bu amaçla yapılan ikinci talebi kabul etmiş ve 24 Haziran 2013 tarihine kadar uygun bir dostça çözüm önerisinin olmaması halinde, Mahkeme’nin maddi zarara ilişkin talepler hakkında karar vereceği konusunda tarafları bilgilendirmiştir.
12. Ayrıca, bir ad hoc tazminat sistemi kurulması için öngörülen bir yıllık sürenin uzatılması amacıyla Hükümet tarafından yapılan bir talebi takiben (bakınız yukarıda 7. paragraf), Mahkeme, bu taleple ilgili hüküm veremeyeceği hususunda tarafları 9 Nisan 2013 tarihinde bilgilendirmiştir. Mahkeme’nin görüşüne göre, bu, Sözleşme’nin 46. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde hareket eden Bakanlar Komitesi ile ele alınması gereken bir konudur.
Bu kararın yeniden gözden geçirilmesi için Davalı Hükümetin yaptığı diğer bir talebe istinaden, ad hoc tazminat sistemi ile ilgili yasama sürecinin belirsizliğini ve o zamana kadar kat edilen oldukça az ilerlemeyi dikkate alarak, Mahkeme, 14 Mayıs 2013 tarihinde, bu kararın Bakanlar Komitesi’nin Sözleşme’nin 46. maddesi kapsamındaki denetim fonksiyonlarını yerine getirirken, gelecekte vereceği herhangi bir karara halel verecek şekilde yorumlanmaması gerektiğini vurgulayarak, talebi kabul etmemeye karar vermiştir.
13. 24 Haziran 2013 tarihinde başvurucular ve davalı Hükümet Sözleşme’nin 41. maddesi uyarınca karara bağlanmamış olan adil karşılık talepleri konusunda ayrı ayrı gözlemlerini sunmuşlardır. Her iki taraf, dostça bir çözüme ulaşmak için hazır olduklarını açıklamışlar, ancak bu amaçla somut bir teklifte bulunmamışlardır. Sonuç olarak, Mahkeme, Sözleşme’nin 41. maddesi kapsamında karara bağlanmamış olan konuları hükme bağlamaya karar vermiş ve tarafları bu doğrultuda bilgilendirmiştir.
OLGULAR
14. İlk başvurucu, Bay Mustafa Kurić, 1935 yılında doğmuştur ve Koper’de (Slovenya) yaşamaktadır. Bay Kurić vatansızdır. İkinci başvurucu, Bayan Ana Mezga, Hırvat vatandaşıdır. 1965 yılında doğmuştur ve Portorož’da (Slovenya) yaşamaktadır. Üçüncü başvurucu, Bay Tripun Ristanović, 1988 yılında doğmuştur ve halen Slovenya’da yaşamaktadır. Kendisi Bosna Hersek vatandaşıdır. Dördüncü başvurucu, Bay Ali Berisha, 1969 yılında Kosova’da doğmuştur. Elde mevcut olan en yeni veriye göre, kendisi Sırbistan vatandaşıdır. Halen Almanya’da yaşamaktadır. Beşinci başvurucu, Bay Ilfan Sadik Ademi, 1952 yılında doğmuştur. Almanya’da yaşamaktadır ve Makedonya vatandaşıdır. Altıncı başvurucu, Bay Zoran Minić, 1972 yılında doğmuştur. Hükümete göre kendisi Sırbistan vatandaşıdır. Tam olarak nerede olduğu bilinmemektedir.
I. ESASA İLİŞKİN KARAR SONRASI GELİŞMELER
15. “Silinmiş” kişilerin değişik Hukuki Statüler Kanunu çerçevesinde daimi ikametgâh izni için talepte bulunma süresi, 24 Temmuz 2013 tarihinde sona ermiştir. Bu Kanun, Anayasa Mahkemesi’nin 3 Nisan 2003 kararının ardından Hukuki Statüler Kanunu ile Anayasa arasındaki bağdaşmazlıkları düzenlemek amacıyla kabul edilmiştir ve 24 Temmuz 2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
16. Değişik Hukuki Statüler Kanunu, Kanunda yer alan tanıma göre Slovenya’da “fiilen ikamet eden” “silinmiş” kişilerin, hem geleceğe yönelik olarak hem de geçmişe etkili, yani 26 Şubat 1992’dan bu yana, daimi ikametgah izni kazanmasını düzenlemektedir. Kanun aynı zamanda “silinmiş” çocukların statüsünü düzenlemekte ve önceden elde edilmiş bir daimi mukim izni bulunmaksızın Slovenya vatandaşlığı verilen “silinmiş” kişilerle ilgili geçmişe yürüyen kararlar verilmesini düzenlemektedir (bakınız esasa ilişkin karar paragraf 71 ve 76-79).
17. 26 Nisan 2011 tarihinde değişik Hukuki Statüler Kanunu’nun anayasaya uygunluk denetimi için, bir dernek olan “Silinenler”in Sivil Girişimi ile birlikte diğer özel bireyler tarafından yapılan bir başvuru (no. U-I-85/11) Anayasa Mahkemesi önünde hala devam etmektedir (bakınız esasa ilişkin karar paragraf 81).
18. 10 Ocak 2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi sistemik uzun yargılama süresi sorunundan kaynaklanan bir davada, Anayasa’nın 26. maddesi kapsamında Devlet’in sorumluluğuna ilişkin bir karar vermiştir (bakınız Lukenda - Slovenya, no. 23032/02, §§ 89-98, ECHR 2005‑X). Mahkeme, 26. maddenin dar olarak yorumlanamayacağına ve maddenin aynı zamanda, Devletin egemenlik alanına giren belli bir kişiye veya belli bir makama değil, fakat sadece Devletin kendisine atfedilebilecek olan hukuka aykırı eylemden dolayı da Devletin sorumluluğuna yol açtığına hükmetmiştir. Bu sorumluluk, sadece mahkemelerin değil, kuvvetlerin üçünün de – yasama, yürütme ve yargı – sorumlu olduğu, gecikmeksizin yargılama yapılması güvencesine de uygulanır. Anayasa Mahkemesi’nin kararı mevcut davadaki esasa ilişkin kararın uygulanması ile ilgilidir.
19. Mayıs 2013’te Hükümet “silinenler” için bir ad hoc tazminat sistemi getirmeyi amaçlayan ilk Kanun teklifini “kamuya” sunmuştur.
20. 25 Temmuz 2013 tarihinde Hükümet, Daimi Mukimler Kütüğünden Silinen Kişilerin Zararlarının Tazmini Hakkındaki Kanunu Parlamento’ya sunmuştur (Predlog Zakona o povračilu škode osebam, ki so bile izbrisane iz registra stalnega prebivalstva – bakınız yukarıda 7. paragraf). Kanun değişiklikleriyle 21 Kasım 2013 tarihinde kabul edilmiştir. Kanun son biçimiyle 3 Aralık 2013 tarihinde 99/2013 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. 18 Aralık 2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir ve 18 Haziran 2014 tarihinde uygulanabilir hale gelecektir.
21. Kanun, tazminat sisteminden yararlanacak olanların, herhangi bir hukuki nedene istinaden daimi oturma izni elde eden veya Slovenya vatandaşlığı tanınan “silinmiş” kişiler olacağını öngörmektedir. Hak sahipleri aynı zamanda, – Değişik Hukuki Statüler Kanunu’nun çıkarılmasından evvel – önceki mevzuat çerçevesinde bu amaçla sonuçsuz kalan bir başvuru yapmış olan “silinmiş” kişilerdir: ilgili mevzuatta belirtildiği üzere veya Hukuki Statüler Kanunu’nun 3. bölümünde gösterilen herhangi bir nedenle, bu kişilerin kamu düzenine, Slovenya Cumhuriyeti’nin güvenliğine ve savunmasına, uluslararası ilişkilere ve suçların kovuşturulmasına bir tehdit oluşturdukları gerekçesiyle başvuruları reddedilmemiş olmalıdır; başvurularına ilişkin işlemler, işbirliği yapmadıkları gerekçesiyle durdurulmamış olmalı ve Slovenya’da “fiilen mukim” olmaları gerekmekteydi. Son belirtilen koşul değişik Hukuki Statüler Kanunu’nun 1 (č) bölümü ışığında yorumlanmaktadır (bakınız esasa ilişkin karar paragraf 77-79 ve 211).
Hak sahibi grubun tanımlanmasında, Hükümet, Büyük Daire’nin, Bay Dabetić ve Bayan Ristanović’in Slovenya’ya yerleşme isteklerini herhangi bir şekilde gösteremediklerini, yani, konuyla yeterince ilgili olmadıkları izlenimini veren, mukim statülerini yasallaştırmak için herhangi bir yasal adım atmamış olduklarını not ederek (esasa ilişkin kararın 292. paragrafı ile karşılaştırın), iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle, başvurunun bu iki başvurucu ile ilgili kısmını kabul edilemez bulan kararını dikkate almıştır (bakınız yukarıda 4. paragraf). Yeni Kanun kapsamındaki bir tazminat talebi başvurusu, Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından üç yıldan daha geç bir tarihe bırakılmayacak şekilde veya daimi ikametgah iznine veya Slovenya vatandaşlığına ilişkin kararın alınmasından sonra yapılmak zorundadır. “Silinme” dönemi her halde Kanunun yürürlüğe girdiği tarihin ötesine geçemez.
22. Tazminatın miktarı, maruz kalınan hem maddi hem de manevi zararları içine alacak şekilde, tamamlanan her bir “silinme” ayı için toplam 50 AVRO temel alınarak hesaplanacaktır. Talepleri kabul edilmeyen “silinmiş” kişiler bakımından, “silinme” dönemi nihai ret kararıyla sonlandırılacaktır. Birkaç ret kararı verilmişse, Slovenya’da “fiilen ikamet” şartının yerine getirildiği son karar neticesinde süre sona erecektir (bakınız yukarıda 21. paragraf). Bu gibi “silinmiş” kişiler nihai ret kararı tarihinden itibaren üç yıl içinde taleplerini yöneltebilirler.
23. Bundan başka, “silinmiş” kişiler ek tazminat hakkına sahip olduklarını düşünüyorlarsa, Borçlar Kanunu’nun genel kurallarına göre talepte bulunabileceklerdir (Obligacijski zakonik, Resmi Gazete sayı 83/2001). Kanun, Slovenya mahkemeleri tarafından o tarihte yorumlandığı üzere, Borçlar Kanunu kapsamındaki tazminat talebi bakımından dava zamanaşımını kaldırmakta (bakınız esasa ilişkin karar paragraf 83) ve bu başlık altında tazminat istemi için üç yıllık yeni bir süre getirmektedir. Başvuruları reddedilen “silinmiş” kişiler olumsuz nihai kararın verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde taleplerini yapabilirler. Açıklayıcı not, Slovenya’nın mevcut ekonomik durumu ve refah devletine ilişkin mülahazalarla, tazminat miktarının sınırlanmasının haklı gösterildiğini belirtmektedir.
24. Her bir “silinme” ayı için toplam miktarı 50 AVRO’nun üç katını aşmamak üzere, bu tazminat, ya toptan miktara ilişkin olarak idari yollarla ya da ek tazminat taleplerine ilişkin olarak yargısal denetim yoluyla talep edilebilir.
25. Ayrıca, tazminata ilişkin talepleri reddedilen veya işlemleri askıya alınan “silinmiş” kişiler yeni taleplerde bulunabilirler.
26. Tazminat olarak 1000 AVRO’dan daha fazla alma hakkı bulunan hak sahipleri ilk miktar olarak derhal 1000 AVRO peşin ödeme alacaklar, karara bağlanmamış olan miktarlar taksitle ödenecektir.
27. Slovenya toplumu ile bütünleşmelerini kolaylaştırmak amacıyla, başvurucuların aynı zamanda diğer adil karşılık biçimlerine de hakları olacaktır. Bunlar zorunlu sağlık sigortasının yetkililer tarafından ödenmesini, sosyal güvenlik programı kapsamındaki menfaatleri ve imtiyazlı muameleyi; diğer şekillerdeki kamu yardımlarına ve Devlet hibelerine erişimi; barınma konusunda menfaatleri ve imtiyazlı muameleyi (kar amacı gütmeyen kira); eğitim sistemine erişimi ve son olarak, Slovenya’daki kültürel, ekonomik ve sosyal yaşamla bütünleşmeleri amacıyla, Avrupa Birliği üyesi Devletlerin vatandaşı olmayan yabancılara yönelik programlar çerçevesindeki imtiyazlı muameleyi içerir.
28. Açıklayıcı not, Temmuz 2013’te, Kanun teklifinin hazırlanması tamamlandığında, 25.671 “silinmiş” kişiden, 5360 gayri reşidin de içinde olduğu 10.046’sının (aynı zamanda bakınız esasa ilişkin karar paragraf 33 ve 69) mukim statülerinin karara bağlandığını (2807’sı daimi ikamet izninin kazanımıyla ve 7239’u Slovenya vatandaşlığının kazanılmasıyla) belirtmektedir. Bazıları ölmüş ve belirsiz sayıda “silinmiş” kişi Slovenya’yı terk etmiştir.
29. İçişleri Bakanlığı’nın İnternet sitesinde 25 Temmuz 2013 tarihinde yayımlanan bilgiye göre, değişik Hukuki Statüler Kanunu çerçevesinde geleceğe yönelik daimi ikametgah izni için 849 başvuru alınmıştır (138 ikametgah izni resmi olarak verilmişken, 174 başvuru reddedilmiştir; 537 başvuru bu tarihte hala derdest bulunmaktaydı).
Ek olarak, geçmişe etkili daimi oturma izinleri için 627 başvuru yapılmıştır, 417 başvuru kabul edilmiş, yetmiş altı talep reddedilmiş veya ertelenmiştir ve o tarih itibariyle 134 talep derdest bulunmaktaydı.
KARAR
I. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİ
30. Sözleşme’nin 41. maddesine göre:
“Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder..”
A. Maddi zarar
1. Başvurucuların sunumları
(a) Genel açıklamalar
31. 26 Eylül 2012 tarihinde, esasa ilişkin kararın verilmesinden sonra, başvurucular maddi zarara ilişkin taleplerini değiştirmişlerdir. 24 Haziran 2013 tarihinde, taleplerini değiştirdikleri şekilde ileri sürdüklerini teyit etmişlerdir.
Başvurucular, 26 Şubat 1992 tarihindeki “silinme” tarihinden daimi oturma izni kazandıkları tarihe kadar olan tüm dönem bakımından değişik başlıklar altında maddi zarardan dolayı tazminat talebinde bulunmuşlardır: sosyal yardım, eş ve çocuk yardımları bakımından geçmiş gelirlerin kaybı ile emeklilik hakları bakımından gelecekteki gelir kaybı (başvurucular Iatridis - Yunanistan (adil karşılık) [BD], no. 31107/96, § 37, ECHR 2000‑XI ve Willis - Birleşik Krallık, no. 36042/97, §§ 65-70, ECHR 2002‑IV davalarını belirtmişlerdir).
32. Başvurucular, mustarip oldukları maddi kayıpların telafi edilmesi (eski hale getirme) için gerekli miktarlarının kesin olarak hesaplanmasına, ihlalden kaynaklanan zararın “doğası gereği belirsiz niteliği”nin (Young, James ve Webster - Birleşik Krallık (eski 50. madde), 18 Ekim 1982, § 11, Series A no. 55 kararına atıfla) ve “silinme”nin meydana gelmesinden bu yana geçen sürenin engel oluşturabileceğini vurgulamışlardır. Geçmiş ve gelecek kayıpların değerlendirilmesine dahil olan çok sayıda ölçülemez şey dikkate alındığında, başvurucular, hakkaniyete uygun olanı göz önüne alarak, takdirinde bulunan bu konuyu karara bağlaması için Mahkeme’ye güvenmektedirler (The Sunday Times - Birleşik Krallık (no. 1) (eski 50. madde), 6 Kasım 1980, § 15, Series A no. 38 kararına atıfla). Özellikle, Smith ve Grady - Birleşik Krallık davasında ((adil karşılık), no. 33985/96 ve 33986/96, §§ 18-21, ECHR 2000‑IX), Mahkeme, Sözleşme haklarına aykırı olarak ihraç edilmemiş olsalardı, başvurucuların askerlik görevlerini etkili bir şekilde yerine getirmeye devam edeceklerinden şüphe etmek için hiçbir neden olmadığına işaret etmiş ve kariyer hedeflerini dikkate alarak, geçmiş ve gelecek gelirler için maddi zarar bakımından başvuruculara adil karşılık ödenmesine hükmetmiştir.
(b) Geçmiş gelirlerin kaybı
(i) Sosyal yardım
33. Sosyal yardımlar bakımından, başvurucular kendilerinin Slovenya’da çalışmalarının veya kendi etkileri ve kontrolleri dışındaki nedenlerle geçim araçlarını elde etmelerinin önlendiğinin tartışmasız olduğuna ve ilgili mevzuat tarafından sağlanan belli sosyal yardımlara erişemediklerine işaret etmişlerdir.
34. Başvurucuların her biri aylık sosyal yardım bakımından kendilerinin toplam hak sahipliklerine karşılık gelen bir miktarı talep etmiştir. Bu miktarın hesaplanması amacıyla, başvurucular, “silinme” olmasaydı alabilecekleri standart aylık 260 AVRO tutarındaki miktarı, “silinme” ay sayısı ile çarparak faizi ile birlikte esas almışlardır. Bu miktar, Mali Denge Kanunu’nun (Zakon za uravnoteženje javnih financ, Resmi Gazete, sayı 40/2012) 152(1) bölümü ile birlikte okunduğunda, Mali Sosyal Yardım Kanunu (Zakon o socialno varstvenih prejemkih, Resmi Gazete, sayı 61/2010) tarafından belirlenen sosyal yardıma karşılık gelmektedir.
35. Hükümet’in sunumlarına cevap olarak, başvurucular Hükümet’in görüşünün – bu görüşe göre, Aralık 2011’e kadar uygulanabilir olduğu üzere, standart aylık miktar yalnızca 230,61 AVRO olmalı ve 30 Haziran 2013 tarihinde kadar tüketici fiyatlarına göre uyarlanmalıdır – kabul edilebilir olduğunu düşünmektedirler (bakınız aşağıda 55. paragraf).
36. Ek olarak, ilgili mevzuat, yeterli geliri olmayan aileler için çocuklar ve eşler bakımından sosyal yardım öngörmekteydi ve o dönemde ilk çocuk için 208 AVRO ve her bir ek çocuk için 182 AVRO belirlenmişti, oysa her bir ek yetişkin 130 AVRO alma hakkına sahipti.
37. Bay Berisha’nın taleplerinin tüm “silinme” dönemi boyunca kabul edilmesine ilişkin tartışmalı hak sahipliği bakımından, (bakınız aşağıda 56. ve 71. paragraflar), başvurucular Hükümetin, Bay Berisha’nın 1998 sonrası Almanya’da aldığı iddia edilen miktarları açıkça belirtemediğini söylemişlerdir. Başvurucunun Almanya’da gerçekten para aldığını, aldıysa ne kadar aldığını gösteren herhangi bir kesin delil olmadığı dikkate alındığında, Bay Berisha, söz konusu dönem öncesindeki toplam miktara ilaveten, en azından o dönem bakımından iki miktar arasındaki farklılık için hak sahibidir. Bay Berisha aynı zamanda karısı ve beş çocuğu bakımından sosyal yardım alma hakkına da sahiptir.
38. Başvurucu Bay Ademi’nin bu başlık altındaki tartışmalı hak sahipliği bakımından, başvurucular, Bay Ademi’nin Almanya’da kaldığı tüm süre boyunca sosyal yardım almış olmasının haklarından mahrum bırakılması için yeterli bir temel oluşturmadığına ilişkin Bay Ademi’nin kızı tarafından idari yargılama sürecinde yapılan açıklamayı (bakınız aşağıda paragraf 56 ve 75-76) sunmuşlardır .
(ii) Konut yardımı
39. Konut yardımı bakımından, başvurucular 2007 tarihli Sosyal Güvenlik Kanunu (Zakon o socialnem varstvu, Resmi Gazete, sayı 3/2007) kapsamında hak kazanmış olmaları gereken sosyal yardım miktarının %25’ini talep etmişlerdir
40. Başvurucular, kendilerinin yasal şartları yerine getirmediğini, çünkü sadece “özel korumalı kiracılık” veya “oturma hakkı” elde eden kiracıların (stanovanjska pravica – bakınız Berger-Krall ve Diğerleri - Slovenya (karar), no. 14717/04, § 4, 28 Mayıs 2013) konut yardımına hakkının bulunduğu ve ayrıca, konut yardımı için bir talep yapmış olmaları şartıyla ve 2003 tarihli Konut Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra, Slovenya vatandaşlığına sahiplerse yararlanabilecekleri yönündeki, Hükümet’in argümanlarına karşı çıkmışlardır (bakınız aşağıda 57. paragraf). Başvurucular, “özel korumalı kiracılığın”, 1992 tarihli Sosyal Güvenlik Kanunu (Zakon o socialnem varstvu, Resmi Gazete, sayı 54/1992) kapsamında konut yardımı verilmesinin şartı olmadığını ileri sürmüşlerdir. 2003 Konut Kanunu’nun (Stanovanjski zakon, Resmi Gazete, sayı 69/2003) Slovenya vatandaşlığı şartını getirdiğini kabul etmekle birlikte, “silinmiş” olmasalardı, o tarihe kadar Slovenya vatandaşlığını kazanabileceklerini iddia etmişlerdir.
(iii) Çocuk parası
41. Çocuk parası bakımından, uygulanabildiği halde, başvurucular Kamu Fonlarından Yararlanma Hakkının Kullanılması Kanunu gereğince çocuk parası alma hakkına sahip olduklarını belirtmişlerdir (Zakon o uveljavljanju pravic iz javnih sredstev, Resmi Gazete, sayı 62/2012). Geliri olmayan aileler için aylık çocuk parası halen ilk çocuk için 114,30 AVRO, ikinci çocuk için 125,73 AVRO ve her ek çocuk için 137,18 AVRO olarak belirlenmiştir. Çocuklar bakımından sosyal yardımdan farklı olan çocuk parası (bakınız yukarıda 36. paragraf), hem sosyal yardım alan hem de düşük gelirli olan ailelere verilmektedir.
42. Bay Berisha’nın beş çocuğu bakımından taleplerinin sadece ailesi ile Slovenya’da kaldığı süre boyunca haklı görülebileceğine ilişkin Hükümet’in açıklamasına cevap olarak (bakınız aşağıda paragraf 59 ve 71‑74), başvurucular, çocukların yaşı dikkate alındığında, Bay Berisha’nın tüm dönem için hak sahibi olduğunu ileri sürmüşlerdir.
43 Bayan Mezga’nın Hırvatistan’da yaşayan iki büyük çocuğuna ilişkin talepleri ile ilgili olarak, Hükümet’in, çocukları Hırvatistan’da koruyucu aile yanında yaşadıklarından, Bayan Mezga’nın çocuk parası alma hakkının bulunmadığına ilişkin (bakınız aşağıda 60. paragraf) argümanlarına cevap olarak, başvurucular, Bayan Mezga’nın hem kızı Ines hem de oğlu Enes bakımından tazminata hakkı olduğunu, çünkü başvurucu “silinmemiş” olsaydı, çocukların Slovenya’da onunla birlikte yaşayacağını ve çocuk parası alacağını iddia etmişlerdir.
(c) Gelecekteki gelirin kaybı
Emeklilik hakları
44. Gelecekteki gelirin kaybı bakımından, başvurucular emeklilik sistemine kendi primlerini ödeyemediklerini ve ulusal mevzuat kapsamında emekli aylığına hak kazanmadıklarını belirtmişlerdir. Dolayısıyla, müstahak olacakları asgari emekli aylığına ilişkin olarak gelecekteki gelirlerin asgari kaybını saptamak olanaklıdır.
45. Emeklilik ve Maluliyet Sigortası Kanunu kapsamında, (Zakon o pokojninskem in invalidskem zavarovanju, Resmi Gazete, sayı 106/99, değiştirilmiş şekliyle), en az on beş yıl çalışmış insanlar için temel asgari emekli aylığı halen 551,16 AVRO’dur. Başvurucular, bu miktarın, güncel olarak, erkekler için 192,90 AVRO ve kadınlar için 209,44 AVRO’ya karşılık gelen kısmını gelecekte hak edeceklerdi. Bu başlık altında talep edilen toplam miktarların hesaplanmasında, başvurucular güncel ortalama ömür uzunluğunu dikkate almıştır (erkekler için 73.83 yıl ve kadınlar için 81.36 yıl).
46. Hükümet’in, yabancılar dâhil, Slovenya’da oturan daimi ikametgâh iznine sahip, emeklilik hakkı kazanmamış bütün kişilerin gelir desteği veya asgari emeklilik aylığı alma hakkına sahip oldukları yönündeki açıklaması (bakınız aşağıda paragraf 63-64), başvurucular tarafından, emeklilik aylığını hak etmemişlerse veya gelirleri yoksa veya 460 AVRO’ya karşılık gelen malvarlıkları bulunmuyorsa, yaş şartını (kadınlar için altmış üç ve erkekler için altmış beş) yerine getirdiklerinde, asgari emeklilik desteği alacaklarına ilişkin bir taahhüt olarak yorumlanmıştır.
(d) Bireysel olarak başvurucular
(i) Bay Mustafa Kurić
47. Başvurucu Bay Kurić 26 Şubat 1992 tarihinden 2 Kasım 2010 tarihine kadar herhangi bir hukuki statüden yoksun kalmıştır (on sekiz yıl, sekiz ay ve yedi gün).
Bay Kurić böylece toplam 224 aylık bir dönemi düzenlenmiş bir statüsü olmadan geçirmiştir.
Başvurucu sosyal yardım olarak 58.240 AVRO ve konut yardımı için 14.560 AVRO talep etmiştir.
Ek olarak, başvurucu emeklilik hakları bakımından 9259,20 AVRO talep etmiştir. Başvurucunun yaşının (yetmiş yedi) hâlihazırda ortalama erkek ömür uzunluğundan daha yüksek olması dikkate alındığından, ortalama kadın ömür uzunluğu uygulanmıştır.
Toplam olarak, başvurucu maddi zararlar bakımından 82.059,20 AVRO talep etmiştir.
(ii) Bayan Ana Mezga
48. Başvurucu Bayan Mezga hukuki statüsünü 26 Şubat 1992 tarihinde yitirmiş ve bir Sloven vatandaşının aile bireyi olarak, kendisine 13 Eylül 2007 tarihinde geçici ikamet izni ve 1 Mart 2011 tarihinde daimi ikamet izni tanınmıştır (on dokuz yıl ve iki gün sonra). Başvurucu böylece toplam 186 aylık bir dönemi düzenlenmiş bir statüsü olmadan geçirmiş ve daimi ikametgah iznini elde etmeden önce 228 ay beklemiştir; geçici oturma izni, sosyal yardım alma hakkını vermemektedir.
Başvurucu sosyal yardım olarak 59.280 AVRO ve konut yardımı için 14.820 AVRO talep etmiştir.
Ek olarak, başvurucu, Hırvatistan’da yaşayan büyük çocukları Ines bakımından çocuk parası olarak 13.373,10 AVRO ve Enes bakımından 27.157,68 AVRO talep etmiştir.
Son olarak, başvurucu emeklilik hakları bakımından 85.451,52 AVRO talep etmiştir.
Toplam olarak, başvurucu maddi zararlar bakımından 200.082,30 AVRO talep etmiştir.
(iii) Bay Tripun Ristanović
49. Başvurucu Bay Ristanović 26 Şubat 1992 tarihinden 10 Mart 2011 tarihine kadar herhangi bir hukuki statüden yoksun kalmıştır (gayri reşit olarak 20 Ağustos 2006 tarihine kadar on dört yıl, beş ay ve yirmi iki gün ve yetişkin olarak dört yıl, altı ay ve yirmi gün). Bay Ristanović bu nedenle toplam 228 aylık bir dönemi düzenlenmiş bir statüsü olmadan geçirmiştir.
Başvurucu sosyal yardım için çocuk olarak 36.192 AVRO ve yetişkin olarak 14.040 AVRO, ayrıca konut yardımı için 3510 AVRO talep etmiştir.
Ek olarak, talepleri zamanında yirmi dört yaşında olan başvurucu ödeyeceği aylık emeklilik primi bakımından 6386,58 AVRO istemiştir.
Toplam olarak, başvurucu maddi zararlar bakımından 60.128,58 AVRO talep etmiştir.
(iv) Bay Ali Berisha
50. Başvurucu Bay Berisha 26 Şubat 1992 tarihinden 19 Ekim 2010 tarihine kadar herhangi bir hukuki statüden yoksun kalmıştır (on sekiz yıl, yedi ay ve yirmi gün). Başvurucu bu nedenle toplam 223 aylık bir dönemi düzenlenmiş bir statüsü olmadan geçirmiştir.
Başvurucu sosyal yardım olarak kendisi için 57.980 AVRO ve karısı için 22.100 AVRO, ayrıca konut yardımı olarak 14.495 AVRO talep etmiştir.
Ek olarak, Bay Berisha beş çocuğu için aşağıdaki şekilde çocuk parası talep etmiştir: Dem için 17.602,20 AVRO, 16.973,55 Egzon için AVRO, Egzona için 15.775,70 AVRO, Haxhi için 10.974,40 AVRO ve Valon için 6996,18 AVRO.
Son olarak başvurucu, emeklilik hakları bakımından 71.758,80 AVRO istemiştir.
Toplam olarak, başvurucu maddi zararlar bakımından 234.655,83 AVRO talep etmiştir.
(v) Bay Ilfan Sadik Ademi
51. Başvurucu Bay Ademi 26 Şubat 1992 tarihinden 20 Nisan 2011 tarihine kadar herhangi bir hukuki statüden yoksun kalmıştır (on dokuz yıl, yedi ay ve yirmi bir gün). Bay Ademi böylece toplam 229 aylık bir dönemi düzenlenmiş bir statüsü olmadan geçirmiştir.
Başvurucu sosyal yardım olarak 59.540 AVRO ve konut yardımı için 14.885 AVRO talep etmiştir.
Ek olarak, başvurucu emeklilik hakları bakımından 32.407,20 AVRO talep etmiştir.
Toplam olarak, başvurucu maddi zarar bakımından 106.832,20 AVRO talep etmiştir.
(vi) Bay Zoran Minić
52. Başvurucu Bay Minić 26 Şubat 1992 tarihinden 4 Mayıs 2011 tarihine kadar herhangi bir hukuki statüden yoksun kalmıştır (on dokuz yıl, iki ay ve beş gün). Başvurucu dolayısıyla toplam 230 aylık bir dönemi düzenlenmiş bir statüsü olmadan geçirmiştir.
Başvurucu sosyal yardım olarak 59.800 AVRO ve konut yardımı için 14.950 AVRO talep etmiştir.
Ek olarak başvurucu emeklilik hakları bakımından 78.703,20 AVRO istemiştir.
Toplam olarak, başvurucu maddi zarar bakımından 153.453,20 AVRO talep etmiştir.
2. Davalı Hükümetin sunumları
(a) Genel değerlendirme
53. 24 Haziran 2013 tarihli sunumlarında Hükümet başvurucuların durumlarının bireysel olarak büyük oranda farklılaştığını ve bunlardan bazılarının farklı sosyal yardım ve/veya çocuk parası bazında potansiyel olarak tazminata hak kazandıklarını söylemiştir. Bununla birlikte, iddia edilen zarar ile saptanan ihlal arasındaki illiyet bağının kanıtlanması zordur. Belirsiz ve kuşkulu bazı durumlar bulunmaktadır.
54. Ek olarak, yürürlükteki mevzuat değişmeye ve yeni sınırlamalar getirmeye devam etmiştir. Ayrıca, başvurucuların yaşama koşulları değişmektedir ve mevzuatın belli bir bölümünde düzenlenen bütün ölçütleri karşılayıp karşılamadıkları açık değildir. Son olarak, başvurucuların potansiyel olarak hak edecekleri miktarları değerlendirirken ve bu kişilere somut önerilerde bulunulurken (“Bireysel olarak başvurucular” başlığı altında bakınız, aşağıda paragraf 65-78) Slovenya’daki mevcut ekonomik durum dikkate alınmak durumundadır.
(b) Geçmiş gelir kaybı
(i) Sosyal yardım
55. Hükümet, başvurucuların standart aylık 260 AVRO tutarındaki miktarı temel alarak, “silinme” dönemi için aylık sosyal yardım bakımından iddia ettikleri toplam hak sahipliğine karşılık gelen bir miktarı talep ettiklerini not etmiştir (bakınız yukarıda 34. paragraf). Öte yandan, Mali Sosyal Yardım Kanunu’ndaki değişikliklerin 2012’de yürürlüğe girmesinden önce, temel miktar 230.61 AVRO olarak sabitlenmişti. Hükümetin görüşüne göre, başvurucuların potansiyel olarak hak edecekleri standart aylık asgari sosyal yardım miktarı yalnızca, 31 Aralık 2011 tarihine kadar geçerli ve enflasyona göre düzeltilmiş miktar olan, 230.61 AVRO olabilir. Bununla birlikte, bu esasa dayalı olarak hiçbir somut öneri yapılmamıştır çünkü Hükümet tarafından başvuruculara önerilen, nasıl hesaplandığına dair hiçbir açıklama yapılmayan güncel miktarlar, oldukça düşüktür (bakınız aşağıda 66., 68., 70., 74., 76. ve 78. paragraflar).
56. Bundan başka, Hükümet, bazı başvurucuların kişisel durumları nedeniyle tüm “silinme” dönemini karşılayacak miktarları hak edemeyeceklerini not etmiştir. Ek olarak, diğer ilgili olgular ve yürürlükteki mevzuat da başvurucuların potansiyel olarak hak edecekleri miktarların belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. Çalışma, Aile, Sosyal İşler ve Eşit Fırsatlar Bakanlığı (“Bakanlık”), tek kişi için enflasyona göre düzeltilmiş aylık miktarları esas alarak, bütün şartlar yerine getirildiğinde başvurucuların potansiyel olarak hak edecekleri sosyal yardım hesaplamalarını hazırlamıştır.
(ii) Konut yardımı
57. Konut yardımı bakımından, Hükümet başvurucuların bu başlık altındaki taleplerinin temelsiz olduğunu iddia etmiştir. 1992 tarihli Sosyal Güvenlik Kanunu gereğince, sadece 19 Ekim 1991 öncesi “özel korumalı kiracılık” elde eden kiracılar – Slovenya vatandaşı veya değil – 25 Şubat 1992’ye kadar bu amaçla bir talepte bulunmuş olmaları şartıyla, bu yardımı alma hakkına sahiptir. Ve bu talep kabul edilse bile, – başvurucular sadece, bu tür bir yardımın alınmasında vatandaşlığı bir şart olarak belirten – 2003 tarihli Konut Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 14 Ekim 2003 tarihine kadar konut yardımı alma hakkına sahip olacaklardı.
Yetkili konut fonu tarafından sağlanan bilgilere göre, 1992’ye kadar konut yardımı için başvurmamış olmasına karşın, tüm başvurucular arasında sadece Bay Kurić “özel korumalı kiracılık” hakkını elde etmiştir.
Her halükarda, başvurucuların Sözleşme hakları ile bu başlık altında maruz kalındığı ileri sürülen zarar iddiası arasındaki illiyet bağı kurulmamıştır.
(iii) Çocuk parası
58. Çocuk parası bakımından, Hükümet başvurucu Bay Berisha’nın bu başlık altında beş çocuğu ve başvurucu Bayan Mezga’nın Hırvatistan’da yaşayan iki büyük çocuğu için bir talepte bulunduğunu not etmiştir. Çocuk yardımı başlangıçta Aile Gelir Kanunu ile (Zakon o družinskih prejemkih, Resmi Gazete, sayı 65/93), sonradan Ebeveyn Koruma ve Aile Yardımı Kanunu ile düzenlenmiştir (Zakon o starševskem varstvu in družinskih prejemkih, Resmi Gazete, sayı 97/2001). Sonraki Kanun’un 67. bölümü gereğince, çocuk parası hakkı belli şartlar altında ebeveynlerden birisine verilmektedir.
59. Hükümet, başvurucu Bay Berisha’nın taleplerinin, ailesi ile Slovenya’da kaldığı dönem bakımından kısmen haklı görülebileceğini kabul etmiştir (bakınız aşağıda paragraf 71-73).
60. Başvurucu Bayan Mezga bakımından, Hükümet, iki büyük çocuğu Slovenya’da değil, Hırvatistan’da koruyucu ailede olduğu için, koruyucu aileye yerleştirilen çocuklar için çocuk parasını ilga eden, Ebeveyn Koruma ve Aile Koruma Kanunu’nun, ne 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmesinden önce ne de sonra, çocuk parası almaya hakkı bulunmadığını iddia etmiştir. Bayan Mezga çocukları için Slovenya’da hiçbir zaman çocuk parası talep etmemiştir ve koruyucu Hırvat aile, Bayan Mezga’nın oğlu Enes bakımından Hırvatistan’da çocuk parası almıştır.
(c) Gelecek gelirlerin kaybı
Emeklilik hakları
61. Gelecekteki gelir kaybı bakımından, Hükümet başvurucuların Daimi Mukimler Kütüğünden silinmemiş olsalardı hak sahibi olabilecekleri en düşük emekli maaşını talep ettiklerini not etmiştir. Öte yandan, Hükümetin görüşüne göre, başvurucuların sosyal yardım bakımından talepleri emeklilik hakları bakımından gelecekteki kazançtan yoksun kalma taleplerinin yolunu kapamaktadır. Başvurucuların, Sözleşme haklarının saptanan ihlali ile bu başlık altında maruz kaldıklarını iddia ettikleri zarar arasındaki illiyet bağı kanıtlanmamıştır.
62. Emeklilik ve Maluliyet Sigortası Kanunu çerçevesinde, istihdam edilerek, iş sahibi olarak veya başka biçimlerde çalışan bireyler için emekli primlerinin ödenmesi zorunludur. Bir birey, en az on beş yıl primleri ödemesi kaydıyla ve bir kez öngörülen yaş şartını karşılamasıyla emeklilik haklarını kazanır; yaş şartı geçen birkaç yılda sürekli yükselmiştir ve katlanarak yükselmesi beklenmektedir.
63. İşsizler emeklilik primlerini ödemekle yükümlü değildir ve emeklilik sigortasına değil, daha ziyade sosyal güvenlik hakkına sahiptirler. Bu kişiler yaş şartını karşılayıncaya kadar (kadınlar için altmış üç, erkekler için altmış beş), kendilerine sosyal yardım biçiminde sosyal güvenlik sağlanmaktadır. Öngörülen yaşa ulaştıktan sonra, emeklilik hakkına sahip olmayan veya emekli maaşı çok düşük olan herkes gelir desteğine veya asgari emeklilik desteğine hak kazanmaktadır. Daimi ikametgâh izni ile Slovenya’da oturan yabancılar da asgari emeklilik desteği elde etmektedir. Asgari emeklilik aylığına uygunluğun belirlenmesinde aylık asgari gelir eşiği 460 AVRO olarak saptanmıştır.
64. Sonuç olarak, bir yandan, geliri ve 460 AVRO tutarında veya bu miktarı aşan malvarlığı olmayan ve diğer uygun bütün koşulları karşılayan kişiler asgari emeklilik desteği alma hakkını kazanabilirler. Öte yandan, başvurucular, iddialarının aksine, emeklilik hakları bakımından uygun koşullara sahip değildirler.
(d) Bireysel olarak başvurucular
(i) Bay Mustafa Kurić
65. Sosyal yardım bakımından, Hükümet, başvurucu Bay Kurić’in 2000 yılı başına kadar istihdam edildiğini gözlemlemiştir; bu durum Sağlık Sigortası Enstitüsü tarafından doğrulanmıştır. Öte yandan başvurucu 1992 ile 2000 yılları arasında zorunlu sosyal güvenlik primlerini ödememiştir. Gelirinin düzeyi sosyal yardım hakkına 1 Temmuz 1999’a kadar sahip olmaması gerektiğini göstermektedir; fakat daimi ikametgâh iznini alıncaya kadar, bu tarihten sonra bu yardımı alma hakkına potansiyel olarak sahip olması gerekirdi; başvurucu potansiyel olarak 29.479,09 AVRO’luk miktarı alma hakkına sahiptir.
66. Hükümet bu başlık altında başvurucuya 8843,73 AVRO ödemeye hazırdır.
(ii) Bayan Ana Mezga
67. Sosyal yardım bakımından, Hükümet, başvurucu Bayan Mezga’nın 30 Kasım 1992 tarihinde işsiz kaldığını ve işsizlik yardımı kesildikten sonra potansiyel olarak sosyal yardım hakkına sahip olması gerektiğini gözlemlemiştir. Ek olarak, başvurucunun Slovenya’da yaşayan partneri ve iki genç çocuğu 1999’dan bu yana sosyal yardım almaktadır. Bu dönem bakımından, başvurucu onların aile üyelerinden birisi olarak sosyal yardım alma hakkına sahip olmalıydı. Bakanlığın hesaplamalarına göre, değişik sosyal rejimler dikkate alınarak, başvurucu Bayan Mezga potansiyel olarak 35.359,94 AVRO miktarında hakka sahiptir.
68. Hükümet bu başlık altında başvurucuya 10.607,98 AVRO ödemeye hazırdır.
(iii) Bay Tripun Ristanović
69. Sosyal yardım bakımından, Hükümet başvurucu Slovenya’ya dönmeden önce birkaç yıldır Sırbistan’da yaşamış olan Bay Ristanović’in (bakınız esasa ilişkin karar paragraf 132-133), ilgili ölçütler ışığında potansiyel olarak 17.404,25 AVRO tutarındaki miktara hakkı olduğunu belirtmiştir.
70. Hükümet bu başlık altında başvurucuya 5112,08 AVRO ödemeye hazırdır.
(iv) Bay Ali Berisha
71. Sosyal yardım bakımından, Hükümet, başvurucu Bay Berisha’nın Alman makamlarından benzer bir yardım aldığını iddia etmiştir. Slovenya makamlarının talebi üzerine, yetkili Alman makamları, başvurucunun, 2001’den 2005’e kadar olan dönem ile 2006 yılı hariç olmak üzere, 1998’den bu yana sosyal yardım aldığını ve ayrıca, miktar ve dönem belirtilmeksizin, başvurucunun emeklilik sigortası amacıyla 1991’den bu yana değişik kaynaklardan para almış olduğunu teyit etmiştir. Bakanlığın elinde bulunan veriler temelinde, başvurucu, Slovenya İltica Merkezinde yaşadığı dönem için, kendisi bakımından 3790,43 AVRO ve eşi bakımından 2653,30 AVRO tutarındaki miktar için hak sahibidir (bakınız esasa ilişkin karar paragraf 147).
72. Çocuk parası bakımından, başvurucu beş çocuğu için 8625,33 AVRO alma hakkına sahiptir.
73. Başvurucu bu nedenlerle potansiyel olarak, sosyal yardım ve çocuk parası bakımından toplam 15.069,06 AVRO tutarındaki bir miktarı alma hakkına sahiptir.
74. Hükümet bu başlık altında başvurucuya 4520,72 AVRO ödemeye hazırdır.
(v) Bay Ilfan Sadik Ademi
75. Sosyal yardım bakımından, başvurucu Bay Ademi’nin kızının idari yargılamalar esnasında başvurucunun Alman makamlarından sosyal yardım aldığını söylemesi göz önünde bulundurularak, Hükümet Bay Ademi’nin herhangi bir sosyal yardım almaya hakkı olmadığını iddia etmiştir. Slovenya makamları, yanıt vermemiş olan yetkili Alman sosyal refah merkezine bilgi için başvurmuştur. Bununla birlikte, Alman emeklilik sigortası makamı tarafından sağlanan verilere göre, başvurucu 2003 ve 2004’te Almanya’da çalışmış ve 2005’te işsizlik yardımı almıştır.
76. Hükümet bu başlık altında başvurucuya herhangi bir ödeme yapmak için hazır değildir.
(vi) Bay Zoran Minić
77. Sosyal yardım bakımından, Hükümet’in elinde bulunan bilgilere göre, başvurucu Bay Minić 26 Şubat 1992 tarihinden 6 Nisan 1999 tarihine kadar Podujevo’da çalışmıştır (Sırbistan, şimdi Kosovo) (bakınız esasa ilişkin karar paragraf 176). Bundan dolayı, bu dönem için sosyal yardım alma hakkına sahip olmayacaktı. Geriye kalan süre bakımından, başvurucu potansiyel olarak 31.463,38 AVRO alma hakkına sahiptir.
78. Hükümet bu başlık altında başvurucuya 9439,02 AVRO ödemeye hazırdır.
3. Mahkeme’nin kararı
(a) Genel ilkeler
79. Büyük Daire, ihlal saptadığı bir kararın, davalı Devlet’e ihlali sona erdirme ve ihlalin sonuçlarını mümkün olduğunca ihlalden önceki mevcut duruma getirecek şekilde telafi etme yasal yükümlülüğü yüklediğini tekrarlar.
80. Bir davanın tarafı olan Sözleşmeci Devletler, Mahkeme’nin ihlal saptadığı bir kararı yerine getirecekleri araçları seçmekte ilke olarak serbesttirler. Kararın yerine getirilme yöntemine ilişkin bu takdir yetkisi, Sözleşmeci Devletlerin güvence altına alınan hak ve özgürlükleri sağlamak için (madde 1), Sözleşme çerçevesindeki birincil yükümlülüklerine eklenen seçme özgürlüğünü yansıtır. Eğer ihlalin niteliği eski hale getirmeye izin veriyorsa, bunu gerçekleştirmek Davalı Devlete aittir, Mahkeme’nin kendisi ne böyle hareket etme yetkisine ne de uygulama imkanına sahiptir. Diğer yandan, ulusal hukuk giderim yapılmasına izin vermezse – ya da kısmen izin veriyorsa –, 41. madde, uygun görünen bu tür tazmini zarar gören tarafa sağlamakla Mahkeme’yi yetkilendirmiştir (bazı kararlar arasında bakınız Papamichalopoulos ve Diğerleri - Yunanistan (eski 50. madde), 31 Ekim 1995, § 34, Series A no. 330‑B; yukarıda belirtilen Iatridis (adil karşılık), §§ 32-33 ve Guiso-Gallisay - İtalya (adil karşılık) [BD], no. 58858/00, § 90, 22 Aralık 2009).
81. Başvurucuların maddi kayıp kaynaklı talepleri bakımından, Mahkeme’nin içtihatları, başvurucuların iddia ettiği zarar ile Sözleşme’nin ihlalleri arasında açık bir illiyet bağı olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Uygun durumlarda, maddi kayıp, gelir kaybı bakımından tazminatı içerebilir (diğer kararlar arasında bakınız Barberà, Messegué ve Jabardo - İspanya (eski 50. madde), 13 Haziran 1994, §§ 16-20, Series A no. 285‑C ve Çakıcı - Türkiye [BD], no. 23657/94, § 127, ECHR 1999‑IV).
82. Başvurucuların maruz kaldığı maddi zarar bakımından eksiksiz tazmin (eski hale getirme) için gerekli miktarların kesin olarak hesaplanmasına, ihlalden kaynaklanan zararın doğasındaki belirsiz nitelik engel oluşturabilir (aralarındaki farkları dikkate alarak bakınız yukarıda belirtilen Young, James ve Webster (eski 50. madde), § 11). Gerçi çok fazla zaman geçmiş olması, ihlal ve zarar arasındaki bağlantıyı daha da belirsizleştirse de, gelecek kayıpların değerlendirilmesine dair çok sayıda ölçülemez şeye rağmen, yine de tazminata hükmedilebilir. Bu davalarda karara bağlanacak soru, her bir başvurucuya, hem geçmiş hem de gelecekteki maddi kayıplar bakımından hükmedilmesi gerekli olan adil karşılığın düzeyidir; neyin hakkaniyete uygun olduğunu dikkate alarak, takdir yetkisine giren bu konu Mahkeme tarafından karara bağlanacaktır (aralarındaki farkları dikkate alarak bakınız yukarıda belirtilen The Sunday Times (no. 1) (eski 50. madde), § 15; yukarıda belirtilen Smith ve Grady (adil karşılık), §§ 18-19, ECHR 2000-IX; Z ve Diğerleri - Birleşik Krallık [BD], no. 29392/95, §§ 119-120, ECHR 2001‑V ve Centro Europa 7 S.r.l. ve Di Stefano - İtalya [BD], no. 38433/09, §§ 218-222, ECHR 2012).
(b) Bu ilkelerin mevcut davaya uygulanması
83. Büyük Daire esasa ilişkin kararda, Slovenya’nın bağımsızlık ilanı öncesi, Slovenya’da birkaç yıldan bu yana hukuka uygun olarak ikamet eden başvurucuların, eski SFYC vatandaşları olarak, Slovenya’da çok sayıda sosyal ve siyasi haktan yararlandığına karar vermiştir. 26 Şubat 1992 tarihinde, kendilerini hukuki statülerinden mahrum bırakan Daimi Mukimler Kütüğünden “silinmeleri” nedeniyle, başvurucular kimlik belgelerinin imha edilmesi, iş olanaklarının kaybı, sağlık sigortasının kaybı, kimlik belgelerinin veya sürücü belgelerinin yenilenmesinin olanaksızlığı ve emeklilik haklarını güvence altına alma zorlukları gibi birtakım olumsuz sonuçlarla karşılaştılar.
84. Büyük Daire aynı zamanda, herhangi bir Sloven kimlik belgesi sahibi olmayan başvurucuların, “silinme”nin sonucu olarak hukuki bir boşluk içinde ve böylece, hepsinin neredeyse yirmi yıla varan uzun bir süre boyunca savunmasızlık, yasal belirsizlik ve güvensizlik durumu içinde bırakıldıklarını vurgulamıştır. Mahkeme başvurucular için “silinme”nin sonuçlarının vahametini vurgulamıştır (bakınız esasa ilişkin karar paragraf 267, 302-303, 356 ve 412).
85. Anayasa Mahkemesi 3 Nisan 2003 tarihli ilke kararında, daimi mukim statüsünün, “silinmişler”in düzenlenmemiş durumu nedeniyle talep edemeyecekleri askeri emeklilik hakları, sosyal yardımlar ve sürücü belgelerinin yenilenmesi gibi, belli hakları ve hukuki menfaatleri talep etmek için önemli bir bağlantı noktası olduğuna hükmetmiştir (bakınız esasa ilişkin karar paragraf 59 ve 215).
86. Büyük Daire’nin görüşüne göre, “silinme”den kaynaklanan bu tür hukuki statü kaybının, kendilerine daimi ikametgah izni verilinceye kadar, iş ve diğer olanakların kaybının yanında çok sayıda sosyal ve siyasal hakların ve kimlik belgeleri, sürücü belgeleri, sağlık sigortası ve eğitim gibi yasal menfaatlerin kaybı da içinde olmak üzere, başvurucular bakımından önemli maddi sonuçlara yol açtığı açıktır (bakınız esasa ilişkin karar paragraf 59, 215, 302 ve 356).
87. Büyük Daire bu bağlamda hem başvurucuların hem de Hükümet’in mevcut davada, “silinme”nin sonuçlarının belirsiz niteliği ve işlemin yapılmasından bu yana geçen zaman nedeniyle, başvurucuların “silinme”nin bir sonucu olarak maruz kaldıkları maddi zararın kesin tahmininin yapılmasındaki olağan dışı zorluğun altını çizdiğini not eder (aralarındaki farkları dikkate alarak bakınız Lustig-Prean ve Beckett - Birleşik Krallık (adil karşılık), no. 31417/96 ve 32377/96, § 22, 25 Temmuz 2000 ve Lallement - Fransa (adil karşılık), no. 46044/99, §§ 16-17, 12 Haziran 2003). Taraflar bu noktada aynı görüştedirler (bakınız yukarıda paragraf 31-32 ve 53-54).
88. Büyük Daire, başvurucuların mustarip oldukları maddi kayıplar bakımından eksiksiz tazmin (eski hale getirme) yapmak için gerekli miktarların kesin hesaplanmasının ihlalden kaynaklanan zararın doğası gereği belirsiz niteliğinin engel oluşturduğuna dair taraflarca yapılan varsayımı sadece kabul edebilir (bakınız yukarıda belirtilen Young, James ve Webster (eski 50. madde), § 11).
89. Başvurucuların 26 Şubat 1992 tarihinde önceden bildirimde bulunulmaksızın Daimi Mukimler Kütüğünden çıkarılmaları ve “silinmeyi” ancak tesadüfen öğrendikleri dikkate alındığında (bakınız esasa ilişkin karar paragraf 29 ve 343), Büyük Daire, hukuka aykırı tedbir ile başvurucuların katlandığı, etkileri zaman içinde genişleyen ve başka yan etkileri bulunan maddi zarar arasında çok katlı bir illiyet bağı olduğunu düşünmektedir. Ayrıca, “silinme”nin sonuçları başvurucuların hukuki statüsünün düzenlenmediği uzun zaman zarfında kötüleşmiştir. Böylece, bu nedenle maruz kalınan zarar, doğru tahmin yapılmasına elverişli değildir
90. Dolayısıyla, Büyük Daire tarafından karara bağlanacak soru başvurucuların adil karşılığa hakkı – ve, uygun görüldüğü takdirde, – aşağıdaki başlıklar altındaki maddi zarar bakımından, miktarı ile ilgilidir: sosyal yardım ve konut yardımı, çocuk parası ve emeklilik hakları; neyin hakkaniyete uygun olduğunu dikkate alarak, takdir yetkisine giren bu konu Mahkeme tarafından karara bağlanacaktır (aralarındaki farkları dikkate alarak bakınız yukarıda belirtilen Z ve Diğerleri - Birleşik Krallık, §§ 121-122 ve Lordos ve Diğerleri - Türkiye (adil karşılık), no. 15973/90, §§ 64-70, 10 Ocak 2012).
(c) Geçmiş gelirlerin kaybı
(i) Sosyal yardım
91. Büyük Daire, sosyal yardım bakımından başvurucuların taleplerine Hükümet tarafından ilke olarak itiraz edilmediğini not eder. Öte yandan, Hükümet, çalıştıkları dönem veya işsizlik yardımı almış olmaları veya yurt dışında yaşadıkları ve orada sosyal yardım aldıkları ve çalıştıklarının anlaşılması bakımlarından bazı başvurucuların hak sahipliğine karşı çıkmıştır. Hükümet aynı zamanda bu başlık altında talep edilen miktarlara itiraz etmiştir (bakınız yukarıda paragraf 56 ve 65-78).
92. Büyük Daire, esasa ilişkin kararda Mahkeme tarafından saptanan ihlallere yol açanın başvurucuların isimlerinin “silinmesi”nin olduğunu ve maddi zararın bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğini gözlemler. Mahkeme, “silinme” olmasaydı başvurucuların durumunun ne olacağı veya olabileceği hususunda tahmin yürütmenin mümkün olmadığını saptar. Özellikle, “silinmemiş” olsalardı, bazı başvurucuların Slovenya’da yaşamaya veya çalışmaya devam edip etmeyeceklerini belirlemek mümkün değildir ve aksine yeterli delilin yokluğunda, Büyük Daire, başvurucuların Slovenya’da hukuki statülerini muhafaza etselerdi, orada yaşamaya devam edeceklerini varsayacaktır. Mahkeme’nin elinde bulunan materyale göre, ülke dışında istihdam bakımından veya yardım yoluyla başvuruculara ödenen herhangi bir miktarın, “silinmenin” sonucu olarak Slovenya’da kaybedilenleri aşıp aşmadığını veya o miktarlara denk gelip gelmediğini değerlendirmek de mümkün değildir. Şüphesiz, Mahkeme’nin elinde bulunan dokümanlardan, sosyal yardımdan yoksun kalan başvurucular tarafından katlanılan maddi kayıpları tazmin yükümlülüğünden Hükümeti kurtaracak şekilde, bu kişilerin yararlanmış olabilecekleri diğer gelir kaynaklarından sebepsiz olarak zenginleştikleri izlenimi oluşmamaktadır.
93. Bu şartlar altında, Büyük Daire bütün başvurucuların isimlerinin “silinmesi” nedeniyle maruz kalınan sosyal yardım kaybı bakımından tazminat alması gerektiğini saptar.
94. Sonuç olarak, taraflarca mutabık kalınan esaslara göre karar vererek, Büyük Daire, aşağıda belirtildiği üzere, her bir başvurucuya bu başlık altında ödeme yapılmasına hükmedecektir (bakınız aşağıda “Bireysel başvurucular” başlığı altında, paragraf 110-115).
(ii) Konut yardımı
95. Büyük Daire, Hükümet’in sunumlarında, başvurucuların konut yardımına hakkı olmadığını, çünkü bütün başvurucular arasında sadece Bay Kurić’in 1991 Ekim’i öncesi dairesi üzerinde “özel korumalı kiracılığa” sahip bulunduğunu ve hatta Bay Kurić’in ilgili mevzuat çerçevesinde bir talep yapmakta başarısız olduğunu not eder. Her halde, Hükümet 14 Ekim 2003’ten itibaren, konut yardımının, başvurucuların hiçbirisi tarafından yerine getirilmeyen Slovenya vatandaşlığına sahip olmaya bağlı olduğunu gözlemlemiştir (bakınız yukarıda 57. paragraf). Başvurucular, herhangi bir ek açıklama yapmaksızın, 1992 tarihli Sosyal Güvenlik Kanunu kapsamında “özel korumalı kiracılık” şartına karşı çıkmışlardır. 2003 tarihli Konut Kanunu tarafından getirilen vatandaşlık şartı bakımından, başvurucular, “silinmeselerdi”, o tarihe kadar Slovenya vatandaşlığını elde edeceklerini belirtmişlerdir (bakınız yukarıda 40. paragraf).
96. Büyük Daire, Daimi Mukimler Kütüğünden “silinmemiş” olsalardı başvuruculara Sloven vatandaşlığının tanınıp tanınmayacağı hakkında spekülasyonda bulunamaz. Başvurucuların 2003 tarihli Konut Kanunu kapsamında konut yardımına hak kazanamadıklarının taraflar arasında tartışmasız olduğunu saptar. Ayrıca, başvurucular önceki mevzuat çerçevesindeki şartları yerine getirdiklerini de kanıtlayamamışlardır.
97. Buna göre, Büyük Daire bu başlık altında başvuruculara herhangi bir tazminat ödemesine hükmetmez.
(iii) Çocuk parası
98. Başvurucular Bayan Mezga ve Bay Berisha tarafından çocukları için talep edilen çocuk parası bakımından, Büyük Daire, Hükümet’in, Bayan Mezga’nın çocuk parası alma hakkının olmadığını; çünkü, iki büyük çocuğunun Hırvatistan’da koruyucu ailede olduğunu iddia ettiğini ve Bay Berisha’nın beş çocuğu bakımından belli dönemler için hak sahipliğine karşı çıktığını gözlemler (bakınız yukarıda paragraf 59-60). Başvurucular söz konusu iki başvurucuya bu başlık altında tazminat verilmesi gerektiğini iddia etmişlerdir (bakınız yukarıda paragraf 41‑43).
99. Büyük Daire, sosyal yardım alan ailelerin ilgili Slovenya mevzuatı kapsamında çocuk parası talep etme hakkı olduğunu not eder (bakınız yukarıda 58. paragraf). Mahkeme, yürürlükteki kanuna göre başvurucuların özel kişisel koşullarının artık yardım almak için uygun olmadığını dikkate almadan, yalnızca hukuki statünün kaybının sonucu olarak sosyal yardım almamaları nedeniyle bütün başvurucuların tazminat alması gerektiği yönündeki bulgularına atıfta bulunur (bakınız yukarıda paragraf 92-94). Tazminat alma hakkı, “silinme”nin sonucu olarak çocuklar yurt dışında kalmak zorunda kalmışlarsa veya ebeveynlerinden ayrılmışlarsa özellikle geçerlidir. Büyük Daire bu bağlamda değişik Hukuki Statüler Kanunu’nun “silinen” çocukların statüsünü de düzenlediğini not eder (esasa ilişkin kararın 77. paragrafı ile birlikte bakınız yukarıda16. ve 28. paragraflar).
100. Bu nedenlerle, Büyük Daire’nin görüşüne göre, iki büyük çocuğu bakımından başvurucu Bayan Mezga ve beş çocuğu bakımından Bay Berisha aşağıda belirtilen miktarlarda tazminat alma hakkına sahiptir (bakınız aşağıda 111. ve 113. paragraflar).
(d) Gelecek gelirlerin kaybı
Emeklilik hakları
101. Emeklilik hakları bakımından gelecekteki gelirlerin kaybı hususunda, başvurucular, emeklilik sistemine ödeyemedikleri primler ve bunun sonucu olarak ulusal mevzuata uygun olarak emekli aylığı hakkından yoksun kalma nedeniyle tazminat talep etmekte olduklarını belirtmişlerdir. Öte yandan, başvurucular hak etmiş olacakları asgari emeklilik aylığına atıfla, gelecekteki gelirlerinin asgari kayıplarını belirlemenin mümkün olduğunu ileri sürmüşlerdir (bakınız yukarıda paragraf 44-45).
102. Hükümet, başvurucuların sosyal yardım bakımından taleplerinin, gelecekteki gelirlerin kaybına ilişkin talepleri önlediğini iddia etmiş ve işsiz kişilerin emeklilik sigortası hakkı değil, daha ziyade sosyal güvenlik hakkı olduğunu vurgulamıştır. Öte yandan, yaş eşiğine ulaştıktan sonra (kadınlar için altmış üç ve erkekler için altmış beş), bu kişiler – daimi ikametgah izni ile Slovenya’da oturan yabancılar da dahil olmak üzere – gelirlerinin 460 AVRO olarak belirlenen asgari miktarı aşmaması şartıyla, asgari emeklilik desteği alma hakkına sahiptirler (bakınız yukarıda paragraf 61-64).
103. Büyük Daire, sosyal yardım bakımından başvurucuların taleplerinin verilmesinin, emeklilik haklarına ilişkin gelecekteki gelirlerin kaybı dolayısıyla herhangi bir talebi önlediğine yönündeki Hükümet’in argümanlarını kabul eder.
104. Bu nedenlerle, Büyük Daire bu talepleri reddeder.
105. Öte yandan, Mahkeme, Slovenya’da daimi ikametgah izni ile oturan yabancıların hak sahipliği yaşına ulaştıklarında asgari emekli aylığı alma hakkını elde edebileceklerine ve bunun ilke olarak yasal şartları yerine getirirlerse başvuruculara da uygulanacağına ilişkin Hükümet’in açıklamasını not eder (bakınız yukarıda paragraf 63-64).
(e) Bireysel olarak başvurucular
106. Büyük Daire, sosyal yardım bakımından her bir başvurucuya bir ödeme yapılmasına hükmettiğini tekrarlar (bakınız yukarıda 94. paragraf).
107. Başvurucular Daimi Mukimler Kütüğünden “silindikleri” 26 Şubat 1992 tarihinden daimi ikametgah izni kazandıkları zamana kadar uğradıkları maddi zararlar bakımından tazminat talep etmişlerdir (bakınız yukarıda 34. paragraf).
108. Büyük Daire, öte yandan, Sözleşme’nin Slovenya bakımından 28 Haziran 1994 tarihinde yürürlüğe girdiğini not eder. Hakkaniyet temelinde bir değerlendirme yapmak için ve yukarıda belirtilen koşulları dikkate alarak, Mahkeme, 28 Haziran 1994 tarihinden hukuki statülerinin nihayet düzeltildiği tarihe kadar, “silinen” bir kişi olarak, her bir başvurucunun geçirdiği farklı zaman uzunluklarına dayanarak, aylık toplam 150 AVRO’nun çarpılmasıyla aşağıdaki miktarlara hükmetmenin makul olduğu görüşündedir (aralarındaki farkları dikkate alarak bakınız yukarıda belirtilen Centro Europa 7 S.r.l. ve Di Stefano, §§ 220 ve 222).
109. Büyük Daire ayrıca, Sözleşme’nin Slovenya bakımından yürürlüğe girdiği tarihten – veya, geçerli olduğu üzere, çocukların doğumundan – çocuklar rüşt yaşına ulaşıncaya veya söz konusu başvurucunun hukuki statüsü düzenleninceye kadar geçen farklı zaman uzunluklarına dayanarak, aylık toplam 80 AVRO’nun çarpılmasıyla, başvurucular Bayan Mezga ve Bay Berisha’nın çocukları bakımından, aşağıda belirtilen miktarlara hükmedecektir (bakınız aşağıda 111. ve 113. paragraf). Öte yandan, Mahkeme’ye kendi adına bir başvuru yapmadığını göz önüne aldığında, Mahkeme, Bay Berisha’nın karısı için herhangi bir adil karşılığa hükmetmeyi uygun bulmaz.
(i) Bay Mustafa Kurić
110. Başvurucu Bay Kurić 28 Haziran 1994 tarihinden 2 Kasım 2010 tarihine kadar, yani tamamlanan 196 ay boyunca, herhangi bir hukuki statüden yoksun kalmıştır (on sekiz yıl, dört ay ve dokuz gün).
Sonuç olarak, Büyük Daire başvurucuya 29.400 AVRO tutarındaki miktarın ödenmesine karar verir.
(ii) Bayan Ana Mezga
111. Başvurucu Bayan Mezga 28 Haziran 1994 tarihinden 1 Mart 2011 tarihine kadar, yani tamamlanan 200 ay boyunca, herhangi daimi bir hukuki statüden yoksun kalmıştır (on altı yıl, sekiz ay ve yedi gün). Sonuç olarak, Büyük Daire sosyal yardım bakımından başvurucuya 30.000 AVRO ödenmesine karar verir.
Başvurucunun kızı Ines için 28 Haziran 1994 tarihinden, on sekiz yaşına ulaştığı 22 Kasım 2001 tarihine kadar olan dönem bakımından (yedi yıl, dört ay ve yirmi yedi gün; seksen sekiz tamamlanmış ay) tazminata hükmedilmiştir; bu miktar 7040 AVRO tutarındadır.
Başvurucunun oğlu Enes için 28 Haziran 1994 tarihinden, on sekiz yaşına ulaştığı 26 Nisan 2010 tarihine kadar olan dönem bakımından (on beş yıl, on ay ve iki gün; 190 tamamlanmış ay) tazminata hükmedilmiştir; bu miktar 15200 AVRO tutarındadır.
Sonuç olarak, Büyük Daire başvurucuya maddi zarar bakımından toplam 52.240 AVRO ödenmesine hükmeder.
(iii) Bay Tripun Ristanović
112. Başvurucu Bay Ristanović 28 Haziran 1994 tarihinden 10 Mart 2011 tarihine kadar, yani tamamlanmış 200 ay boyunca, herhangi bir hukuki statüden yoksun kalmıştır (on altı yıl, sekiz ay ve on beş gün).
Sonuç olarak, Büyük Daire kendisine 30.000 AVRO ödenmesine karar verir.
(iv) Bay Ali Berisha
113. Başvurucu Bay Berisha 28 Haziran 1994 tarihinden 19 Ekim 2010 tarihine kadar, yani tamamlanmış 195 ay boyunca, herhangi bir hukuki statüden yoksun kalmıştır (on altı yıl, üç ay ve yirmi beş gün). Sonuç olarak, Büyük Daire başvurucuya sosyal yardım bakımından toplam kendisine 29.250 AVRO ödenmesine hükmeder.
Başvurucunun oğlu Dem için 29 Aralık 1997 tarihinden, başvurucuya oturma izninin tanındığı 19 Ekim 2010 tarihine kadar olan dönem bakımından (on iki yıl, dokuz ay ve yirmi üç gün; 153 tamamlanmış ay) tazminata hükmedilmiştir; bu miktar 12.240 AVRO tutarındadır.
Başvurucunun oğlu Egzon için 13 Temmuz 1999 tarihinden 19 Ekim 2010 tarihine kadar olan dönem bakımından (on bir yıl, üç ay ve on gün; 135 tamamlanmış ay) tazminata hükmedilmiştir; bu miktar 10.800 AVRO tutarındadır.
Başvurucunun kızı Egzona için 29 Mart 2001 tarihinden 19 Ekim 2010 tarihine kadar olan dönem bakımından (dokuz yıl, altı ay ve yirmi üç gün; 114 tamamlanmış ay) tazminata hükmedilmiştir; bu miktar 9120 AVRO tutarındadır.
Başvurucunun oğlu Haxhi için 9 Şubat 2003 tarihinden 19 Ekim 2010 tarihine kadar olan dönem bakımından (yedi yıl, sekiz ay ve on bir gün; doksan iki tamamlanmış ay) tazminata hükmedilmiştir; bu miktar 7360 AVRO tutarındadır.
Başvurucunun oğlu Valon için 28 Temmuz 2006 tarihinden 19 Ekim 2010 tarihine kadar olan dönem bakımından (dört yıl, iki ay ve yirmi üç gün; elli tamamlanmış ay) tazminata hükmedilmiştir; bu miktar 4000 AVRO tutarındadır.
Sonuç olarak, Büyük Daire başvurucuya maddi zarar bakımından toplam 72.770 AVRO ödenmesine hükmeder.
(v) Bay Ilfan Sadik Ademi
114. Başvurucu Bay Ademi 28 Haziran 1994 tarihinden 20 Nisan 2011 tarihine kadar, yani tamamlanmış 201 ay boyunca, herhangi bir hukuki statüden yoksun kalmıştır (on altı yıl, dokuz ay ve yirmi altı gün).
Sonuç olarak, Büyük Daire kendisine 30.150 AVRO ödenmesine karar verir.
(vi) Bay Zoran Minić
115. Başvurucu Bay Minić 28 Haziran 1994 tarihinden 4 Mayıs 2011 tarihine kadar, yani tamamlanmış 202 ay boyunca, herhangi bir hukuki statüden yoksun kalmıştır (on altı yıl, on ay ve on gün).
Sonuç olarak, Büyük Daire kendisine 30.300 AVRO ödenmesine hükmeder.
B. Ücretler ve masraflar
1. Başvurucuların sunumları
(a) İç hukuktaki idari yargılamalar
116. Başvurucular hem daimi ikametgah izni hem de vatandaşlık bakımından iç hukuktaki idari yargılamalarda yapılan harcamaların geri ödenmesini istemişlerdir. Bu miktar, Hükümet’in bilgisi dahilindeki gerçek harcamalardan, veya aksi takdirde, her bir başvurucu için toplam 200 AVRO tutarında bir meblağdan oluşmalıdır. Başvurucular kendileri ödeme kanıtlarına artık sahip değillerdir.
(b) Mahkeme’deki yargılamalar
117. Son olarak, başvurucular, esasa ilişkin kararın verilmesinden sonra Büyük Daire önündeki yargılamalarda makul olarak yapılan, 11.190,00 AVRO tutarındaki miktara varan ücret ve masrafların, katma değer vergisi (KDV) ve ek vergilerle (14.081,49 AVRO) birlikte, tam olarak geri ödenmesini istemişlerdir. Başvurucular, davanın istisnai koşulları ve başvurucuların son derece yoksul yaşama şartları dikkate alındığında, temsilcilerinin hukuk hizmetini, başvurucuların herhangi bir mali yükü peşin olarak üstlenmelerini istemeden sağlamayı kabul ettiklerini ve davalı Hükümet’ten doğrudan Mahkeme önünde ücret ve masrafların ödenmesini isteme haklarını saklı tuttuklarını gözlemlemişlerdir (M.S.S. - Belçika ve Yunanistan [BD], no. 30696/09, §§ 412-414, ECHR 2011 davasına atıfla).
2. Davalı Hükümetin sunumları
(a) İç hukuktaki idari yargılamalar
118. Hükümet, başvurucuların Hukuki Statüler ve değişik Hukuki Statüler Kanunu uyarınca idari yargılamalardaki yapılan tutarları ödemek zorunda kaldığını ve bu tutarları gerçekten ödemişlerse geri alma hakkına sahip olduklarını kabul etmiştir. Başvurucular her bir başvurucu için 200 AVRO tutarında toplam bir miktar iddia etmişlerdir.
Öte yandan, başvurucular vatandaşlıkla ilgili idari yargılamalarda yapılan tutarların ödenmesi hakkına sahip değildirler. Vatandaşlık başvurusunda ödenen tutarlar ile Sözleşme’nin saptanan ihlalleri arasında hiçbir illiyet bağı yoktur.
119. Hükümet’in elinde bulunan materyaller esas alındığında, başvurucuların dördü, daimi ikametgah iznine ilişkin iç hukuktaki idari yargılamalarda gerçekten yapılmış olan tutarların geri ödenmesi hakkına sahiptirler.
120. Özellikle, başvurucu Bayan Mezga’nın 29,47 AVRO’luk miktara, başvurucu Bay Ristanović’in 79,87 AVRO’luk miktara, başvurucu Bay Ademi’nin 86,77 AVRO’luk miktara ve başvurucu Bay Minić’in 143,31 AVRO’luk miktara hakkı bulunmaktadır.
(b) Mahkeme’deki yargılamalar
121. Hükümet Mahkeme’deki yargılamalar dolayısıyla ücret ve masraflar bakımından başvurucular tarafından talep edilen ek miktarlara karşı çıkmışlardır. Mahkeme’deki yargılamalara uygulanabilir Avukatlık Ücret Kanunu (Zakon o odvetniški tarifi, Resmi Gazete, sayı 67/08) bir temsilcinin 500 AVRO ile 1500 AVRO arasında bir miktara hakkı olduğunu düzenlemektedir.
122. Talebin KDV’ye ilişkin bölümü de sorgulanabilir. Slovenya Cumhuriyeti manevi zararlara ilişkin tazminatı ödediğinde, başvurucuların temsilcilerinin 31 Temmuz 2012 tarihli makbuzu, KDV ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, sadece vergi Avukat Emeklilik Fonu’na (AEF) % 4 vergi ödendiğini göstermiştir. Bu nedenle, başvurucuların temsilcileri KDV bakımından masraf alma hakkına sahip değildir.
3. Mahkeme’nin kararı
(a) İç hukuk idari yargılamaları
123. Başvurucuların iç hukuk idari yargılamalarında verilen ücretlere ilişkin talepleri bakımından, Büyük Daire başvurucuların gerçekten yapılan masraflara dair Hükümet’in elinde bulunan bilgilere dayandığını not eder. Alternatif olarak, başvurucular her bir başvurucu için toptan hesaplanan 200 AVRO talep etmişlerdir.
124. Büyük Daire, davalı Hükümet’in en son sunumlarında, daimi ikametgah izni için başvurularını takiben yürütülen yargılamalarda, dört başvurucu tarafından gerçekten yapılan giderlere dair kesin rakamlar verdiğini not eder. Sonuç olarak, Mahkeme, bu başlık altında başvurucu Bayan Mezga’ya 29,47 AVRO, başvurucu Bay Ristanović’e 79,87 AVRO, başvurucu Bay Ademi’ye 86,77 AVRO ve başvurucu Bay Minić’e 143,31 AVRO ödenmesine hükmeder. Bundan başka, Büyük Daire vatandaşlık yargılamalarının saptanan Sözleşme ihlallerini önlemek veya tazmin etmek için başlatılmadığı gerekçesiyle, vatandaşlık yargılamalarına ilişkin talepleri reddeder.
125. Özetle, Büyük Daire, iç hukuktaki idari yargılamalarda ödenen tutarlar bakımından, başvurucular Bayan Mezga, Bay Ristanović, Bay Ademi ve Bay Minić’e, 339,42 AVRO ödenmesine hükmeder.
(b) Mahkeme’deki yargılamalar
126. Büyük Daire, esasa ilişkin kararda, Avrupa Mahkemesi’ndeki yargılama aşamasında yapılan ücret ve masraflar bakımından başvuruculara toplam miktar olarak 30.000 AVRO ödenmesine hükmedildiğini gözlemeler (bakınız esasa ilişkin kararın hüküm kısmının 11. noktası ve 427. paragrafı).
127. Hükümet tarafından öne sürülen KDV konusu bakımından, Büyük Daire, gerekli görülüyorsa, Mahkeme’nin, bir ihlali önlemek, ihlalin Mahkeme tarafından tespit edilmesini sağlamak ve yetkili ulusal makamlardan veya, uygun olduğu hallerde, Mahkeme’den – lehlerine bir karar alınmasını takiben – (gerekli olduğunda) adil bir karşılık elde etmek amacıyla yapılan masrafları da dikkate alarak karar verdiğini tekrarlar (bakınız Neumeister - Avusturya (eski 50. madde), 7 Mayıs 1974, § 43, Series A no. 17; König - Almanya (eski 50. madde), 10 Mart 1980, § 20, Series A no. 36 ve Scordino - İtalya (no. 1) [BD], no. 36813/97, § 284, ECHR 2006‑V). Bu ücret ve masraflar genellikle vergiye tabidir; örneğin, Yüksek Sözleşmeci tarafların çoğunluğu belli mal ve hizmetlerden katma değer vergisi (KDV) alırlar. Avukatların, çevirmenlerin ve diğer uzmanların hizmetleri söz konusu olduğunda, hizmetlerin vergisi bu uzmanlar tarafından Devlete ödenmesine rağmen, yine de başvuruculara fatura edilmekte ve nihayetinde onlar tarafından ödenmesi gerekmektedir. Başvurucular bu ek ödemeye karşı korunmalıdır. Sadece bu nedenle, kararının hüküm kısmında Mahkeme başvurucuya yüklenebilecek herhangi bir verginin ücret ve masraflar bakımından hükmedilecek miktarlara ekleneceğini bildirmektedir (bakınız Association Les Témoins de Jéhovah - Fransa (adil karşılık), no. 8916/05, § 37, 5 Temmuz 2012).
128. Mahkeme’nin içtihatlarına göre, bir başvurucu, ancak ücret ve masrafların gerçekten ve zorunlu olarak yapıldığını ve miktar olarak makul olduğunu gösterebiliyorsa, bunların geri ödenmesi hakkına sahiptir (örneğin bakınız Maktouf ve Damjanović - Bosna Hersek [BD], no. 2312/08 and 34179/08, § 94, ECHR 2013 (alıntılar)).
129. Mevcut davada, kendisinde mevcut olan belgeleri ve yukarıdaki ölçütleri dikkate alarak, Büyük Daire esasa ilişkin kararın verilmesinden sonraki yargılamalar bakımından bu başlık altında başvuruculara ortak olarak 5000 AVRO ödenmesinin makul olduğunu düşünmektedir.
C. Gecikme faizi
130. Mahkeme gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın, yüzde üç eklenmiş marjinal borç faiz oranına dayanmasının uygun olduğunu düşünmektedir.
II. SÖZLEŞME’NİN 46. MADDESİ
131. Sözleşme’nin 46. maddesinin ilgili kısmına göre:
“1. Yüksek Sözleşmeci Taraflar, taraf oldukları davalarda Mahkeme’nin verdiği kesinleşmiş kararlara uymayı taahhüt ederler.
2. Mahkeme’nin kesinleşen kararı, infazını denetleyecek olan Bakanlar Komitesi’ne gönderilir.
...”
A. Genel İlkeler
132. Büyük Daire, Sözleşme’nin 1. maddesi ışığında yorumlandığı üzere, 46. maddenin, Bakanlar Komitesi’nin denetimi altında, Mahkeme’nin başvurucuların ihlal edildiğini saptadığı hakkının sağlanması için uygun genel ve/veya bireysel tedbirleri uygulaması için davalı Devlete yasal bir yükümlülük getirdiğini tekrarlar. Bu tedbirler, özellikle Mahkeme’nin bulgularına yol açan sorunların çözülmesi için, başvurucunun durumundaki diğer kişiler bakımından da öngörülebilir (bakınız Scozzari ve Giunta - İtalya [BD], no. 39221/98 ve 41963/98, § 249, ECHR 2000-VIII; yukarıda belirtilen Lukenda, § 94 ve S. ve Marper - Birleşik Krallık [BD], no. 30562/04 ve 30566/04, § 134, ECHR 2008). Bu yükümlülük, Mahkeme kararlarının yerine getirilmesinin denetlenmesinde Bakanlar Komitesi tarafından sürekli olarak vurgulanmıştır (örneğin, Ara Kararlar için bakınız İtalya’da yargılamaların uzunluğu ile ilgili davalarda DH(97)336; Türkiye’deki güvenlik güçlerinin eylemleri ile ilgili davalarda DH(99)434; Scozzari ve Giunta – İtalya davasında ResDH(2001)65 ve Polonya’daki tutukluluk süresinin uzunluğu ile ilgili davalarda ResDH(2007)75).
133. Kararlarının bu doğrultuda etkili uygulanmasını kolaylaştırmak için, Mahkeme, ihlallerin temelini oluşturan yapısal sorunların varlığını bir kararda açıkça saptaması ve bunları çözmek amacıyla davalı Devlet tarafından alınacak özel tedbirleri ve eylemleri göstermesi olanağını kendisine veren bir pilot karar usulü kabul edebilir (bakınız Broniowski - Polonya [BD], 31443/96, §§ 189-194 ile kararın hüküm kısmı, ECHR 2004-V, ve Hutten-Czapska - Polonya [BD] no. 35014/97, §§ 231-239, ECHR 2006‑VIII). Öte yandan, bu yargısal yaklaşım, Sözleşme kurumlarının kendi ayrı işlevlerine saygı gösterilerek izlenmektedir: Sözleşme’nin 46. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde bireysel ve genel tedbirlerin uygulanmasını değerlendirmek Bakanlar Komitesi’ne aittir (aralarındaki farkları dikkate alarak bakınız yukarıda belirtilen Broniowski (dostça çözüm), § 42 ve Hutten‑Czapska (dostça çözüm), § 42).
134. Pilot karar usulünün diğer önemli amacı, pilot kararda belirlenen genel sorundan mustarip olan çok sayıda insana iç hukuk düzeyinde mümkün olabilecek en hızlı giderimin sağlanmasına, böylece Sözleşme sistemini destekleyen ikincillik ilkesinin uygulanmasına olanak vermektir (bakınız Burdov - Rusya (no. 2), no. 33509/04, §§ 127 ve 142, ECHR 2009 ve Greens ve M.T. - Birleşik Krallık, no. 60041/08 ve 60054/08, § 108, ECHR 2010 (alıntılar)). Bu nedenle, aynı sorundan kaynaklanan bütün dosyalardaki yargılamaların, davalı Devlet tarafından ilgili tedbirlerin uygulanması devam ederken ertelenmesi gerektiği pilot kararda hükme bağlanabilir.
135. Bundan başka, esasa ilişkin bir pilot kararın yerine getirilmesinde davalı Devletin herhangi bir – veya herhangi bir uygun – genel tedbir benimsemesinden önce bile (Sözleşme’nin 46. maddesi), Mahkeme’nin dostça çözüm (madde 37 § 1 (b) ve madde 39) temelinde “pilot” uygulamayı listeden silen veya başvurucuya adil karşılık ödenmesine hükmeden (madde 41) bir karar verebileceği göz ardı edilemez (bakınız yukarıda belirtilen Broniowski (dostça çözüm), § 36 ve yukarıda belirtilen Hutten-Czapska (dostça çözüm), § 34).
136. Öte yandan, davalı Devlet genel tedbirlerin uygulanmasını makul sürenin ötesinde geciktirir, (bakınız yukarıda belirtilen Broniowski (esas), § 198), sorunu çözümlenmemiş bırakır ve Sözleşme’yi ihlal etmeye devam ederse, Mahkeme kendisinde derdest olan bütün benzer başvuruları kaldığı yerden incelemeye devam etmek ve Bakanlar Komitesi’ndeki kararların yerine getirilmesi sürecini harekete geçirmek için bu başvuruları hükme bağlamak ve iç hukuk düzeyinde Sözleşme’ye uyulmasını sağlamak dışında bir hiç bir seçeneğe sahip değildir (aralarındaki farkları dikkate alarak bakınız E.G. ve Diğerleri - Polonya (karar), no. 50425/99, § 28, ECHR 2008 (alıntılar)).
B. Mahkeme’nin değerlendirmesi
137. Büyük Daire, mevcut davada, esasa ilişkin kararda Sözleşme’nin 46. maddesi ve Mahkeme İçtüzüğünün 61. maddesindeki pilot karar usulünü uygulamaya karar verdiğini ve ulusal düzeyde “silinmiş”lere uygun bir giderim sağlamak için, davalı Devletin genel tedbir olarak, mevcut kararın verilmesinden itibaren bir yıl içinde – yani, 26 Haziran 2013’den daha sonraya kalmayacak şekilde – bir ad hoc nitelikte iç hukuk tazminat sistemi kurmasına hükmettiğini gözlemler (bakınız yukarıda 7. paragraf ve esasa ilişkin kararın hüküm kısmının 9. noktası ve 415. paragrafı).
138. Mahkeme, davalı Hükümet’in, esasa ilişkin kararda belirtilen bir yıllık süre sona erdiğinde, 26 Haziran 2013 tarihine kadar bir ad hoc iç hukuk tazminat sistemi kuramadığını not eder. Öte yandan, Kurić ve Diğerleri kararının düzgün bir şekilde uygulanmasını sağlamak için gerekli olan ve bireysel başvurucuların özel çıkarlarının ötesinde, diğer potansiyel olarak etkilenen “silinmiş” kişilerin çıkarları için de ulusal düzeyde genel tedbirlerin alınmasının gerekli olduğu davalı Hükümet tarafından reddedilmemiştir (bakınız yukarıda 6. paragraf ve esasa ilişkin karar paragraf 29, 408, 409 ve 412).
139. Bu bağlamda, Büyük Daire, Hükümet’in 25 Temmuz 2013 tarihinde bir ad hoc tazminat sistemi kurulmasına dair bir Kanunu Parlamentoya gönderdiği olgusunu göz önünde bulundurmak durumundadır. Kanun bazı değişikliklerle 21 Kasım 2013 tarihinde kabul edilmiştir. Kanun nihai biçimiyle 3 Aralık 2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmış ve 18 Aralık 2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun 18 Haziran 2014 tarihinde uygulanabilir olacaktır (bakınız yukarıda 20. paragraf).
140. Bu kanun “silinme”nin her bir ayı bakımından toptan hesaplama temelinde tazminat verilmesi ile Borçlar Kanununun genel hükümleri kapsamında ek tazminat talebinin yapılması imkanını getirecektir (bakınız yukarıda paragraf 20-27). Mevcut davanın istisnai koşullarında, “silinen”in maruz kaldığı manevi ve maddi zarar hususunda, – mevcut davada maddi zararlar bakımından (bakınız yukarıda paragraf 106-109) ve esasa ilişkin davada manevi zararlar bakımından (bakınız kararın 425. paragrafı) Büyük Daire tarafından benimsenen yaklaşım olan – toplam bir miktara hükmedilmesi temel çözümü uygun görünmektedir.
141. Büyük Daire bu bağlamda, ikincillik ilkesi ve ilkeye eşlik eden takdir marjına göre, olumsuz biçimde etkilenen diğer kişilere, Sözleşme’nin 46. maddesi çerçevesindeki genel tedbirler kapsamında, ulusal düzeyde verilecek tazminatın miktarlarının, bu tedbirlere hükmeden Mahkeme kararı ile bağdaşır olması şartıyla, davalı Devletin takdirinde olduğunu gözlemler (aralarındaki farkları dikkate alarak bakınız Verein gegen Tierfabriken Schweiz (VgT) - İsviçre (no. 2) [BD], no. 32772/02, § 88, ECHR 2009).
142. Sözleşme’nin 46. maddesi dolayısıyla, Mahkeme’nin esasa ilişkin kararının yerine getirilmesinin denetimi söz konusu olduğu sürece, Slovenya Cumhuriyeti tarafından benimsenen genel tedbirleri ve onların uygulanmasını değerlendirmek Bakanlar Komitesi’ne ait olacaktır. Mahkeme istikrarlı bir şekilde, 46. maddeye referansla, kendisinin bir Sözleşmeci tarafın Mahkeme’nin bir kararı ile getirilen yükümlülükleri yerine getirip getirmediğini doğrulama yetkisine sahip olmadığına karar vermiştir; meğerki 14 No’lu Protokol’ün yürürlüğe girmesinden sonraki mevcut haliyle, Sözleşme’nin 46. maddesinin 4. fıkrası uygulansın (bakınız yukarıda belirtilen Hutten-Czapska (dostça çözüm), § 43; Akdivar ve Diğerleri - Türkiye (eski 50. madde), 1 Nisan 1998, § 44, Reports of Judgments and Decisions 1998‑II; yukarıda belirtilen Verein gegen Tierfabriken Schweiz (VgT), §§ 83-90; ve Birleşik Makedonya Örgütü Ilinden – PIRIN ve Diğerleri - Bulgaristan (no. 2), no. 41561/07 ve 20972/08, § 66, 18 Ekim 2011).
143. Son olarak, Mahkeme’nin dava listesi bakımından, her ne kadar esasa ilişkin kararın kabul edildiği dönemde “silinmiş” kişilerin yaptığı sadece bir kaç benzer başvuru Mahkeme’de görülmekteyse de, Büyük Daire, sistemik, yapısal veya benzer ihlaller kapsamında, tekrarlayan davaların birikmesinin önlenmesi açısından gelecekteki potansiyel dava akışının önemli bir kaygı olduğunu da vurgulamış ve diğer benzer başvuruların incelenmesinin, söz konusu düzeltici tedbirlerin kabul edilmesine kadar ertelenmesi gerektiğine karar vermiştir (bakınız yukarıda 9. paragraf ve esasa ilişkin karar paragraf 415).
144. Bu bağlamda, Büyük Daire, “silinmiş” kişiler tarafından açılan, 1000’den fazla başvurucuyu içine alan, Mahkeme’de halen görülmekte olan altmış beş civarında dava bulunduğunu not eder. Kurić ve Diğerleri kararının süratle uygulanması bu nedenle son derece büyük öneme sahiptir (aralarındaki farkları dikkate alarak bakınız yukarıda belirtilen Greens ve M.T., § 111).
BU NEDENLERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİ İLE,
1.
(a) Davalı Devletin üç ay içerisinde başvuruculara aşağıdaki miktarları ödemesine:
(i) maddi zararlar bakımından, yüklenebilecek herhangi bir vergi ile birlikte Bay Kurić’e 29.400 Avro (yirmi dokuz bin dört yüz AVRO);
(ii) maddi zararlar bakımından, yüklenebilecek herhangi bir vergi ile birlikte Bayan Mezga’ya 52.240 Avro (elli iki bin iki yüz kırk AVRO);
(iii) maddi zararlar bakımından, yüklenebilecek herhangi bir vergi ile birlikte Bay Ristanović’e 30.000 AVRO (otuz bin AVRO);
(iv) maddi zararlar bakımından, yüklenebilecek herhangi bir vergi ile birlikte Bay Berisha’ya 72.770 Avro (yetmiş iki bin yedi yüz yetmiş AVRO);
(v) maddi zararlar bakımından, yüklenebilecek herhangi bir vergi ile birlikte Bay Ademi’ye 30.150 AVRO (otuz bin yüz elli AVRO);
(vi) maddi zararlar bakımından, yüklenebilecek herhangi bir vergi ile birlikte Bay Minić’e 30.300 AVRO (otuz bin üç yüz AVRO);
(vii) iç hukuk idari yargılamalarında yapılan ücret ve masraflar bakımından, yüklenebilecek herhangi bir vergi ile birlikte, yukarıda 124. paragrafta belirtildiği şekilde bölünerek, Bayan Mezga, Bay Ristanović, Bay Ademi ve Bay Minić’e ortak olarak, 339,42 Avro (üç yüz otuz dokuz AVRO ve kırk iki Sent);
(viii) Mahkeme önündeki yargılamalardaki ücret ve masraflar bakımından, yüklenebilecek herhangi bir vergi ile birlikte başvuruculara ortak olarak 5000 Avro (beş bin AVRO);
(b) yukarıda belirtilen üç ayın sona ermesinden ödeme tarihine kadar, yukarıdaki miktarlara, gecikme süresince Avrupa Merkez Bankasının marjinal borç faiz oranına yüzde üç eklenmiş basit faizin uygulanmasına
karar verir.
2. Başvurucuların adil karşılık bakımından geri kalan taleplerini reddeder.
İngilizce ve Fransızca hazırlanmış ve Mahkeme İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 12 Mart 2014 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Michael O’BoyleDean Spielmann
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
© Avrupa Konseyi/İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, 2014
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin resmi dilleri İngilizce ve Fransızca’dır. Bu çeviri, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Vakıf Fonu’nun desteği ile hazırlanmıştır (/humanrightstrustfund). Mahkeme’yi bağlamamakta ve Mahkeme de çevirinin kalitesi bakımından herhangi bir sorumluluk almamaktadır. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin içtihat veri tabanı HUDOC () veya Mahkeme’nin paylaştığı diğer veri tabanları üzerinden indirilebilir. Yukarıdaki telif hakkının belirtilmesi ve İnsan Hakları Vakıf Fonu’na atıfla birlikte, davanın tam başlığının alıntılanması şartıyla ticari olmayan amaçlarla yeniden çoğaltılabilir. Bu çevirinin herhangi bir bölümü ticari amaçlarla kullanılmak isteniyorsa, lütfen iletişim kurunuz publishing@
© Council of Europe/European Court of Human Rights, 2014
The official languages of the European Court of Human Rights are English and French. This translation was commissioned with the support of the Human Rights Trust Fund of the Council of Europe (/humanrightstrustfund). It does not bind the Court, nor does the Court take any responsibility for the quality thereof. It may be downloaded from the HUDOC case-law database of the European Court of Human Rights () or from any other database with which the Court has shared it. It may be reproduced for non-commercial purposes on condition that the full title of the case is cited, together with the above copyright indication and reference to the Human Rights Trust Fund. If it is intended to use any part of this translation for commercial purposes, please contact publishing@.
© Conseil de l’Europe/Cour européenne des droits de l’homme, 2014.
Les langues officielles de la Cour européenne des droits de l’homme sont le français et l’anglais. La présente traduction a été effectuée avec le soutien du Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme du Conseil de l’Europe (/humanrightstrustfund). Elle ne lie pas la Cour, et celle-ci décline toute responsabilité quant à sa qualité. Elle peut être téléchargée à partir de HUDOC, la base de jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme (), ou de toute autre base de données à laquelle HUDOC l’a communiquée. Elle peut être reproduite à des fins non commerciales, sous réserve que le titre de l’affaire soit cité en entier et s’accompagne de l’indication de copyright ci-dessus ainsi que de la référence au Fonds fiduciaire pour les droits de l’homme. Toute personne souhaitant se servir de tout ou partie de la présente traduction à des fins commerciales est invitée à le signaler à l’adresse suivante : publishing@.
Full & Egal Universal Law Academy