Kuric ve Diğerleri/Slovenya -26828/06 - 2.03.2014 tarihli Karar (adil tazmin) [BD]
Olaylar – Büyük Daire, 26 Haziran 2012 tarihli bir kararda (“ana karar”), oybirliğiyle Sözleşme’nin 8 ve 13. maddelerinin ihlal edildiğine hükmetmiştir; söz konusu ihlaller, Slovenya makamlarının, başvuranların, Daimi Oturma İzni Kayıtlarından yasadışı bir şekilde “silinmesinin” ardından ikamet durumlarını uzun süre düzenlememelerinden ve onlara yeterli tazmin sunmamalarından kaynaklanmıştır. Sonuç olarak, sadece somut davadaki başvuranlar değil, aynı zamanda başka pek çok şahıs da söz konusu tedbirden etkilenmiştir. Mahkeme, Sözleşme’nin 46. maddesi ve Mahkeme İç Tüzüğü’nü 61. maddesi kapsamındaki pilot karar usulünü uygulamaya karar vermiş ve davalı Devletin, ana kararın verilmesinin ardından bir yıl içinde, genel bir tedbir olarak özel bir iç tazmin programı hazırlamasına hükmetmiştir.
Hukuki Değerlendirme - Madde 41: Büyük Daire, herhangi bir Sloven kimlik belgesine sahip olmayan altı başvuranın, söz konusu “silinme” sonucu, yasal bir boşluk içinde bırakıldığını ve bu nedenle uzun bir süre boyunca korunmasızlık, yasal belirsizlik ve güvensizlik durumunda bulunduğunu vurgulamıştır. Başvuranların “silinmeleri” sonucu yaşadıkları yasal statü kaybının, önemli maddi sonuçları olmuştur. Başvuranların, önceden haber verilmeksizin “silinmeleri” ve durumlarını tesadüfen öğrenmiş oldukları göz önünde bulundurulduğunda, yasadışı tedbir ve talep edilen maddi tazminat arasında çok katmanlı bir illiyet bağı bulunmaktadır.
Buna göre, Mahkeme, maddi tazminata ilişkin olarak başvuranların adil tazmin haklarını iki kategori kapsamında incelemiştir. Mahkeme, geçmişteki gelir kaybını tazmin etmek amacıyla, sosyal ödenekler (her bir başvurana) ve çocuk yardımlarının (iki başvurana) ödenmesine karar vermiştir. Konut yardımı konusunda herhangi bir hüküm verilmemiştir, çünkü 2003 yılından beri yürürlükte olan iç hukuk, yardımların ödenmesini, Sloven vatandaşlığına sahip olma koşuluna bağlamıştır ve başvuranlar, önceki mevzuat kapsamındaki koşulları yerine getirdiklerini kanıtlayamamışlardır. Maddi tazminatın ikinci kategorisi – gelecekteki gelir kaybı - hususunda ise, emeklilik hakları konusunda herhangi bir hüküm verilmemiştir, zira başvuranların sosyal yardımlara ilişkin taleplerinin kabul edilmesi, bu husustaki her türlü talebi ortadan kaldırmıştır.
Madde 46: Mahkeme, davalı Hükümetin, ana karar tarihinden itibaren bir yıl içinde özel bir iç tazmin mekanizması oluşturmadığını belirtmiştir. Bununla birlikte, Hükümet, ulusal düzeyde genel tedbirler alma gerekliliğine itiraz etmemiştir. Bu bağlamda Büyük Daire, özel tazmin mekanizmasının kurulmasına ilişkin Yasa’nın 18 Haziran 2014 tarihinden itibaren uygulanabilir olduğunu göz önünde bulundurmuştur. Bu hüküm, “silinmeyi” kapsayan her bir ay için toptan bir tazminat ödemesi yapılmasını öngörmüş ve ek tazminat talep etme imkânını getirmiştir. Bu çözüm, uygun bulunmuştur.
Son olarak sistemik, yapısal veya benzer ihlaller bağlamında, gelecekte davaların açılması ihtimali de, tekrarlayan davaların birikmesini önleme açısından çok önemli bir husustur. Ayrıca Mahkeme önünde hâlihazırda 1,000 başvuranı bulunan yaklaşık 65 dava derdest durumdadır. Kararın ivedi bir şekilde uygulanması bu açıdan oldukça önemlidir.
(Bk. ayrıca Kuric ve Diğerleri/Slovenya [BD], 26828/06, 26 Haziran 2012, 153 Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy