AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KURİŞ VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 56483/16 ve diğer 25 başvuru)
KARAR
STRAZBURG
25 Haziran 2024
İşbu karar, kesin olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Kuriş ve Diğerleri / Türkiye davasında,
Başkan
Pauliine Koskelo,
Hâkimler
Lorraine Schembri Orland,
Frédéric Krenc
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla bir Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine, aşağıdaki listede yer alan başvuranlar tarafından (“başvuranlar”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (“AİHM” veya “Mahkeme”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, çeşitli tarihlerde yapılmış başvuruları;
Tutukluluğun hukuka uygunluğu ve uzunluğu ve suç işlendiğine dair makul şüphe bulunmadığı iddiası, başvuranların tutuklanma nedenleri ve kendilerine yöneltilen herhangi bir suçlama hakkında zamanında bilgilendirilmedikleri iddiası, tutuklama kararı verilirken ve tutukluluk uzatılırken ilgili ve yeterli nedenlerin bulunmadığı iddiası, tutukluluğun hukukiliğine ilişkin yargı denetiminin etkisizliği ve tazminat elde edecek bir yol bulunmamasına ilişkin Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamındaki ve yetkililer tarafından yapılan aramaların hukukiliğine ilişkin Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamındaki şikâyetlerin, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) tebliğ edilmesine ve başvurularının geri kalanın kabul edilemez olduğunun beyan edilmesine ilişkin kararı;
Tarafların beyanlarını;
Hükümetin başvuruların Komite tarafından incelenmesine yönelik itirazlarının reddedilmesine dair kararını dikkate alarak;
4 Haziran 2024 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvurular, esas olarak, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin ardından başvuranların Türk makamları tarafından darbe girişiminin arkasında yer aldığı düşünülen ve Fetullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (bundan böyle “FETÖ/PDY” olarak anılacaktır) olarak adlandırılan örgüte üye olma şüphesiyle yakalanmaları ve tutuklanmalarına ilişkindir (davalı Hükümet tarafından ilan edilen olağanüstü hale ilişkin detaylar ve Avrupa Birliği Genel Sekreterine sunulan derogasyon bildirimi ile birlikte olağanüstü hal ilanının ardından gelen yasal gelişmeler dâhil olmak üzere darbe girişimi ardından gerçekleşen olaylarla ilgili daha fazla bilgi, Baş / Türkiye no. 66448/17, §§ 6‑14 ve §§ 109-110, 3 Mart 2020 davasında görülebilir). 19829/19 ve 2897/20 no.lu başvurularda yer alan ve ilgili tarihte Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (“HSYK” veya “Kurul”) seçilmiş üyeleri olan başvuranlar hariç olmak üzere, başvuranların tamamı söz konusu tarihte farklı türde ve/veya düzeyde mahkemelerde hâkim veya savcı olarak görev yapmaktaydı.
2. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 16 Temmuz 2016 tarihinde diğerleri arasında, Ağır Ceza Mahkemelerinin görev alanına giren suçüstü durumu bulunduğu gerekçesiyle olağan kanun hükümleri uyarınca, yüksek mahkeme üyeleri de dâhil olmak üzere, yargı içerisindeki FETÖ/PDY üyesi olduğundan şüphelenilen kişiler hakkında ceza soruşturması başlatmıştır (söz konusu soruşturma bağlamında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen kararlar ve FETÖ/PDY üyesi olduğundan şüphelenilen hâkim ve savcıların açığa alınması ve görevden alınması hakkında daha fazla bilgi yukarıda anılan Baş (§§ 9-10 ve §§ 15-21) kararında görülebilir).
3. Başvuranlar, bölge ve il savcılıklarının talimatıyla yakalanıp gözaltına alınmalarının ardından, Ceza Kanunu’nun 314. maddesi uyarınca cezalandırılabilir bir suç olan FETÖ/PDY üyeliği şüphesiyle çeşitli tarihlerde tutuklanmıştır (bk. yukarıda anılan Baş, § 58). Tutuklama kararları, başvuranların yakalandıkları yerde bulunan sulh ceza mahkemeleri tarafından verilmiştir. Kararların çoğunda, şüphelilerin üzerine atılı suçun, yani silahlı terör örgütü üyeliğinin “devam eden bir suç” olması ve ilgili iç hukukun ilgili hükümlerine tabi suçüstü hâlinin bulunması sebebiyle ceza soruşturmasının olağan kurallara göre yürütüldüğü özellikle belirtilmiştir (bk. yukarıda anılan, Baş, § 67 ve Turan ve Diğerleri / Türkiye, no. 75805/16 ve diğer 426 başvuru, §§ 30-31, 23 Kasım 2021).
4. Tarafların sunduğu en son bilgilere göre, başvuranların çoğu ilk derece mahkemeleri tarafından terör örgütü üyeliğinden mahkûm edilmiş, birkaçı beraat etmiştir. Çoğu başvuran yönünden temyiz işlemlerinin halen derdest olduğu görülmektedir.
5. Bu sırada başvuranlar, diğerlerinin yanı sıra, iç hukukta yargı mensuplarına tanınan usuli güvencelerin dikkate alınmaması nedeniyle tutukluluklarının hukuka aykırı olduğu iddiası da dâhil olmak üzere, özgürlük ve güvenlik haklarının ihlal edildiği iddiasıyla farklı zamanlarda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Söz konusu başvuruların tümü kabul edilemez olarak ilan edilmiştir (ayrıca karşılaştırınız, yukarıda anılan Turan ve Diğerleri, §§ 26-27).
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ6. Mahkeme, başvuruların konuları bakımından benzer olduklarını göz önünde bulundurarak, bunları tek bir kararda müştereken incelemeyi uygun görmektedir.
SÖZLEŞME’NİN 5 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA7. Başvuranlar, Sözleşme’nin 5 § 1 maddesi kapsamında, yargı mensuplarının yakalanması ve tutuklanmasını düzenleyen iç hukuk hükümlerine aykırı olarak tutuklandıkları konusunda şikâyette bulunmuş ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 94. maddesi, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 46. maddesi (bk. yukarıda anılan Baş, § 67 ve yukarıda anılan Turan ve Diğerleri, §§ 30-31) ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu’nun 38. maddesinin (6087 sayılı Kanun) amaçları kapsamında suçüstü halinin söz konusu olduğuna itiraz etmişlerdir.
8. Hükümet, Mahkemeyi 68692/17, 10095/20, 20844/20 ve 1953/21 no.lu başvuruları, başvuranlara beraat etmelerinin ardından Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (“CMK”) 141 § 1 maddesi uyarınca tazminat verilmesi ve bu nedenle mağdur statülerini kaybetmiş olmaları sebebiyle, kabul edilemez olduğuna hükmetmeye davet etmiştir. Hükümet ayrıca, 34595/19 no.lu başvurunun iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olarak hükmedilmesi gerektiğini, çünkü başvuranın tazminat taleplerini reddeden yetkili ağır ceza mahkemesi kararına karşı temyiz başvurusunda bulunmaması nedeniyle iç hukuk yollarının tüketilmediğini iddia etmiştir.
9. Hükümet ayrıca, 56483/16, 73704/16, 1179/17, 54520/17, 63805/17 ve 43997/20 no.lu başvurulardaki başvuranların, Sözleşme’nin 5 § 1 maddesi kapsamındaki şikâyetlerini Anayasa Mahkemesi önünde usulüne uygun olarak dile getirmediklerini ileri sürmüştür.
10. Mahkeme ilk olarak, yukarıda 8. paragrafta belirtilen başvurulara ilişkin olarak, Hükümetin benzer itirazlarının Turan ve Diğerleri (yukarıda anılan §§ 5764) davasında reddedildiğini kaydetmekte olup, somut davada bu bulgulardan ayrılmak için herhangi bir neden görmemektedir.
11. İkinci olarak, dava dosyaları incelendiğinde, Hükümetin iddialarının aksine, yukarıda 9. paragrafta belirtilen başvuranların hepsinin Anayasa Mahkemesine sundukları başvuru formlarında Sözleşme’nin 5 § 1 maddesi kapsamındaki şikâyetlerini açıkça dile getirdikleri görülmektedir. Mahkeme, bu başvuranlardan üçünün (56483/16, 73704/16 ve 54520/17 no.lu başvurular) Mahkemeye başvurduktan sonra Anayasa Mahkemesine başvuru yolundan yararlandıklarını gözlemlemektedir. Mahkeme ayrıca, bir başvuranın iç hukuk yollarını tüketip tüketmediğine ilişkin değerlendirmenin, normal şartlarda, Mahkemeye başvurunun yapıldığı tarih esas alınarak gerçekleştirildiğini hatırlatmaktadır (bk. Baumann / Fransa, no. 33592/96, § 47, AİHM 2001-V (alıntılar)). Bununla birlikte Mahkeme, söz konusu başvuranların, dava Hükümete tebliğ edilmeden önce Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunmuş olmaları ve Anayasa Mahkemesi önündeki yargılamanın Mahkeme başvuruların kabul edilebilirliğini incelemeden önce sonuçlanmış olması nedeniyle, Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediği yönündeki itirazının reddedilmesi gerektiğini değerlendirmektedir (bk., bu davaya uygulanabildiği ölçüde, Sidiropoulos ve Papakostas / Yunanistan, no. 33349/10, § 66, 25 Ocak 2018).
12. Yukarıdaki bulgular ışığında, Mahkeme bu şikâyetlerin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve ayrıca, başka herhangi bir gerekçeyle kabul edilemez olmadığını kaydetmiştir. Dolayısıyla, şikâyetlerin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
13. Davanın esasına ilişkin olarak Mahkeme, önündeki bilgi ve belgeleri ve Baş ile Turan ve Diğerleri (sırasıyla yukarıda anılan, §§ 143-58 ve §§ 79-96) davalarındaki önceki tespitlerini göz önünde bulundurarak, başvuranların tutukluluklarının Sözleşme’nin 5 § 1 maddesi anlamında kanunla öngörülen bir usule uygun olarak gerçekleşmediği kanaatindedir.
14. Bu bağlamda Mahkeme, Hükümet tarafından da vurgulandığı üzere, 19829/19 ve 2897/20 no.lu başvurulardaki başvuranların, 2802 sayılı Kanun’un farklı seviyelerdeki hâkim ve savcılara uygulanan hükümlerine değil, 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu’na tabi olan HSYK’nın seçilmiş üyeleri olduklarını kaydetmektedir. Seçilmiş üyeler hakkında, 6087 sayılı Kanun’un 38. maddesine göre, resmi görevleriyle ilgili suçlardan veya kişisel suçlardan dolayı soruşturma başlatılması, ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren ve genel hükümlerin uygulanmasını gerektiren suçüstü halleri hariç olmak üzere, HSYK Genel Kurulunun kararına tabidir. Mahkeme, bu yasal çerçevenin, Turan ve Diğerleri davasında (yukarıda anılan, §§ 30-31 ve §§ 93-96) belirtildiği üzere, sırasıyla 2797 sayılı Kanun ve 2575 sayılı Kanun’a tabi Yargıtay ve Yüksek İdare Mahkemesi üyeleri için geçerli olan yasal çerçeveye benzer olduğunu gözlemlemektedir. Bu nedenle, özellikle Hükümetin aksi yönde başka herhangi bir iddiasının yokluğunda, “suçüstü” kavramının kapsamlı bir şekilde uygulanmasının ardından genel hükümler uyarınca benzer şekilde tutuklanan 19829/19 ve 2897/20 no.lu başvurulardaki başvuranlar açısından Mahkeme, yukarıda anılan davadaki bulgularından ayrılmak için bir neden bulunmadığı kanaatindedir.
15. Dolayısıyla Mahkeme, başvuranların ilk tutukluluk hallerinin hukuka aykırılığı nedeniyle Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir. Ayrıca, başvuranlar, somut davada Sözleşme’nin 5. maddesinin yorumlanması ve uygulanmasında kesinlikle dikkate alınması gereken bağlamsal bir faktör olan darbe girişiminden -yani Türkiye’nin olağanüstü hal ilanına ve derogasyon yapmasına neden olan olaydan- kısa bir süre sonra tutuklanırken, söz konusu önlemin, durumun kesinlikle gerektirdiği bir önlem olduğu söylenemez (bk. yukarıda anılan Baş, §§ 115-16 ve §§ 159-62 ve yukarıda anılan Turan ve Diğerleri, §§ 91 ve 95).
DİĞER ŞİKÂYETLER16. Sözleşme’nin 5 §§ 1, 2, 3, 4 ve 5 ile 8. maddesi kapsamında kalan şikâyetlere ilişkin olarak, Mahkeme, yukarıdaki 5 § 1 maddesi kapsamındaki bulguları ve Turan ve Diğerleri (yukarıda anılan, § 98) davasındaki mülahazaları ışığında, bu şikâyetleri incelememeye karar vermiştir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
17. 48669/20 no.lu başvurunun sahibi hariç olmak üzere, başvuranlar tahsis edilmiş süre içerisinde manevi tazminat açısından değişen miktarlarda tazminat talep etmiştir. Bahsi geçen başvuranların çoğu ayrıca, esas olarak işten çıkarılmalarından kaynaklanan kazanç kayıplarının yanı sıra yerel mahkemeler ve Mahkeme önünde yapılan yasal masraf ve harcamalara tekabül eden maddi tazminat talep etmiştir.
18. Hükümet başvuranların taleplerini dayanaksız ve aşırı bularak itiraz etmiştir.
19. Mahkeme, Turan ve Diğerleri (yukarıda anılan §§ 102‑07) kararında ortaya konulan gerekçelerle, maddi tazminat taleplerini reddetmekle birlikte, 48669/20 no.lu başvuru hariç, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere manevi tazminat ve masraf ve giderler için her bir başvurana 5.000 avronun toplu olarak ödenmesine karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Başvuruların birleştirilmesine; Başvuranların ilk tutukluluk hallerinin hukuka uygunluğuna ilişkin Sözleşme’nin 5 § 1 maddesi kapsamındaki şikâyetin kabul edilebilir olduğunun beyan edilmesine; Başvuranların ilk tutukluluk hallerinin hukuka aykırılığı nedeniyle Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin ihlal edildiğine; Kalan şikâyetlerin kabul edilebilirliğinin ve esaslarının incelenmesinin gerek olmadığına;(a) 48669/20 no.lu başvurudaki başvuran hariç olmak üzere, Davalı Devlet tarafından başvuranlara, üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere, bu miktara yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, manevi tazminat ve masraf ve giderlere ilişkin olarak 5.000 (beş bin) avro ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
Başvuranların adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup; Mahkeme İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 25 Haziran 2024 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee vonArnim Pauliine Koskelo
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Ek
Davaların Listesi:
No.
Başvuru no.
Dava Adı
Dava Tarihi
Başvuran İkamet Yeri Uyruğu
Temsil eden kişi
1.
56483/16
Kuriş / Türkiye
30.09.2016
İbrahim Ethem KURİŞ
İstanbul
T.C.
Walter VAN STEENBRUGGE
2.
73704/16
Yılma / Türkiye
09.11.2016
Şeyhmus YILMA
Muş
T.C.
Büteyra DEMİR
3.
1179/17
Arslan / Türkiye
01.12.2016
Gürhan ARSLAN
Eskişehir
T.C.
Ömer HAVLACI
4.
54520/17
Kaya / Türkiye
17.07.2017
Fahrettin KAYA
Diyarbakır
T.C.
Emre AKARYILDIZ
5.
61213/17
Yılmazoğlu / Türkiye
15.06.2017
Esat Caner YILMAZOĞLU
Eskişehir
T.C.
Fatma HACIPAŞALIOĞLU
6.
62652/17
Barut / Türkiye
03.02.2017
Muharrem BARUT
İzmir
T.C.
7.
63805/17
Karaali / Türkiye
06.06.2017
Hakan KARAALİ
İstanbul
T.C.
Yılmaz ABOŞOĞLU
8.
68692/17
Arslan / Türkiye
05.01.2017
Avni ARSLAN
İstanbul
T.C.
9.
42196/18
Uğur / Türkiye
13.08.2018
Mustafa UĞUR
Bursa
T.C.
İrem TATLIDEDE
10.
13646/19
Yelesdağ / Türkiye
27.02.2019
Hayati YELESDAĞ
İstanbul
T.C.
Cengiz ALGÜL
11.
19829/19
Berberoğlu / Türkiye
22.03.2019
Ahmet BERBEROĞLU
Ankara
T.C.
Aytekin ERÇOBAN
12.
25595/19
Yavuz / Türkiye
29.04.2019
Abdurrahim YAVUZ
Yozgat
T.C.
Tarık Said GÜLDİBİ
13.
27132/19
Taşkın / Türkiye
25.04.2019
Sönmez TAŞKIN
Erzurum
T.C.
İbrahim YILDIZ
14.
34118/19
Karadağ Gülmedi / Türkiye
13.06.2019
Filiz KARADAĞ GÜLMEDİ
Yalova
T.C.
Yeliz ARI BOZKURT
15.
34595/19
Koçal / Türkiye
12.06.2019
Hüseyin KOÇAL
İstanbul
T.C.
Murat DİKMEN
16.
39229/19
Önkal / Türkiye
18.06.2019
Menderes ÖNKAL
Adana
T.C.
Meryem KÜLTÜROĞLU
17.
42921/19
Keleş / Türkiye
29.07.2019
Kerim KELEŞ
Adana
T.C.
18.
47288/19
Kurçenli / Türkiye
23.08.2019
Selim KURÇENLİ
İstanbul
T.C.
19.
2897/20
Şen / Türkiye
03.01.2020
Mahmut ŞEN
Ankara
T.C.
Serap ŞEN
20.
10095/20
Denizhan / Türkiye
17.02.2020
Hüseyin DENİZHAN
Ankara
T.C.
Müslüm KANDEMİR
21.
16039/20
Çete / Türkiye
27.03.2020
Sevgül ÇETE
Ağrı
T.C.
Bilge Nur ÇAĞLAYAN
22.
20844/20
Akçakoca / Türkiye
04.05.2020
Mehmet AKÇAKOCA
Çankırı
T.C.
Emin AYDIN
23.
43997/20
Gürbüz / Türkiye
16.09.2020
Mustafa GÜRBÜZ
İstanbul
T.C.
Gamze AKSOY
24.
48669/20
Boz / Türkiye
22.10.2020
Abdulkadir BOZ
Evros, Yunanistan
T.C.
Semra KISA
25.
51383/20
Çolak / Türkiye
14.10.2020
Hüseyin ÇOLAK
Ankara
T.C.
Hanife ÇOLAK
26.
1953/21
Saydan / Türkiye
22.12.2020
Aydemir SAYDAN
Osmaniye
T.C.
Mehmet ALKAN