AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KURTOĞLU KARACIK VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE
(Başvuru no. 62622/15 ve diğer 7 başvuru)
KARAR
STRAZBURG
3 Aralık 2024
İşbu karar kesinleşmiş olup; bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Kurtoğlu Karacık ve Diğerleri/Türkiye davasında,
Başkan,
Pauliine Koskelo,
Hâkimler,
Jovan Ilievski,
Davor Derenčinović,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
İsimleri ekteki tabloda yer alan başvuranlar (“başvuranlar”) tarafından tabloda belirtildiği üzere farklı tarihlerde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yapılan başvuruları,
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi eski Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”), Sözleşme’nin 6 § 1, 8 ve 13. maddeleri kapsamındaki şikâyetlerin bildirilmesine ve başvuruların geri kalan kısımlarının kabul edilemez olduğuna dair kararı,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuranlar tarafından ibraz edilen görüşleri,
Sözleşme’nin 36 § 2 maddesi ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 44 § 3 maddesi uyarınca Bölüm Başkanı tarafından üçüncü taraf olarak müdahil olma izni verilen Uluslararası Hukukçular Komisyonu tarafından sunulan görüşleri,
Hükümetin, başvuruların bir Komite tarafından incelenmesine karşı itirazının reddedildiği kararı dikkate alarak,
12 Kasım 2024 tarihinde gerçekleştirilen kapalı müzakereler sonrasında,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvurular, söz konusu tarihte farklı tür veya düzeydeki mahkemelerde hâkim veya savcı olarak görev yapmakta olan başvuranların, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (bundan böyle “HSYK” olarak anılacaktır) istemleri dışında başka şehirlere atanmalarına ilişkin kararlarına karşı yargı yoluna başvuramadıkları iddiasına ilişkindir. Başvurular, genel olarak, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında bir sorun gündeme getirmektedir.
62622/15 VE 33659/16 NO.LU BAŞVURULAR
2. 62622/15 ve 33659/16 no.lu başvurularda evli olan başvuranlar, söz konusu zamanda, Ankara’da Danıştay Tetkik Hâkimi olarak görev yapmaktaydı.
3. Başvuranlar, 15 Ocak 2015 tarihli HSYK kararnamesi ile Mersin Vergi Mahkemesi Üyeliğine atanmıştır.
4. HSYK Birinci Dairesi, 27 Ocak 2015 tarihinde, başvuranların yeniden inceleme talebini reddetmiştir.
5. HSYK Genel Kurulu, 13 Mayıs 2015 tarihinde, başvuranların atamalarının aile durumları ve hizmetin gereklilikleri dikkate alınarak yapıldığı gerekçesiyle, başvuranların Birinci Dairenin kararına karşı sundukları itirazı reddetmiştir. Bu kararlar, 30 Haziran 2015 tarihinde, başvuranlara tebliğ edilmiştir.
BAŞVURU NO. 62905/156. Başvuran, söz konusu zamanda, Ankara Batı Adliyesinde Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmaktaydı.
7. Başvuran, 15 Ocak 2015 tarihli HSYK kararnamesi ile Kütahya Cumhuriyet Savcılığına atanmıştır.
8. HSYK Birinci Dairesi, 4 Şubat 2015 tarihinde, başvuranın yeniden inceleme talebini reddetmiştir.
9. HSYK Genel Kurulu, 13 Mayıs 2015 tarihinde, başvuranın atamasının hizmetin gereklilikleri dikkate alınarak yapıldığı gerekçesiyle, başvuranın Birinci Dairenin kararına karşı sunduğu itirazı reddetmiştir. Söz konusu karar, 17 Eylül 2015 tarihinde, başvurana tebliğ edilmiştir.
BAŞVURU NO. 1561/1610. Başvuran, söz konusu zamanda, Bursa Cumhuriyet Başsavcı vekili olarak görev yapmaktaydı.
11. Başvuran, 15 Ocak 2015 tarihli HSYK kararnamesi ile Isparta Cumhuriyet Savcılığına atanmıştır.
12. HSYK Birinci Dairesi, 22 Ocak 2015 tarihinde, başvuranın yeniden inceleme talebini reddetmiştir.
13. HSYK Genel Kurulu, 13 Mayıs 2015 tarihinde, başvuranın atamasının hizmetin gereklilikleri dikkate alınarak yapıldığı gerekçesiyle, başvuranın Birinci Dairenin kararına karşı sunduğu itirazı reddetmiştir. Söz konusu karar, 25 Haziran 2015 tarihinde, başvurana tebliğ edilmiştir.
BAŞVURU NO. 4454/1614. Başvuran, söz konusu zamanda, Ankara’da Yargıtay Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmaktaydı.
15. Başvuran, 18 Aralık 2014 tarihli HSYK kararnamesi ile Malatya Cumhuriyet Savcılığına atanmıştır.
16. HSYK Birinci Dairesi, 15 Ocak 2015 tarihinde, başvuranın yeniden inceleme talebini reddetmiştir.
17. HSYK Genel Kurulu, 13 Mayıs 2015 tarihinde, başvuranın atamasının hizmetin gereklilikleri dikkate alınarak yapıldığı gerekçesiyle, başvuranın Birinci Dairenin kararına karşı sunduğu itirazı reddetmiştir. Söz konusu karar, 24 Haziran 2015 tarihinde, başvurana tebliğ edilmiştir.
BAŞVURU NO. 19536/1618. Başvuran, söz konusu zamanda, Konya Bölge Adliye Mahkemesinde Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmaktaydı.
19. Başvuran, 15 Ocak 2015 tarihli HSYK kararnamesi ile Küçükçekmece (İstanbul) Cumhuriyet Savcılığına atanmıştır.
20. HSYK Birinci Dairesi, 22 Ocak 2015 tarihinde, başvuranın yeniden inceleme talebini reddetmiştir.
21. HSYK Genel Kurulu, 13 Mayıs 2015 tarihinde, başvuranın atamasının hizmetin gereklilikleri dikkate alınarak yapıldığı gerekçesiyle, başvuranın Birinci Dairenin kararına karşı sunduğu itirazı reddetmiştir. Söz konusu karar, 27 Ocak 2016 tarihinde, başvurana tebliğ edilmiştir.
37816/16 VE 37819/16 NO.LU BAŞVURULAR22. 37816/16 ve 37819/16 no.lu başvurularda evli olan başvuranlar, söz konusu zamanda, Bakırköy (İstanbul) Adliyesinde sırasıyla hâkim ve savcı olarak görev yapmaktaydı.
23. HSYK’nın 12 Haziran 2015 tarihli kararnamesi ile başvuranlar, Elazığ Adliyesine hâkim ve savcı olarak atanmışlardır.
24. HSYK Birinci Dairesi, 10 Temmuz 2015 tarihinde, başvuranların yeniden inceleme talebini reddetmiştir.
25. HSYK Genel Kurulu, 17 Şubat 2016 tarihinde, başvuranların atamalarının aile durumları ve hizmetin gereklilikleri dikkate alınarak yapıldığı gerekçesiyle, başvuranların Birinci Dairenin kararına karşı sundukları itirazı reddetmiştir. Söz konusu karar, başvuranlara, sırasıyla 3 Mart 2016 ve 1 Mart 2016 tarihlerinde tebliğ edilmiştir.
Diğer gelişmeler26. HSYK Genel Kurulunun kararları kesindir. Bu kararlara karşı herhangi bir idari veya yargı makamına itiraz sunulamaz.
ŞİKÂYETLER27. Başvuranlar, HSYK’nın atama kararına karşı itiraz edebilecekleri bir mahkemeye erişimleri olmadığından şikâyetçi olmuşlardır. Başvuranların çoğu, açıkça Sözleşme’nin 6 § 1 ve 13. maddelerine dayanmıştır. Başvuranlar, ayrıca, atanmaları nedeniyle özel ve aile hayatlarında maruz kaldıkları sonuçlardan şikâyetçi olmuş; başvuranların çoğu, bu bağlamda açıkça Sözleşme’nin 8. maddesine dayanmıştır. Başvuranlar son olarak, özel ve aile hayatlarına saygı gösterilmesine ilişkin itirazlarının HSYK tarafından atama sürecinde dikkate alınmadığını ve Sözleşme kapsamındaki şikâyetleri bakımından etkili bir başvuru yolunun bulunmadığını ileri sürmüşlerdir. Başvuranların çoğu, bu hususta açıkça Sözleşme’nin 8. ve 13. maddelerini ileri sürmüştür.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ28. Mahkeme, başvuruların konuları bakımından benzer olduklarını göz önünde bulundurarak, söz konusu başvuruları tek bir kararda müştereken incelemeyi uygun görmektedir.
HÜKÜMETİN SÖZLEŞME’NİN 37. MADDESİ UYARINCA BAŞVURULARIN KAYITTAN DÜŞÜRÜLMESİNE İLİŞKİN TALEBİ HAKINDA29. Hükümet, başvuranların belirlenen süre sınırı içerisinde bir temsilci atamadıklarını ve Bölüm Başkanının başvuranların temsiline ilişkin herhangi bir karar almadığını ileri sürerek, Mahkemeyi, Sözleşme’nin 37 § 1 maddesi uyarınca başvuruları kayıttan düşürmeye davet etmiştir.
30. Mahkeme, sırasıyla 19 Nisan 2022, 14 Nisan 2022, 25 Temmuz 2022, 5 Nisan 2022, 25 Temmuz 2019, 19 Nisan 2022 ve 12 Nisan 2022 tarihli yazılarla (başvuru no. 37816/19 ve 37819/16), başvuranların, dava dosyalarında yer alan imzalı yetki belgelerini sunarak, temsilcilerinin atandığını Mahkemeye bildirdiklerini kaydetmektedir.
31. Bu nedenle, Mahkeme, Hükümetin kayıttan düşürme talebini reddetmektedir.
SÖZLEŞME’NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA32. Başvuranlar, atama kararlarına itiraz edebilecekleri bir mahkemeye erişimlerinin olmamasından ve bu konuda etkili bir başvuru yolunun bulunmamasından şikâyetçi olmuşlardır. Başvuranlar, açıkça veya esasen Sözleşme’nin 6 § 1 ve 13. maddelerine dayanmışlardır.
33. Mahkeme, Sözleşme’nin 13. maddesine göre, 6. maddesinin özel hüküm (lex specialis) olduğunu ve Sözleşme’nin 13. maddesinin gerekliliklerinin daha katı olan 6. maddenin gereklilikleri tarafından karşılandığını yinelemektedir (bk. Grzęda/Polonya [BD], no. 43572/18, § 352, 15 Mart 2022). Bu nedenle, dava konusu olayların hukuki açıdan vasıflandırılması hususunda uzman olan Mahkeme, başvuranların şikâyetinin sadece Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamında incelenmesinin uygun olduğu kanaatindedir.
Kabul edilebilirlik hakkında34. Hükümet, ilk olarak, Sözleşme’nin 6. maddesinin HSYK önündeki usule uygulanamayacağını, zira bu organ tarafından alınan kararların yargı mensuplarıyla ilgili olduğunu ve bu nedenle “medeni hukuk” kapsamında nitelendirilemeyeceğini ileri sürmüştür. Hükümet özellikle, Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya ([BD], no. 63235/00, AİHM 2007‑II) kararında ortaya konulan testin ikinci koşulunun - Devletin menfaati doğrultusunda memurların 6. maddede yer alan korumadan hariç tutulmaları için nesnel gerekçelerin var olması - karşılandığını ileri sürmüştür. Hükümet, Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrasında, başvuranların tamamının, yetkililer tarafından darbe girişiminin arkasında olduğu değerlendirilen silahlı terör örgütü “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması” (bundan böyle “FETÖ/PDY” olarak anılacaktır) ile irtibatlı veya iltisaklı oldukları gerekçesiyle görevlerinden ihraç edildiklerini belirtmiştir. Dolayısıyla, Hükümet, Bilgen/Türkiye (no. 1571/07, 9 Mart 2021) davasından farklı olarak, başvuranların hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye bağlılıklarının şüpheli olduğunu ve bu nedenle mahkemeye erişimden hariç tutulmalarının haklı olduğunu ileri sürmüştür.
35. Mahkeme, devlet memurlarının ancak Devletin ulusal hukukunda söz konusu personel kategorisini mahkemeye erişimden hariç tutması ve bunun Devletin menfaati doğrultusunda objektif gerekçelerle haklı kılınması halinde 6. maddede yer alan korumadan mahrum bırakılabileceklerini yinelemektedir (bk. yakın tarihli, Grzęda/Polonya [BD], yukarıda anılan, § 261). Mahkeme, Bilgen davasında (yukarıda anılan, §§ 76-81), (yukarıda anılan) Vilho Eskelinen davasında belirtilen ikinci koşulun yerine getirilmemesi nedeniyle, 6. maddenin, başvuran hâkimin isteği dışında daha alt düzeyde bir yargı bölgesindeki başka bir mahkemeye atanması kararına uygulanabilir olduğu sonucuna vardığını belirtmektedir.
36. Somut davada, Eskelinen testi uygulandığında, başvuranların durumunda mahkemeye erişim ulusal hukuk tarafından açıkça hariç tutulmuştur (bk. yukarıda 26. paragraf). Ayrıca, böyle bir hariç tutma durumu, Devletin menfaatine olan nesnel gerekçelerle haklı gösterilmemiştir. Mahkeme, olay tarihinde, üstlendikleri özel görevlere bakılmaksızın, başvuranların tamamının, hâkim ve savcı statüsünde olduğunu ve yargı bağımsızlığına yönelik anayasal güvencelere sahip olduğunu gözlemlemektedir (bk. Eminağaoğlu/Türkiye, no. §§ 78, 122-23 ve 125, 9 Mart 2021). Başvuranlar atanmalarına ilişkin kararların incelenmesi için talepte bulundukları sırada, HSYK “hizmet gereği” şeklinde kısa bir ifade kullanmaktan başka hiçbir gerekçe göstermemiştir (bk. yukarıda 5, 9, 13, 17, 21 ve 25. paragraflar); bu da uyuşmazlığın, yargısal denetim dışında bırakılmasını haklı kılacak istisnai veya zorlayıcı nedenlerle ilgili olmadığı sonucuna varılmasına yol açmaktadır (ayrıca bk. yukarıda anılan Bilgen, § 80). Hükümetin, yargıda FETÖ/PDY mensuplarının varlığının söz konusu atamalardan kısa bir süre önce ortaya çıktığı ve başvuranların darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY ile irtibatlı veya iltisaklı oldukları gerekçesiyle görevden alındıkları yönündeki iddiasına ilişkin olarak, Mahkeme, HSYK tarafından söz konusu zamanda sunulan herhangi bir bireyselleştirilmiş gerekçe olmadığı dikkate alındığında, bu geriye dönük (ex post facto) gerekçeyi dikkate alamaz. Bu bağlamda, dava dosyasında, HSYK’nın, olay tarihinde, başvuranlara yönelik bu tür ciddi suçlamaları araştırmak için (disiplin soruşturması başlatılması gibi) herhangi bir işlem yaptığını ve bu tür işlemlerin bir sonucu olarak onları farklı bölgelere atamaya karar verdiğini gösteren hiçbir unsur bulunmamaktadır.
37. Mahkeme, bu koşullar altında, 6. maddenin medeni hukuk yönünden uygulanabilir olduğu ve Hükümetin, başvuruların Sözleşme hükümleriyle konu bakımından (ratione materiae) bağdaşmadığına ilişkin itirazının reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.
38. Mahkeme, bu şikâyetin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle de bağdaşmadığını kaydetmektedir. Dolayısıyla, şikâyetin kabul edilebilir olduğuna karar verilmelidir.
Esas Hakkında39. Mahkeme, daha önce, öncü Bilgen davasında (yukarıda anılan, §§ 91-97), bir yargı mensubunun isteği dışında atanmasının yargı denetimine tabi tutulmaması nedeniyle Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
40. Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen Mahkeme, somut şikâyetin esasına ilişkin farklı bir sonuca varılmasını sağlayabilecek herhangi bir olgu ya da argüman tespit etmemiştir. Mahkeme, yargının bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün korunmasındaki güçlü kamu yararı dikkate alındığında, HSYK’nın başvuran hâkim ve savcıların atanmalarına ilişkin kararlarının yargı denetimine tabi tutulmamasının herhangi bir meşru amaç gütmediğini ve dolayısıyla, başvuranların mahkemeye erişim hakkının özünün zarar gördüğünü kaydetmektedir.
41. Bu nedenle Mahkeme, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
SÖZLEŞME’NİN 8. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
42. Başvuranlar, esasen Sözleşme’nin 8. maddesine dayanarak veya bu maddeyi ileri sürerek, atanmaları nedeniyle özel ve aile hayatlarında maruz kaldıklarını iddia ettikleri sonuçlardan şikâyetçi olmuşlardır.
43. Hükümet, başvuranların Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamındaki şikâyetlerinin, Sözleşme hükümleriyle konu bakımından bağdaşmadığı itirazında bulunmuştur. Hükümet, başvuranların, atanmalarının özel hayatları üzerindeki sonuçlarının asgari ağırlık eşiğine ulaştığını ortaya koyamadıklarını ileri sürmüştür. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 8. maddesi somut davada uygulanabilir değildir.
44. Başvuranlar, atanmalarının özel hayatları üzerinde önemli olumsuz etkileri olduğunu ileri sürmüşlerdir. 62622/15 ve 33659/16 no.lu başvuranlarda eş olan başvuranlar, Ankara’dan Mersin’e atanmalarının aile hayatlarını bozduğunu, şehrin iklimi nedeniyle oğullarının eğitimini ve sağlığını olumsuz etkilediğini ve kendilerine mali yükler getirdiğini ileri sürmüştür. 37816/16 ve 37819/16 no.lu başvurulardaki başvuranlar, Elazığ’a atanmalarının çocuklarını burs olanaklarından yoksun bıraktığını ve kızlarının sağlık tedavisini kesintiye uğrattığını iddia etmiştir. 62905/15 no.lu başvurudaki başvuran, Kütahya’ya atanması nedeniyle engelli çocuğunun tıbbi bakımının aksamasından endişe duyduğunu ve bunun ayrıca aile birliğinin bozulmasına yol açtığını vurgulamıştır. 19536/16 no.lu başvurudaki başvuran, Konya’dan Küçükçekmece’ye atanmasının çocuklarının eğitimini ve tıbbi ihtiyaçlarını olumsuz etkilediğini ileri sürmüştür. 1561/16 no.lu başvurudaki başvuran, Isparta’ya atanması nedeniyle ailesinin tıbbi tedavilerinin aksadığını ve özel sektörde çalışması nedeniyle eşinden ayrı kaldığını iddia etmiştir. Son olarak, 4454/16 no.lu başvurudaki başvuran, oğlunun Ankara’da devam eden tedavisinin atama nedeniyle olumsuz etkileneceğini iddia etmiş ve atamanın zamanlaması ve etkisi hakkında ek şikâyetlerde bulunmuştur.
45. Mahkeme, Denisov/Ukrayna ([BD], no. 76639/11, §§ 100-117, 25 Eylül 2018) davasında, 8. maddenin bir birey ile Devlet arasındaki işle ilgili bir ihtilafa uygulanabilirliğine ilişkin olarak ortaya konulan ilkelere atıfta bulunmaktadır. Mahkeme, bu kararda, söz konusu tedbirin alınmasına sebep olan gerekçelerde özel hayata ilişkin bir husus olup olmadığını incelediği gerekçe temelli yaklaşım ile söz konusu tedbirin kişinin özel hayatı üzerindeki etkilerini analiz ettiği sonuç temelli yaklaşım arasında ayrım yapmıştır. Sonuç temelli yaklaşıma başvurulması halinde, ağırlık eşiği büyük önem kazanmakta ve başvuranın kendi davasında söz konusu eşiğe ulaşıldığını ikna edici bir şekilde göstermesi gerekmektedir. Mahkeme, ancak bir tedbirin sonuçlarının çok ciddi olması ve başvuranın özel hayatını önemli ölçüde etkilemesi halinde Sözleşme’nin 8. maddesinin konu bakımından uygulanabilir olduğunu kabul edecektir (aynı kararda, § 116).
46. Dava konusu olaylarda, Mahkeme, başvuranların başka şehirlere atanmalarının özel ve aile hayatları üzerindeki etkilerinden şikâyetçi olduklarını gözlemlemektedir. Bu nedenle, Mahkeme, somut davada sonuç temelli yaklaşımı uygulaması gerektiğini kaydetmektedir.
47. Başvuranlar, farklı şehirlere atanmalarının, kendilerinin veya çocuklarının devam eden tıbbi tedavilerini aksatabileceğini ileri sürmüşlerdir. Ancak başvuranlar, yeni görev yerlerinde mevcut olan tıbbi bakımın kendi koşullarında yetersizliğini veya uygun olmadığını ortaya koyacak önemli delil veya ikna edici argüman sunmamıştır. Bazı başvuranların aile üyelerine yönelik eğitimle ilgili ve mesleki endişelerden bahsetmeleri ile ilgili olarak, bu başvuranlar, yeni görev yerlerinde çocukları veya eşleri için eğitimle ilgili veya mesleki olarak yeterli imkânların bulunmadığı yönündeki iddialarını kanıtlamamışlardır. Ayrıca, başvuranlar, çocuklarının burs almaya hak kazandıkları şehirlerde neden kalamadıklarına dair açıklama sunmamıştır.
48. Atamalar nedeniyle başvuranların ve ailelerinin maddi refahının genel olarak kötüleştiğine dair argümanla ilgili olarak, Mahkeme, daha önce, ihtilafın maddi unsurunun, söz konusu hususu otomatik olarak Sözleşme’nin 8. maddesinin kapsamına getirmediğine karar vermiştir (bk. yukarıda anılan Denisov, § 122). Mahkeme, ayrıca, farklı yerlere atama yapılmasının, Türkiye’deki hâkim ve savcıların mesleki görevlerinin özünde yer aldığını ve dolayısıyla onların kariyer gidişatının doğal bir yönü olduğunu gözlemlemektedir. Başvuranlar tarafından, atanmalarının yaşam koşullarında yol açtığı değişikliğin özel ve aile hayatlarını ciddi şekilde etkilediğini gösteren herhangi bir güçlü bir delil öne sürülmediği dikkate alındığında, böyle bir varsayımda bulunmak spekülatif olacaktır (bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis), Gražulevičiūtė/Litvanya, no. 53176/17, § 103, 14 Aralık 2021).
49. Dolayısıyla, nesnel şartlara karşı başvuranların öznel bakış açılarını göz önünde bulunduran ve atamaların maddi ve maddi olmayan etkilerini kendisine sunulan deliller temelinde değerlendiren (bk. yukarıda anılan Denisov, §§ 117 ve 133) Mahkeme, başvuranların atanmalarının, özel ve aile hayatlarını sınırlı derecede olumsuz etkilemiş olduğunu ve Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamında bir sorunun gündeme gelmesi için gerekli ağırlık eşiğine ulaşmadığını değerlendirmektedir.
50. Dolayısıyla, Mahkeme, Hükümetin bu konudaki itirazının kabul edilmesi gerektiğine ve başvuranların şikâyetinin, 35 §§ 3 (a) ve 4 maddesi uyarınca Sözleşme ile konu bakımından bağdaşmadığı gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
SÖZLEŞME’NİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA51. Başvuranlar, ayrıca, esasen veya Sözleşme’nin 13. maddesini ileri sürerek, özel ve aile hayatlarına saygı gösterilmesine ilişkin itirazlarının HSYK tarafından atama sürecinde dikkate alınmadığından ve 8. madde kapsamındaki şikâyetleri bakımından etkili bir başvuru yolunun bulunmadığından şikâyetçi olmuşlardır.
52. Mahkeme, 13. maddenin yalnızca bir kişinin Sözleşme’de yer alan bir hakkın ihlalinden mağdur olduğuna dair “savunulabilir bir iddia” ortaya koyması durumunda uygulandığını yinelemektedir (bk. Boyle ve Rice/Birleşik Krallık, 27 Nisan 1988 tarihli karar, Seri A no. 131, § 52).
53. Başvuranların Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamındaki şikâyetinin Sözleşme hükümleriyle konu bakımından bağdaşmadığı sonucuna varmasına yol açan hususları göz önünde bulunduran Mahkeme, başvuranların şikâyetçi oldukları hususla ilgili Sözleşme’nin 13. maddesi kapsamında bir hukuk yolu imkânı gerektirecek düzeyde “savunulabilir bir iddia” sunmadıkları kanısındadır.
54. Dolayısıyla, bu şikâyet açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
55. Başvuranlar, çeşitli unsurlar yönünden aşağıdaki tutarları talep etmiştir:
- Başvuru no. 62622/15: Başvuran, maddi tazminat olarak, başka bir şehre atanmasının ardından ödediğini iddia ettiği kira ücretleri ile oğlunun yeni okul ücretleri karşılığında 14.056 avro, manevi tazminat olarak 12.500 avro ve masraflar ve giderler için 2.000 avro talep etmiş, bu talebini desteklemek amacıyla avukatıyla yaptığı sözleşmeyi ve avukatı tarafından düzenlenen bir iş cetvelini sunmuştur;
- Başvuru no. 1561/16: Başvuran, maddi tazminat olarak, ücretsiz izin masrafları ile başka bir şehre atanmasının ardından ödediğini iddia ettiği barınma ücretleri karşılığında 31.994,80 avro, manevi tazminat olarak 50.000 avro ve avukatlık ücretleri için destekleyici herhangi bir belge sunmadığı belirtilmemiş bir miktar talep etmiştir;
- Başvuru no. 4454/16: Başvuran, maddi tazminat olarak, başka bir şehre atanmasının ardından ödediğini iddia ettiği taşınma ve oğlunun eğitim masrafları karşılığında 10.000 avro, manevi tazminat olarak 55.000 avro ve avukatlık ücretleri için 6.000 avro talep etmiş, bu talebini desteklemek üzere avukatıyla yaptığı sözleşmeyi sunmuştur;
- Başvuru no. 19536/16: Başvuran, maddi tazminat olarak, başka bir şehre atanmasının ardından ödediğini iddia ettiği ailesinin barınma, ulaşım ve eğitim masrafları karşılığında 100.000 avro, manevi tazminat olarak 300.000 avro ve masraflar ve giderler için 2.000 avro talep etmiş, bu talebini desteklemek amacıyla avukatıyla yaptığı sözleşmeyi sunmuştur;
- Başvuru no. 33659/16: Başvuran, manevi tazminat olarak 12.500 avro ve avukatlık ücretleri için 2.000 avro talep etmiş, bu talebini desteklemek için avukatıyla yaptığı sözleşmeyi sunmuştur;
- Başvuru no. 37816/16 ve 37819/16: Başvuranlar, maddi tazminat olarak, başka bir şehre atanmaları sonucunda çocuklarının mahrum kaldığını iddia ettikleri burs karşılığında müştereken 16.000 avro, manevi tazminat olarak müştereken 20.000 avro ve avukatlık ücreti için 3.900 avro talep etmiş, bu talebi desteklemek üzere avukatlarıyla yaptıkları sözleşmeyi sunmuşlardır;
62905/15 no.lu başvurudaki başvuran herhangi bir adil tazmin talebinde bulunmamıştır.
56. Hükümet, başvuranların taleplerine, dayanaksız ve aşırı olmaları nedeniyle itiraz etmiştir.
57. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile ileri sürülen maddi zararlar arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı kanısına varmış ve bu nedenle söz konusu talepleri reddetmiştir. Ancak Mahkeme, başvuranların manevi tazminat ile masraf ve giderlere ilişkin talepleriyle ilgili olarak, hakkaniyet temelinde karar vermeyi ve bu konuda genel ve tek tip bir değerlendirme yapmayı uygun bulmaktadır. Mahkeme, elinde bulunan belgeleri, içtihadını ve somut davada incelenen hukuki hususların niteliğini göz önünde bulundurarak, 62622/15, 4454/16, 19536/16, 33659/16, 37816/16 ve 37819/16 no.lu başvurulardaki başvuranların her birine, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere, manevi tazminat ile masraf ve giderler karşılığında toplam 2.500 avro ödenmesinin makul olduğu kanaatindedir (ayrıca karşılaştırınız, Gülcü ve Diğerleri/Türkiye [Komite], no. 37013/15 ve diğer 49 başvuru, § 27, 23 Nisan 2024).
58. 1561/16 no.lu başvurudaki başvuranla ilgili olarak, hakkaniyet temelinde karar veren Mahkeme, başvurana, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere, manevi tazminat olarak 2.000 avro ödenmesine hükmetmiştir. Mahkeme, söz konusu başvuranın masraf ve giderlere ilişkin talebini destekleyecek herhangi bir belge sunmaması nedeniyle, bu talebi reddetmiştir (ayrıca karşılaştırınız, yukarıda anılan Gülcü ve Diğerleri, § 28).
59. 62905/15 no.lu başvurudaki başvuranın adil tazmin talebinde bulunmaması nedeniyle, Mahkemenin bu konuda herhangi bir tazminata hükmetmesine gerek bulunmamaktadır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
Başvuruların birleştirilmesine; Hükümetin başvuruların kayıttan düşürülmesine ilişkin talebinin reddedilmesine; Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki şikâyetin kabul edilebilir olduğuna ve başvuruların geriye kalan kısmının kabul edilemez olduğuna; Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;(a) Davalı Devlet tarafından, 62622/15, 4454/16, 19536/16, 33659/16, 37816/16 ve 37819/16 no.lu başvurulardaki başvuranların her birine, üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek ve bu miktara yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere, manevi tazminat olarak ve masraf ve giderler karşılığında 2.500 avro (iki bin beş yüz avro) ödenmesine;
(b) Davalı Devlet tarafından, 1561/16 no.lu başvurudaki başvurana, üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek ve miktara yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere, manevi tazminat olarak 2.000 avro (iki bin avro) ödenmesine;
(c) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktarlara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
Başvuranların adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup; Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 3 Aralık 2024 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Pauliine Koskelo
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
EK
Dava listesi:
No.
Başvuru no.
Dava adı
Başvuru tarihi
Başvuranın adı Doğum tarihi Uyruğu
Temsilcisi
1.
62622/15
Kurtoğlu Karacık/Türkiye
10 Aralık 2015
Güneş KURTOĞLU KARACIK
1972
Türk
Tarık Said GÜLDİBİ
2.
62905/15
Kaya/Türkiye
8 Aralık 2015
Tayfun KAYA
1973
Türk
Mehmet KAYA
3.
1561/16
Yılmaz/Türkiye
21 Aralık 2015
Namık YILMAZ
1967
Türk
Emine Feyza ASLAN HERDEM
4.
4454/16
Doğru/Türkiye
21 Aralık 2015
Adem DOĞRU
1971
Türk
Enes Malik KILIÇ
5.
19536/16
Özcan/Türkiye
22 Mart 2016
Neyzen ÖZCAN
1966
Türk
Zeynep Büşra ÖZCAN KONAKCI
6.
33659/16
Karacık/Türkiye
3 Kasım 2015
İbrahim KARACIK
1971
Türk
Tarık Said GÜLDİBİ
7.
37816/16
Can/Türkiye
15 Haziran 2016
Nalan CAN
1974
Türk
Mehmet MİRZA
8.
37819/16
Can/Türkiye
16 Haziran 2016
Hasan CAN
1970
Türk
Mehmet MİRZA