Lagutin ve Diğerleri / Rusya - 6228/09 - 24.04.2014 tarihli Karar [I. Bölüm]
Olaylar – Beş başvuran, polis tarafından tuzağa düşürülme iddiaları yerel mahkemelerce reddedildikten sonra, birbiriyle ilişkisi bulunmayan dört davada, uyuşturucu ticareti suçundan dolayı mahkûm edilmişlerdir. Her bir davada polisler, başvuranların daha önceden uyuşturucu ticaretine karıştıkları yönünde “operasyonel bir bilgi” almalarından dolayı, uyuşturucu sipariş verdikleri yönünde ifade vermişlerdir. Bu iddia, başvuranlar tarafından inkâr edilmiştir. Başvuranlar, polisler ve muhbirleri tarafından buna teşvik edilmemeleri durumunda, uyuşturucu ticareti yapmayacaklarını, uyuşturucu maddeleri kişisel kullanımları için alacaklarını ifade etmişlerdir. Ancak gizli olarak sınıflandırılması nedeniyle, iddia konusu operasyonel bilgi hususunda itirazda bulunamamışlardır.
Başvuranlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapmış oldukları başvuruda, polis teşviki sonucundaki suçlardan dolayı mahkûm edildikleri ve tuzağa düşürüldükleri yönündeki iddialarının yerel mahkemelerce yeterince incelenmediği konusunda şikâyette bulunmuşlardır.
Hukuki değerlendirme – Madde 6 § 1: Mahkeme, gizli görevlilerin kullanımının ciddi suçlarla mücadele açısından meşru bir soruşturma tekniği olabileceğini, ancak kötüye kullanma olasılıklarına karşı yeterli tedbir alınması gerektiğini yinelemiştir. Temel delillerin, uyuşturucu siparişi verme gibi gizli operasyonlarla ortaya çıktığı durumlarda, yetkililer operasyon başlatmak için inandırıcı sebepler olduğunu kanıtlamak durumundadır. Özellikle, suçun işlenmesi için gereken ön adımların atılmış olduğunu göstermek için somut ve objektif delillere sahip olunması gereklidir. Bu tür bir soruşturma gerektiği kadar pasif bir şekilde yürütülmelidir. Ayrıca polis teşviki iddiaları çekişmeli yargılama işlemleri kapsamında incelenmelidir. Bu inceleme kapsamlı, geniş ve belirleyici olmalıdır. Ayrıca, teşvik bulunmadığını kanıtlama görevi savcılık makamına aittir. Şayet dava dosyasının ifşa edilmesi veya tarafların olayı yorumlaması konusunda ihtilaflar bulunması nedeniyle, Mahkeme sanığın esasında polis teşvikine maruz kalıp kalmadığını tespit edemezse; yerel mahkemeler tarafından gerçekleştirilecek olan usuli inceleme hususu belirleyici bir önem arz eder.
Başvuranların davalarında polisler, başvuranların daha önceleri uyuşturucu ticaretine katıldığı yönündeki “operasyonel bilgiye” atıfta bulunmuşlardır. Ancak yargılamayı yürüten mahkemeler, suçlayıcı olduğu iddia edilen operasyonel dosyaların içeriğini netleştirmeye çalışmamıştır. Ayrıca Hükümet konu hakkında detay sunmamıştır. Bu nedenle Mahkeme, yetkililerin gizli operasyon yürütmeleri için yeterli gerekçeler olup olmadığını veya başvuranlara suçu işlemeleri için baskı yapılıp yapılmadığını tespit edememiştir.
Usuli yönden bakıldığında, Mahkeme başvuranların mahkûmiyetlerinin her bir davada tamamen veya büyük ölçüde, gizli polis memurlarının ve muhbirlerinin doğrudan katılımıyla gerçekleştirilen polis denetimindeki uyuşturucu alma yoluyla elde edilen delillere dayandığını kaydetmektedir. Rusya hakkındaki bir davada Mahkeme, alım işleminin ve işlemsel deneylerin tamamen operasyonel araştırma organlarının yetki alanına girdiğini ve sistemin polis provokasyonuna karşı güvence sunma konusunda yapısal anlamda başarısız olduğunu tespit etmiştir. Bu koşullarda, gizli polis memurlarının ve muhbirlerin pasif durumda olmadığı konusunda iddialarla karşılaşan yargılamayı yürüten mahkemeler, operasyonun neden gerçekleştirildiğini, polislerin suça ne derece katıldığını ve başvuranların maruz bırakıldığı baskı veya teşvikin mahiyetini çekişmeli yargılamalarda tespit etmekle yükümlüdür. Polis provokasyonuna karşı yeterli yasal çerçeve veya yeterli tedbir olmaması nedeniyle, tuzak iddiasının adli olarak incelenmesi, gizli operasyon yürütülmesi için geçerli sebepler olup olmadığını ve polis veya muhbirlerin pasif kalıp kalmadıklarını doğrulamanın tek yoludur.
Ancak yargılamayı yürüten mahkemeler, polislerin daha önceden operasyonel bilgilere sahip oldukları yönündeki iddialarını kontrol etmek amacıyla herhangi bir girişimde bulunmamışlardır ve polis memurlarının başvuranlardan şüphelenmeleri için yeterli gerekçelere sahip oldukları yönündeki doğrulanmamış ifadelerini kabul etmişlerdir. Başvuranların davalarında suçların belirlenmesinden ayrı düşünülemeyecek olan tuzağa düşürülme iddialarına yanıt verilememesi, yargılamaların sonucunu onarılamayacak biçimde riske atmıştır. Ayrıca başta savcılık ve savunma tarafı arasındaki çekişmeli yargı ve silahların eşitliği ilkeleri olmak üzere, adil yargılanma hakkının temel güvencelerine ters düşmüştür.
Sonuç: ihlal (oy birliğiyle)
Madde 41: adil tazmin talebinde bulunmayan dördüncü başvuran hariç olmak üzere, başvuranlardan her birine 3,000 avro değerinde manevi tazminat ödenmesi.
(Mahkeme teşvik iddiasının adli olarak incelendiği davanın yeterli olduğunu tespit etmiştir. Bk. Bannikova / Rusya, 18757/06, 4 Kasım 2010, 135 sayılı Bilgi Notu; ve satın alma işlemleri konusunda yetki verilmesiyle ilgili olarak Rusya’da düzenleyici bir mekanizma bulunmamasına ilişkin dava için, bk. Veselov ve Diğerleri / Rusya, 23200/10, 24009/07 ve 556/10, 2 Ekim 2012, 156 sayılı Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy