Bu çeviri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Araştırma – İçtihat Biriminin () desteğiyle hazırlanmış ve Anayasa Mahkemesinin intranet sayfasında yayınlanmıştır. Bu belgenin tekrar yayınlanma izni sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin HUDOC sayfasında yer alması amacına yöneliktir ().
This translation was made available with the support of the Turkish Constitutional Court Research and Case-law Department () and published on its intranet. The permission of reproducing this document has been granted for the sole purpose of its publication on the Court’s case-law database HUDOC ().
Cette traduction a été préparée avec le soutien de la Division de Recherche et de Jurisprudence de la Cour constitutionnelle turque () et publié sur son intranet. L’autorisation de reproduction de ce document est limitée à sa publication sur la page de jurisprudence HUDOC de la Cour européenne des droits de l’homme ().
ARAŞTIRMA VE İÇTİHAT BİRİMİ (ar-iç)
BİLGİ NOTU
AİHM KARARLARI
2013/33
LAKATOŠ VE DİĞERLERİ/SIRBİSTAN
(3363/08, 7/1/2014)
Karar Metni
İlgili Maddeler
AİHS 3, 5, 6 ve 8
Hak ve Özgürlükler
İnsanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, masumiyet karinesi-özel hayata saygı hakkı
Anahtar Kelimeler
İnsanlık dışı ve aşağılayıcı muamele, tıbbi raporlar, gözaltına alınış ve sonraki yaralanmalar arasında farklılık, etkili soruşturma.
Özgürlük ve güvenlik hakkı, ilgili ve yeterli gerekçe, suçun niteliği, cezanın ağırlığı, toplumsal tepki.
Masumiyet karinesi, özel hayata saygı hakkı, başvuru yollarının tüketilmemesi.
Davanın Özü
- Kişilerin gözaltına alınışları sırasında tespit edilen yaralanmaları ile daha sonra alınan tıbbi raporlarında tespit edilen yaralanmaları arasındaki farklılığın açıklanamaması AİHS’in 3. maddesinin esas yönünden ihlaline neden olabilir.
- İnsanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağına ilişkin şikâyetlere ilişkin olarak, resen suçun faillerinin belirlenmesi ve cezalandırılması amacıyla etkili soruşturma yapılmaması, AİHS’in 3. maddesinin usul yönünden ihlaline neden olur.
- Tutuklunun serbest bırakılması hâlinde kamu düzeninin bozulacağı somut verilere dayalı olarak temellendirilebiliyorsa, bu, tutukluluk için yeterli bir gerekçe olarak kabul edilebilir. Ancak soyut olarak sadece verilecek muhtemel cezanın ağırlığı ve suçun niteliğinin zikredilmesi bu nitelikte değerlendirilemez.
- Masumiyet karinesi ve özel hayata saygı hakkıyla ilgili şikâyetler yönünden iç hukukta tazminat davası açma ve anayasa şikâyeti yoluna başvurma imkânı varsa, bireysel başvuruda bulunabilmek için bu yolların tüketilmesi gerekir.
KARARIN ÖZETİ
Olaylar ve Olgular:
Beş başvurucu, yaşlı insanlara yönelik bir dizi hırsızlık suçunu işledikleri şüphesiyle gözaltına alınmışlardır. Başvurucuların tamamı temel olarak, polis tarafından kendilerine kötü muamelede bulunulduğunu ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, özellikle, 6/11/2007 tarihinde gözaltına alındıkları ve polis merkezine götürüldükleri sırada polislerce dövüldüklerini iddia etmişlerdir. Hükümet, başvurucuların gözaltına direnmeleri ve kaçmaya çalışmaları nedeniyle polisin zor kullanmaya mecbur kaldığını savunmuştur. Başvuruculardan ilk üçü hakkında ceza davası açılmıştır. 10/7/2009’da ilk üç başvurucu, 13 hırsızlık ve 4 hırsızlığa teşebbüs eylemleri nedeniyle suçlu bulunmuştur. Birinci ve ikinci başvurucu, 14 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Üçüncü başvurucu ayrıca, gözaltına direnirken bir polis memurunu ağır şekilde yaralamaktan suçlu bulunmuş ve hakkında 15 yıl hapis cezasına hükmedilmiştir. Başvurucuların mahkûmiyetleri, 2012 yılı Haziran ayında temyiz mahkemesince onanmıştır. Bu başvurucular, yakın zamanda, 2012 yılı Aralık ayında, Sırbistan Devlet Başkanın afla serbest bırakılmışlardır. Son iki başvurucu hakkında ise savcının takipsizlik kararı nedeniyle hiç kovuşturma yapılmamıştır.
İddialar:
Başvurucuların tamamı, özellikle, nezarethanede kötü muamele görmeleri ve bu konudaki iddialarıyla ilgili yeterli soruşturma yapılmaması nedeniyle insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
İlk üç başvurucu ek olarak, alacakları muhtemel cezanın ağırlığı ve isnat edilen suçların niteliğinin, 6/11/2007-10/6/2009 tarihleri arasında toplam 1 yıl 8 ay tutuklu bırakılmalarını haklı göstermemesi nedeniyle özgürlük ve güvenlik haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
İlk dört başvurucu, basın toplantısında kendilerine bir suç örgütü olarak atıf yaparak ve basın tarafından fotoğraflarına ulaşılmasını sağlayarak polisin masumiyet karinesi ile özel hayatlarına saygı hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.
Hükümetin Savunması:
Hükümetin görüşlerine ilgili kısımlarda yer verilmiştir.
Hukuki Değerlendirme:
Mahkeme, başvuruyu AİHS’in 3. 5. 6. ve 8. maddeleri açısından ele almıştır.
AİHS 3 esas yönünden;
AİHS 3 usul yönünden;
AİHS 5 yönünden;
AİHS 6 ve yönünden;
Mahkeme, ilk dört başvurucunun tıbbi raporlarına değindikten sonra, bunların polis tarafından düzenlenen 7/11/2007 tarihli tutanaklardaki yaralanmaları ile 8,13/11/2007 tarihlerinde çekilen fotoğrafları ve tıbbi raporlarında tespit edilen yaralanmaları arasındaki farklılığın Hükümet tarafından izah edilemediği gerekçesiyle, 3. maddenin esas yönünden ihlal edildiğine karar vermiştir.
Mahkeme, başvurucuların, soruşturma yargıcı önünde, savcı huzurunda ve haklarında dava açıldıktan sonra duruşmada, karar verildikten sonra temyiz aşamasında kötü muameleye ilişkin şikâyetlerini dile getirdiklerini belirtmiş, iç hukuka ve Sözleşme’ye göre bu tür şikâyetlerin resen soruşturulması gerekirken, yetkili makamlarca faillerin tespiti ve cezalandırılması amacıyla ayrı bir soruşturma yapılmamasının 3. maddeyi usul yönünden ihlal ettiği sonucuna varmıştır.
Mahkeme, kendi beyanı dışında bir delil bulunmadığından, beşinci başvurucunun AİHS’in 3. maddesine ilişkin şikâyetini kanıtlanmamış şikâyet olarak nitelendirmiş ve açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur.
Mahkeme, isnat edilen suçun özel önemi ve toplumun belli suçlara tepkisinin tutuklamayı haklı kılabileceğini ancak bu gerekçenin ilgili ve yeterli kabul edilebilmesi için, şüphelinin/sanığın serbest bırakılmasının kamu düzenini bozacağına dair somut verilere dayanması gerektiğini, somut olayda soyut olarak suçun niteliği ve muhtemel cezanın ağırlığına dayanılmasının bu koşulu karşılamadığını belirtmiş ve ilk üç başvurucu yönünden AİHS’in 5/3. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Mahkeme, masumiyet karinesi ve özel hayata saygı hakkının ihlali iddialarına ilişkin olarak başvurucuların, iç hukuktaki manevi tazminat davası açma, kamu organlarınca bilgilerin paylaşılması sonucu doğan zararlara ilişkin olarak öngörülen özel bir yola başvurma ve anayasa şikâyeti yapma haklarının bulunduğunu belirtmiş, anılan yollara başvurulmamış olması nedeniyle başvurunun bu kısmını başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.
Full & Egal Universal Law Academy